Masanın üstünde pasta vardı. Pastadaki notta ise 'Benimle çıkar' yazıyordu. İstemsizce kahkaha attım. Burak onlar gelince arkamı dönüp baktım. "Ulan Batu 'Benimle çıkar mısın?' yazacaktın. 'Benimle çıkar.' ne?" Diye söylendi Kerem, Batu arkandan "Yer kalmadı." Deyince Burak tam karşıma geçti. Belimden tutup kendine çekti.
"Demek ki iş başa düştü. Benimle çıkar mısın?"
Burak bana ciddi ciddi bakarken "Sanırsın evlenme teklifi ediyor pezevenk." Diye söyleyen Efe tüm ciddiyetimi bozdu. "Çıkarım." Dedim, Batu elindeki konfetiyi patlayıp "Artık gelini öpebilirsin." Deyince gülümsedim. Burak dudağıma yaklaşınca onu beklemek yerine birden Burak'ın dudağına yapıştım. Geri çekilip Burak'a sarıldım. "Bizim kız da hızlı çıktı." Dedi Ulaş, sarılmayı kesip gülümsedim. Efe pastayı elinde getirip bana gösterdi. "Yalnız ben pasta sevmem." Dedim, Ulaş ayağa kalkıp "Bu da zaten yemek için değil." Deyip pastayı yüzüme yapıştırdı. Refleks ile gözümü kapattım. Gözümü açtığımda Burak'ın da yüzünde pasta olduğunu gördüm. "Hay sizin ayarınızı sikeyim." Diye mırıldandı Burak.
Kerem'in yanına gidip yüzümü Kerem'in tişörtüne sildim. "Kuzeniz diye maf ettin şuan güzelim tişörtü." Dedi, gülerek Kerem'e baktım. Ardından lavaboya gidip yüzüm yıkadım. Burak da arkamdan gelip yüzünü yıkadı. Onu beklerken eliyle bana su attı. "Yapma." Diye söylendim.
Lavabodan çıkıp salona geçtim. Efe tekli koltuğa ters bir şekilde oturup kafasını yere değdirirken görünce kahkaha attım. Koltuklardan birine oturup ortamdaki sohbeti dinledim. Bahsettikleri konu Efe'nin büyük aşkı olan marketteki kızdı. İsmini yanlış hatırlamıyorsam ismi Luna'ydı. Efe büyük aşkını anlatırken yanındaki sevgilisini anlatmamıştı. "Tabi beni görünce bi vuruldu." Dedi Efe, Efe cümlesini bitirince gülerek "Bi de sevgilisi vardı, bizi kovdu." Diye söyledim. Efe bana gözlerini dikip bakarken ters oturduğu için ciddi alamıyordum.
Ortamdaki konular iyicene değişince Ulaş'ın sevdiği kızı öğrendim. İsmi Melis'miş. Anladığım kadarıyla dokuzuncu sınıfta aynı sınıftalarmış ama sonra kız başka bir okula nakil vermiş. Okuldan ayrılsa da Ulaş ile konuşmaya devam ediyormuş. "Ee niye ayrıldınız?" Dedim, Ulaş bıkkın bir ses tonuyla "Bilmiyorum." Diye söyledi. Batu kahkaha atarak "Kızı da umursamamıştır bu gavat." Dedi. Ulaş Batu'ya bakıp göz devirdi. "Halen daha seviyon mu lan?" Diye soran kişi Burak'dı. Ulaş cevap vermek yerine sırıtınca biz zaten cevabı almıştık.
"Yüz yılın aşığı Ulaş Rayif!"
Efe bağırırken güldüm. Akşama kadar konuşmuştuk. Akşam olunca film izlemeye karar verdik ama hiçbir şekilde film seçemeyince vazgeçtik. Herkes kendi halinde takılırken ben de telefonumla ilgileniyordum. Telefonuma oyun indirip oyuna girdim. Saat iyicene geç olunca herkes kendi yatağına doğru geçiyordu. Yatak derken Efe ve Batu koltukta uyuyacaktı, Kerem ve Ulaş misafir odasında, Burak kendi odasında. Ee ben nerede yatacağım? Yanımdaki Burak'a döndüm "Ben nerede yatacağım?" Diye sordum, Burak bana sırıtarak bakınca omzuna vurdum.
"Benim uykum var, odamdan çıkın." Diyerek salondan kovan Batu'ya baktım. Efe Batu'nun yanında yatmış elindeki telefona bakıyordu. "Kocamla beni yalnız bırakın." Diye söyledi Efe, Batu Efe'nin kafasına vurup "Uslu dur, köpek." Diye uyardı. Gülerek salondan çıktım. Hangi odaya gireceğimi bilemdiğim için Burak'ın arkamdan gelmesini bekledim. Ulaş ve Kerem zaten odaya geçmişti. Burak gelip omzuma kolunu koyunca ona baktım. "Niye burada dikiliyorsun?" Diye sordu, dudağımı buruşturup "Hangi odaya gideceğimi bilmiyorum." Dedim, Burak gülerek eliyle kendi odasını gösterdi etti.
Burak'ın odasına gelince yatağına oturup ona baktım. "Yani beraber mi yatacağız?" Diye sordum Burak dolabın oradan uzaklaşıp bana baktı. "Yer yatağı çıkarıyordum ama istersen beraber yatarız." Diye söyledi. Yüzündeki sırıtmayı görmezden geldim. "Yer yatağında yatacağım." Dedim, Burak'ın itiraz edip 'Hayır, ben yatarım orada.' demesini bekledim ama nafile. Hemen kabul etti. Burak yer yatağını hazırlayınca yatağa geçtim.
Burak ışıkları kapatınca kendi yatağına geçip "İyi geceler manit." Diye söyledi, kendimi toparlayıp Burak'a baktım. Gülümseyip kendi yer yatağımdan kalkıp dudağının kenarını öptüm. "Rüyama gel, özlerim." Dedim gülümseyerek. Dudağımı öpmesiyle sırıtışımın yerini tebessüme bıraktı. Belinden kavrayıp kendine çekerek anlıma düşen saç tutamlarını geriye doğru itti. "Ne kadar da çabuk özlemişsin beni, yoksa aşık mısın?" Dedi tek kaşını kaldırarak yalandan sorgular bir şekilde gözlerime baktı. Burak'ın tepkilerini izlerken sırıttım. "Hem de Bihter'in Behlül'e aşık olduğu kadar." Deyip kendi yatağıma geçerim.
Cumartesi
Efe'nin kulağıma bağırması ile uyanınca gözlerimi deviririm. Yatağa oturup Efe'ye bakarım gözüm yer yatağında kayınca gülümserim. Beni buraya mı koydu? Acaba ne zaman ben bu yatağa geçtim? "Efe defol." Diye söylenip yatağa yattım. Kafama yastığı çekip yüzüme bastırdım. Yastık işe yaramayınca tamamen yorganın içine girdim. "Uyuyacağım." Diye mırıldandım. Efe'nin kahkaha sesi ikiye katlanınca Batu'nun geldiğini anladım. Zaten bu ikisi birlikte olunca tam sinir oluyorlar!
Yastık darbesi alınca sinirlenip yorganı çekmesinler diye yorganı tuttum. "Kalk yoksa bağırırım." Diye söyledi Efe. Bunlardan kurtuluş yok bari anlaşma yapalım. Battaniyeyi üstümden çekip yanıma yatmaları için yuvarlandım. Birden yataktan düşünce sinirle çığlık attım. Batu ve Efe kahkaha atarak bana bakarken onlara ters bir şekilde baktım. "Muhteşem bir düşüş oldu, başarıların devamını diliyorum." Dedi Efe, Batu ise gülmekten konuşmuyordu bile.
Battaniyeye dolandığım için önce ellerimi çıkarttım. Ardından ayağa kalkıp ayaklarımı da çıkarttım. Resmen kurtuldum şu illet şeyden! Kafamı ovalarken Efe ve Batu'ya baktım. Batu kamerayı çıkarıp video çekmeye başlayınca gülümseyip poz vermeye başladım. "Bana aşık olduğunuz için her anımı video çekiyorsunuz." Diye söyledim gülerek. Ardından kafamı ovaladım. "Beynim falan akar mı? Zaten az var." Diye söylendim. Batu telefonu cebine sıkıştırınca Efe yanım gelip başıma baktı. Endişeli bir şekilde bana bakarken "Yok bi şeyi gülüyor." Dedi Batu, bunun üzerine kahkaha attım.
Efe ise eline yastık alıp bana vurdu. "Benim için endişelenirmiş." Dedim alayla. Yerdeki battaniyemi kaldırıp yatağı toparlamaya başladım. Batu ve Efe odadan çıkınca ben de yatağı toparlayıp salona geçtim. İçeriden Kerem'in "Siktirin lan piçler!" Diye bağırma sesi gelince güldüm. Demek ki sıra Kerem ve Ulaş'a geçmiş. Salonda etrafa baktım. Televizyon kumandasını alıp televizyonu açtım. Koltukta yayılarak uzanırken televizyonun birden kapanmasıyla kumandaya vurdum. Açılmayınca anlık bir şok geçirdim. Nasıl bu taktik işe yaramadı? Salondan çıkıp odaya geçerim ama Burak'ı göremeyince mutfağa gittim. Tam da tahmin ettiğim gibi Burak mutfaktaydı. Dolaba yönelmiş yiyecek bir şeyler arıyordu. Tezgaha oturup gülümsedim.
"Benim gibi bi tatlıyı orada bulamazsın." Diye söyledim. Dolabı hala karıştırırken sesimi duyunca başını kaldırıp bana baktı. Tezgaha oturduğumu görünce gözlerini kısıp ellerini dolaptan çekti. Bana doğru yaklaşıp "Seni yiyeyim o zaman?" Diye sordu. Ben halen daha gülümserken tam önüne durup ellerini iki yanına koyarken gözlerime baktı. Gözlerim Burak'ın dudaklarına kayınca sırıttım. Tezgahtan biraz daha ileri gelip "Olur ye." Diye cevap verdim. Gülümseyip tezgahtan indim. Burak'ın önünde durup dudaklarına bakmayı kestim. Gözlerine bakıp sevimli şekilde gülümsemeye çalıştım. "Bebek." Deyince göz deviririm. Burak saçıyla uğraşmaya başlayınca "Bebek mi?" Diye sordum.
"Bebeksin."
Burak'ın saçını düzeltip "Böyle daha tatlısın, bebek." Dedim.
Dudağımı yalayıp gülümsedim. Burak ise dudaklarıma bakıp sırıttı. Kafasını onaylarcasına aşağıya yukarıya salladı. "Bebek sensin." Deyip işaret parmağını alnıma doğru hedefleyip kafamı biraz ittirdi. Bu resmen savaş ilanı! Göz devirip önünden çekildim. "Bebek sensin." Diye alay ederek salona geçtim. Kerem'lerin salonda olduğunu görünce Kerem'in yanına gidip ona sırnaştım. Kumandayı tekrar elime alıp televizyonu açmaya çalıştım. Televizyon açılmayınca kumandaya tekrar vurdum. Ayağa kalkıp hafif bir şekilde televizyona vurdum ama nafile. "Bu nasıl işe yaramaz ya?" Diyerek söylendim. Tekrar Kerem'in yanına geçtim.
Ulaş bana bakıp "Bu Defne de delirdi, boş televizyonu izliyor." Diye söyledi. O sırada Burak da salona gelmişti. "Açılmasını bekliyordum." Dedim, Burak bana yandan bir bakış atınca gülümsedim. Batu telefonda biri ile mesajlaşınca kiminle mesajlaştığını merak edip kafamı biraz yukarı kaldırırım. Mesajlaştığını göremeyince tekrar normal bir şekilde otururum. Batu onun telefonuna baktığımı fark etmiş olacak ki uyandığımda çekmiş olduğun videoyu açıp bana gösterdi. "Tipe bak, düştüğünde de çok komik çıkmışsın." Dedi kahkahalar eşliğinde. Kerem göz ucu ile bakınca "Bir de poz vermiş." Dedi gülerek.
Yanımdaki yastığı alıp Batu'nun kafasına atmaya çalıştım ama Batu eliyle yastığı tuttu. Elime diğer yastığı alıp tekrar attım. Neyse ki bu sefer tutamamıştı ki kafasına geldi. Ardından ayağa kalkıp televizyona baktım. Bu niye açılmadı ya? Arkadaki fişin çıkmış olduğunu görünce eğilip fişi taktım. Televizyonu açılınca yere oturup televizyonu izlemeye başladım. Bu sefer gülen Ulaş olmuştu. "Sadece fiş yüzünden mi bu kadar debelendin?" Dedi Ulaş, dediklerinde haklı olduğu için ben de güldüm.
Aklıma Efe ve Batu'nun dün beraber izlediği dizi geldi. Pis bir şekilde sırıtarak televizyondan YouTube'a girdim. Bilerek izledikleri dizinin sonraki bölümünü açtım. İntikam soğuk yenen bir yemektir! Gülerek konuşmaya başladım. "Bak burada ölecek! Pardon. Siz daha bu bölüme gelmemiştiniz dimi?" Diye söyledim. Batu bana yastık atınca Efe bağırmaya başladı.
"Sen var ya niteliki dolandırıcısın!"
Batu'nun attığı yastıklar bitince Efe yerdeki yastıkları alıp bana atıyordu. Ben ise kahkaha atıyordum. Yastıklar benim yanımda birikince elime alıp bi Efe'ye bi Batu'ya atıyordum. Gülme krizine girip kahkaha atmaya devam ettim. Efe ve Batu ayağa kalkınca korkunun ecele faydası yok diye düşünüp koltuğun arkasına geçtim. Çok geçmeden gizli sığınağımı bulmuşlardı. Ayağa kalkıp geri geri yürürken dikkatlerini dağıtmak için boş yaptım. Kapının yanına doğru gelince ikisine uzaktan bir öpücük atıp Burak'ın odasına doğru kaçmaya başladım. "Ev ahali! İnsan katlediyor!"
Bağıra bağıra odaya geçince kapıyı kapatıp dolabın içinde saklandım. Dolabın deliğinden bakmaya başladım. Benim arkamdan odaya daldıklarında boş oda görünce bir an duraksadılar. Gülmemi tutmak üzere ağzımı elimle kapattım. "Nerede bu?" Diye sordu Efe Batu etrafa baktı, yatağı gözüne kestirerek yavaş adımlarla ilerledi. Yatağa yaklaştığında ise hızlanarak arkasına baktı ama kimsenin olmadığını fark edince "Yok lan." Diye söylendi. Efe Batu'ya bakıp "Banyodadır." Deyince ikisi de odadan çıktı.
İkisi de odadan çıkınca "Yırttık." Diye mırıldanıp dolaptan çıktım. Odanın kapısından biraz kafamı çıkarıp etrafa baktım. İkisini de banyonun önünde görünce gülümseyip sessizce banyoya doğru yürüdüm. Banyonun kapısının önünde yaslanıp ikisine baktım. "Sabah güvercinleri, beni mi arıyordun? Ah, yoksa dizideki karakterin öldü bedenini mi?" Dedim alayla. Ellerimi göğsümde bağlayıp gülerek konuşmama devam ederim. "Merak etmeyin, ceset dışarıda bulunuyor." İkisinin de bana bakmasıyla gülümseyip banyodan çıktım. Hızlı adımlarla salona geçtim. Salona gelince "Kurtulmuşsun." Diye Kerem'e karşılık saçımı savurdum. Koltukta olan Batu'nun telefonunu gördüm. Telefonu elime alıp koltuğa oturdum. Telefonu karıştırmaya başladım.
"Hâlâ ceset diyor ya, yakında senin yahnini çıkaracağım anlamıyorsun!" Diye bağıran Efe'ydi. Arkamdan salona geldiklerinde ikisi de pes etmiş gibiydi. Efe bana hiç sana bakmadan kendini koltuğa atıp uyumaya çalıştı. Batu ise telefonu görüp yanıma geldi. Pis pis sırıtıp "Galerindeki gizli sekme ne?" Diye sordum. Batu'nun cevap vermesini beklemeden gizli sekmeye tıkladım ama kilit olunca Batu'ya geri baktım. "Şifren ne?" Diye tekrar sordum. Ben bunu sorarken Kerem ayağa kalkıp "Ben kahvaltı hazırlayacağım." Demişti ve mutfağa geçmişti. Batu gözlerini büyüterek "Hey, şifremi asla vermem ayrıca içindekileri görmeyi sen de istemezsin." Diye uyardı ardından telefonumu elimden almaya çalışırken havaya kaldırmamla elimden kaydı. Telefon tam Batu'nun kafasına düşünce bi acımadı değil.
Yalandan iç çekip gülerek yüzüne çarpan telefonunu aldım. Şifre yerinde parmak izi tuşu çıkınca gülümseyip sana Batu'ya baktım. "Acıdı mı kafan?" Diye sordum. Gülerken bi yandan elini tutup parmak izini yapmaya çalıştım ama parmak izi almaya çalıştığımı anlayınca elini çekti. Bir hamle ile telefonunu alınca Küçük Emrah gibi ortada kaldım.
Ulaş koltukta uyumuştu. Uykudan yeni kalkmanın verdiği etki ile telefona baktı. "Ne bu gürültü evde savaş oluyor herhalde." Dedi Ulaş ardından konuşmaya devam etti "Bi uyutmadınız." Burak beni savunsun diye onun yanına gittim. Resmen yalaka oldum. "Ulaş kış uykusundan uyanmış." Dedi Burak, ben gülünce Burak omzuma elini koydu. Ulaş yandan sırıtıp "Kış uykusu değil, sadece uyumayı seviyorum ve siz evde savaş veriyorsunuz ben uyurken sanırım." Diye söylendi. Burak teslim olurcasına ellerini yukarı kaldırdı. "Benim alakam yok hakim Bey." Dedi, ben de ellerimi havaya kaldırıp "Benim de." Diye söyledim.
Efe kafama yastık atınca ellerimi aşağı indirip çocuk gibi işaret parmağımla bi Efe'yi bi Batu'yi gösterdim. Koltuğa iyicene yayılıp oturdum. "Beni uykumdan uyandırdılar." Diye savunma yaptım. "O da spoiler verdi." Diye söyledi Efe. Efe'ye göz devirdim. Uzattığım parmağımı çekip Batu'ya baktım. Bana dil çıkarmış bakıyordu. "Ulaş al şu köpeği. Konsantrasyonumu bozuyor." Dedim. Batu bana karşı pis pis bakarak "Neyin konsantrasyonu? Vereceğin spoilerin mi? Pis düşman." Dedi, istemsizce kahkaha attım. Ulaş kollarını önünde bağlayarak kafasını iki yana salladı ve derin nefes alıp verdi. "Kavga etmeyin lan. Çocuk musunuz siz? Bıraksam birbirinizi öldüreceksiniz." Diye uyardı bizi.
Burak'a bakıp "Burak, akşam bunları öldürelim. İki tl olan miraslarına biz sahip çıkalım. Nasıl fikir?" Dedim, Burak bana bakıp gülümsedi. Kafama yine yastık gelince sinirle baktım. Bi bitmedi bu evdeki yastıklar! "Lan mirasımı nereden biliyorsun!?" Diye bağırdı Efe, Efe'ye göz devirip tekrar Burak'a baktım. "Olur yaparız." Diye fısıldadı Burak. Efe onlara ağzımı görmesin diye elimle kapatıp "Akşam yapalım." Diye söyledim.
Burak sesli bir şekilde gülümseyip ayağa kalktı. "Yiyecek bir şeyler var mı?" Diye sorarak mutfağa doğru geçti. Ben de ayağa kalkıp "Bu ayılar bitirmediyse vardır." Diye söyledim. Mutfağa geçince Kerem'e baktım. "Oha Kerem! Bu ne!?" Diye bağırdım şaşkınlıkla.
