İyi Okumalar 🦋
_____________
~hyunjin~
Bakışlarımı ders boyunca önümüzdeki sırada oturan bedenden alamamıştım. Jisung ile durmadan bir şeylere gülüşüyorlardı ve o kadar tatlıydı ki Felix.
Tüm düşüncem o olmuştu bir anda. Nasıl sohbetlerine katılabilirdim veya onunla nasıl sohbet edebilirdim. Acaba erkeklerden hoşlanıyor muydu?
Arkama yaslanarak iç geçirdim ve sessiz olmak adına elini ağzına kapatarak gülen bedene baktım. İstmesizce benim de dudaklarım kıvrılmıştı. Peri gibiydi..
M: "Dostum iyi misin?"
Sırıtarak dalgın bir şekilde yanımda oturan Minho'ya döndüm. Onun bakışlarından anlamıştım pişmiş kelle gibi sırıttığımı. Hemen mimiklerimi düzelterek ne oldu dermişçesine baktım yüzüne.
M: "Neye gülüyorsun?"
H: "Gülmüyorum"
M: "Aynı böyleydin bak"
Ağzını eğerek, gözlerini de çarpıtarak iğrenç bir şekilde gülümsedi. Kendi çapında güya beni taklit ediyordu.
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdığımda Minho kendisini tutamamış ve domuz sesi çıkararak gülümsemişti.
Arka sıralara yakın oturan birkaç kişinin bakışları bize kaydığında başımı sıraya yaslayarak sessiz bir şekilde güldüm.
J: "Neye gülüyorsunuz? Biz de gülelim biz de biz de"
Jisung, arkasına dönerek benim gibi gülüşünü saklamak için başını sıraya yaslayan Minho'nun omzularını sarstı.
İkimiz de kendimize gelerek başımızı kaldırdığımızda bakışlarım bize taraf dönen Felix'in gözleriyle kesişti. Şey.. çok güzel olduğunu söylemiş miydim?
M; "Hyunjin şizofren olmuş ona"
H: "Minho da görüşmeyeli domuz olarak evrimleşmiş"
İkisi de atışmamıza güldüğünde gözlerim yine onun gülüşüne takılmıştı. Çok tatlıydı. Acaba sevgilisi var mıydı. Tüm aklımdaki soruları tak diye sorabilir miyim ki?
Ben aşık mı oluyordum? Neden kalbim bı kadar hızlı?
...
M: "Sonra da dedim ki hoca-"
Minho bir şeyler anlatıyordu ama onu dinlemiyordum. Son birkaç saattir tüm dünyayla bağımı kesmiştim. Sadece Felix'e odaklanmıştım. Ama o bir kez olsun bile bakmıyordu bana.
Normalde özgüvenli birisiydim ama şu an acaba gözüne hiç çekici veya yakışıklı gelmiyor muyum diye düşünmekten alamıyordum kendimi. Ya da en basitinden erkeklerden hoşlanmıyordu.
Bu ihtimali düşünmek bile kalbime acının saplanmasına neden olmuştu.
O yüzden benimle konuşan, bana bir şeyler anlatmaya çalışan Minho'nun yanından uzaklaşarak yanyana koridorda yürüyen Jisung'la Felix'in yanına geçtim.
Ben Felix'in yanında yürümeye devam ettiğimde Minho da Jisung'un yanında bana bön bön bakarak kalmıştı. Sanırım biraz kabalık etmiştim ama şu an aşık bir bireydim. Bu sorun olmazdı.
H: "Okulun yüzme havuzu varmış. Gelmek ister misiniz?"
Yanımda yürüyen üçlüye sorduğumda sorumu yine Felix, hariç diğer herkesin dikkatini çekmiştim.
J: "Hiiii ben yüzme bilmiyorum öğretebilir misin?"
Jisung heyecanlı bir şekilde okulun koridorunda çığlık attığında artık tüm okul biliyordu yüzme havuzuna gideceğimizi.
H: "Öğretirim tabii"
Ben daha lafımı bitiremeden Minho, kolunu Jisung'un omzuna atarak onu kendisine doğru çekmişti.
M: "Ben de öğretirim"
J: "Minho sen yüzme bilmiyorsun"
M: "Bu öğretemeyeceğim anlamına mı geliyor? Boğulmak da yüzmenin bir parçası"
İkili birbiriyle atışırken Felix sessizce yürüyordu. Ama onların konuşmalarına da tepkisiz kalmıyor, zarif bir şekilde gülüyordu. Onu istiyordum.. kötü anlamda değil. Onu kendime istiyordum böylece mutlu eder ve hep gülmesini sağlardım.
Kapalı yüzme havuzuna vardığımızda hepimiz okul ekipmanlarından alarak kabinlere geçtik giyinmek için.
Tek çabam Felix'le biraz daha samimileşebilmekti. En azından yanımdayken konuşsun istiyordum. O fazlasıyla sessiz kalıyordu.
O kadar aceleciydim ki ilk ben üzerimi giyinmiş ve kabinden çıkarak havuz kenarına gitmek için soyunma odasından da çıkmıştım.
Yümzeyi bilmeyenler varsa diye simit, suyun altı için gözlük, ve suyla temasta ağırlaşmayacak bir şort vermişlerdi.
Diğerlerine ihtiyacım olmadığı için okul kıyafetlerimden kurtulup sadece yüzme şortunu giyinmiştim.
Havuz kenarına vardığımda havuzda birkaç kişi vardı sadece. Normal olarak ilk gün olduğu için fazla kalabalık değildi.
Ama beklemek için havuzun kenarına bırakılan şezlonglardan birinin üzerinde Felix'i gördüğümde duraksadım. Hala okul kıyafetlerinde duruyordu. Ben o da yüzecek diye kabul etmiştim. Yoksa zaman kaybetmeyi sevmiyordum eve gider ders çalışırdım.
Hayal kırıklığına uğramış bir şekilde yanındaki şezlonga oturdum. Yanına oturmam sayesinde sonunda bakışlarını üzerime çekebilmiştim ama hemen kaçırmıştı tekrardan gözlerini.
Kafamda kurmayı sevmiyorum ama yanakları pembeleşmişti sanırım üzerimin çıplak olması onu utandırmıştı. Tatlılığı karşısında gülümseyerek ağır ortamı dağıtmak adına konuştum.
H: "Sen yüzmeyecek misin?"
Düşündüğümün aksine bana hafif bir şekilde gülümseyerek dönmüş ve gözlerimin içine bakarak cevap vermişti.
F: "Hayır ben istemiyorum"
Tanrım içimden çığlık atıyordum. Çok tatlı ki ama. Ben sanmıştım ki beni sevmediği için konuşmuyordu yanımda. Ama aksine o çok tatlı ve samimi bir şekilde cevap vermişti.
Anladığım kadarıyla sadece sohbeti başlatma konusunda iyi değildi. Zor olan şeyi yapmış ve aramızdaki ilk duvarı yıkmıştım.
Sanırım artık onunla konuşmaktan çekinmiyordum..
H: "Keşke gelseydin birlikte eğlenirdik"
Gülüşünü soldurmadan başını havuza doğru çevirdi. Bakışlarından sanki istiyormuş gibiydi. Belki de yüzmekten korkuyordu.
F: "Belki.. başka zaman"
Daha fazla onu sık boğaz etmemek için sessizce başımı onaylar anlamda salladım. Nedense üzülmüştüm. Onun da havuza girmek, eğlenmek istediğini hissediyordum içten içe.
J: "Şortumu ver ya!"
M: "Şortun üzerinde zaten"
J: "Minho mavi şortu ben giyinecektim!"
M: "Fosfor yeşili daha çok yakışmış. Ne güzel parlarsın suyun içinde deniz anası gibi"
Minho ve Jisung atışarak odadan çıktıklarında Felix de ben de gülümsemiştim.
H: "Hep böyleler mi?"
F: "Maalesef"
Jisung sinirli bir şekilde ellerini Minho'nun saçına attığında Minho bir süre çırpınmış sonra Jisung'u sırtına alarak havuza taraf koşmuştu.
J: "İkimiz de yüzme bilmiyoruz aptal! AAA yardım edin!!"
Minho her seferinde Jisung'u suya atmaya çalıştıkça Jisung boynuna sıkıca tutunup çığlık atıyordu. İyi ki ikisi de yanlarında can simidi getirmişlerdi. Sanki bugün burada birisi boğulacakmış gibi bir hava vardı.
Sırıtarak ayağa kalktım onlara katılmak adına ama hala Felix'de kalmıştım. Arkamı dönüp ona baktığımda iyi eğlenceler dermişçesine tatlı bir şekilde el salladı bana.
Bugün tanıştığımızda elini sıkmıştım ve küçücüktü. Parmakları kısa ve yumuşaktı.. tam öpülesi.
Başımı sağa sola sallayarak düşüncelerimden kurtuldum ve havuzun kenarında atışan ikilinin yanına vardığımda balıklama bir şekilde suya atladım.
Uzun süren atışmanın ardından ikisi de suya girmişlerdi ama deniz kızlı can simitleriyle birlikte...
Deminden beri kapışan ikili suda o kadar sessizlerdi ki ikisi de birbirinin can simidine sarılmış kıpırdamıyorlardı bile. Boğulma korkusu onları sakinleştirmişti.
H: "Şimdi bacağını kaldır"
J: "Önce Minho kaldırsın!"
İki sudan korkan kişiye yüzme öğretmeye çalışıyordum. Bıkkın bir şekilde oflayarak sırtımı havuzun duvarına yasladım ve gülümseyerek bizi izleyen Felix'e baktım.
H: "Neden gelmedi?"
Aslında sorumu kendi kendime mırıldanmıştım ama anlaşılan diğerleri de durmuştu.
J: "Felix'in kalbi biraz zayıf da suda zorlanabilir o yüzden böyle etkinliklerde sadece bizi izliyor"
İlk elini sıktığımda eli buz gibiydi. İlk başta normal deyip geçmiştim. Herkesin vücudu aynı olamazdı zaten. Ama bunu duymak üzmüştü beni. Çünkü onun gözlerindeki heyecanı görmüştüm. O da bize katılmayı çok istiyordu.
M: "Genelde Felix'in yapabileceği aktiviteler seçiyoruz ama sen bunu isteyince bir şey demedik. Hem sırf o katılamıyor diye bir şey yapmadığımızda üzülüyor. Şimdi bizi izlerken bile mutlu endişelenme."
Üzüldüğümü belli etmek istercesine başımı önüme doğru eğdim ve hafifçe salladım. Bilseydim böyle bir etkinlik seçmezdim.
Artık hep onun katılabileceği şeyler yapacaktım...
______________
Öpüşün yav lütfenn







