İçeriğe geç

Oyun Bozan

Bölüm 11 · 10 dk okuma

Oyun Bozan

Bölüm 11

11. Bölüm

Küçükken çizgi filmlerde kalpli göz görüyordum. Ne kadar saçma olduklarını düşünüyorum ama çocuk aklı işte gözüm kalp şekilde olsun diye her gün aynaya bakıyordum. Belki bir gün gözlerimin içi kalp şekilde olur diye. Diğer insanların küçüklük hayali bambaşkaydı ama ben o kalpli gözleri istiyordum. Şimdi daha iyi anlıyorum. Şuan kalbimin hızlı atma nedeni olan Burak benim o kalp şekildeki gözlerimi görebiliyor çünkü o bana bakınca içindeki aşkı gözlerinde görebiliyorum.

Zaten kalpli gözlerin olayı bu değil miydi? Gerçek aşkı gözlerden anlamak... Aslında o çizgi filmlerde bizi hayatı öğretiyorlardı ama biz sadece izleyip geçiyorduk.

Burak geri çekilince bizi izleyen o mükemmel öğretmen elindeki telefonla yanımıza gelmişti. Meğer bizi izlemek yerine hepsini video çekmiş, müdüre gösterecekmiş. Dediğini de yaptı. Mükemmel bir şekilde okuldan uzaklaştırma aldık. Tabi ki bunu alırken Kerem öğretmenin çektiği videonun suç olduğunu demeyi de unutmadı. Bunun yüzünden az kalsın Kerem de uzaklaştırma alacaktı. Bize okulda kendi haklarımızı savunmayı öğretiyorlar ama bu hakları onlara karşı savununca uzaklaştırma ile tehdit ediyorlar. Bize böyle mi eğitim verecekler? Acınacak bir haldeyiz.

Okuldan uzaklaştırma aldıktan sonra bizimkiler ile konuştuk. Onlara okulda kalmalarını söyledik ama inatla okulu asmak istediklerini dediler. Bu kadar büyük ısrarın üzerine bizimle beraber deniz kenarında olan banklardan birine gitmiştik. Hep beraber simit ayran gömüyorduk. "Ulan ben aç değilim niye simit yiyoz?" Diye isyan eden Batu'ya baktım. Haklıydı, hepimiz oturmuş boş boş simit ayran keyifli yapıyorduk. "Martı mıyız biz?" Dedi Ulaş, istemsizce gülümsedim.

"Ben diyorum ki yeni çiftimizi kutlamak için simit yiyelim ama siz buna mızmızlanıyorsunuz." Dedi Efe, yeni çift dediği Burak ile ben miydim? Yok Ulaş ile Kerem (!) Yanımda olan Burak'ın omzuma başımı koydum. "Arkadaşlar ben anneme uzaklaştırma aldığımı nasıl diyeceğim?" Dedim iç çekerek. Annem ile arkadaş gibiyiz ama konu dersler olunca düşmanım gibi davranıyordu. "Deme." Diyen Efe'ye baktım. Ne kadar zeki bir insan ya! Keşke bu zekanın birazı ziyan olur diye bağış yapsa. "Defi boş ver okulu." Dedi Batu, ben de Batu'nun bunu demesini bekliyordum. Şimdi boş verdim okulu. "Hafta sonu kimde kalıyoruz?" Ne hafta sonu ya? Nereden çıktı şimdi bu? "Ne alaka?" Dedi Kerem, boşuna kuzenim değil işte. Kuzenliğin aklı bir derler yoksa başka bir şey mi derlerdi? "Akrabalarım geliyor, hem de baba tarafı." Dedi Batu, Kerem ile birbirimize bakıp sırıttık.

"Bize gelin." Dedi Burak, her gün birinde mi kalacağız? Ev hasreti çektirecekler. "Baban nerede?" Dedi Kerem. Bütün gözler Burak'taydı. "İş gezisi vardı en son sabah gitti ne zaman döner bilmiyorum." Dedi, simitimi yerken aklımdan halen daha anneme nasıl diyeceğim geçiyordu. Acaba çok kızacak mı? En fazla beni evlatlıktan reddeder. Yani ne olacak ki? Okulun önünde Burak dudağıma yapıştı. Sanırsın kopya çektim! Elimi dudağıma götürdüm. Ciddi ciddi beni öpmüştü. Beni seviyordu ve Kerem bunun yanlış olduğunu demişti. Efe'nin öksürük sesi ile ona baktım. "Dudak hanım." Diye kahkaha attı Batu, elimi hızla dudağımdan çektim. Yanımda oturan Burak omzuma kolunu atıp kendine çekti. "Karışmayın lan kıza." Diye uyardı, gülümsedim.

Bir süre sonra oturduğumuz banktan kalktık. Önce bizim eve geçtik. Hafta sonu için kıyafet alacaktım. Bizim evden kıyafetleri alırken Batu ve Efe odamı karıştırıyordu. Kerem ve Ulaş üstte yani Kerem'lerin evindeydi. Burak ise yatağıma uzanmış beni bekliyordu. "Efe şuna bak." Diye söylendi Batu, acaba bu sefer ne buldular? Umursamadan çantama pijamamı koyup çantamı kapattım. Tokalarımdan birini alıp Burak'ın yanına geçtim. "Bu sende kalsın kaybedersem senden alırım." Dedim, Burak elimdeki tokayı alıp bileğine taktı. "Ben de istiyorum." Diyen Efe'ye baktım. İşaret parmağımla tokalarımın olduğu kutuyu işaret ettim. "Orada var al istediğini." Dedim, işim tamamen bitince Kerem onlar da gelmişti bile. Hep beraber arabaya bindik sonraki durak Ulaş'ın evi!

Ulaş, Efe ve Batu'nun evleri derken anca Burak'ların evine gelmiştik. Eve girince etrafa baktım. Buz renkleri ile donatılmış bir evdi. Duvarlar tamamen bomboş, sanki biri evde ölmüş ve o günden sonra asla değişmemiş gibiydi. Batu ve Efe 'En son ben vurdum' diyerek birbirini koşturuyordu. Ulaş üstünü değişmiş, pandalı pijamasını giymişti. "Çok güzelim be." Diyerek evde dolaşıyordu. Evet, bunu Ulaş yapıyordu. Kerem mutfağa geçmiş pizzaları ısıtıyordu, ben ise evde gezerek bizimkiler ne yapıyor diye bakıyordum.

Bizimkiler demişken Burak nerede? Odaları gezmeye başladım. İlk girdiğim yerin lavabo olması da komikti. İkinci odaya girince Burak'ı gördüm, telefonda konuşuyordu. Yanına geçip ona baktım. Bana gülümseyince ben de ona gülümsedim. "Hayır baba, hallederim ben." Dedi Burak, Burak'ın elini tutup ona baktım. "Tamam kapatıyorum." Deyip telefonu kapattı ardından bana baktı. Elini belime koyup kendisine doğru çekti. "Sinirli misin bana?" Dedi, böyle yakınlaşınca sinirim kalmıyor ki. Hem neye sinirlencektim tam olarak?

Kafamı olumsuz anlamda salladım. "Öpeyim o zaman." Dedi, bi an kendime gelip geri çekildim. "Bana çıkma teklifi etmeden olmaz." Dedim, evlenmeden olmaz gibiydi ama küçük versiyonu. "Defne manitamsın artık, vatana millete hayırlı olsun." Dedi, alay mı ediyo bu? Alay ediyorsa komik ama ciddi ise daha komik. Elimi uzatıp "Eyvallah koçum benim." Dedim, Burak gülerken odanın kapısı açıldı. Gelen kişi Efe'ydi. "Pardon pardon! Giyin üstümüzü kapalı benim gözüm!" Diye bağıran Efe'ye baktım. Kapalı derken bir gözü kapalı diğer gözü açık ve bize bakıyordu. Sapık bu çocuk. "Mallanma." Diye uyardı Burak.

"Pizzalar olmuş, gelin." Diye söylendi Efe, Burak kapıya ilerlerken "Ben üstümü değişip geliyorum." Dedim, Burak arkasını dönüp bana baktı. "Sen gelene kadar bitirir bunlar." Dedi, Efe kıs kıs gülerken "Bitirmezler." Dedim, Burak odadan çıkınca Efe de hızla odadan çıktı. Tabi çıkarken "Biz hızlı yiyoruz Defi!" Diye bağırmayı da ihmal etmedi. Pijamamı giyip yanlarına geçtim. Harbi bir pizzayı bitirmişler hatta ikinciye geçmişlerdi. Burak'ın yanına oturup pizzadan bir dilim aldım. Batu bir şeyler anlatıyordu Efe ise Batu'nun ağzına pizza soktu. "Az konuş çok ye." Dedi Efe, gülüp kendi pizza dilimime odaklandım.

Acaba her zaman Efe ve Batu bu kadar yakın mıydı? "Siz nasıl tanıştınız?" Diye sordum Efe'ye bakarak. Batu'nun ağzına pizza dilimi olduğu için Efe cevap verdi. "Bu bana aşık olmuş, itiraf etti." Batu hızla ağzındaki pizza dilimi yutup yağlı ellerini Efe'nin üstüne sildi. "Ölüyordum aşkımdan." Dedi, Efe Batu'nun ağzına pizza sokunca kahkaha attım. Elimdeki pizza dilimini bitirdim. "Orta okulda zorbalık görüyordum. Batu benim tek arkadaşımdı yani beni koruyan tek kişi." Dedi Efe, kolayı alıp içtikten sonra yerine koydu ve konuşmaya devam etti. "Bu mal tek arkadaşım olunca aynı liseyi kazanmaya çalıştık. Kazanınca da bunlarla tanıştık." Diye anlattı.

Pizzalar bitince ortalığı toparladık. Tam her şey bitti oturacağız derken annem arayınca derin bir nefes alıp verdim. Mutfağa geçip tezgaha oturdum. Telefonu açtım. "Defne neredesin?" Diye ses geldi annem, sesinden anladığım kadarıyla sinirliydi. "Kerem'lerleyim." Dedim. Burak mutfağa gelince bana baktı. "Okuldan bir mesaj geldi Defne, umarım bu gün bir nisandır aksi taktirde senin için hiç iyi olmaz." Dedi annem, tahminen ne zaman cenaze namazım kılınır?

Burak bardağa su dökerken "Annecim, ben eve gelince sana açıklayacağım." Dedim, şirin şirin konuşunca yumuşar diye düşünüyorum. Burak suyu içerken onu izliyordum. Sanırsın karşımda biskolata reklamı çekiyor şerefsiz. "Ben senle evde zaten çok güzel konuşacağım Defne!" Diye annem bağırınca telefonu acele ile kulağımdan çektim. "Tamam annecim ben de seni seviyorum." Deyip hızla telefonu kapattım.

Tam tezgahtan inecekken Burak önüme geçip elini belime sardı. "Annen sinirli mi?" Dedi, bu ne yakınlık aslanım? Sen hayırdır? "Biraz." Dedim, Burak gülümserken Ulaş içeri girdi. Burak ile Ulaş'ı izliyorduk. Ulaş ise buzdolabından çikolata alıp gitti. "Tuhaf." Deyip tezgahtan indim. Burak ile salona geçtiğimizde Ulaş bize bakıp "Siz neredeydiniz?" Diye sordu. Bu kadar umursamaz olunmaz. "Mutfaktaydık." Dedi Burak.

Ulaş bize karşı kaşlarını çatarak baktı. Ciddi ciddi bizi görmemiş miydi? Bi insan nasıl bu kadar umursamaz olabilir? Gözünün önünde olan bir şeyi dahi göremiyor. Bir şey demeden koltuğa oturdum. Burak yanıma oturunca elini tutup sessizce Burak'ın eliyle oynamaya başladım. "Onu bunu bırakın da ben çok sıkıldım." Diye söyledi Efe. Kerem bana doğru bakıp "Annen bir şey dedi mi?" Diye sordu, kaşlarımı yukarı kaldırıp "Fazla kızmadı ama eve gidince kızacak gibi duruyor." Dedim, Kerem gülmeye başladı. "O zaman sen de bizim eve gelirsin." Dedi. Burak elimi tutunca anlık olarak gözüm oraya kaydı. Tekrardan Kerem'e bakıp "Tabi canım, ölene kadar kalırım sizde." Dedim alaylı tavrımla. Neyse ki bu alaylı tavrım çok uzun sürmedi çünkü tam kafama yastık yedim. "Benim burada canım sıkılıyor diyorum." Dedi Efe, iyi de bana niye yastık atıyorsun? Burak yastığı alıp Efe'ye geri attı. "Lan bi sus, ne yapacağımızı düşünüyoruz." Dedi, Efe olmayan saçını savurup ayağa kalktı. "Demek bu kız için benimle olan ilişkini bitiriyorsun." Dedi Efe, ardından kıvırtarak salondan ayrıldı. Arkasından bakarak güldüm.

Efe kıvırtarak geri gelince ona baktım. "Biriniz de kalkıp yanıma gelmedi." Dedi. Batu'ya bakınca Batu eliyle ona öpücük attı. Efe cilveli bir şekilde omuzlarını salladı. Ardından yanıma oturup beni sıkıştırmayı başardı. Onca yer varken neden yanıma geldi bu? "Ya ben gelecektim ama erken geldin." Dedi Batu, Efe Batu'nun dediğini umursamadan kolunu omzuma attı. "Ağdan var mı?" Diye fısıldadı Efe kulağıma. Kafamı çevirip Efe'ye baktım. "Yok." Diye söyledim. Efe derin bir iç çekip "Tüh ya." Dedi, tek kaşımı yukarı doğru kaldırmaya çalıştım. "Niye ki?" Dedim, Efe pis pis sırıtınca şerefsizlik yapacağını anladım.

Birden oturduğum yerden ayağa kalktım. "Biz Efe ile karşıdaki markete gideceğiz bir şey isteyen var mı?" Dedim ardından Efe'ye baktım ve kalkması için kaş göz yaptım ama Efe anlamayınca kolundan tutup çektim. "Bana petito alsana." Dedi Ulaş, bu çocuk pandalı olan her şeyi seviyor galiba. Gülümseyip "Başka bir şey lazım mı?" Diye sordum, kimseden ses çıkmayınca Efe ile evden çıktık. Efe önden atlaya zıplaya giderken ben ise arkasından annesi gibi "Yapma düşeceksin." Diye söyleniyordum.

Markete girince etrafa baktım. Oldukça büyük bir marketti. Her şey o kadar düzenliydi ki buranın yöneticisi kesinlikle başak burcu olmalı. Ağda alırken Efe yanıma gelip "Al istediğini sonuçta sevgilinin kartı bende." Dedi, bu Efe bütün kartları nasıl buluyor? Gülümseyip petito aldım. "Ulaş iki tane petito ile doymaz." Dedi Efe ardından petitoyu kutusu ile aldı. Petitoları bana verince Efe ortadan kayboldu. Te Allah'ım ya. Efe tekrar yanıma geldi ama bu sefer market arabasıyla. "Atla güzelim." Dedi Efe, şakaya vurup güldüm ama Efe beni kucağına alıp market arabasına bindirdi. Efe ile beraber abur cubur olan rafın yanına gittiğimizde market arabasına bir sürü şey koyuyorduk. Efe market arabasını birden ittirince "Efe!" Diye uyardım. Efe market arabasını tutup "Bırakmam seni aslan, aksiyon kasıyorum." Dedi, istemsizce güldüm. Efe tekrardan market arabası hızla sürünce sinirle ona baktım ama arkamda Efe'yı göremedim. Hadi bismillah...

Market arabasından inmeye çalıştım ama üstümde olan abur cuburlar buna engel oldu. "Efe!" Diye bağırdım. Marketin tam ortasında duran tanıtım reyonlarına çarpınca durdum. Tanıtım reyonundaki malzemeler de yere düşmüştü. Sinirle üstümdeki abur cuburları kenara çekip market arabasından çıktım. "Efe neredesin!?" Diye bağırdım. Efe koşarak yanıma gelince kahkaha atmaya başladı. Efe'nin kafasına vurup "Neredesin ya sen?" Diye sordum, Efe gülmeyi kesip içten bir nefes alıp verdi. "Şu ilerideki kıza bakıyordum, dalmışım." Dedi, bahsettiği kıza baktım. Sarı saçlı, siyah bir gözlük takmıştı. Giydiği kıyafetlerin vücudunu iyicene belli ediyordu ama itiraf etmem lazım giyim tarzı harika.

"Git konuş." Dedim, Efe bana bakıp "Ne konuşacağım?" Dedi. Hayatımın en zor şeyini yapmaya çalıştım yani mantıki düşünmeye çalıştım. "Ya 'Cennetten düşerken bir yerin acıdı mı?' de." Diye söyledim, Efe bana karşı ters ters bakıp "Melekler gözükmezdi falan da diyeyim mi?" Dedi alayla. Market arabasının tutma yerine geçip "Hadi Efe, nazlanma." Dedim, Efe bana yaklaşıp "Saçımı düzeltsene." Dedi, saçını düzelttim ama pijama ile olmamız bozdu sanki?

Efe kızın yanına gidince ben de market arabasıyla hemen yanlarındaki içecek yerine geçtim. "Selam güzellik." Dedi Efe, yavşaklık modu açılmış bunun. "Hay?" Dedi kız, gülmemek için dudaklarımı içe doğru bastırdım. Kız yabancıydı ve bildiğim kadarıyla Efe'nin ingilizcesi pek yoktu. "Bak gülüm, sen yani you." Dedi Efe, kız gülerken ben limonata aldım.

"Heh anladın, şimdi kiss me."

Kendimi tutamayıp Efe'nin dediğine kahkaha attım. "You are very sweet." Dedi kız, kafamı çevirip ikisine baktım. Kız Efe'nin yanağını öpmüştü. Kızın yanına bi erkek gelince "Ne oluyo lan burada!?" Diye bağırdı, şimdi sıçtın Efe. "Luna!?" Diye bağırdı erkek demin Efe'nin yavşadığı kıza bakarak. Demek kızın adı Luna.

Efe'nin yanına gidip "Ben de seni arıyorum." Dedim, Efe bana 'Sıçtım.' bakışı atarken gülmemek için kendimi tuttum. Elimi erkeğe uzatıp "Kamera şakası yapıyorduk." Dedim, karşımda duran iri erkek bana ters ters bakınca elimi çekip Efe'nin elini tuttum. "Sevgilim, gidelim mi artık?" Dedim, Efe bana bakıp "Hı." Diyebildi.

Markettekileri ödedikten sonra eve geçtik. Eve girer girmez "Ulan başımıza neler geldi!" Diye bağırdı Efe, kimse ses vermeyince elimizdeki poşetleri mutfağa bırakıp salona geçtik. Salonda kimseyi göremeyince Efe'ye bakmak için arkamı döndüm ama Efe de yoktu. Çok güzel bir şakaymış gerçekten (!)

"Sizinle mi uğraşacağım ya?" Deyip Burak'ın odasına geçtim. Yatağa geçecekken hayalet sesi gibi 'vu' sesi gelince sinirle odadan çıktım. "Komik değil!" Diye bağırdım. Sesin geldiği yere yani salona geçtim. Masanın üstüne bakınca istemsizce gülümsedim.

Bölüm sonu

3 yorum