İçeriğe geç

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 23 · 6 dk okuma

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 23

Kontrolü ilk kim kaybederse

İyi Okumalar 🦋

____________

M: "Kurumuş ağaç dalı görürsen haber ver"

Jisung elindeki iki küçük dalı sallayarak başını onayladı. Deminden beri sessizdi ve bu Minho'nun dikkatini çekiyordu. Normalde asla susmayacak biri olduğu için.

Ne kadar çok gezseler de kurumuş ağaç bulmak zordu. Ve yaşayan ağaçları da kesmek istemiyorlardı.

Minho, sabırlı bir şekilde etrafa bakınırken Jisung başını bile kaldırmıyordu yerden. Sonunda bu sessizliğe dayanamayan Minho atak yaparak Jisung'un karşısına dikildi ve onun da durmasına neden oldu.

M: "Niye sessizsin Ji? Konuşmama grevine mi başladın yine?"

Küçük olan ilk defa güler yüzle değil de asık suratıyla başını kaldırdı ve ondan biraz uzun olan bedene baktı. Ondan bir şey anlamasını beklemiyordu. Çünkü hislerini hep kalbine hapsetmişti.

İçindeki Minho'ya karşı gerçek hislerini gösteremeyecek kadar korkaktı. Onu arkadaşı olarak da kaybetmekten korkuyordu.

Zaten tombul olan yanaklarını şişirerek başını hayır anlamında salladı. Canı konuşmak istemiyordu.

M: "Bir sorun mu var?"

Minho, ona şefkatli ve endişeli bir şekilde sorusunu sorduğunda kalbi tekledi. O kadar çok istiyordu ki ondan ilgi almak. Ama arkadaşı olarak değil.

J: "Hyunjin ve Felix çok tatlı değiller mi?"

Mırıldanarak sorusunu sorduğunda karşısındaki beden gülümseyerek başını salladı. O bunu sadece bir soru olarak görüyordu ama aslında bu soru Jisung'un kalbinde biriken hasretin ses tonuydu.

M: "Çok tatlılar. Umarım hiç ayrılmazlar"

Jisung bıkkın bir nefes vererek elindeki dal parçalarını yere attı ve ellerini birbirine çırparak tozları temizledi. Ve eski inatçı haline bürünerek kaşlarını çattı.

J: "Biz de öyle olalım!"

Ses tonunun istek dolu değil de inat dolu çıkmasına özen göstererek konuştu ve karşısındaki bedenin gözlerinin içine baktı.

Minho'nun şaşkın ve anlamaz bakışlarını gördüğünde gururu kırılmıştı. Ama bugün değil, bugün pes etmeyecekti. Ya her şeyin yeniden başlamasını sağlayacak, ya da tüm arkadaşlığı burada bitirecekti.

M: "İyi misin sen? Ateşin mi var?"

Minho şaşkınlığını saklamak adına alaycı bir şekilde konuştu ve elinin tersini Jisung'un alnına yaslayarak ateşini ölçmeye çalıştı.

Her ne kadar anlamazlıktan gelse de küçük olanın bu şekilde ciddi konuşması içini sıkmıştı. Garip hissediyordu.

J: "Gayet iyiyim! Ve ben rol yapmaktan bıktım"

Jisung, alnına temas eden eli sert bir şekilde iterek bir adım daha yaklaştı Minho'ya ve korkusuzca baktı gözlerinin içine. Yıllardır kalbinde sakladığı duygularıydı onu bu denli güçlü yapan.

J: "Ben en başından seninle arkadaş olmak istemiyordum. Sana karşı farklı hissettiğim için Lise'nin ilk günü yanına oturdum!"

Minho için duyduklarını hazmetmek kolay değildi. Jisung'u seviyor ona değer veriyor ve onu fazlasıyla iyi tanıyordu. Bu kadar ciddi konuşma şekliyle ise ilk kez karşılaşıyordu.

J: "Ama sen! Sen en başından bana arkadaşınmışım gibi davrandığından hepsini kalbime gömdüm"

Jisung elini kalbine bastırarak oradaki acıyı dindirmeye çalıştı sanki. Gözleri dolu doluydu ama ağlamayacaktı. Yıllardır bu günü bekliyorken şimdi ağlayıp da kendisini korkak ve zayıf göstermeyecekti.

M: "Çünkü arkadaşız Jisung! Başka nasıl davranmamı bekliyorsum ki?"

Minho da kendisini toparlayarak bir adım öne geldi ve vücutlarının daha da yaklaşmasına neden oldu. İkisi de derin nefesler soluyorlardı.

J: "Değiliz! Ben sana hiç arkadaş gözüyle bakmadım!"

Duydukları yüzünden afallayan Minho yutkunarak kendisini toparlamaya çalıştı. Jisung'un gözlerinden anlıyordu onun ne denli hisler sakladığını içinde. Ve bunu daha yeni anlıyordu.

M: "Lanet olsun Jisung ben sana sadece arkadaş gözüyle baktım. Sana karşı öyle hisler beslemedim"

Jisung gözlerini devirerek acı dolu bir şekilde gülümsedi. Canı yanıyor olsa bile geri adım atmayacaktı. Ellerini Minho'nun kıyafetinin yakasına sıkıca sararak uzun bedeni kendisine doğru sertçe çekti, göğüsleri ve burunlarının çarpışmasına neden oldu.

J: "Baksaydın bana ne!"

M: "Ne saçmalıyorsun Jisung sen benim en iyi arkadaşımsın!"

İkisi de ormanın ortasında durmadan birbirlerine bağırıyorlardı. Bağırdıklarının farkında değillerdi ama ortamın ve durumun getirisiyle bunu istemsizce yapıyorlardı.

J: "O zaman hemen şimdi bana arkadaş gözüyle bakmayı kes!"

Minho ellerini onun yakasını sıkıca saran ellerin bileğine sardı. Amacı onları uzaklaştırmak değildi. Amacı tutunacak bir yer bulmaktı.

M: "Jisung yapamam ben. Sana karşı öyle hisler beslemedim hiç"

Tombul yanaklı kalbine kurşun misali saplanan bu sözcükleri hazmetmek için başını hafif öne doğru eğdi ve dolu gözlerini kırpıştırdı.

Gözlerindeki yaşların akmasına izin vermiyordu. Ağlamayacaktı. İstiyordu ve istediğini alacaktı. Ki Minho'nun da ona karşı boş olmadığını içten içe hissediyordu.

Birkaç saniye nefeslendikten sonra başını tekrar kaldırdı. Bu sefer gözleri daha da kararmıştı...

J: "Öp beni! Öpüşelim ve kontrolü ilk kim kaybederse..."

M: "Saçmalama"

Minho, Jisung'un sözünü kestiğinde küçük olan büyüğünün yakalarında duran ellerini daha da sıkılaştırdı ve onu kendisine doğru çekerek sertçe dudaklarını onun dudaklarına bastırdı.

Jisung, giderek daha da sert bastırsa da dudaklarını Minho, yakasında duran elleri itmeye ve onu uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Jisung onun arkadaşıydı evet ama onu tanıdıktan sonra başka kimseye sevgili gözüyle bakamamıştı. Bu zamana kadar sevgili veya hoşlandığı kişi de olmamıştı.

Sanki Jisung'un onun yanında olması yetiyordu ama bunun arkadaşça mı yoksa farklı bir duygu mu olduğunu anlamlandıramıyordu.

Büyüğünün geri çekilmesine izin vermeyerek biraz daha öne doğru atıldı Jisung ve dudaklarını aralayarak biçimli üst dudağı kendi dudağı arasına aldı.

Duyguları tamamen farklıydı. Yıllardır aşık olduğu adamı öpüyordu. Kalbi kıpır kıpırdı ama hareketleri şehvet getirisinden uzaktı.. kazanmaya odaklanmıştı.

Üst dudağı dişlerinin arasına alıp hafifçe ısırdığında bileklerindeki baskının azaldığını hissetmişti. Artan cesaret tohumlarıyla sesli bir şekilde üst dudaktan uzaklaşarak alt dudağı kendi dudakları arasına aldı ve ormanın sesini bastıracak kadar sesli bir şekilde emmeye başaldı.

Minho, ise ellerinin boşaldığından habersizdi bile. Kötü değildi.. hatta mükemmeldi. O küçük, dolgun dudakları tatmayı meğersem uzun süredir hayal ediyormuş da farkında değilmiş gibi.

Ellerini usulca Jisung'un bileklerinden uzaklaştırdı ve tek elini onun ince beline sıkıca sararak diğer elini de onun başını arkasına yasladı ve mümkünmüş gibi daha çok kendisine bastırdı.

Dudaklarını istekli ve susamış bir şekilde aralayarak alt dudağını emen bedenin üst dudağını dudakları arasına alarak emmeye başladı.

Ortamda yankılanan öpüşme sesleri iki kat daha artmıştı...

Minho, bir adım ileri atarak Jisung'un bir adım geri getimesine neden oldu. Sesli bir şekilde üst dudaktan uzaklaşarak küçüğünün daha dolgun olan alt dudağını dudakları arasına aldı ve az önce Jisung'un yaptığı gibi hafifçe ısırdıktan sonra emmeye başaldı.

Jisung, Minho'nun onu baskılamaya çalıştığının yeni farkına varmış olacak ki öylece donup kaldıktan sonra afallamış bir şekilde büyüğünün alt dudağına ulaşmaya çalıştı.

Minho her öpücüğünde bir adım atarak Jisung'u geri geri ilerlettiriyordu. Bu tatlı anın bitmesine izin vermeyecekti.

Kural neydi?? Kontrolü ilk kaybeden mi? Siktir et bu oyunda kazanmayı değil de kaybetmeyi istiyordu. O yüzden kontrolün iplerini bırakalı olmuştu.

Sonunda Jisung'un sırtı ağacın gövdesine temas ettiğinde vücutlarını biraz daha yaklaştırdı. Eli hala Jisung'un başının arkasındaydı onun sert zemine temas edip canının yanmasını istemiyordu.

Ama belinde duran elini uzaklaştırarak baldırına sardı ve küçüğünün ayağını hafif kaldırarak beline sarılmasına neden olduktan sonra alt vücudunu ona bastırdı.

İkisinin de dudaklarının arasından inlemeler firar ederek ortamı daha da alevlendirmişti.

Bu oyunun kazananı ne Minho olacaktı, ne de Jisung... kazanan aşk olacaktı.

_______________

Ormandaki kuşla röportaj yaptım

🐦: Ben yıllardır bu ormanda yaşıyorum. Çocuk sahibi olmak hayalimdi. Eşimle çok fazla araştırma yaptık ve yuva kurmak için özellikle ormanın en edepli yerini seçtik. Küçük civciklerimiz edepli ve travmasız bir hayat yaşasın istemiştik. Ama yumurtadan çıkar çıkmaz evimizin ağacına sürtünerek öpüşen ikiliyi gördüler. Çocukların gelişimine karşı duyarlı olalım lütfen! En kısa zamanda taşınmayı planlıyoruz.

Bölüm sonu

18 yorum