İyi Okumalar 🦋
________________
~Felix~
H: "Bir şey olursa hemen beni ara ben gelirim. Fakültelerimizi çok uzak değil gerilme tamam mı? Zaten her ders arasında buluşuruz"
Hyunjin saçlarımı okşayarak hızlı hızlı konuşuyordu. Zamanımız yoktu. Hem ilk üniversite dersimize geç kalmak istemiyorduk. Hepimiz derslere gitmek için Hyunjin'in konuşmasının bitimesini bekliyorduk.
H: "Olur da rahatsız hissedersen mutlaka arayacaksın Felix tamam mı?"
Ben heyecanlı bir şekilde başımı onaylar anlamda salladığımda, Jisung sesli bir off çekerek Hyunjin'i göğsünden itip benden uzaklaştırmıştı.
J: "Çişi geldiğinde de arasın mı? Hyunjin gel beni tuvalete götür diye?"
Jisung'un dediklerine kıkır kıkır güldüğümde, benim aksime Hyunjin kaşlarını çatmıştı. Benim için endişelendiğini biliyordum ama artık ben tamamen iyileşmiştim onun sayesinde.
Kalp çarpıntılarım bile yok denilecek kadar azdı artık. Bu yüzden üniversitenin ilk günü, yeni hayatımın, yeni başlangıcı gibiydi.
F: "Hepimiz geç kalacağız! Ben gidiyorum!"
Daha fazla Hyunjin'in benim için endişelenmesine izin vermeyerek arkadaşlarıma el sallamış ve koşarak kendi fakülteme gitmiştim.
Fakülteyi bulmak kolaydı ama sınıfı bulmak... labirentin içindeydim resmen. Koşarak, her koridora dönerek, sonunda nefes nefese kalmış bir şekilde sınıfı bulmuştum.
Ben sınıfa vardığımda herkes yerini kapmıştı bile ve kocaman sınıf ağzına kadar doluydu. Amacım ön sıralarda oturmaktı, ne yazık ki, sadece arkalarda boş yer kalmıştı.
Herkese gülümseyerek sınıfın merdivenlerini çıktım ve arkada bulduğum ilk boş yere oturdum. Ders başlayalı on dakika olmuştu neredeyse ama hoca daha yoktu. Ve sınıfın bu kadar dolu olması garipti. Umarım yanlış sınıfta değilimdir..
Telefonumu açarak bölümün haftalık programına ve dersin yapılacağı sınıfa baktım. Doğru yerdeydim. Gergin bir şekilde yerimde kıpırdandım.
"Sen birinci sınıflardan olmalısın. Gerilmene gerek yok, bu hoca genelde geç gelmeyi seviyor ve çoğu kişiyi sınıfta bırakmak onun favori aktivitesi. Yani şu an ikinci sınıflar da bu dersi alttan alıyor.. neredeyse hepsi"
Bulduğum tek boş yere oturmuştum ve bunu yaparken o kadar gergindim ki yanımda birisinin daha oturduğunu farketmemiştim. Aniden onun sesini duyduğumda irkilerek telefonuma bakmayı bıraktım ve ona baktım.
Benden büyük olduğu apaçık ortadaydı. Eylül ayının sonlarındaydık ve havanın serin olmasına rağmen üzerinde sadece beyaz bir tişört vardı. Daha fazla onu süzmeyi bırakarak gülümsemeye çalıştım.
F: "İlk günümde, ilk dersimin böyle bir hocayla olması.. gerçekten şansızım. Ama bilgi için teşekkürler. Siz de alttan mı alıyorsunuz dersi?"
Gülümsediğinde, istemsizce ben de gülümsedim. Çok nazik ve samimi birisine benziyordu. Normalde yeni birileriyle tanışmak beni gerer ve heyecanlandırırdı. Ama şimdi fazlasıyla rahat hissediyordum.
"Ben bu fakülteden bile değilim. Biri için buradayım"
Cümlesini söylerken bakışlarıyla önümüzde oturan kişiyi işaret etmişti. Her yerin dolu olmasına rağmen onun yanı boştu. Ben de gelirken fark etmemiştim. Görseydim ilk oraya otururdum.
F: "O zaman derse nasıl giriyorsun ki?"
"İki senedir bu bölümün derslerine giriyorum kendi derslerimden çok. Çaktırma ama hocalar beni bölümden sanıyorlar"
Fısıldayarak konuştuğunda kıkır kıkır güldüm. Çok tatlı ve eğlenceli birisine benziyordu. Kendi bölümümden olmasa bile arkadaş edindiğime memnun olmuştum.
C: "Ben Chan, Bang Chan. İşletme bölümü, dördüncü sınıf öğrencisiyim"
Bir anda kendisini tanıtarak elini bana uzattığında, ben de hemen elimi uzatarak büyük elini sıktım.
F: "Ben de Lee Felix. Tanıştığımıza memnun oldum"
C: "Memnun oldum Felix"
"Masaların üzerinde not defteri ve kalemden başka bir şey görürsem atarım sınıftan!"
Aniden hoca arka taraflar da duysun diye bağırarak konuştuğunda paniklemiş ve hemen çantamı masanın üzerinden indirmiştim.
Elim, ayağıma dolaşmıştı resmen. Ne güzel her şeyi atlatmışken bu kadar kaba ve baskıcı bir hocaya sahip olmak.. gerçekten çok şanssızdım. Şimdiden istemsizce kalbim hızlanmıştı.
Not defterimi masaya bırakıp, dümdüz bir şekilde oturduğumda, bakışlarım önümüzde oturan kahverengi saçlı çocuğa kaydı.
Yanımda oturan Chan, onun için buradaydı ama ne yanyana oturuyorlardı, ne de çocuk dönüp arkasına Chan'a bakıyordu. Biraz garip hissetmiştim.
Ama daha fazla bunu düşünmeyerek, üniversitenin ilk günü bile ders işlemeye başlayan hocayı dinlemeye çalıştım.
...
"Bugünlük, ilk hafta diye erken bitiriyorum"
Kopmak üzere olan parmağımı dinlendirmek adına kalemi bıraktığımda, gözlerimi sonuna kadar açarak hocaya baktım. Bizimle dalga mı geçiyordu?
Tam bir saattir aralıksız, taramalı tüfek gibi durmadan ders anlatıyordu. Ve ilk hafta olduğundan kısa hali bu muymuş yani?
C: "Zamanla alışırsın"
Bu bölümden olmadığı için not tutma derdi olmayan Chan, sırıtarak konuştuğunda kopmak üzere olan parmaklarımı tuttum.
F: "Umarım alışırım"
Hoca sınıftan çıktığı an herkes bir ağızdan konuşmaya başlamıştı. Kimileri tanışıyor, kimileri hocanın arkasından konuşuyordu. Bazıları ise hocaya alışmış olacaklar ki, çantalarını alarak sınıftan çıkıyorlardı.
Aklıma arkadaşlarım geldiğinde hemen gözlerimi sonuna kadar açarak, kalabalığı izlemeyi bıraktım ve çantamdan telefonumu aldım.
Tanrım... Hyunjin'den onlarca cevapsız arama, mesaj vardı. Kesinlikle merak etmiş olmalılardı beni. Hemen geri aramak ve her şeyi anlatmak için telefonun kilidini açtım.
"Bak sen şuna ucube de bu dersi alttan alıyormuş"
Aniden duyduğum hitapla elim öylece telefonun ekranında donup kalmıştı. Kalbim, patlamaya hazır bir bomba misali son dakikalarını belirtmek adına hızlanmaya başladığında elim titredi.
Yıllarca korkum olmuştu bu hitap.. biri beni öğrenecek ve tüm sınıfa makara olacağım diye kabuslarıma girmişti. Şimdi bunu duymak, aylar önceki benliğimi geri getirmişti.
Korkudan titreyen kirpiklerimin altından, başımı kaldırmadan konuşan bedene baktım. Bana değil de, ön sırada oturan bedene dediğini anladığımda zor da olsa derin bir nefes almaya çalıştım.
Lakin, dersin başından beri konuşmayan, not almak dışında kıpırdamayan beden yine ona seslenen kişiyi görmemezlikten gelmişti.
C: "Hadi siktir git işine hadi hadi!"
Yanımda oturan beden de ayağa kalktığında onların arasında kaldığım için hızla ayağa kalktım. Çünkü Chan'ın çıkmak istediğini görüyordum ama ben kenarda oturduğum için çıkamıyordu.
Ki, öyle de olmuştu ben ayağa kalkar kalkmaz, Chan da peşimden, az önce konuşan bedenin önünde dikilmiş ve elini göğsüne bastırarak onu itmişti.
"Al işte ucube ve onun koruması. Sen her sene onun koruması gibi peşinde mi gezeceksin?"
Tekrar o lafı duyduğumda, bakışlarım istemsizce önde oturan bedene kaydı. Arkasını dönüp de kavga edenlere bakmıyor, başını önüne indirmiş bir şekilde duruyordu.
C: "Senin gibi piçler haddini bilene kadar peşinde gezeceğim"
Cümlesini bitiren Chan, çocuğu yakasından tuttuğu gibi sürüklemeye başlamıştı. Birinci sınıfların aksine, diğerleri için bu olay sanki çok normal bir şeymiş gibiydi. Şaşırmıyorlardı..
Ağzımı kapatarak Chan'ın sınıftan dışarı sürüklediği bedeni süzmeyi bıraktım ve hala olduğu yerde oturan bedene kaydı bakışlarım.
O kadar gerilmiş ve korkmuştum ki çantamı ve telefonumu elimde sıkıca tutuyordum. Hemen Hyunjin'i aramak, onun yanına gidip ona sarılmak istiyordum.
Ama diğer yandan da o çocuğun, ne kadar kötü hissettiğini bildiğim için onu bırakıp gidemiyordum. Ona neden öyle davrandıklarını bilmiyordum ama aynısı benim başıma gelirse, belki eski Felix intihar bile edebilirdi.
Bu yüzden daha fazla dikilmeyi bırakarak bir basamak indim ve onun yanına oyurarak yüzüne bakmaya çalıştım. Öylece gözleriyle sıranın üzerine bakıyordu. Sanki orada bir şey varmış gibi.
F: "İyi misin? Su ister misin?"
Ben de korktuğum için sesim hafif titriyordu ama bunu aldırmadan konuşmuş ve hemen çantamda duran su şişesini çıkarmıştım.
Kendim de paniklediğimde hemen dudaklarım ve boğazım kuruduğu için yanımda su taşıyordum.
Deminden beri kıpırdamayan beden, önce elimde ona uzattığım su şişesine, sonra ise gözlerini yavaşça kaldırarak bana bakmıştı.
Kahverengi, gözlerinin üzerine dökülen saçlarıyla o kadar tatlı bir suratı vardı ki, ilk bakışta yavru bir köpeği andırıyordu. Ve gözleri de kızarmıştı. Ağlamamak için kendisini zor tuttuğu belliydi.
Başını aşağı, yukarı onaylar anlamda salladığında hemen suyun kapağını açarak ona uzattım. Beklemeden almış ve birkaç yudum nefes dahi almadan içmişti.
S: "Teşekkür ederim"
Sesi.. ses tınısı kulağı okşayan melodi gibiydi. Şarkı söylerse saatlerce dinleyebilirdim. Kulağa çok güzel geliyordu. Gülümseyerek bana uzattığı şişeyi aldım ve kapağını geri kapattım.
F: "Rica ederim. Sana neden öyle davranıyorlar bilmiyorum ama üzülme. Hiç üzülme hem de. Öyle insanlar yüzünden üzülmene değmez"
Ona destek olmaya çalışıyordum kendimce. Çünkü zamanında arkadaşlarım ve sevgilim bana destek olduğunda, kendimi güçlü hissediyordum.
Ama dediklerime burukça gülümseyerek başını sallamıştı. Onu bu kadar üzgün görmek beni de üzüyordu. Üniversitedeydik, hepimiz olgun insanlardık, hala böyle zorba kişilerin olması o kadar saçmaydı ki.
S: "Üzülmüyorum merak etme. Alıştım."
C: "Gidelim Seungmin"
Aniden arkamda Chan'ın sesini duyduğumda irkilerek ona baktım. Az önce tatlı tatlı gülümseyen bedenin suratı bir anda o kadar değişmişti ki, bakmak bile beni korkutuyordu. Sanki bakışlarıyla herkesi dövmeye hazırdı.
Elini, yanımda oturan bedene uzattığında, onun yüzüne baktığım için kaşlarını çatarak bana bakmıştı. Onları yargıladığımı sanıyordu ama kesinlikle öyle bir şey yoktu. Onların ilişkisini yargılayacak en son kişi bile değildim.
Panik bir şekilde Seungmin'e yol vermek adına ayağa kalktığımda, yanımda oturan beden ona uzatılan eli tutmadan çantasını sırtına atarak basamakları inmişti hızla.
S: "Benden uzak dur Chan"
Adının Seungmin olduğunu duyduğum bedenin de sinirli sesini fark ettiğimde artık burada ne olduğunu kesinlikle anlayamıyordum.
Chan aniden üzerime adımlayarak o, korkunç yüz ifadesiyle bana baktığında artık gerçekten bayılacak gibiydim.
C: "Sen de mi bir şey dedin ona? Sen de mi dalga geçtin?"
Panikle ellerimi havada sallamak istediğimde sıkıca tuttuğum çantam yere düşmüştü. Onu umursayacak durumda değildim.
F: "Ben bir şey demedim! Sadece iyi olup, olmadığını sordum."
Titreyen sesimle kendimi açıklamaya çalıştığımda, çatık kaşlarını ve sinirli bakışlarını üzerimde gezindirerek beni süzmüş, sonra bir şey demeden Seungmin'in peşinden koşmuştu.
Elimi kalbimin üzerine bastırarak derin nefesler almaya çalıştım. Kesinlikle üniversitenin ilk gününde böyle olayların içine düşmek aklımın ucundan dahi geçmemişti.
Ensemin uyuştuğunu hissediyordum, aylar sonra kalbim bu kadar hızlı atmaya başladığı için vücudum da neye uğradığını şaşırıyordu.
İngilterede benim için özel üretilen ilacı kullandığımdan beri asla böyle hissetmemiştim. Ve uzun zaman sonra eski halime dönüyormuş gibi hissediyordum.
Bunun korkusuyla gözlerim dolduğunda, dizlerim de beni ayakta tutmayacakmış gibi titremişti.
IN: "İyi misin?"
Dibimde duyduğum sesle kendime gelerek başımı kaldırdım ve çantamı yerden alarak bana uzatan bedene baktım.
IN: "Birinci sınıfların hepsi nereye düştüklerini şaşırıyorlar. Endişelenmene gerek yok. Chan hyung sana kızmadı. Sadece konu Seungmin olunca böyle davranıyor"
Analmıyordum.. hiçbir şeyi anlamıyordum ama başımı sallamakla yetindim. Çünkü ne konuşacak halim vardı, ne de burada daha fazla duracak.
Sıranın üzerinde duran telefonumu aldım hızla. İstediğim tek şey Hyunjin'e ulaşmaktı.
IN: "Sakin ol, rengin bembeyaz oldu. Chan hyung o kadar korkunç birisi değil. Tabii Seungmin'in cinsiyetiyle dalga geçmediysen"
Duyduklarımla elimde tutmaya çalıştığım telefon da basamağın üzerine düşmüştü. Çıkan sesle tüm bakışlar bana döndüğünde geriye doğru sendeleyerek sıraya oturdum.
Karşımda beni sakinleştirmeye çalışan beden söylediği her şeyde daha kötü olmama neden oluyordu. O da bu halime paniklemiş bir şekilde telefonumu da yerden alarak bana uzattı.
Ben kimsenin cinsiyetiyle dalga geçmemiştim. Ama sanki şu an üzerimde olan bakışlar.. her şeyi biliyormuş gibi hissediyordum.
Yıllarca biri beni öğrenirse ve alay konusu olursam, tüm bakışlar üzerimde olursa ve zorbalanırsam diye düşünmeden edememişti.
Ve şu an sanki üniversitenin ilk günü değil, kabuslarımın ilk gününü yaşıyordum.
Boğazımdan küçük bir hıçkırık kaçtığında, ağlamamı daha fazla durduramamıştm.
IN: "Sakin ol, sakin ol. Panik atağın mı var? Ben Jeongin! Bu kadar gerilecek bir şey yok. Ben kötü birisi değilim"
Beni sakinleştirmek adına üzerime doğru eğildiğinde, durması adına elimi kaldırarak derin bir nefes almaya çalıştım.
Her şey benim için fazlaydı.. hem de çok fazla. İstediğim tek şey Hyunjin'in yanında olmaktı.
...
Fantastik dörtlü
Go Quokka
Bir dakika daha Hyunjin Felix'ten haber alamazsa bayılacak
Minom
Sen de yangına körükle gidiyorsun
Go Quokka
Hayır nerede bu çocuk
Yarım saattir kafeteryada onu bekliyoruz
Felixx cevap verrr
İlk günden ders mi çalışıyorsun skdmsldmsl
Hyunjin
Derstedir değil mi?
Telefonlarımı da açmıyor
Sessize almıştır
Go Quokka
Üçümüz de hocalarla tanıştık
Ve üçümüzün de hocası ilk hafta diye ders yapmadı
Felix şu an ders çalışmıyor
Bence kayboldu
Hyunjin
Olmamıştır
Hem o zaman açar telefonlarımı
Beni korkutmaya çalışma Jisung
Derstedir kesin
Minhom
Bence de derste
Panikleyecek durum yok
Biraz daha bekleyelim
Ders bitince geri arar
Go Quokka
Yarım saattir ders mi işliyorlar yani
Ara da mı verilmiyor
Minhom
Jisung sen ne olsun istiyorsun
Bayılsın mı Hyunjin
Go Quokka
Evt.
Çok iyi olur
Biraz gülelim
Minhom
Takma Hyunjin sen onu kafana
Bak seninle uğraşıyor
Felix için endişeleniyor olsaydı şaka yapamazdı
Hyunjin
Biliyorum
Zaten Felix arar beni
Sakinim (11.15)
İçimde kötü bir his var|
Vanilyam
Hyunjin
Grl
Ysnıma gel (12.05)
Hyunjin
Felix
Bebeğim
Geliyorum
Neredesin
Ne oldu?
Go Quokka
Ne oldu lan?
Biz de geliyoruz
Hepimiz geliyoruz
Minhom
Biri bir şey mi dedi?
Ne oldu Felix
Vanilyam
Grlin
Lğtfrn
Yanıma geliö
Hyunjin
Geliyoruz bebeğim
Zaten senin fakültenin önünde bekliyorduk seni
Şimdi hemen sınıfının önüne geleceğiz
Hatta varmak üzereyiz korkma tamam mı?
_____________________
Anam babam ne oluyorrr
Yeni karakterlerin kilitleri açıldı ehehehehehehe
Şimdi neler geliyor neler 😋😋
Bang çok ateşli, ateşine kurban olduğum Chan. 23 yaşında, dördüncü sınıf işletme öğrencisi
Kim bahtı kara Seungmin. Felix ile aynı bölümde. 20 yaşında ve ikinci sınıf öğrencisi.
Diğer karakterler de sonraki bölümde açıklanacak. Birkaç bölüm daha yazıp, bu fici tamamen finallemeyi düşünüyorum. Konular tamamen bitecek.
