İyi Okumalar 🦋
_____________
Hyunjin film bittiği için kumandayı alarak televizyonu kapattı. Tam yerinde gerinecekti ki kucağındaki ağırlığın farkına vararak durdu. Geç saatlere kadar film izledikleri için uyku sersemiydi.
Lakin kucağında mışıl mışıl uyuyan miniğini gördüğünde tüm uykusu kaçmıştı. Sabaha kadar gözünü kırpmadan, bir kez bile olsun esnemeden onu izleyebilirdi.
Hyunjin sırtüstü bir şekilde koltukta yatarken Felix de başı onun göğsüne gelecek şekilde kollarını Hyunjin'in beline sıkıca sararak uyuyordu. Annelerine sarılan yavru koalalar gibiydi.
Uzun beden kucağındaki bebeğinin yüzünü görmek adına hafif eğildiğinde dudaklarını birbirine bastırdı. Onu öpüp de uyandırmak istemiyordu. Çünkü fazlasıyla tatlı uyuyordu.
Yanağı Hyunjin'in göğsüne temas ettiği için dudakları sıkışarak öne doğru gelmişti ve yumuşacık yanağı da ezilerek kendisini gözler önüne sunuyordu.
H: "Bir de ya beni istemezsen diyor. Ölüyorum ben burada Felix diye"
Büyük beden fısıldayarak konuştuktan sonra ellerini sıkıca kucağındaki bedenin sırtına ve kalçasına sararak olabildiğince yavaş bir şekilde doğruldu koltukta.
Felix'i sıkıca tuttuğundan emin olduktan sonra ayağa kalkarak odasına geçti ve kolları arasındaki bedeni yatağa bırakarak yorganı aldı ve kendisi de yatağını süsleyen minik bedenin yanına sokuldu.
Yorganı üzerlerine iyice örttükten sonra kolunu Felix'e sararak onu kendisine doğru çekti ve hala mışıl mışıl uyuyam bedenin saçlarının arasına küçük bir öpücük kondurdu.
Sıcacık yataklarında, birbirlerinin şevkatli dokunuşları ve sarılmaları eşliğinde tatlı bir uykuya daldılar. Sabah erkenden alarmları onları uyandırana kadar.
...
J: "Sonra ben dedim ki ya benimsin ya kara toprağın"
Jisung kendinden emin bir şekilde sırtını sandalyesine yasladı ve portakal suyundan birkaç yudum aldı.
Minho ve Hyunjin yemek sırasında beklerken olabildiğince hızlı bir şekilde Felix'e ormanda olanları anlatıyordu. Aslında defalarca mesaj yazarak anlatmıştı ama asla durdurmuyordu anlatmayı.
J: "Sonra yapıştım dudaklarına. Bir kendinden geçti görmen lazımdı"
Felix, Jisung'un kendinden eminliğine hayran kalmıştı. Kendisi olsa böyle bir cesaret gösteremezdi. Muhtemelen reddedildiği için evde ağlardı sadece.
F: "Siz şimdi sevgili misiniz anlamadım ben?"
J: "Bak güzelim. Haşmetlim dedi ki bir anda her şeyi değiştiremeyiz. Biz de zaman tanıdık birbirimize. Bu zaman zarfında arkadaşlığı bırakıp sevgili olma yolunda ilerleyeceğiz"
Jisung, Felix'e doğru yaklaşıp fısıldadığında küçük olan da istemsizce onu takip ederek aynısını yaptı.
F: "Ama siz hala aynı davranıyorsunuz. Hala birbirinizle uğraşıyorsunuz"
J: "Canım benim arada sırada kenarda köşede öpüşüyoruz kimse görmeden. Sus çaktırma"
Felix, elini ağzına bastırarak kıkır kıkır gülmeye başladığında diğer ikili ellerinde tepsilerle gelmişlerdi masaya.
H: "Neye gülüyorsunuz bakalım"
F: "Hiiç"
J: "Hiiç"
Hyunjin kaşlarını çatarak hala kıkır kıkır gülen ikiliye bakıyordu. Güzel bebeğini hep böyle gülerken görmek istiyordu.
M: "Hava bugün güzel. Ders çıkışı sahile gidelim mi?"
Minho boğazını temizleyerek konuya girdiğinde diğerleri başını sallayarak onaylasa da Jisung kalpli gözleri ile Minho'ya baktı ve sandalyesini ona daha da yaklaştırarak gülümsedi.
J: "Olurrr"
...
Güneş sarı kumları daha da parlatırken, kendi ışığı da yavaş yavaş sönmeye, gece olmaya başlıyordu. Hala tepede olmasına rağmen turuncu ışıklar kendisini belli ediyordu.
F: "Lisenin ilk günü tanıştığımızda da buraya gelmiştik"
Sahile doğru yürürlerken sessizliği bozan ilk kişi Felix oldu. Jisung ise anında aklına dolan anılarla mutluluktan zıplayarak Felix'in yanına geçti ve onun koluna girerek arkadaşını kendisine doğru çekti.
J: "Minho ve ben en arkada oturuyorduk. Sonra sen bizim önümüze oturdun. Ben o an dedim işte hayallerimdeki arkadaşı buldum diye. Seni de zorla aramıza aldık Felix hatırlıyor musun çok utangaçtın"
M: "Hatta selam verdiğimizde panikleyip bize cevap bile verememişti"
Felix, utangaç bir şekilde gülümserken Hyunjin kıskançlığını belli edercesine Felix'i diğer kolundan tutarak kendisine doğru çekti. En çok onundu Felix.
F: "Şimdi lise bitmek üzere. Umarım arkadaşlığımız hiç bitmez"
J: "Hele bi hepimiz aynı üniversiteyi tutturmayalım var ya eğitim bakanlığına kadar giderim"
Hepsi sesli bir şekilde gülmeye başladığında güneş sanki onların enerjisinden güç alıyormuş gibi biraz daha parladı, gökyüzü mavinin en güzel tonlarına büründü.
Minho ve Jisung denizin dalgalarına daha da yaklaşırken Hyunjin ve Felix kumların üzerine oturmayı tercih ettiler.
Küçük olan en sevdiği renkte olan gökyüzünü parlak gözleriyle izlerken Hyunjin sadece ona özel olan güzel gökyüzünü, Felix'i izliyordu.
Sessizlik o kadar güzeldi ki kıyıya vuran her dalganın sesini, rüzgar sayesinde uçuşan her kum taneciğinin notalarını duyabiliyorlardı.
J: "HAYIR MİNHO UZAK TUT ONU BENDEN"
Bu tatlı sessizliği Jisung'un çığlıkları bozmuştu. Minho kumların arasında bulduğu küçük yengeci Jisung'a göstermek istemişti ama onun korktuğunu anladığında bunu oyuna çevirmişti.
Jisung hayatı pahasına kaçmaya çalışırken, Minho daha yeni kendisini onda bulduğu çocuğu kovalıyordu. Yengeç.. onun hiçbir suçu yoktu. Sadece yanlış zamanda, yanlış yerdeydi.
Felix yüzündeki kocaman gülümsemeyle denizin dalgaları eşliğinde birbirini kovalayan ikiliye bakıyordu.
Hyunjin'in uzun bedeni onun karşısına geçtiğinde başını yukarı kaldırarak sevgilisine baktı.
H: "Hadi kalk biz de kovalamaca oynayacağız"
F: "Ne?"
Felix kıkırdayarak cevap vermişti. Hyunjin ona gerçekten yapamadığı her şeyi yaptımaya çalışıyordu. Bazen bebek gibi davranıyordu ama Çok tatlı seviyordu.
H: "Kalk hadi güzelim"
Küçük beden ona uzatılan ele baktı ve utangaç bir şekilde gülümsedi. Buna gerek yoktu. Hyunjin çok ince düşünüyordu ama Felix kalbini zorlamak istemiyordu.
Küçüğünün tereddüt ettiğini gören Hyunjin elindeki son kozu oynamayı ve işleri daha eğlenceli hale getirmeyi seçti.
H: "Beni yakalayabilirsen bugün de bende kalman için babandan izin alacağım"
Uzun beden cümlesini bitirir bitirmez Felix'e zaman tanımadan koşmaya başladı.
F: "Ne? Dur? Gerçekten mi?"
Ondan kaçan sevgilisinin arkasından bağırdığında onu durduramayacağını anladı ve elini kumlara yaslayarak ayağa kalktı.
Küçük beden ayağa kalkar kalkmaz adımlarını hızlandırdı. Ondan fazlasıyla ileride olan bedene yetişmek adına koşuyordu.
Attığı her adımda yumuşak kum taneciklerini dağıtıyordu. Her adımı hızlandıkça kalbi de hızlanıyordu ama önemli değildi. İlacı zaten yanındaydı.
Kalbinde Hyunjin'in sevgisini taşımak ona daha da güç vermişti. Adımlarını daha da hızlandırarak gözlerini sıkıca kapattı kum tanecikleri gözüne kaçmasın diye.
Çok geçmeden ise gözleri kapalı olduğu için yavaşlayıp onu bekleyen Hyunjin'in göğsüne çarptı. Kendisini boş bırakan beden kollarını ince bele sararak ikisini de yumuşak kumların üzerine doğru çekti.
Uzun beden kumların üzerine sırtüstü düşerken küçüğü onun üzerine yumuşak bir şekilde düşmüştü.
Gözlerini açmayı yeni akıl eden beden ne olduğunun gayet iyi farkındaydı. Çünkü artık Hyunjin'in dokunuşlarını tanıyordu.
Nefes nefese gülümseyerek ellerini Hyunjin'in göğsüne bastırdı ve başını kaldırarak onun dudaklarına kaçamak bir öpücük bıraktı.
İlk defa miniğinden bu denli büyük bir karşılık alan beden ise tüm vücut fonksiyonları bozulmuş bir şekilde şaşkın şaşkın küçüğüne bakarak öylece kaldı.
H: "Tek öpücükle kediye çevirdin beni güzelim"
Felix utangaç bir şekilde gülümseyerek sevgilisinden aldığı destekle bir kez daha uzandı dolgun dudaklara ve bir kaçamak öpücük daha çaldı hızlıca.
Bayılıyormuş numarası yapan Hyunjin başını kumlara yasladı ve gözlerini kapattı. Gerçekten cennetteymiş gibi hissediyordu.
H: "Nasıl da hızlı koştun öyle. Benimle kalmayı bu kadar çok istediğini bilmiyordum."
_________________
Gelecek bölüm elim sende oynayacaklar ☺️🔥












