(sabah 7:30)
Alarmım çalırken çıldıryordum kalmak istemiyordum sabahın 8.30 da okul mu olurmuş diye söylenirken yıkanndım ve okul üniformalarımı giydim birkaç birşey atışdırdıktan sonra evden çıktım ve otobüse yetişmem gerekiyordu
bende yetişmek için durağa koşturuyordum. Ama ne yazıkkı otobüsü kaçırmıştım eğer otobüs beklemeye devam edersem okula geç kalacaktım bende bir gazla koşarak okula gittim, sonunda okula varmışım hemen telefonumdan saate baktım bir dakika geç kalmıştım koşarak sınıfa çıktım ders matematikte neyseki hoca sakin ve anlayışlı biriydi geç kalmamı sorun etmemişti direk yerime oturdum ve dersi dinlemeye başladım hoca tahtaya çıkmamı söyledi ilk önce terredütte kalmıştım yerimden de yapabilirdim soruyu kalkmama gerek yoktu ama hocaya karşı gelemezdim aslında tahtaya kalmamamak istememim bir nedeni vardı eskiden her tahtaya kalktığımda arkadaşlarım benimle dalga geçerdi ve benim yanlış yapmamı sağlardı artık bu korkularımım yenmem gerektiğini biliyordum ama nasıl yapıcağımı bilmiyordum, tahtadaki soruyu yaptım ve oturdum arkamda oturan kız işlemimin yanlış olduğununı kendi işleminin doğru olduğunu söyledi hoca ne kadar doğru olduğunu söylesede kız konuşmaya devam etti ona sadece bir bakış atmıştım ve bu bakış onun susmasını sağladı, matematik dersi bitmişti sıradaki dersimiz. Korece idi bizim kızlar dururmu bir süslenmeler bir süslenmler onlara baktıkça göz zevkim bozuluyordu neyseki zil çalmıştı ders başlamak üzereydi ah cidden bu insanlar delirmiş olmalılardıki joong hocanın yüzünü tshirtün üzerine yapıştırmış bu insanlar gerçekten çok gülünçler diye düşünürken joong hoca gelmişti sınıfta sanki zombiler vardı hepsi birbirinden deli ve aptal, niye bir insan çığlık atsın ki hocayı görünce, ilk işimiz club seçme olmuştu hoca rastgele seçiceğini ve herkese bir tane club düşüceğini söyledi nedeni ise okulda çoğu kişi seçim yapıcaktı clubler çok dolu olmasın diyeymiş ne kadar saçma ya bana ya şimdi spor clubu gelmezse ben napıcam diye söylenirken hoca benim Kore edebiyatında olduğumu söyledi tamam güzel kitap okumayı seviyorum spor olsaydı iyi olurdu ama olsun diye düşünürken joong hoca bana "bende Kore edebiyatındayım" dediği gibi bütün kızlar sanki beni çıkışta öldürücekmiş gibi bakıyordu onlar cidden cani gibileri joong hoca için beni dövmeye hazırladı buna emindim, daha sonra joong hoca bir yarışma olduğunu ve okullar arası olduğunu söyledi bunu duyar duymaz gözlerim fal taşı gibi açılmıştı neyle ilgili olduğunu sorduğumda joong hoca "dövüş" dedi. Evet bu gün benim günümdü joong hoca "katılmak isteyen varmı gerçekten dövüşte kendisine güvenen kişiler olsun" dedi ve dediği gibi parmağımı kaldırmıştım ve o sıra tüm sınıf bana gülmeye başlamıştı sanırım gerçekten beni çok hafife alıyorlardı aptallar diye düşüren joong hoca listeye beni ve üç kızı yazmıştı yarın kimin seçileceği ile ilgili okulda yarış yapılacaktı ve koçumuz joong k hocaydı anlayamamıştım neden bir Korece hocası dövüş koçumuz oluyordu zil çalmıştı joong hoca yanıma gelip "minji yarın kütüphanede club toplantısı olucak gelmeyi unutma" dedi ve gitti daha bismillah kim bilir daha clubü seçme şansı olmayan bile olabilirdi bu ne hızdı.
Eve gelmiştim yemeğimi yedim, dersimi çalıştım ve uyumaya gittim ama uyku tutmuyordu oysaki çok yorgundum uyumamı sağlayan tek şey dövüş video ları izlemkti
Sabah (6:50)
çok erken kalmıştım gidip bugunkü seçimler için hazırlamıştım saat 8'e doğru geliyordu koşarak hazırlanıp evden çıktım otobüste erken gelmişti evwttt bügün çok şanslıydımm umarım heyecandan saçma sapan hareketler yapmam diye söylenirken okulun durağında indim. Çok merak ediyordum acaba joong hoca nasıl bir Koç diye düşünürken bugun kütüphane clubu oldugu aklıma geldi. Sanırım çok fazla kişi seçicekti Okulumun kitap kurdu olduğunu düşünmüyorum hepsi joong hoca için çok saçma o adamda ne buluyorlar acaba hayır yani bende mi sorun vardı yoksa onlar ağır ergenlikmi geçiriyorlardı düşüncelerine kapılıp gitmiştim sınıfa varmışım. İlk derse girecektik daha sonrasında ise bizi çağıracaklardı ilk ders bitmişti ikinci derse girmiştik ki nöbetçi gelip "dövüş yarışma sı için seçmelere katılan arkadaşlar bu ders spor salonuna insinler" diyene kadar. Çok heyecanlanmıştım kalpten gidebilirdim bu seçmeleri kazanıp yarışıda halletikten sonra kimse beni tutamazdı diye söylenirken spor salonun önündeydim ve çok kalabalıktı bir yarış için bu kadar insan vay be... Şansa bakın ki listenin sonundaydım sıranın bana gelmesi çok zordu ama dikkatimi bir şey çekmişti joong çok sinirliydi onu ilk defa böyle görüyordum çok fazla açık sözlüydü onun yüzünden insanlar ağlayarak sınıfına çıkıyordu ama bu durumdan o rahatsız olmuyordu değişik adam insanların kalplerini çok çabuk kırabiliyor düşündüğümden daha hızlı bir şekilde ilerleniliyordu ve sıra bana gelmişti joong hocanın gözleri benim üzerimdeydi o gerçekten çok karizmatik ama tipim değil diye söylenirken joong hoca nazik bir biçimle "başlayabilirsin minji" dedi. Siz bu adamın bu cümleyi nazik söylemesine alınmayın az sonra içinden her an bir şeyler çıkabilir neyse konumuza dönelim bir kaç bildiğim hareketi yaptım daha sonra joong hoca yanıma gelerek "sana biz haber vericez minji sınıfına çıkabilirsin" dedi. Bidakka bana kızmadı sert bir dille konuşmadı bu iyi bir şey mi yani diye düşünürken aklıma ben değilde kim seçilcek bütün hareketlerim seung ho nun ku gibiydi net seçildim diye söyleniyordum ki aklıma bugun öğle arası tenefüsünde club toplantısı olduğu aklıma geldi. Koşarak kütüphane clubunun yolunu tuttum lakin burda kimse yoktu oysaki geç kalmıştım diye kendi kendime söylenirken omzumda bir el hissettim korkudan sıçrayarak arkama döndüğümde bu joong hocaydı bana endişelenme bendim dedi aklınca beni sakinleştirmeye çalışıyor deli adam ya +hocam korktum. dedim o ise - özür dilerim minji amacım seni korkutmak değildi, dedi bende peki hocam dedim merakımdan duramayıp "neden kimse yok ben mi saati karıştırdım" diye soru sordum joong hoca ise bana "minji artık bu klupte bitek sen varsın bu kütüphane klubunu saçma sapan kişiler başka amaçlar için kullanıyor sen artık benim yardımcımsın sana güveniyorum minji" ben donmuş bir şekilde neler olduğunu anlamaya çalışıyordum koskocaman Kütüphane de sadece o ve ben varım, aslında belkide bu sayede buzlarımızı eritiriz.