“Kimsin sen” diye bağırdım. Elindeki hançeri indirdi. “Sen evine gizlice girenlere hep bunu mu sorarsın küçük kız? Merak ediyorsan söyleyeyim. Ben senin katilinim.”
~A’dan~
Bir yandan kahvemi yudumluyor, bir yandan da çalışma masamda yeni görevimle ilgili bilgileri inceliyordum. Bu seferki görev çok kolay görünüyordu. Liseli bir ergendi ve sadece ablası vardı. Bana verilen görevde sadece küçük olanı öldürmek vardı fakat yoluma çıkan olursa onu öldürmekten de asla çekinmezdim.
Telefonumun melodisini duyunca kahvemi masama koydum ve arayan kişiye bakmadan açıp telefonu kulağıma götürdüm. “Ne var” diyerek açtım telefonu. Karşıdaki ses duymaya alışık olduğum adamın sinir bozucu sesiydi.
“Sana attığım e-postayı inceledin mi? Kabul ediyorsan parayı hesabında bil”
Umursamaz ama kendimden emin bir sesle,
“Kabul ediyorum. “ dedim
Aynı zamanda da bilgileri Eren’e atıyordum. Eren bilgilerde bir sıkıntı olmadığını, görevi rahatlıkla kabul edebileceğimi bildirince telefondaki ufak sessizliği bozarak “Harekete geçiyorum. “ diyerek yüzüne kapattım. Siyah kapüşonlu pelerinimin kapüşonunu yüzümü kapatacak şekilde kafama geçirdim. En çok kullandığım silahlarım olan hançerimi kemerimin tokasındaki yerine koydum. Normalde susturuculu silahımın bir kurşununa da bakabilirdi ama bu şekilde daha zevkliydi.
Hazır olduğumdan emin olunca dairemden çıkıp kapıyı çektim.
Herşeyim hazırdı. Konuma son bir kez daha baktım ve Yıldırım’ın dar sokaklarında gecenin karanlığında yürümeye başladım. Artık durdurulamazdım. En azından öyle sanıyordum.