İçeriğe geç

PAMUK ŞEKER

Bölüm 51 · 6 dk okuma

PAMUK ŞEKER

Bölüm 51

51.BÖLÜM

Eve girer girmez kendimi odama atmıştım. Ve odama girdiğimde de ilk yaptığım şey kapıya sırtımı yaslayıp soluklanmak oldu. Ondan etkilendiğimi artık reddedemezdim. Ve bu belki de kabullenmekte en çok zorlandığım gerçeklerden biriydi.

Elimi göğsüme bastırıp ritmini arttıran kalbimi sakinleştirmeye çalıştım. Ama bu pek mümkün değildi. Seni seviyorum deyişi hâlâ kulaklarımdaydı. Onun yanındayken kontrol edilemez bir şekilde heyecanlanıyordum. Yine öyle olmuştu. Karşısında öylece kalmıştım. Hiçbir şey söyleyememiştim. Ama söylemek istemiştim. Çünkü artık kalbimi susturmak istemiyordum.

Heyecanım yavaş yavaş hafiflerken sırtımı kapıdan uzaklaştırıp odaya adımladım. Saat fazlasıyla geç olmuştu, uyusam iyi olurdu. Kıyafetlerimi değiştirip pijamalarımı üstüme geçirdim ve yatağıma uzandım. Ama bir sorun vardı, sanki dakikalar önce uykusuzluktan esneyen ben değilmişim gibi şimdi zerre kadar uykum yoktu.

Dudaklarımda asılı kalan gülümsemeyle birlikte gözlerimin önünde onun siması belirdi. İstemsizce gülümsemem genişledi. Beni gerçekten seviyordu, buna inanıyordum. Hem de çok güzel seviyordu. İnsanı bakışlarıyla öyle bir etkisi altına alıyordu ki zavallı kalbim bu etkiye fazla dayanamamıştı.

Sırıtmayı bırakıp düşünmeye başladım. Onun beni sevdiğini kabullenmem zor olmuştu. Bunun en büyük sebebi şimdiye kadar onu hep bir abi gibi görmemdi. Hiç farklı düşünmemiştim onunla ilgili. Beni sevdiğini hissettirmemişti bana. Sevgisini göstermeye başladığında ise ondan hep kaçmıştım. Fakat sevgisi öyle güçlüydü ki bu sevginin karşısında durmak çok zordu. Ona karşı hislerimin değiştiğini farkındaydım. Bu tam olarak ne zaman oldu bilmiyordum ama kalbimde bir şeyler değişmişti.

Aramızda hiçbir engel yoktu aslında, tek engel bendim. Benim ondan kaçışlarımdı. Ama ondan kaçsam bile duygularımdan kaçamıyordum.

Kaçamadığım duygularımla çetin bir hesaplaşma içindeyken kulaklarıma telefonumdan gelen bildirim sesi doldu. Yatağımdan doğrulup telefonumu aldım. Mesaj gelmişti. Ve mesajın sahibi dakikalardır düşündüğüm kişiydi. Sadece bir mesaj atmasıyla bile heyecanlanmam normal miydi?

Uyudun mu?

Mesajı okuduktan sonra saati kontrol ettim. Eve geleli bir saat olmuştu. Çoktan uyumuş olmam gerekiyordu fakat uykumu kaçıran bazı detaylar vardı. Dakikalardır sırıtmama sebep olan detaylar.

Hayır uyumadım.

Cevap yazdıktan sonra saniyeler uzamıştı sanki. Ekrana odaklanmış ve yazmasını bekliyordum. Sanırım o da ekranın başında bekliyordu çünkü çok geçmeden yeni bir mesaj gönderdi.

Peki arasam seni, olur mu?

Saat geç olmuştu ve herkes uyuyordu. Ev sessizlik içindeydi. Yine de reddetmek istemedim. Heyecanımı düşünmemeye çalışarak cevap yazdım.

Olur.

Sadece birkaç saniye sonra ekranda arama belirdi. Derin bir nefes alıp çok bekletmeden aramayı cevapladım. "Efendim,"deyip sırtımı yatak başlığına yasladım. Sanırım bu gece uyumak benim için biraz zordu.

"Defne, neden hâlâ uyumadın?" Onun yüzündendi ama bunu bilmesine gerek yoktu. "Uyku tutmadı bir türlü,"dedim. "Uyurum birazdan." Kısa bir sessizlik oluştu aramızda. Ardından "Sen niye aradın bu saatte?"diye sordum. Derin bir nefes aldığını duydum. "Şey diyecektim,"deyip duraksadı. Ben merakla omu beklerken "Düşündün mü?"diyerek cümlesini tamamladı. Dudaklarım iki yana kıvrılırken karşı taraftan bir iç çekiş sesi duydum. "Yani uyuyamamışsın ya belki düşünmeye vaktin olmuştur dedim." Sesi fazla heyecanlı geliyordu. Telaşlı bir şekilde konuşuyordu.

"Daha ayrılalı bir saat oldu. Bu kadar kısa sürede düşünemem ki." Telefondan gürültülü bir ses geldi önce sonra sinirle söylendiğini işittim. Ama kendi kendine mırıldandığı için ne dediğini tam olarak anlayamamıştım. Telaşlı gelen sesi ve arada bir duyulan gürültüler sebebiyle ne yaptığını merak etmiştim. Şu an bu heyecanlı hallerini görmeyi çok isterdim.

"Düşünemezsin değil mi?"diye yeniden onaylama ihtiyacı hissettiğinde "Hayır,"dedim. Oysa düşüneceğim çok da bir şey yoktu. Yanındayken hızla çarpan kalbim, onu düşündüğümde bile sebepsizce gülümseyen dudaklarım tek bir şeye işaret ediyordu.

Ben onu seviyordum...

Kendime bile zorla itiraf ettiğim bu gerçeği ona nasıl söyleyecektim bilmiyordum ama sonunda duygularımı netleştirdiğim için hafiflemiş hissediyordum.

"Tamam o zaman,"dediğinde hâlâ düşünmediğim için duyduğu memnuniyetsizlik sesine yansımıştı. Yine sessizlik hüküm sürdü telefonlarımızın arasında, sanırım konuşacak bir şey kalmamıştı ve artık kapatmamız gerekiyordu ama ben konuşmaya devam etmek istiyordum. Beni sevdiği için sürekli ondan kaçtığım adamla şimdi birkaç cümle daha konuşabilmek için söyleyecek bir şeyler arıyordum. Hayat insanı hiç tahmin etmediği durumlara sürükleyebiliyordu.

"Sen de uyumamışsın?"dedim sorarcasına. Aynı saniyede cevap verdi. "Uyuyamıyorum ki!" Sesinde sitem vardı. Yine hafif bir gürültü duyuldu. "Sen tahmini ne zamana düşünmüş olursun acaba? Çünkü ben bu heyecanı fazla kaldıramıyorum da!"

Dudaklarımdan kaçan küçük kahkahaya engel olamadım. Sabırsızlığı beni keyiflendiriyordu. "Sen gül tabi,"dedi isyankar bir şekilde. "Burada heyecandan uyuyamayan benim. Daha önce hiç bu kadar stres yaptığımı hatırlamıyorum. Bana hayır demeyeceğini düşünüyorum ama küçük de olsa bir ihtimal diyebilirsin ve bu beni geriyor."

Yanılıyordu, heyecandan uyuyamayan tek kişi o değildi. Artık karar verdiğim için onu daha fazla bekletmek istemiyordum. "Yarın,"diye mırıldandım. "Yarın kararımı sana söyleyeceğim."

Bu defa güçlü bir gürültü duydum. Ardından "Kahretsin!"diye öfkeyle söylendi. Kaşlarım çatılırken "Ne oluyor, iyi misin?"dedim.

"İyiyim iyiyim,"deyip duraksadı. Derin bir nefes alıp "Sadece fazla aşığım ve sen bir gün benim kalbime indireceksin."dedi. Eğer yarın kararımı söyleyeceğimi öğrendiğinde bu kadar heyecanlanıyorsa kim bilir kabul ettiğimi duyduğunda ne tepki verecekti.

Tam cevap vermek için dudaklarımı araladığımda odamın kapısı çalındı. Ve hemen ardından açıldı. Abim kapıdan başını uzattığında yakalanmış gibi hissettiğim için donup kaldım.

"Sesini duydum da bir bakayım dedim sorun mu var diye. Ama telefonda konuşuyormuşsun. Kiminle konuşuyorsun gece gece?" Hızlı hızlı konuşurken şüpheli bakışları üzerimdeydi. Gece gece derken özellikle kelimelerin üstüne bastırmıştı.

"Egemen mi o?" Telefondan gelen sesi şimdilik duymazdan gelip abime cevap verdim. "Sorun yok abi. Ceren'le dertleşiyorduk sadece."

Kaşları çatılırken kapıyı daha çok açıp odama girdi. "Ceren mi?"dedi önce. Sonra telaşla "Derdi mi varmış?"diye sordu. Bu defa şüpheyle bakan bendim. Cevap vermeyip şüpheli şüpheli bakınca "Yani sabah konuşsaydınız günler çuvala mı girdi canım!"diye söylendi.

"Ulan Egemen daha şimdiden aramıza giriyor!" Poyraz'ın sesiyle gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Evet Poyraz... Artık sadece Poyraz.

"Niye abi gece dertleşilmez diye bir kural mı var?" Ters ters bakti bana ardından arkasını dönüp odadan çıkarken "İyi bir şey demiyorum konuşun. Çözün dertlerinizi,"dedi. Odamdan çıkıp kapıyı kapattığında derin bir nefes aldım. Neyseki bir şey anlamamıştı ama ben fazlasıyla gerilmiştim. Bir de çözün dertlerinizi diyordu, eminim ki bahsettiği dert Ceren'e aitti. Zaten Ceren deyince hemen bir telaşlanmıştı.

"Ceren de olduk iyi mi?!" diye kısık bir sesle söyledikten sonra "Gitti mi Egemen?"dedi.

"Evet,"deyip yatağıma uzandım. Şimdi de bir an önce sabah olsun istiyordum. Ona olan duygularımı artık öğrensin istiyordum.

"Kapatalım mı artık?"dediğimde birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra yeniden iç çekip "Kapatalım,"dedi. "Nasıl olsa ne kadar konuşsak da ben sana doyamayacağım."

Kalbim dile gelse yeter artık diye bana isyan ederdi sanırım. Ama isyan etmesi gereken kişi Poyraz'dı. Bu sözleri kalbime zarardı.

"İyi geceler,"dedim gülümsemekten artık yanaklarım ağrırken.

"İyi geceler ama keşke bugün 21 Haziran olsaydı."

"Neden?"diye sordum bir an anlamayarak.

"21 Haziranda en kısa gece yaşanıyor. Ve ben bir an önce sabah olsun istiyorum o yüzden." Coğrafya'yı da katmıştı romantikliğine. Artık söyleyecek bir sözüm yoktu. Verebildiğim tek tepki daha da hızlanan kalbimdi. Ben bir şey söylemeyince "Neyse kapatalım uyuyalım ve hemen yarın olsun,"dedi. Ardından bir anda bağlantı kesildi. Kaşlarım çatık bir şekilde ekrana bakakaldım. Telefonu suratıma mı kapatmıştı?! Umarım onu sevdiğimi öğrendiğinde heyecandan bayılmazdı!

İstemsizce sırıtırken mesaj kısmına girip ona mesaj yazmaya başladım.

Telefonu suratıma mı kapattın sen, bana mı öyle geldi?

Aslında zaten kapatacaktık ama sadece onunla uğraşmak hoşuma gidiyordu. Bu mesajı gördüğünde telaşla beni arayacağına emindim. Ama dakikalar geçse de mesajımı görmedi. Yapacak bir şey yoktu, telefonu kapatıp bıraktıktan sonra sabırsızca gözlerimi birbirine bastırdım. Uyumak istiyordum artık, çünkü bir an önce sabah olmalıydı. Haftalardır kaçtığım, sevmekten korktuğum kişiye tutulmuştum ve yarın bunu ona söyleyecektim. Sabırsızlığımın tek sebebi buydu. Ama gözlerim sanki bana savaş açmış gibi uykudan bihaberdi.

•••

Poyraz telefonu kapatır kapatmaz yatağına girmişti ve gelen mesajdan da bihaberdi. Tek istediği uyumaktı, hiçbir günün sabahını böyle heyecanla beklememişti.

Konuşurken de eli ayağı birbirine dolaşmıştı ve sürekli bir şeyleri düşürüp durmuştu. Defne'nin kararını yarın söyleyeceğini öğrendiğinde telaşla hareket ettiği için masanın üstünde duran bibloyu düşürmüştü ve biblo artık paramparçaydı.

Neyseki kendisi hâlâ tek parçaydı.

Defne'nin Poyraz'da bıraktığı etki inanılmazdı. Aşkı kalbine sığmıyordu artık. Sabırsızlıkla uyumaya çalışırken tek duası duygularının karşılık bulmasıydı.

Bölüm sonu

2 yorum