İçeriğe geç

Oyun Bozan

Bölüm 10 · 11 dk okuma

Oyun Bozan

Bölüm 10

10. Bölüm

Okulun içine küçük bi köpek girmişti. O kadar tatlıydı ki onu severken ne yapacağımı unutup sınıfa geri dönmüştüm. Kerem'in yanına geçip "Okula köpek girmiş." Dedim gülerek, Kerem köpekleri çok severdi. Bana bakıp "Dışarı çıkalım mı?" Dedi, Kerem'e gülümseyip "Olur zaten köpek de dışarıda olur." Dedim, Kerem ayağa kalkıp kolumu tutunca beraber sınıftan çıktık.

Bahçeye gelince bana bankta tek başına oturan Burak'ı gösterdi. "Ondan hoşlanıyor musun?" Dedi, şimdi ne alaka ki? Dudak olayını mı öğrenmişti? "Ne alaka?" Dedim, Kerem bana bakıp "Soruma cevap ver." Burak hoş çocuktu hatta itiraf etmem gerekirse o öpücük olayından sonra biraz etkilendim ama ondan hoşlanacak kadar etkilenmedim. "Hayır." Dedim, Kerem beni baştan aşağıya süzdükten sonra yüzüme baktı. "İyi." Dedi, açıklama yapmayacak mı? Neyin sorusuydu bu?

"Neydi şimdi bu?" Diye sordum, Kerem duvara yaslanıp bana baktı. "Burak'ın annesi ölmeden önce yani hastanedeyken babası iş gezisindeymiş. Annesi o hasta haliyle bile babasını istemiş ama onu göremeden ölmüş." Dedi, Burak annesinin ölümünü hani hatırlamıyordu? Peki bunun konumuzla ne alakası var ki? Kerem Burak'a bakıp konuşmaya devam etti: "Burak o gün kendisine söz vermiş. İleride sevgili falan yapmayacağına, kendinden çok kimseyi sevmeyeceğine dair." Dedi, Kerem bana bakıp "Eğer ikiniz de birbirinizden hoşlanırsanız ve sevgili olursanız kendine verdiği sözü bozar. Burak bize sürekli 'Öyle bi hata yaparsam beni uyarın' demekle büyüdü. Şimdi buna müsaade edemem." Dedi. Kerem'i pür dikkat dinlemiştim. Ne diyeceğimi bilemedim.

Kerem yanımdan ayrılıp sınıfa geçince öylece durup Burak'ı izledim. Burak'ın yanına gidip oturdum. "İyi misin?" Dedim, Burak kafasını olumsuz anlamda salladı. "Konuşmak ister misin?" Dedim, Burak eğdiği kafasını kaldırıp bana baktı. "Ne konuşacağız ki?" Dedi, Burak'a gülümseyen gözlerle bakıp "Ne konuşmak istersen." Dedim ve konuşmama devam ettim "Mesela neden moralin bozuk? Bunu anlatabilirsin." Dedim. Burak hafif bir tebessüm etti.

"Galiba bizimkilere yalan söyledim."

Ona boş boş baktım. Ne konuda yalan söyledi ki? Hem pişman olacaksa neden söyledi? "Niye söyledin o zaman?" Dedim, arkasına yaslanıp gökyüzüne baktı. "Kendi kurallarımı çiğnemek istemedim." Dedi, tam konuşacakken zilin çaldı. Burak ayağa kalkıp "Hadi Defne sınıfa." Deyince ben de ayağa kalktım. Beraber sınıfa geçtik.

Sırama oturmamla Efe'nin yanıma gelmesi bir oldu. "Bi konuda yardımına ihtiyacım var." Dedi, kaşlarımı çatıp Efe'ye baktım. "Ne oldu?" Dedim, eliyle Batu'yu ima ederken "Batu ile iddiaya girdik." Deyip bana baktı. Kaşlarımı normal hale getirdim. "İddia sensin." Dedi, tekrar kaşlarımı çattım. "Ne?" Sınıf hoca gelince ayağa kalkıp tekrar oturduk. "Benim en yakınım olduğunu dedim ama inanmadı bu yüzden yakın gözükelim." Dedi Efe fısıldayarak, gülümseyip çantamdan defterimi çıkarttım. "Olur." Dedim, saçma olaylarına dahil olmak eğlenceli olabilirdi. Gülümserken Batu ya "En yakınımla oturuyorum." Dedi Efe.

Ders boyu hocanın tahtaya yazdıklarını deftere geçirmiştim. Arada Efe elime bir şeyler çiziyordu. Dersin bitimine doğru hoca "Bunları yazın çıkın." Deyip sınıftan çıktı. Burak arkasına dönüp bize baktı. Efe elime bir şeyle çiziyordu. "Ne yapıyorsunuz?" Dedi Burak, Efe sırıtarak aylayla konuştu. "Noldu Burak'cım kıskandın mı?" Burak boş boş bakarken "Sordum." Deyip önüne döndü. Konuşmuyorlar mı?

Efe'ye yaklaşıp "Ne oldu?" Diye merakla soru sordum. Efe elini başıma koyup saçlarımı bozarken "Şuan ne olduğunu boş ver, ileride çok güzel şeyler olacak." Dedi, Efe cümlesini bitirmesiyle Burak'ın kalkıp sınıftan çıkması bir oldu. "Yapıyorsun bu sporu Efe." Diye kahkaha attı Batu. Anlamayarak onlara baktım. Burak'ın yanına gitmek için ayağa kalktım. "Nereye?" Diyen Efe'ye bakıp "Burak'a bakacağım." Dedim. Efe sırtırken bir şey demeden sınıftan çıktım.

Sınıftan çıkmamla Şeyma'yı gördüm. Yanıma gelince ona baktım. Yine başlıyoruz. "Benle gelsene bi." Derken kolumdan tutup beni çekiştirmeye başladı bile. Kızlar lavabosuna gelince kolumu çektim. Koluma ilaç sürüyorum diye biraz biraz geçiyordu ama şuan kolumu sıkınca acıdı. "Sen Burak ile mi sevgilisin?" Dedi, kızı baştan aşağı süzdüm. "Bunu neden Burak'a sormadın?" Dedim, Şeyma sinirle bana bakarken kollarımı göğüsümün orada bağladım. "Sana acıyorum." Dedi, bana mı acıyor? Neyime acıyacak tam olarak? "Acınacak bir şey göremi-" Derken Şeyma sözümü kesti.

"Sana acıyorum çünkü yaşadıklarını biliyorum. O koluna yapılan iğneleri biliyorum." Dedi, nereden biliyordu bunu? Beni mi araştırdı? "Burak onlar seni yanına aldı çünkü sana acıyolar. Kerem kuzeninmiş. Yoksa Burak onlara annen mi rica etti yanlarına alınman için?" Dedi. Bi an ne diyeceğimi bilemedim. Kız her şeyimi araştırmış. Annem neden ricada bulunsun ki? Hem kimse bana acımıyor. Yoksa Şeyma haklı mı? Kerem ben kötüyken hep yanımdaydı ama bana acıyor gibi bakmıyordu ki. Sadece kuzeniyim ve en yakınlarımdan biri Kerem bunu kendisi de çok iyi biliyor. Bir yandan da Şeyma'nın dedikleri insani düşündürüyordu. "Artık gerçekleri kabul etmen lazım. İnsanlar seni acıyor diye yanında tutuyor. Yoksa seninle konuşmazlar bile." Dedi ardından bana yaklaşıp konuşmasına devam etti. "Güzel değilsin, komik hiç değilsin, samimi falan da değilsin. Neden biri seninle arkadaş olmak istesin ki?"

Güzel, komik veya samimi falan olmayabilirim ama bu onun düşüncesi önemli olan benim arkadaşlarımın düşüncesi değil mi? Ya onlar da böyle düşünüyorsa? Böyle düşünse belli ederlerdi değil mi? Kimse beni acımıyor sadece yanlarında oluyorum. Lavabodan kız çıkınca elini yıkadı. Şeyma lavaboyu kontrol edip kimse olmadığını görünce geri bana baktı. "Şimdi sana neden acıyorum anladın mı?" Dedi, kafamı olumsuz anlamda salladım. Şeyma gülünce ona baktım. "Anlamadım çünkü bu senin düşüncen onların değil." Dedim. Şeyma tek kasını kaldırıp alayla "Neymiş onların düşüncesi biliyor musun?" Dedi, derin bir nefes alıp verdim. "Mesela Burak senin gibi düşünse beni öperken geri çekilirdi." Dedim. O olay tam olarak öyle olmadı ama biraz yalandan kime zarar gelmiş ki?

Şeyma kaşlarını çatıp bana baktı. "Baban nerede? Bu en acı günlerinde seni yalnız mı bıraktı?" Dedi, bunu beklemiyordum. İnsanların hassas noktasından vurmasını hiç beklemiyordum. Yani ne bileyim? Sıla hakkında konuşur ya da Cenk hakkında. Beni nasıl salak gibi kandırdılar falan deyip alay eder diye bekledim ama aile konusu Şeyma'yı bile aşıyor. Gözlerim dolmaya başladı. "Unutma Defne'cik, benim sahip olduğum en önemli şeyi sen mumla arasan bile bulamazsın." Dedi babasını kast ederek, ardından zilin çalmasıyla beraber lavabodan çıktı.

Öylece durdum.

Babamı hiç görmedim yani görmüşüm ama hatırlamıyorum bile. Annem anlatırken siyah saçlı, yapılı bir adam olduğunu duymuştum. Bana hiç babalık yapmadı ama onu çok sevmiştim. Tabi büyüyünce sevgim azalmıştı mesela şuan sorsalar 'Babam yok.' derim. Babama karşı bir şey hissetmesem de birinin baba konusundan vurması canımı yaktı. Dolan gözlerimle kalbimin acısı arttı. Sanırsın babam tekrar kalbime bıçak saplamış gibiydi. Ne kadar 'Onu sevmiyorum, unuttum.' desem de her seferinde canımı, olmadan bile yakıyordu. Yüzümü su ile yıkadıktan sonra lavabodan çıktım. Koridor bomboştu. Gözlerimden gelen yaşları elimin tersiyle sildim. Derse girmeyi geç okulda durmak dahi istemiyorum.

Müdürün odasına geçip kapıyı tıklattım. İçeri girince "Kızım, iyi misin?" Dedi müdür, biri bana bu soruyu sorunca daha çok ağlayasım geliyordu. "Eve gidebilir miyim?" Dedim, müdür kâğıda bir şeyler yazıp bana verdi. "Tabi ki gidebilirsin ama rengin falan atmış aileni çağırmamızı ister misin?" Dedi, elimdeki kâğıda baktım. İzin kâğıdıydı, bunu öğretmene vermem lazım. "Yok, teşekkür ederim." Deyip müdürün odasından çıktım. Sınıfıma doğru geçip kapının önünde durdum. Gözlerimi silip kapıyı tıklatarak içeri girdim. "Dersi böldüğüm için özür dilerim, müdürden iznim var." Deyip elimdeki kâğıdı öğretmene verdim. Sesim titremişti ama bunu göz ardı ettim. Sırama geçip çantamı toparlamaya başladım. "Ne oluyor? Niye ağlıyorsun?" Diyen bizimkilere baktım. "Midem bozuk, eve geçiyorum." Dedim, çantamı sırtıma alırken hepsi birden ayağa kalktı "Biz de gelelim." Dedi Burak, kafamı olumsuz anlamda salladım. "Yatıp uyuyacağım." Deyip sınıftan çıktım.

Eve doğru giderken gelen göz yaşlarıma engel olamıyordum. Eninde sonunda eve gelip halının altındaki anahtarlı aldım ve kapıyı açtım. İçeri girip odama geçtim. Yatağa oturup dizimi kendime kadar çektim. Dizime sarılıp ağlamaya başladım.

Yanımda olsaydın bi cümleye paramparça olmazdım baba..

---

Onca saat ağlamamın ardından soğuk bir duşa girmiştim. Kendimi toparlamak için elimden gelen her şeyi yapmıştım. Şuan iyi gözüküyordum çünkü 'Melek'in yanına uğrayacağız, sen de gel.' diye mesaj gelmişti gruptan. Bizimkilere bir şey anlatmak istemedim. Düzgün bir pijama giyinip saçımı topuz yaptım. Kapının çalması arından kapıya geçip kapıyı açtım. Annem ile Burak içeri girince onlara baktım. Ne alaka bu ikisi? "Defne Melek'e çıkacakmışsınız." Dedi annem, ikisine de ayrı ayrı baktım. Halen daha ikisi ne alaka anlamadım.

"Kapıyı çalacakken annen geldi o sırada açıkladım durumu." Dedi Burak, kafamı onaylarcasına salladım. Arından Burak ile üst kata çıktık. Tam zile basacakken zilin üstündeki elimi Burak tutup "İyi misin?" Diye sordu. Gülümseyip zile bastım. "İyiyim." Dedim, kapı açılınca içeri girdim. Ayfer teyze kapıyı açınca ona sarıldım. "Nasılsın Ayfer'im?" Dedim, Ayfer teyze "Defne dur boğulacağım!" Deyince geri çekildim. Burak içeri girip Melek'in odasına doğru giderken ben Ayfer teyze ile konuştum. Arından Melek'in odasına geçtim ama odaya girmemle yüzüme yastık yemem bir oldu. "Sen ne yüzle geliyorsun! Terbiyesiz kuzen!" Diye bağırdı Melek, acaba yine ne yaptım?

Yüzüme gelip sonra yere düşen yastığı yerden kaldırdım. "Ne yaptım?" Diye sordum. Melek sinirle saçını savurdu. "Sabahtan beri buradaymışsın bi kere yanıma gelmedin." Dedi, şimdi ne diyeceğim ki? Kız çok haklı. Melek'in yanına oturup "Ama Kerem dedi ki 'Onun arkadaşları gelecek.' o yüzden gelmedim." Dedim, tüm suçu Kerem'e attığıma göre işim bitti. "Doğru, geldiler ama erken gittiler." Dedi Melek, aman ben nereden bilecektim ki? Neyse.

"Ulan Melek senin için buluşacağım kızı ektim." Dedi Batu, Melek göz devirip "Aman Batu abi bu yaptığın fedakârlığı asla unutmayacağım." Dedi, dediğine gülerken Burak'ın bana baktığını fark ettim. Melek'ler de bir süre oturduktan sonra erkekler yavaş yavaş gitmeye başladı. Hepsi gidince Kerem de Melek ile beni yalnız bıraktı. "Neyin var?" Dedi Melek, gülümseyip dediğini anlamıyor taklidi yaptım. "Bir şeyim yok ki." Dedim, Melek pek inanmadı ama ısrar etse de demedim çünkü Şeyma'nın dediklerini daha ben kaldıramıyorum bu yükü sana nasıl bırakayım?

Melek bana bu gün gelen arkadaşlarını anlattı. Hepsi kirazlı meyve suyu almış ama Melek içmemiş gelen kişiler bitirmiş. "Evlerine alsalardı o zaman, sadece çöpü bizde şuan." Gibi bir şeyler dedi. Kahkaha atarak onu dinliyordum. Melek ile konuşmamız bitince ben eve geçmiştim. Ağlamaktan yorulduğum için yatağa geçip direk uyudum.

Cuma

Akşam zaten erkenden uyuduğum için sabah erken kalkıp duşa girmiştim. Ardından bir kaç lokma ağzıma atıp hazırlanmıştım. Tamamen hazır olunca zaten Kerem beni almaya kapıya gelmişti. Anneme haber verip evden çıktım. Kapıda arabayla bekleyen Burak'ı görünce arka koltuğa geçip oturdum. "Günaydın." Dedi Burak, halen daha moralim bozuktu ama bunu belli etmek istemiyordum. "Günaydın." Dedim, Kerem arabaya binince yavaş yavaş bizimkileri almaya başladık.

Herkesi alınca Burak okula doğru sürdü. O sırada Ulaş uyumak ile meşgul, Efe ve Batu boş sohbet yapmak ile meşguldü. Yolu izlerken Burak birden arabayı durdurunca öne doğru sarsıldım. Burak arabadan inince "Ne oluyor?" Diye arkasından indik. Arabadan inince etrafa baktım. Sahil kenarına gelmiştik, okul ile aramızda beş dakika falan vardı. "Benzin mi bitti?" Dedim, Batu bana bakıp gülerken ben boş boş bakmaya devam ettim. "Defne." Diyen Burak'tan başkası değildi.

"Dünden beri moralin bozuk ama bize anlatmıyorsun." Dedi Burak, tüm dikkat üzerine çekilmişti. Kerem'e baktığımda bana tüm ciddiyetle bakıyordu. "Ben senle dertleşmiştim ama sen içine kapanıyorsun." Dedi Efe, üzerinde olan bastı git gide artıyordu. Derin bir nefes alıp verdim. "Anlatmak istemiyorum." Dedim, neden bana sindirmem için zaman vermiyorlar?

"Defne dünden beri aklım sende ki biliyorsun ben çoğu şeyi umursamıyorum. Yani anlatmaktan başka şansın yok."

Ulaş'ın dedikleri karşısında dona kaldım. Ulaş yani... Beni umursamış mıydı?

Birinin kimseye yapmadığı hareketi sana yapması, cidden çok özel bir şey. Şeyma ile olan tartışmamı anlattım. Ben anlatırken bir yandan gözlerim dolmuştu. Anlatmam bitince Efe bana sarıldı, bunun üzerine Efe'nin omzunda ağlamaya başladım. Birden grup sarılması oldu. Sarılma işi bitince Burak "Okula gidiyoruz." Dedi, bu halde okula mı gideceğim? Demin hıçkıra hıçkıra ağladım.

Burak arabaya geçerken "Belli ki aklında bir şey var kuzen." Dedi Kerem, kuzen mi dedi o? En son kuzen dediğinde yedi yaşında falandım her halde. Tebessüm ederek arabaya geçtim. Efe yanıma oturup "Üzülme ben sana Ulaş'ın pandalı pijamasını alacağım." Dedi, ne alaka anlamadım ama gülümsedim. Ulaş bize bakıp "O pijama benim için çok önemli, ona göre Defne." Deyince Efe'nin demek istediğini şimdi anladım.

Okula gelince arabadan indik. Telefondan saate baktım, neredeyse zil çalmak üzereydi. Kerem kolunu omzuma atınca gülümsedim. "Sakin." Diyen Kerem'e baktım. Bana gülümseyerek bakıyordu. Bu bakış 'Her şey geçecek.' bakışı gibiydi. Burak bahçenin tam ortasına geçince Şeyma bana aşağılanıcı bakışlarını atıp Burak'ın yanına gitti. Burak ile konuşurken onları izledim. İçimde bir his vardı ama ne olduğuna dair en ufak bir fikrim dahi yok. Sanki içime bir fil oturmuş gibiydi. Kıskançlık mı deniliyordu buna? Şeyma gülmeye başladı. Galiba kıskançlık deniliyordu. Ben Şeyma hakkında bana dediklerini anlattım ama Burak şuan Şeyma ile konuşuyordu. Hatta konuşmayı geç kız önümde kahkaha atıyordu.

"Şaka mısın ya sen!?" Diye bağıran Şeyma'ya baktım. Burak'a mı bağırmıştı o? Ne konuşuyorlardı ki? Bahçedeki çoğu kişi Şeyma'nın bağırması üzerine Şeyma'ya baktı. Ne bu ilgi çekme çabası? "Şunların yanına gidelim." Dedi Kerem, Kerem'in dediğinin üzerine Burak ve Şeyma'nın yanına gittik. "Şeyma bağırma." Dedi Burak, Şeyma gülerek ellerini iki yana açtı. "Okuldakilerden mi çekiniyorsun!?" Diye bağırdı Şeyma. Ciddi ciddi ilgi çekmeye çalışıyordu ama bu onu küçük duruma düşürüyordu. Hem Burak ne dedi ki bu kadar sinirlendi? "İyi." Dedi Burak, yavaş yavaş sinirleniyordu. Ben ise ikisini izliyordum aynı bahçedeki çoğunluk gibi.

"Ben, bir insanı ailesi üzerinden vuracak birinden hoşlanmam!" Diye bağırdı Burak, benim için mi konuşuyordu? Bu çok tatlı. İçimdeki fil kalkmış halay çekiyordu. "Etrafa 'Burak benden hoşlanıyor.' gibi gereksiz dedikodular yapmandan da sıkıldım!" Dedi, böyle dedikodular mı varmış? Sakince olanları izlemeye devam ettim. "Oha Burak! Biz sizi sevgili biliyoruz!" Diye bağırdı bi kız arkadan. Cidden oha. Söylediği yalan gün yüzüne çıkmayacak mıydı ki? Yalan söylüyorsanız kaliteli yalan söyleyin. Her şeyi ben mi öğreteceğim yahu?

Burak sinirle alt dudağını yalayıp derin bir nefes alıp verdi. "Ben Şeyma ile sevgili falan değilim." Dedi, ardından bana bakıp konuşmasına devam etti. "Çünkü Defne'ye aşığım." Dedi, etrafa baktığımda bi öğretmenin oturup izlediğini gördüm. Dizi mi çekiyoruz? Bu arada dizi olsa kesin Aşkı Memnu olurdu. Kerem kolunu omzumdan çekti. Bunlar planlı mı davranıyorlardı? Yoksa tamamen şansa falan mı? "Seni çok seviyorum Defne." Dedi Burak ardından herkesin içinde dudağımı öptü.

Bölüm sonu

7 yorum