İçeriğe geç

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 39 · 10 dk okuma

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 39

{Kucağımı rezerve ettim}

İyi Okumalar 🦋

________________

~felix~

"Uçak kalktığında bana yazıyorsun, indiğinde de yazıyorsun. Eve vardığında da yazıyorsun. Sabah uyandığında da tamam mı?"

Babam bana o kadar sıkı sarılıyordu ki nefes dahi alamadığım için ona cevap veremiyordum. Hyunjin babamdan izin almak için günlerce uğraşmıştı.

Babam asla İngiltereye gitmemi istemiyordu. En önemlisi de uçağa binmemi istemiyordu. Rahatsız olacağımı düşünüyordu. Hem de benden asla ayrı kalmadığı için uzağa gitmem onu korkutuyordu.

Ama iki gün önce üniversite sınavına girmiştik. Sınavdan sonra o kadar stresliydim ki. Sanki yazdığım her şey yanlışmış gibi geliyordu.

Benim stresten uzaklaşamayacağımı gören babam sonunda kafamı dağıtmak için Hyunjin ile gitmeme izin vermişti. Hem de biliyordu Hyunjin yalnız giderse biraz da onun özleminden üzüleceğimi.

Ama işte verdiği izin de böyleydi. Durmadan bana sorular soruyor, attığım her adımda ona mesaj atmamı istiyordu. Öyle ki havalimanına kadar bizimle gelmişti.

Şimdi biletimizle gireceğimiz alana babam giremeyeceği için bana sıkıca sarılarak milyonuncu kez aynı şeyleri söylüyordu.

F: "Tamam baba! Hatta vardığımda görüntülü arayacağım"

"Kendini rahatsız hissedersen uçağı durdurmalarını söyle"

Babamın bu lafına kahkahalara boğularak güldüğümde arkadan bizi izleyen Hyunjin de gülüşünü durduramamıştı.

Bay Park ile konuşmuştuk ve ciddi bir kalp hastalığım olmadığı için uçağa binmemin riskli olmadığını söylemişti. Ama babam bu konuda hala endişeleniyordu.

F : "Kesinlikle rahatsız olursam uçağı hemen indirmelerini söyleyeceğim. Hastanenin önünde indirirler"

Babam kaşlarını çatarak benden uzaklaştığında daha fazla gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Babayla dalga mı geçiyorsun sen?"

Hemen gözlerimi sonuna kadar açarak başımı hayır anlamında iki yana sallamıştım. Her an babam bunu bahane edebilir ve gitmeme izin vermeyebilirdi.

H: "Bizim uçağın anonsu yapıldı. Gecikmeden gidelim"

Hyunjin'in sesi duyulduğunda babam göğsünü şişirerek derin bir nefes aldı ve başını onaylar anlamda salladı. Ben de ondan uzak kalmak istemiyordum ama birkaç gün sonra döneceğimi bildiğim için üzülmüyordum.

H: "Endişelenmeyin efendim Felix'e çok iyi bakacağım"

Babamın bundan hiç şüphesi yoktu artık. İlk başlarda Hyunjin'e gıcık olsa da onu sevdiğini biliyordum.

Daha fazla babamın yanında durmayı bırakarak beni bekleyen Hyunjin'e doğru adımladım. Babam arkadan bize el sallarken biletlerimizi okutarak kapılar tarafa geçtik.

Gözden kaybolana kadar birbirimize el sallamıştı. Şu an biraz duygusal hissediyordum. Asla babamdan ayrı kalamayacağımı bir kez daha anlamıştım.

H: "Üzüldün mü?"

Aniden Hyunjin elini belime sararak beni kendisine doğru çektiğinde gözlerimi sonuna kadar açarak etrafa baktım.

F: "Hyunjin çok fazla insan var"

Umursamaz bir şekilde omzularını kaldırarak elini biraz daha sıkı sarmıştı belime. Onun benim yerime de cesur olması hoşuma gidiyordu.

H: "Ne yani çok fazla insan var diye sevgilime sarılmayayım mı?"

Bağırarak konuştuğunda yumruğumu omzuna geçirerek başımı koluna yasladım. Utançtan yok olmak istiyordum.

F: "Gelmiyorum ben!"

Sitem ederek konuştuğumda kıkırdayarak saçlarıma öpücük kondurmuştu. Şimdiden böyleyse 14 saatlik uçuş süresinde nasıl olacaktı tahmin bile edemiyordum.

H: "Annemle babam dört gözle seni bekliyorlar. Benim gelişimi bile umursamıyorlar"

Uçağa binme sırasına geldiğimizde sıraya geçerek bakışlarımı önüme indirdim. Hyunjin'in ailesiyle tanışmak beni nedensizce çok geriyordu. Beni şimdiden seviyorlardı ama ya tanıdıktan sonra sevmezlerse.

H: "Gel buradan güzelim"

Elimi tutarak beni insanların uzunca dizildiği sıradan çıkardığında etrafımıza bakındım. VIP girişe doğru adımladığımızda gözlerimi sonuna kadar açtım. Normal bir şekilde uçmamızda sakınca yoktu.

Bana bu kadar para harcaması kötü hissettiriyordu. Ailesi zengin olsa da ona yük olmak istemiyordum. Babam da bunu istemiyordu.

F: "Ekonomi sınıfında da uçabilirdik"

Fısıldayarak konuştuğumda elimi sıkıca tutarak baş parmağıyla tenimi okşadı. Benim sanki ne zaman gerildiğimi biliyormuş gibi bana o zamanlarda dokunuyor ve rahatlamamı sağlıyordu. Gerçekten Hyunjin benim ruh eşimdi..

H: "Tabii güzelim farketmez ama uzun uçuş olduğu için rahat edelim dedim. Yataklı uçak aradım ama o ol-"

Konuyu nereye götüreceğini bildiğim için susması adına tırnaklarımı birleşik olan ellerimiz sayesinde tenine geçirerek onu susturdum.

F: "Umarım benim koltuğumu kendinden uzak bir yere almışsındır sapık!"

H: "Sana koltuk aldığımı da kim söyledi? Kucağımı rezerve ettim"

F: "Yah!"

Benimle uğraşmaya devam ettiği için gülümsememi durduramayarak elimi onun elinden uzaklaştırdım. Zaten VIP giriş kısma varmıştık.

Hyunjin bilet ve pasaportlarımızı uzattığında hemen bize uçağa kadar eşlik etmiş, koltuklarımıza geçene kadar yardım etmişlerdi. Böyle yapıldığında biraz mahçup hissediyordum.

Ama neyse ki Hyunjin'in şakası gerçek değildi. Koltuklarımız yanyanaydı ve alan fazlasıyla genişti. Koltuklarımızı rahat bir şekilde istediğimiz konuma getirebiliyorduk. Bu sayede yorucu değil de eğlenceli bir uçuş olacaktı.

Babama uçağa bindiğime dair mesaj attım ve onun içinin rahat etmesi için küçük bir selfie de göndererek telefonumu uçuş moduna aldım.

Kapıların kapandığının ve binişin tamamlandığı anons edildiğinde camdan dışarı baktım. Birazdan gökyüzünü izleyebilecektim.

H: "Kemerini bağlayalım vanilyam"

Hyunjin kemerimi bağladığında kendimi bebek gibi hissetmiştim. Camdan dışarıya bakarak dalıp gittiğim için kemerimi bile bağlamayı unutmuştum.

Uçak uçuş pozisyonuna geçmek için pistte hareket etmeye başladığında sırtımı koltuğuma yaslayarak derin bir nefes aldım.

Riskli olmayacağını biliyordum ama istemsizce kalp atışlarım hızlanıyordu. Elimin üzerinde sevgilimin sıcak dokunuşlarını hissettiğimde onun elini sıkıca tutarak derin bir nefes aldım.

F: "Birisi gelirse elimi bırak tamam mı?"

H: "Bir kez daha sevgili olduğumuzu saklamaya çalışırsan yemek servisi için geldiklerinde seni öperim"

Gözlerim yerinden pörtlediğinde hemen elimi ondan uzaklaştırdım. Belki uçak kalbim için riskli değildi ama Hyunjin kalbim için kesinlikle riskliydi!

F: "Koltuğumu değiştirmek istiyorum!"

H: "Yani kucağıma mı gelmek istiyorsun?"

F: "Benimle uğraşmayı keser misin?"

Kıpkırmızı olan yanaklarımı ondan saklamak adına cama doğru dönerek konuştum. Lakin çoktan gördüğünün farkındaydım.

H: "Öpücük verirsen tüm uçuş boyunca uslu olacağım"

Fısıldayarak konuşmak gereğinde bile bulunmuyordu. Ben onun yerine de utanıyordum. Hızla ona doğru dönerek elimi ağzına bastırdım ve susması için uyarır bir şekilde kaşlarımı çattım.

Lakin o, dudaklarının üzerinde duran elime öpücük kondurarak kendi elinin arasına almıştı. Böyle yapınca da işte kalbim eriyordu.

F: "Uçuş boyunca uslu durursan vardığımızda öpücük vereceğim söz"

Gözlerini kısarak bir süre ona yaptığım teklifi tartmıştı. Sonra ise yüz ifadesinden anlaşıldığı kadarıyla bu teklifim de hoşuna gitmişti.

H: "Tamamdır. Bana uyar. Yalnız doya doya alırım öpücüğümü haberin olsun"

Kelimelerin üzerine basarak konuştuğunda koltuğa sinerek elimi onun elinden uzaklaştırdım ve yanaklarıma yasladım. Yanaklarım biraz daha yanmaya devam ederse uçak alev alacaktı.

Biz güzel güzel konuşmamıza devam ederken aniden uçak pistte hızlandığında sırtımı daha sert koltuğa yaslayarak derin bir nefes aldım.

Hyunjin sıkıca elimi tuttuğu için kendimi iyi hissediyordum. Çok geçmeden de uçak sallanmayı bırakarak havada süzülmeye başlamıştı bile.

Başımı camdan dışarı çevirerek giderek küçülen evlere, yollara, arabalara baktım. Babam oralarda bir yerde uçağın kalkışını izliyordu buna emindim.

Gezmeye, sevgilimin ailesiyle tanışmaya gidiyordum. Bu yüzden ağlamak veya duygusallaşmak istemiyordum. Kalbimdeki sıkıntıları atmaya çalışarak yanımdaki koltukta beni izleyen sevgilime döndüm.

H: "Canını sıkan bir konu varsa benimle paylaşabilirsin vanilyam"

Dudaklarımı birbirine bastırarak başımı hayır anlamında salladım. Biraz gergin hissediyordum ama canım sıkılmıyordu aksine Hyunjin ile birlikte tatile çıkmak beni heyecanlandırıyordu.

F: "Hiçbir sorun yok edişe etme"

Parmaklarını parmaklarımın arasına geçirerek elimi sıkıca tuttuğunda bakışlarım birleşik olan ellerimize kaydı. Bunu her yaptığında arabada ona kendimi ilk açıkladığım zamanları hatırlıyordum.

H: "O zaman ben sana bir şey söyleyeceğim"

Şaşkın bakışlarımı ellerimizden kaldırarak Hyunjin'in suratına baktım. Böyle konuşmalar beni hep geriyordu.

F: "Ne söyleyeceksin? Sorun mu var? Kötü bir şey mi oldu?"

Hyunjin beni sakinleştirmek istercesine gülümseyerek baş parmağıyla tenimi okşadı ve başını hayır anlamında salladı.

H: "Ben sana sormadan bir şey yaptım Felix. Bu yanlışımın farkındayım. Sana sormalıydım önce ama sana sorarsam da hayır diyeceğini bildiğim için sormadım"

Belimi dikleştirerek koltukta biraz daha kıpırdandım. Böyle konuşması kalbimin daha da hızlanmasına neden oluyordu.

F: "Ne oldu Hyunjin? Ne yaptın anlat artık korkuyorum"

H: "Korkma güzelim. Sadece bana kızma ve sonuna kadar dinle tamam mı?"

Başımı zaman kaybetmeden hızla onaylar anlamda salladım. Hemen şu an anlatmazsa gerçekten bayılacaktım.

H: "Ben Londra'da bir doktor buldum. Aylar öncesinde buldum ve çok araştırdım. Dünyanın her yerinden herkes o doktora muayene olmak için geliyordu ve senin durumunun üzerine uzmanlaşmış bir doktor"

Kaşlarımı çatarak sıkıca tuttuğu elimi kıpırdatmaya çalıştım. Ama o kadar sertti ki tutuşu sanki ona küsmemden korkuyordu.

H: "Randevu almak çok zordu ama ben aylarca randevu saatlerini kovalayarak senin için randevu almayı başardım. Bay Park kötü bir doktor demiyorum. Onun sayesinde bu kadar iyisin. Ama bu doktorun uzmanlık alanı. Ve ben senin kalbini, vücudunu zorlayan hormon değişimlerinin tamamen düzelmesini istiyorum. Lütfen Felix beni kırma. Birlikte muayeneye gidelim"

Kaşlarımı çatarak başımı cama doğru çevirdim. Bırak başka doktora muayene olmayı kendimi başkalarına bile açıklayamıyordum. Psikologa bile gitme cesaretim yok.

Hala bay Park'ın yanında bile utanıyorum. Başka bir doktora kendimi açıklamak, beni muayene etmesine izin vermek benim için imkansızdı.

F: "İstemiyorum Hyunjin"

H: "Yapma böyle güzelim lütfen. İnsanlar yıllarca sıraya diziliyor muayene olmak için. Hem kendini saklayacak durum yok ki. O zaten yüzlerce, binlerce hasta muayene ediyor. Sen onun için farklı, değişik olmayacaksın"

Elimi çekiştirerek elinden uzaklaştırdım. Kalbim sıkışıyordu her dönüp dolaştığımızda aynı konuları konuştuğumuzda. Ben zaten tedavi oluyordum ve başka doktora ihtiyacım yoktu.

Ondan uzaklaştığım için kendimi hemen kötü hissetmiştim. Birlikte güzel zaman geçirelim istiyordum. Ve ben şimdiden aramızı bozmaya başlamıştım bile.

F: "Hyunjin ben zaten tedavi oluyorum. Benim için ne kadar zor olduğunu biliyorsun. Bir de başkasının vücudumu muayene etmesini istemiyorum"

Ona dönerek, kırılmadığımı belli edecek bir şekilde sakin ses tonuyla konuşmuştum. Hemen gülümseyerek bu sefer iki elimi de sıkıca tuttu.

H: "Vücuduna bakmasını istemiyorsan öyle muayene etmez Felix. Kan testi yapar ne bileyim onlarca yolu vardır. O uzman bir doktor elbet bir yolunu bulur. Sen istediğin muayene tipini seçersin. Hm?"

Duraksadığımda gülümsemesi daha da büyümüştü. Beni ikna etmeye yaklaştığının farkındaydı. Ama Hyunjin hep o kadar açıklayıcı ve rahatlatıcı konuşuyordu ki ona ikna olmamak mümkün değildi.

H: "Belki kendi geliştirdiği bir tedavi yöntemi vardır. Belki hemen seni iyileştirir. Düşünsene artık kalp çarpıntıları yaşamazsın. O ilaçları içmek zorunda kalmazsın"

Nefret ettiğim ilaçları da ortaya attığında bakışlarımı kaldırarak gözlerinin içine baktım. Sanırım Hyunjin yanımda olduğu sürece ben onunla her şeyi yapmaya hazırdım.

H: "Hem daha geleceğimiz için planlarım var benim. Üniversiteyi biriteceğiz, evleneceğiz, çocuğumuz olacak"

İstemsizce gülmeye başladığımda artık ikna olduğumu anlamıştı. Bu yüzden beni ellerimden tutarak kendisine doğru çekti ve göğsüne bastırarak sıkıca sarıldı.

F: "Gidelim ama sadece konuşalım. Bana anlatasın. Ben eğer istiyorsam tedaviye veya muayeneye başlayalım"

Saçlarımın arasına burnunu gömerek derin bir nefes çekmişti ciğerlerine. Sonra ise yumuşacık dudaklarını saçlarıma bastırmıştı. Onun kollarının arasında olmak dünyanın en huzur verici anıydı benim için.

H: "Güzelim nasıl isterse. Ben de yanında olacağım. Kimse senin sınırlarını aşamaz. Tabii ben hariç"

Yine oyuncu haline geri döndüğünde başımı göğsünden kaldırarak gözlerim kısılıncaya kadar kocaman gülümsedim.

Hyunjin benim sadece sevgilim değildi. Kahramanımdı...

...

H: "Güzelim?"

Sevgilimin sesini duyduğumda başımı biraz daha bastırdım onun omzuna. En son yemek yedikten sonra birlikte film izliyorduk.

Sonrasında rahat etmek için başımı Hyunjin'in omzuna yaslamıştım. Ama onun kokusunu solurken, sıcacık eli belimi okşarken uyuya kalmıştım anlaşılan.

H: "Hadi güzelim kalk koltuğunu yatıralım rahat uyu"

Uyku sersemliğinde olduğum için dediklerini anlıyordum ama ona cevap veremiyordum. Bu yüzden sadece dudaklarımın arasından mırıltılar çıktı.

Yanağımda hissettiğim uzun parmaklar ise daha fazla uykuya yenik düşmeme neden oluyorlardı. Parmaklarının uçlarıyla masaj yaparcasına yanağımı okşuyordu.

H: "Güzel bebeğim benim"

Yanağımı okşayarak kulağıma doğru mırıldanıyordu. Onun yanında o kadar güvende ve huzurlu hissediyordum ki uykudan uyanmam daha da zor oluyordu.

Bu sefer iki kolunu da belime sararak beni kendisine doğru çektiğinde yorgun bedenimi göğsüne bıraktım.

Kısa süren takırtı seslerinden sonra çok geçmeden başım sevgilimin geniş göğsünden uzaklaşarak daha yumuşak bir yere yaslanmıştı.

Hyunjin benim için koltuğumu yatırmıştı anlaşılan. Başım yumuşak yastığa temas ettiğinde sevgilimin kokusundan ve sıcaklığından ayrıldığım için mızıldanarak bacaklarımı kendime doğru çektim.

Üzerime sinen battaniyenin ardından yanağımda hissettiğim sıcak dudaklarla mırıldanmalarım da durmuştu.

Hyunjin yanağımın her noktasına, saçımın tüm tellerine öpücük kondururken ben öylece en rahat uykularımdan birini uyudum.

Durmadan kulağıma güzel sözcükler mırıldanıyor, saçlarımı okşuyor, bana sıcak öpücükler veriyordu.

Hyunjin'in sevgilisi olmak dünyanın en mükemmel hissiydi. Şimdi onun gelecek planlarının bir parçası olmak daha da mükemmeldi.

Onunla evlenmeyi, kendi ailemizi kurmayı dört gözle bekliyordum.

_________________

Bölümleri biraz daha uzun tutma kararı aldım yoksa kitap 100 bölüm olacak. 80 yaşımda hala OOB yb yazıyor olacağım sldmsldöellff

Çok soft ilerledik gibi Londrada ateşli sesk okumak isteyen el kaldırsın 🤚

Bölüm sonu

4 yorum