İçeriğe geç

PAMUK ŞEKER

Bölüm 50 · 6 dk okuma

PAMUK ŞEKER

Bölüm 50

50.BÖLÜM

Kollarımın arasında kaskatı kesildi bedeni, dans eden adımları olduğu yerde kaldı. Ve hâlâ nefesini hissedemiyordum. Bir tepki versin istedim, omzunda duran elimin baskısını biraz arttırdım. Fakat hiçbir değişiklik olmadı.

Nefes almayı bile unutacak kadar heyecanlanmış mıydı?

Kendimi geri çekerek aramızdaki mesafeyi açtım. Yüzü görüş alanıma girdiğinde şaşkın şaşkın bakıyordu. Birkaç saniye sadece bakakaldı gözlerime. "Sen..."diye mırıldandı titrek bir sesle. "Ne dedin?"

Heyecanı beni de heyecanlandırıyordu. "Düşüneceğim dedim." Dudakları yavaşça iki yana kıvrıldı. Gözlerindeki donuk ifade kayboldu. "Şaka değil, değil mi?"

Başımı iki yana salladım. "Değil,"dedim. Bana kocaman bir gülümseme sundu. Ardından kollarını hızlıca bana doladı. Sımsıkı sarılırken bir an şaşkınca kalıp ne yapacağımı bilemedim. "Teşekkür ederim Defne,"diye fısıldadı. Gülümsedim, iki yanımda sallanan kollarımı yavaşça kaldırıp sırtına yerleştirdim. Dokunuşum o kadar hafifti ki hissettiğinden bile şüpheliydim.

Şarkı bitmiş ve çiftler yerlerine geçmeye başlamışlardı. Ama onun benden ayrılmaya niyeti yok gibiydi. "Şarkı bitti,"dedim uyarmak istercesine. Ben uzaklaşmasını beklerken o kollarını sıkılaştırdı. Kulaklarıma ulaşan kısık sesiyle kurduğu cümle dudaklarım iki yana kıvrılmasına sebep oldu. "Dünyanın en uzun şarkısı çalsın istiyorum."

Gülüşümü bastırıp "Hadi oturalım artık,"dedim. Etraftan bize bakmaya başlamışlardı. Ortadaki tek çift bizdik ve haliyle dikkat çekiyorduk. Yenilmiş bir şekilde "Peki,"deyip kollarını belimden çekti. Saniyeler içinde parmaklarını parmaklarıma geçirip masaya doğru ilerlemeye başladı. Şaşkın bakışlarım ellerimize çevrilirken o oldukça normal bir durummuş gibi ilerlemeye devam ediyordu. Elimi çektiğimde durup arkasında kalan bana çevirdi bakışlarını. "Sen beni yanlış anladın galiba? Henüz bir şeyi kabul etmedim, sadece düşüneceğimi söyledim." Sesim sert değildi, çünkü ona kızmamıştım. Heyecandan böyle davrandığını farkındaydım. Ve şu an karşımda ne yapacağını bilemeyen hâlleri oldukça hoşuma gidiyordu. Elini ensesine atıp bakışlarını kaçırdı. "Özür dilerim, haklısın erken tabi daha." Yerde dolaştırdığı bakışlarını yeniden gözlerime çıkardı. "Yani kabul de etmeyebilirsin sonuçta sadece düşüneceğim dedin kabul etmedin ama edersin bence. Edersin değil mi?"

Attığım küçük kahkahayla beklenti doku bakışlarının yerini önce şaşkınlık sonra hayranlık aldı. Gülüşüme bakarken onun da dudakları kıvrıldı.

Bu adam hep böyle tatlı mıydı?

Yanından geçip masaya ilerlerken "Bilmiyorum artık,"dedim imalı bir tonda. Ona düşüneceğim demiştim ama çok da düşüneceğimi sanmıyordum çünkü sanırım sonuç çoktan belliydi.

"Bilmiyor musun?" dedi hayıflanır bir tonda. Cevap vermedim, masaya geçip yerime oturdum. Gülümsememe engel olmaya çalışıyordum yoksa bu hallerinin karşısında dakikalarca sırıtabilirdim.

"Yani hiç belli olmaz ne cevap vereceğim." Elimi çeneme yaslayıp ilgiyle onu izlemeye başladım. Önce biraz yüzü düştü, hayır deme ihtimalim canını sıkıyordu. Sonra o da benim gibi bir elini çenesine yaslayıp masada bana doğru yaklaştı. "Benim inancım tam. Biraz naz ediyorsun ama senin bana gönlün var gibi." Sırıtarak söylediği cümleyle kafede çaldığı şarkıya atıfta bulunuyordu. Gözleri yine aşık aşık bakıyordu. İnsanı içine çeken bir girdap gibiydi. Ona çekilmemek çok zordu.

"Değiştin Defne,"dedi. "Bana olan bakışların, tavırların değişti. Sanki..." Gözleri gözlerime kenetlenmişken bir an duraksadı. Büyülü bir ânın içinde gibiydik ya da ben öyle hissediyordum. "Seviyor gibisin,"diyerek cümlesini tamamladığında derin bir nefes aldı. Ben ise sadece ona odaklanmıştım nefes almayı bile unutmuş olabilirdim. Oysa daha az önce ona nefes almayı unutacak kadar heyecanlandı mı diyordum. Ayrıca heyecanlanmamı gerektirecek bir durum bile yoktu. Bana sadece bakıyordu. Ama öyle güzel bakıyordu ki...

Birkaç saniye benden bir cevap bekledi. Susmayı seçtiğimi anladığında geri çekilip arkasına yaslandı. Masadaki küçük su şişesinden bardağına su doldurup içmeye başladı. Gergin görünüyordu.

"Diyelim ki ben sana olumlu cevap verdim,"diyerek söze başladığımda aniden öksürmeye başladı. Su boğazına kaçmıştı. Elinden bardağı alıp telaşla "İyi misin?"diye sorduğumda başını sallayarak bana iyi olduğunu söylemeye çalıştı. Birkaç defa daha öksürdükten sonra kendine gelmişti.

"Öyle pat diye söylenir mi be Defne?" Öksürmekten dolayı yaşaran gözleriyle sitemle bakıyordu bana. "Ama nasıl söyleyeyim? Hem bir şey demedim ki! Bir varsayımdan bahsettim."

"Bu benim hayatımda duyduğum en güzel varsayım olduğu için önceden uyarsan iyi olurdu, Poyraz sana heyecanlanacağın bir şey söyleyeceğim deseydin böyle hazırlıksız yakalanmazdım!"

Poyraz mı diyecektim? Abiyi tak diye atıvermişti. Şu konumdayken atması çok normaldi zaten ama bu tuhaf hissettiriyordu. Gerçi artık abi demek daha tuhaf hissettiriyordu. Kalbimde bu kıpırtılar varken o benim için abi olamazdı.

"Sen uyarsan bile ben yine heyecanlanırdım ya neyse...Devamında ne diyecektin? Diyelim ki sen kabul ettin?" Heyecanı geçmiş bu defa merakla bekliyordu söyleyeceğim sözleri.

"Ben kabul etsem bile ailemiz buna ne tepki verecek. Bunları da düşündün mü?Çünkü bizden böyle bir şey beklediklerini hiç sanmıyorum." Belki bunu düşünmek için henüz erkendi ama yine de zihnimi kurcalamıştı. Bu ilişkiyi onaylayacaklarını hiç sanmıyordum.

"Düşündüm Defne ama yapacak bir şey yok, sen bir kabul et de onun da bir çaresine bakacağız. Sen bunu aramızda engel olarak görme lütfen, güven bana." dedi bakışları güven veriyordu zaten. Sanırım haklıydı, önemli olan bizim hislerimizdi. Başımı onaylarcasına sallarken istemsizce esnemiştim. Düşünmekten uykusuz bir gece geçirdiğim için şimdi uykum geliyordu.

"Gidelim hadi,"deyip ayaklandı. "Uykun var, gidelim de dinlen." Düşünceli hâli kalbimde kıpırtılar oluşturuyordu. Ve ben artık bu kıpırtılara bir isim verebiliyordum. Sanırım kalbimi çoktan ele geçirmişti.

"Gidelim,"deyip ben de ayağa kalktım. Hesabı ödeyip mekandan ayrıldık. Saat de fazlasıyla geç olmuştu zaten. Bir an önce eve gitsem iyi olurdu. Ben böyle düşünüyordum ama sanırım onun acelesi yoktu. Aheste aheste yürüyordu. Adımlarımı biraz hızlandırdım belki o da daha hızlı yürür diye düşündüm ama öyle olmadı. Aynı yavaşlıkta yürümeye devam etti.

"Sen niye bu kadar yavaş yürüyorsun?" Ona doğru dönmüş ve bakışlarımı gözlerine çevirmiştim.

"Seninle daha fazla vakit geçirebilmek için,"dediğinde zorlukla yutkundum. Öylece kaldım karşısında. Tüm sözcükler yolunu kaybetti, hiçbiri ulaşamadı dilime. Derin bir nefes aldım. Bir şey söylesem iyi olurdu, resmen tutulup kalmıştım.

"Bütün günü birlikte geçiriyoruz ya zaten,"deyip yeniden yola döndüm ve yürümeye devam ettim. Biraz yavaşlamıştı adımlarım.

"Yetmiyor,"deyip yüzünü bana çevirdi. Ona bakmasam da bakışlarını hissedebiliyordum. Yanaklarıma yayılan sıcaklıkla yeniden derin bir nefes aldım.

Bana baktığı için önündeki taşı görmeyip ayağı takılınca hafif sendeledi. Dudaklarımdan kaçan küçük bir kıkırtıya engel olamadım. Güldüğümü duyunca aniden bana döndü. "Sen gül gül,"dedi. "Bir gün senin yüzünden bir yerimi kıracağım."

Şiddetle karşı çıktım. "Ben ne yaptım şimdi yaa?! Bütün suç senin. Önüne bakmıyorsun!"

Kaşlarını kaldırıp öyle mi dercesine bir bakış attı. "Ama şöyle bir durum var ki,"deyip üzerime doğru geldi. Aramızda yarım adım kadar mesafe kaldığında duraksadı. "Karşımda senin kadar güzel bir manzara varken başka yere bakmam ben!"

Kesinlikle yanaklarıma kan hücum ediyordu. Bu adam niye bu kadar romantikti? Karşısında afallayıp kalıyordum.

"Bakmazsan böyle ayağın takılır düşersin işte!"diyerek uzaklaşıp yeniden yürümeye başladım. Bizim ev bu kadar uzak mıydı ya?!

"Düşmedim yalnız,"deyip peşimden geldi. Zaten düşen o değildi bendim. Ve bunu fazlasıyla farkındaydım. Düşmekten kalbim yara bere içinde kalmıştı.

Yolun geri kalanını neyseki sorunsuz bir şekilde yürüdük. İkimiz de sessiz kalmayı seçmiştik. Ben içimde birçok şey düşünürken o sık sık bakışlarını bana çevirmişti. Ama tekrar önüne dönüyordu. Bazen bir şey söyleyecek gibi oluyor ama söylemiyordu.

Mahallenin sakin sokaklarından geçip evlerimizin önüne geldiğimizde adımlarımızı durdurup birbirimize döndük. Bakışları yine duygu yüklüydü. "Düşünmeyi unutma olur mu?"dedi. Unutmayacaktım ve muhtemelen karar vermem de fazlasıyla kolay olacaktı.

"Ve düşünürken de şunu unutma,"deyip evimizin önünde oluşumuzu umursamadan bana yaklaştı. "Seni seviyorum...Çok seviyorum."

Bölüm sonu

5 yorum

  • Muhteşem 😻😻😻😻😂😂💖💖💖💋💋💋💋👍👍✨✨🔥🔥🔥🔥🔥🔥🔥🔥🔥🔥🔥🔥🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥🤍🤍🤍🤍🤍🤍❤️🔥❤️‍🔥✨🩷💖🤍🤍🤍🤍🤍🤍

  • Yaaaaaaaaa çooooooook güzelll olmuşşş yeni bölümü bekliyorummm aaaaaaaa