Manga – Bu Son El
Son sayfalara geliyordum artık. Açelya Koza'nın kitapta yazan düğünü ile günlüğünde yazan düğününü karşılaştıracaktım. Aynı tür bir ölüm bekliyordum ve eğer haklı çıkarsam sanırım doktor Erdem Mirza'ya ufak bir misafirliğimiz olacaktı, çat pat ya da çat kapı mı demeliydim?
Son bir veda gibi olmamıştı bu. Bu his çok kötü, bir o kadar da kırmızı. Bütün gürültünün bana koca bir sessizlik olarak yansıması iyi değil. Bugün bembeyaz olmalıydım, kırmızı değil. Ağlamamalıydım, aksine gülmeliydim bugün, belki kahkalar patlatmalıydım ardı arkası kesilmeyen. Eğlenmeliydim ve evlenmeliydim. Ben bugün burada bembeyaz gelinliğimin üzerinde yatan Kaan'ın kan revan içerisinde kalmış haline ağlıyor olmamalıydım. O kurşun bana gelmeliydi, ona değil. Canım acıyor, kalbim sıkışıyordu. İçine giydiği beyaz gömleği yerini kırmızı bir renge bırakarak veda etmişti, tıpkı benim üzerimdeki gelinliğim gibi. Giden herkesin sorumlusu ben iken, ölen kişi Kaan Sargın olmamalıydı.
Arkamdan bağıran sesi düşünmek istiyordum. Kim olduğunu, neden tam ateş edildiği sırada bana adımla seslendiğini, bunları düşünmek istiyordum, bunları merak ediyordum fakat sorgulayacak takati kendimde bulamıyordum, şu an olmazdı. Tek odak noktam Kaan'ın cansız bedeniydi. Sevgilimi, sevdiğimi, canımı, hayatımı kaybetmiştim ben az önce. Etrafımdaki bağırışlar hala daha da devam ediyordu ama biraz azalmıştı. Duyabiliyordum fakat etraf karanlıktı gözümde. Kim dedim, kim neden yaptı? Bu düşünce dahi zorlayarak zonkluyordu adeta beynimde. Böyle olmamalıydı. Bu masal mutlu sonla bitmeliydi, bizim romanımızın sonu insanları imrendirmeli, mutluluktan ağlatmalıydı.
Ellerimin arasındaki kafasına sarıldım sımsıkı. Nefes almaması adeta nefesimi kesiyordu. Aldığım her nefes boğazıma takılıyor ve bir yumakmış gibi orada kalarak nefes almaya çalıştıkça güçlü bir acı veriyordu. Gidemezdi, gitmezdi ki o, neden gitti? Gözlerimi sımsıkı kapatarak yeniden açtım. Yüzünü gördüm yeniden. Sımsıcak elleri, buz gibiydi dokunduğumda. Yüzü bembeyaz kesilmişti, gömleği ise beyazlığının tam aksine kırmızıya bırakıp gitmişti. Hüngür hüngür ağlamalarım devam ederken göz kapaklarına dokundum. Ela gözlerinin içi artık samimi gelmiyordu, gelemiyordu çünkü artık yoktu bana bakan bir çift ela göz. Pes etmişti artık yaşamaya, direnmeye...
Gözlerini kapattım okşayarak ardından kirpiklerini öptüm kocaman bir öpücükle. Sonra dudaklarına dokundum. Eski kiraz dudakları buz gibiydi artık, dolgunluğunu ise çoktan kaybetmişti. Solgun dudaklarına doğru eğildim ve ''Ben seni çok sevdim, bu dünyada.'' diyerek sıkı bir içtenlikle öptüm dudaklarından. Kızılım diye bir ses yankılandı kulaklarımda, onun bana seslenişi. Hunharca yaş akmaya başladı gözlerimden. Sevgimiz yetersizdi yaşamamız için. Benim ölümümü kurtaran aşkımız, onun sonu olmuştu. Omzuma dokunan bir el hissettiğim anda abimin sesini duydum, beni kaldırmaya çalışıyordu. Bir anlığına doğruldum ve etrafıma boş boş bakındım, Salon bomboştu, herkes gitmişti. Gözlerim kararmıştı, anlık bir sarsılma ile Kaan'ın yanına yığılıp kalmıştım. Bitmişti artık, ikimizde ölmüştük. Şu andan itibaren ben canlı bir ölüydüm, o ise cansız bir hayaldi. Hıçkıra hıçkıra ağlarken anlamıştım ki, bir daha bu galaksiye bizim gibi bir ikili daha gelmeyecekti. Ruhu çoktan iki dünya kalkanına ulaşmış olan sevgilime baktım son defa. Bu defa sondu işte, son. Bu sona veda edemeyen sevgilime karşı son cümlelerimi kurmaya başladım. ''Elveda'' dedim usulca. ''Elveda herşeyine aşık olduğum adam, elveda.''
. . .
''Kaan, Kaan nerede?'' ''Açelya sakin ol, alışacaksın.'' beni kendince teselli etmeye çalışan kıza doğru dönerek sordum. ''Sende kimsin, Kaan nerede?'' ''Yok.'' nefes aldı ve devam etti. ''Açelya sakin ol.'' Ne demek yok ne saçmalıyordu bu karşımda duran kız. ''Kaan'ı göreceğim.'' ''Kaan öldü anla artık, o öl dü.'' hayır ölmemişti. Herkes gibi beni kandırmaya çalışıyordu bu kızda. ''Ölmedi Asren.'' adını nerden hatırladığımı bile bilmediğim bu kız hakkında şu an hiçbir fikrim yoktu. ''Uyan artık Açelya, o rüya çoktan bitti.''
İşte asıl hayatımı karartan bu cümleyle, son buldum. Doğruydu, uyanmalıydım artık. Mırıltıyla tekrarladım kendimi inandırmaya çabalarcasına ''Uyan artık Açelya..'' yutkundum. ''Bitti Rüya!''
Artık herşey rayına oturmuştu. Uzun bir istişare sonucunda artık tüm ipucunu birleştirmiş ve ipin ucunda Erdem Mirza'nın olduğunun farkına varmıştık, sıra herşeyi açıklamakta, ve dava açmaktaydı ve bu sayede artık Erdem Mirza'nın fişini çekebilecektik.