"Bazı yaralar kabuk bağlar. Bazılarının izi ise bir ömür insanın teninde kalır."
“Esma, oku kızım şunu.” dedi Gurur bey elinde ki telefonu Esma'nın eline tutuştururken. “Tabi Gurur bey.”
📰 GÜNDEM MAGAZİN
Yılın düğünü! Yalın Kandemir ve Efil Seher evlendi! 💍🤍
İş dünyasının en gözde isimlerinden Yalın Kandemir, dün akşam düzenlenen görkemli bir törenle Erhan Seher'in kızı Efil Seher ile dünyaevine girdi.
*nikah fotoğrafları*
Nikâh öncesi gerçekleşen fotoğraf çekiminde objektiflere yansıyan romantik kareler sosyal medyada kısa sürede gündem oldu. Özellikle çiftin öpüştüğü anlar, hayranlarından binlerce yorum aldı.
"Bu kadar yakışan bir çift görmedik."
"Yalın Kandemir'in Efil Hanım'a bakışları çok şey anlatıyor."
"Masal gibi düğün."
yorumları dikkat çekti.
📸 Gündem Olan Kare!
"Yalın Kandemir karısını bir an olsun yalnız bırakmadı!"
*fotoğraf çekiminde çekilenler*
Fotoğraf çekiminde eşini kucağına alan, sırtında taşıyan ve romantik pozlar veren Yalın Kandemir'in bu tavırları sosyal medyada büyük ilgi gördü.
Birçok kullanıcı;
"Adam resmen gözlerinin içine bakıyor."
"Protokol yüzünden diyenler ne diyecek? Basbaya buram buram aşıklar!!"
şeklinde yorum yaptı.
🔥 Sosyal Medya Karıştı!
#YalEf etiketi düğünün ardından kısa sürede gündeme oturdu.
En çok beğeni alan yorumlardan bazıları:
@berenberenberen:Adamın bakışları aşırı gerçekti.
@minichamanichin:Bu öpücük prova olamaz.
@karga:Yeni favori çiftimiz!
@uzumbugusu:Yalın Kandemir yıllardır ilk defa bu kadar mutlu görünüyor.
@zaizzai:Efil çok zarif gerçekten taş gibi kadını bulmuşsun vay be yalın
“Sağol kızım gidebilirsin. Makbulleye söyle bana bir kahve hazırlasın.” Bana ve yan tarafımda oturan Yalın'a döndü. “Ee sizi nereye balayına gönderelim? Bodrum mu yoksa çeşme mi?” Yalın ona dik dik baktı. “Gerek yok, nikah kıydık bitti işte.” Dedi sakin olmaya çalışarak. Ne zaman babasını görse sinirleniyordu.
“Efil kızım” dedi nazik bir sesle Gurur Bey. “Bodrum'a mı gitmek istersin, Çeşme'ye mi?” cevap vermedim. Versem büyük ihtimalle Yalın çok sinirlenirdi. Bana kızmıyordu ama sinirlendi mi belli oluyordu. Yalın'a baktım sinirle solurken başını onaylar anlamda salladı. “Efil? Hangisini istersin kızım Bodrum mu, yoksa Çeşme mi?”
“Siz nasıl uygun görürseniz.” dediğimde güldü. “Olur mu öyle şey sizin balayınız.” Bu sözden sonra Yalın sinirle salondan çıkıp gitti. Arkasından alık alık bakıyor olacağım ki Gurur Bey söze girdi. “Bodrum'a ne dersin?” dediğinde başımla onayladım.
“Ha Efil instagram hesabı aç kızım.” Şaşkınlıkla ona baktım. “Ben mi?”
“Evet sen ilk postunda düğün fotoğraflarınız olsun olur mu? Gidebilirsin.” Başımla onayladım ve odamıza doğru çıkmaya başladım. Odaya girdiğimde yoğun bir sigara kokusu vardı. Sigara kokusuyla olduğum yerde kalakaldım. “Baba?” dedim titrek bir sesle.
Mayıs 2010-İlahi bakış açısı
Elinde tavşan oyuncağı ile evde koşturuyordu Efil. Küçük kızın lüle lüle kahve saçlarının üstü iki kuyruk olarak bağlanmış altı ise salık bırakılmıştı. “Efil koşturma kızım!” Seherler'in evinde yıllardır çalışan Ayşe Hanım Efil'i hep severdi. Annesi öldükten sonra anne olmuştu minik kıza. Efil'in sanki sadece annesi ölmemiş, babası da beraberinde gitmişti ve yerine çok kötü bir üvey baba gelmişti. Böyle diyordu küçük kız, Ayşe ablasına. Küçük kızın babası son bir senedir sık sık şiddet uyguluyordu. Ne zaman sinirlense karşındakinin altı yedi yaşlarında bir kız çocuğu hele ki onun kızı olduğunu hatırlamadan sinirini ondan çıkarırdı.Küçük kız evde koştururken birden babasına çarptı. Burnuna gelen yoğun sigara kokusuyla yüzünü buruşturdu.Her zamanki gibi sinirliydi babası canı sıkkındı. "Özür dilerim baba..." dedi korkuyla bir adım geri çekilerek.Babası tek kelime etmedi. Elindeki sigaradan derin bir nefes çekti. Gözlerini küçücük kıza dikti. Ayşe Hanım mutfaktan çıktığı gibi ikilinin yanına doğru yürüdü. "Erhan bey, çocuk isteyerek yapmadı. Koşuyordu sadece." Babası sert bir bakış attı. "Sen karışma." Efil korkudan olduğu yerde donup kalmıştı. Bir adım daha geri atmaya çalıştı ama minik ayakları korkudan tir tir titriyordu. "Baba..." Sözünü bitiremeden babası küçük kızın kolundan sertçe tuttu. "Koşma demedim mi ben sana?" Canı acıyordu. "Baba, özür dilerim..." Erhan Seher elindeki sigaraya son kez baktı. Küçük kızın kolundan tutarak çalışma odasına çıkardı. Arkadan küçük kıza acır gözle bakan hizmetliler vardı. Odaya geldiğinde küçük kızı sertçe yere attı Erhan. Zavallı kız bunun için çok narin ve küçüktü. Sonra hiç düşünmeden sigarayı küçük kızın omzuna bastırdı. Küçük kız acıyla bağırmaya başladı. Her kıpraştığında babası aigarayı daha çok bastırıyordu. “Baba! Baba, ne olur yapma canım çok yanıyor!” diye feryat etti küçük kız. Zavallı yavrucak acı içinde feryat figan bağırırken yardım etmeye dahi korkuyorlardı. “Özür dilerim baba. Yemin ederim bir daha koşmayacağım.. Baba yapma canım çok yanıyor!” Erhan Seher sigarayı yere atıp ayağıyla söndürdü. "Bir daha sözümden çıkarsan bununla kalmaz." Küçük kız hıçkırıklarını tutmaya çalışarak başını defalarca salladı. “Çıkmam baba..." Zavallı kız korkudan kekliyor, iki kelimeyi bir araya getiremiyordu. "Defol odana." Efil korkuyla yerden doğruldu. Omzu öyle çok yanıyordu ki kolunu hareket ettirmeye bile cesaret edemiyordu. Gözyaşlarını silmeye çalışarak odadan çıktı. Kapıyı açar açmaz karşısında Ayşe Ablası'nı gördü. Tüm hizmetlilerin vicdanı sızlardı yapılanlara ama Ayşe'nin yüreği yanardı. Çocuğu olmazdı Ayşe ile Hüseyin'in Efil ile kız kardeşini çocuk gibi bilirlerdi. Doğumlarına, büyümlerine şahit olmuşlardı. Küçük kız daha fazla dayanamadı. "Ayşe abla..." Titreyen sesi duyulur duyulmaz koşup Ayşe ablasının boynuna sarıldı. Küçücük bedeni hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. "Canım benim..." dedi Ayşe, onu kucağına alırken. "Çok acıyor Ayşe abla... Çok acıyor..." Dedi hıçkırıkları arsında omzunu göstererek. Erhan kapı önünde olanları izlerken Ayşe'ye döndü. “Pansumanını yap iz kalmasın.” dedi hissizce. Tek önemsediği başkasının göreceği bir sigara yanığıydı. Ayşe Hanım'ın gözleri doldu. Küçük kızın saçlarını okşarken omzundaki yanık izini gördüğü an yüzü bembeyaz kesildi. “Peki Erhan Bey.” dedi kekeleyrek. Çalışma odasının kapısı sertçe kapandığında Efil'i sıkı sıkı sardı Ayşe hanım. Hızlıca salona indirip başka bir hizmetliye döndü. "Tuğba pansuman çantasını getir" Tuğba koşarak getirdiğinde küçük kıza acıyarak bakıyordu. Çalışma odasının kapısına baktı sesini alçattı önce. "Ne yaptı yine o cani?" Ayşe kızın yarasına bakınca şoka girdi. "Allah'ım..." Titreyen elleriyle Efil'i kendine daha sıkı sardı. "Tamam kuzum... Ben buradayım. Geçecek." Küçük Efil başını Ayşe ablasının omzuna gömüp ağlamaya devam ederken Ayşe pansuman yapmaya çalışıyordu. Yedi yaşındaki bir kızın omzunda söndürülen sigara yanığına yanık kremiyle pansuman yapıyordu.O gün omzunda oluşan yanık izi hiç geçmedi. Yıllar geçti, acısı hafifledi belki ama izi hep onunla kaldı. Unutmak istediği her gün o izle hatırladı belki.







