İçeriğe geç

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 5

Birlikte yapalım mı?

İyi Okumalar 🦋

_____________

~hyunjin~

Arabamı okulun önüne park ettikten sonra çantamı yan koltuktan aldım. Kimse arabayla gelmediği için çok rahat park yeri buluyordum.

Arabadan inecektim ki karşımda duran arabadan inen Felix'i gördüm ve otomatik olarak dudaklarım kıvrıldı. O da gülümseyerek arabadaki kişiye el sallıyordu.

Gülüşüne dalıp gitmemek için hemen arabadan indim. Yoksa dalıp gidecektim ve onunla başbaşa konuşma şansımı kaçıracaktım.

Çantamı sırtıma atarak giden arabanın arkasından bakan küçük bedene yaklaştım. Yanında durduğumda boy farkımız daha çok belli oluyordu. Küçücüktü ve bende sarılma isteği uyandırıyordu.

Hızlı adımlarla yanına ilerlediğimde bana baktı. Arabayı kilitlemediğimi hatırladığımda anahtarı cebimden çıkararak kilit tuşuna bastım ve cebime atarak ona doğru yaklaştım.

H: "Günaydın"

F: "Günaydın"

İkimiz de aynı anda konuştuğumuzda kalbim tekledi. Ben ilk defa böyle hissediyordum. Meğersem önceki hislerimin hepsi sadece bir hoşlantıydı. Ben aşkı daha şimdi tadıyordum.

F: "Ehliyetin mi var? Nasıl? Yaşını doldurdun mu?"

İlk defa onu bu kadar konuşkan ve meraklı gördüğüme şaşırdım. Sanırım alışıyordu bana. Benden çekinmesini istemiyordum. Onu daha yakından tanımak istiyordum.

H: "Şey aslında ben 19 yaşındayım. Sizden biraz büyüğüm"

F: "Geç mi başladın okula?"

Başını yana doğu eğip heyecanlı bir şekilde sorusunu sorduğunda gözlerimi kaçırdım. Sürekli neden ona temas etmek istiyor, öyle hayaller kuruyordum ki?

H: "Ailem iş yüzünden çok fazla seyahat ediyor. İlk sene LA'de okula başladım. Sonra Kore'ye döndüğümüzde tekrar birinci sınıftan başladım. Kısacası sene kaybı işte"

Anladığını belirtircesine minik minik başını salladığında tekrar gülümsedim. Saatlerce oturup onu izleyebilir, bir saniye bile gözlerimi almazdım.

F: "Zor olmuş olmalı"

H: "Artık düzene oturduğu için geçmiş günlerin bir önemi yok"

Gülümseyerek tekrar başını salladığında bize doğru koşan Jisung'u gördüğümde gülümsemem daha da büyüdü. Böyle bir ortamın içine nasıl düşmüştüm ki?

J: "Sen.. döverim.. en iyi arkadaşımı.. benden.. alamamazsın!"

Kocaman yanaklarıyla nefeslene nefeslene konuşmaya çalışırken diğer yandan da Felix'in kolunu tutarak kendisine doğru çekiyordu.

H: "Merak etme onu yakın arkadaşım yapmak gibi bir fikrim yok"

Jisung rahat bir nefes aldığında bakışlarım Felix'e kaydı. Onu yakın arkadaştan ziyade sevgilim yapmak istiyordum.

Onun da bana baktığını gördüğümde gülümseyerek göz kırptım ve hafif utandırarak yanaklarının pembeleşmesine neden oldum. Pamuk şeker gibiydi..

...

J: "Artık arabamız da olduğuna göre kamp yapmaya da gidebilir miyizzz~"

Jisung oturduğu arka koltuktan öne doğru atlayarak konuştuğunda Minho parmağını onun alnına bastırarak geri yerine, Felix'in yanına oturttu.

H: "Olur aslında gidebiliriz"

Jisung, arka koltukta zıplayarak sevindiğinde ön aynadan onu izleyip güldüm. Kuzenimin bu kadar iyi arkadaşları olduğunu bilmiyordum. Belki de hayatımı böyle düzene oturtmam en güzel seçimdi.

İstediğim yere vardığımızda arabayı parkettikten sonra kemerimi çıkardım ve arkada oturan ikiliye taraf döndüm.

H: "Sıkılırsanız hemen geri dönebiliriz. Benim dediğim her aktiviteyi yapmak zorunda değiliz"

J: "Sıkılmak mı? Sen yokken ne yapacağımızı bulamadığımız için sıkıntıdan yoga derslerine bile başlamıştık"

Jisung lafını bititrir bitirmez heyecanlı bir şekilde arabadan indiğinde kapıyı bile kapatmamıştı. Ben de bakışlarımı Felix'in üzerinden çekerek indiğimde hepimiz inmiştik arabadan.

Dün eve gittikten sonra Busan'da seramik atolyesi araştırmıştım. Felix'in katılabilmesi için özellikle çok fazla yorucu olmayan bir aktivite düşünmüştüm ve aklıma kil gelmişti. Çok sevdiğim için diğerlerinin de seveceğini düşündüm.

Ama bir tarafım hala Felix'i düşünüyordu. Çok gençti ve bu yaşta ciddi bir hastalığının olması beni korkutuyordu. Acaba ailesi ona iyi bakıyor muydu? Güzel bir tedavi alıyor muydu?

Biraz daha samimi olduktan sonra en azından Felix kendi hakkında bir şeyler anlatmaya başladıktan sonra hepsini ona sormayı planlıyordum.

Ama merakıma yenik düşüp Minho'yu da darlayabilirdim. Her an her şey yapabilecek durumdaydım. Aşık Hyunjin biraz aptalmış.

Atölye'ye girdiğimizde yaşlı bir amca başını kaldırarak kapıdan içeri geçen biz dörtlüye baktı. Bizi gördüğünde gözleri parlamıştı.

Busan'da çok fazla atölye yoktu ama okula çok da uzak olmayan tatlı bir yer bulmayı başarmıştım.

"Bowling salonu yandaki binada gençler"

Saçları beyazlayan adam ayağa kalktığında tatlı bir şekilde gülümseyerek bize doğru yaklaştı.

H: "Aslında çömlekçilik atölyesi için gelmiştik de"

Adamın gözleri o kadar parlamıştı ki bir anlığına ağladığını düşünmüştüm. Elini omzuma atarak hafif titreyen eliyle omzumu patpatladı.

"Bu devirde seramik yapmak isteyen genç bulmak zor da"

Hepimiz gerekli olacak kadar kil aldıktan sonra seramik masalarına oturduk ve killeri yerine yerleştirerek birbirimizin suratına baktık. Ne yapacağımız hakkında hiçbir fikrimiz yokru.

J: "Ben Minho'nun yüzü olan bir tabak yapmak istiyorum"

M: "Ben de Üzerinde sincap olan çerez kabı yapacağım o zaman"

İkili yine birbirlerine bulaşmanın bir yolunu bulduğunda ellerini ıslatarak kendilerini çamura daldırmışkardı. Günün sonunda ikisinin de keselenerek yıkanmaya ihtiyaçları olacağını şimdiden anlamıştım.

Yan tarafımda balçıklı eliyle ağzını silmeye çalışan Jisung'u ilzemeyi bırakarak diğer tarafa döndüm ve kuru kille bakışan Felix'e baktım.

Düşünürken tüm dikkatini kile vermişti ve dudakları hafif öne doğru sarkıyordu. Melek gibiydi..

H: "Sen ne yapmak istersin Felix?"

Dalıp gittiğini ben ona seslendiğimde anlamış olacak ki hemen kendisine gelerek bana taraf döndü. Hala ciddi bir şekilde düşünüyordu.

F: "Çiçek koymak için vazo yapmak istiyorum ama yapabilir miyim ki?"

H: "Bence yaparsın. Önce kilini ıslatarak çarkı çevirmeye alış"

Küçük bebek gibi hemen beni onaylayarak başını sallamış ve minicik ellerini ıslatarak kili yumuşatmaya başlamıştı.

Ben de vazo yapacaktım. Günün sonunda onu Felix'e hediye edebilirdim. Çiçek koymak için vazo yapıyor.. çiçekleri çok seviyor olmalıydı. Acaba en sevdiği çiçek neydi?

Önümdeki kili şekillendirmeye dalıp gitmişken yan tarafımda çığlık çığlığa bir şeyler tartışan ikiliyi duymamak için şarkı mırıldanıyordum içimden.

Lakin üzerimdeki bakışları hissettiğimde ayağımla çarkı çevirmeyi bırakarak elimi şekillendirdiğim kilden dikkatli bir şekilde çekerek yan tarafıma döndüm.

F: "Çok güzel yapıyorsun"

Aldığım iltifat karşısında gülümserken gözlerim Felix'in önündeni kile kaymıştı. Biraz önce kare halinde olan kil şimdi yuvarlak şeklinde duruyordu.

H: "Sen neden yapmuyorsun"

F: "Ben biraz kötüyüm bu işte galiba. Seni izlemek daha eğlenceli"

Önümdeki vazoyla işim bitmiş sayılıyordu. Sadece iple altını kesip, alttaki boşluğu kapatmak kalıyordu. Elimi üzerimdeki önlüğe silerek ayağa kalktım ve sandalyesinde oturan Felix'in arkasına geçtim.

H: "Birlikte yapalım mı?"

F: "Hm hm"

Sessiz mırıltılarıyla beni onayladığında arkadan onun üzerine doğru eğildim ve elimi ıslatarak önündeki kili hafif ıslattım.

Daha rahat görebilmek için biraz daha eğildim ve göğsümün onun sırtına temas etmesine neden oldum. Kalbimin sert atışlarını umarım şu an sırtında hissetmiyordu.

H: "Ver ellerini"

İki yanında duran küçük elleri kendi ellerimin arasına aldım ve yuvarlak bir şekilde duran kil parçasına bastırdım.

H: "Çarkı çevir"

Ayağını kıpırdatarak çarkı çevirmeye başladığında ellerimi bastırarak Felix'in ellerinin kile şekil vermesini sağladım.

Başımı onun omzundan çıkardığım için burnum saçlarına ve boynuna fazlasıyla yakındı. Kullandığı şey parfüm müydü yoksa kendi teninin kokusu muydu bilmiyordum ama o vanilya gibi kokuyordu.

Bastırdığım ellerimizi hafif yukarı doğru kaldırdığımda kil de elimizin hareketiyle uzamaya başlamıştı.

Dikkatimi çeken şey ise yine ellerimin arasındaki ellerin soğukluğuydu. Acaba ona sormam kabalık olur muydu?

_______________

Sik her yeri ısınır

Uzman tavsiyesi

Bölüm sonu

15 yorum