İyi Okumalar 🦋
______________
~felix~
Hyunjin, koltuğun başlığından destek alarak yavaşça üzerime doğru eğildiğinde olabildiğince geri çekilerek sırtımı koltuğa yasladım.
F: "Babama söylemem gerekiyor beni alsın"
Beni anladığını belli eden mırıltılar çıkardıktan sonra başımın altındaki yastığı düzelterek vücudunu boş kısıma yerleştirdi.
İkimizin de vücutları dar alan yüzünden birbirine yapışmıştı. Kalbimin onun göğsüne bile baskı yapacak kadar sert attığına adım kadar emindim.
H: "Daha sabah Felix. Birazcık uyuyalım. Ders çıkış saatine yakın babana haber veririz buradan alır seni"
Gözlerimi dahi kırpmadan büyülenmişim gibi yüzüne bakıyordum. Gözlerinden ne kadar yorgun olduğu belliydi. Ben de yorgundum ama kalbim bu denli atarken, biz birbirimize bu kadar yakınken uyuyabilir miydim emin değilim.
Başımla onu onayladığımda kolunun tekini omzumun altından geçirerek beni kendisine doğru çekti ve diğer elini de belime sardı.
Omzumun altından geçirdiği elini arkadan saçlarımda hissettiğimde tüm şaşkınlığım ve heyecanım uçup gitmiş, yerini huzura bırakmıştı.
Tekrar gözlerim kapanırken başımı sallayarak onu onayladım. Boy farkımız yüzünden uzandığımızda benim yüzüm onun göğsüne geliyordu.
Bu da burnuma buram buram onun kokusunun dolmasına neden oluyordu. Şikayetçi miydim? Asla. Ama hala gerçekmiş gibi gelmiyordu tüm bu olanlar.
Saçlarımın arasında hissettiğim sıcak nefesten anlamıştım onun yüzünün saçlarımın arasına gömüldüğünü. Kalbim hızlı atmıyordu ama sanki.. nasıl söylesem kafeste kalmış kuş gibi çırpınıyordu.
Gözlerim günler sonra onun kollarının arasında olmanın verdiği rahatlıkla kapanırken kısıkça açmaya çalıştım. Biraz daha göğsüne sokularak yüzümü ona gömdüm. Belimdeki eli hareketimden memnun bir şekilde kıpırdanıp orayı okşadığında heyecanla kolumu onun beline sardım.
O kadar sıcacık hissettiriyordu ki onun tarafından sarılıp sarmalanmak... Uyumak istemiyordum. Sanki uyursam uyandığımda yanımda onu bulamayacak gibiydim.
F: "Mina.."
Uyumamak adına konuşma başlatmaya çalışmak için aralamıştım dudaklarımı ama cümlemi bitiremeden dudaklarımı ve gözlerimi kapatarak yanağımı onun göğsüne sürttüm.
H: "Ona seni sevdiğimi ve yakında sana açılacağımı söyledim. O yüzden yanımda gülerek sana bakıyordu. Gerçekten de sana ilk kez açılacağımı sanmıştı"
Dudaklarım memnun bir şekilde kıvrılırken derin bir nefes aldım. Hyunjin fazlasıyla cesurdu. Yöneliminden veya insanların ne diyeceğinden korkmuyordu. Onun kadar cesur olabilmeyi diledim..
H: "Kokun.."
Her konuşmasında sıcak nefesleri saçlarımın arasında dağılıyor ve tüm vücudumu yakıp kavuruyordu. Onun sesi de benim sesim kadar kısıktı. İkimiz de uykuya yenik düşmek üzereydik.
H: "Parfüm mü? Yoksa gerçekten böyle mi kokuyorsun?"
Gözlerimi kısıkça açarak başımı yukarı kaldırdım. Ben başımı kaldırdığım için o da burnunu saçlarımın arasından uzaklaştırmak mecburiyetinde kalmıştı.
Ama bu hareketi yaptığıma pişmandım. O, üsten alta bana bakarken, yüzlerimiz bu kadar yakınken ve kollarının arasında olmak bana bu kadar cesaret verirken kalbim pes ederek durmuştu artık sanırım.
Paniklediğimi belli etmemeye çalışarak kaşlarımı çattım. Pek parfüm kullanan birisi değildim. Ama nasıl koktuğumu merak ediyordum. Belki de çilekli şampuanımın kokusundan bahsediyordu.
F: "Nasıl kokuyorum ki.."
H: "Vanilya gibi. Şeker tozu gibi. Tatlı bir kokun var ama tam anlamlandıramıyorum"
Beklemeden cevap verdiğinde yanaklarım kızardı. Bana öncesinde Vanilya demişti ve bunu kokum yüzünden demesi çok tatlıydı. Bana kokumla seslenmesi..
F: "Bilmem ki parfüm kullanmıyorum"
Kızaran yanaklarımı saklamak adına başımı tekrar göğsüne yasladım. Belimdeki eli her kıpırdandığında, oradaki varlığını belli ettiğinde mideme tekme yiyormuş gibi hissediyordum.
Burnunun baskısını bu sefer saçlarımın arasında daha sert hissettim. Burnu kafa derime baskı yaptığında göğsünü şişirerek derin bir nefes çekti ciğerlerine. Benim kokumu bu denli sevmesi içimi kıpır kıpır ediyordu.
Aşk böyle bir şey miydi? Her duyguyu aynı anda yaşıyordum. Her dokunuşu bana farklı hisler hissettiriyordu.
Burnunu uzaklaştırmadan başını üzerime doğru eğdiğinde daha da yaklaştık birbirimize. Başını eğerek, burnunu alnımın kenarına sürtündürerek, tenimden ayrılmadan yanağımın üzerinde durdu.
Ne kıpırdayabiliyordım, ne konuşa, ne de tepki verebiliyordum. Beni sanki tek tuşla etkisiz hale getirmişti.
Burnunu yanağıma sürterek bir nefes daha çekti içine. Heyecanla onun beline sarılı olan elimi sıktım.
H: "Teninin her noktası öyle kokuyor"
Başımı çevirip de yüzüne bakamıyordum. Öylece yüzüm göğsüne gömülü bir şekilde donup kalmıştım. Dönersem burun buruna geleceğimizi biliyordum.
Sesli bir şekilde yutkunarak deminden beri tuttuğum nefesi verdim. Rahat nefes alayım diye yıllardır tedavi alırken, ansızın onun tarafından nefessiz bırakılmak öyle bir hoşuma gitmişti ki. Bu hisse bağımlı hale gelebilirdim.
Bu sefer burnunun değil de yumuşak ve dolgun dudaklarının sıcak baskısını yanağımda hissettiğimde sanki yüksek bir yerden düşecekmişim gibi Hyunjin'in kıyafetine tutundum ve elimin arasında sıkıştırdım.
Dudaklarının baskısı öylece yerini korurken kalbim teklemeye başladı. Öyle ki ben sesini duyuyordum.
Kıyafetini refleks olarak çekiştirerek yerimde rahatsı bir şekilde kıpırdandığımda yanağıma küçük bir öpücük bırakarak uzaklaştı.
Tekrar başı eski konumunu aldığında dudaklarım büzüldü istemsizce. Rahatsız değildim ve rahatsız olduğumu düşünmesini istemiyordum. Sadece kalbim bana hiç yardımcı olmuyordu.
F: "Kalbim.."
Biri konuşma becerimi elimden almış mıydı? Dudaklarımın arasından tek kelimeden fazlası çıkmıyordu. Ve sadece küçük bir öpücükle beni bu hale getirmişti.
H: "Biliyorum Felix. Açıklama yapmak zorunda değilsin. Ben seni biliyorum."
Derin bir nefes çekerek, uzun süredir havasız kalan ciğerlerimi şişirdim ve tekrar dolmak üzere olan gözlerimi kapatarak yanağımı sertçe göğsüne bastırdım.
Beni anlıyor olması biraz da olsa sakinleşmeme yardım ediyor. En başından beni anlıyordu zaten. Sadece ben kendimi anlatmaktan çekinmiştim. Ona kötü sözler söylediğimde bile beni anlamış, anlayışla karşılamıştı.
Belimde duran eli sırtımda usulca gezinirken bu sefer dudaklarının baskısını saçlarımın arasında hissettim. Artık daha fazla dayanacak gücüm yoktu.
O da günlerdir fazlasıyla bitkindi ben de ikimizin de dinlenmeye, uykuya ihtiyacı vardı. Birbirimizin kollarında dinlenmeye.
Gözlerim uykuya yenik düştükçe gerçek hayatla bağım kesiliyordu ama dokunuşlarını hala hissediyordum.
Sırtımı okşayan eli yavaşça karnıma doğru geldiğinde ve sıcak avuç içi kasıklarıma baskı yaptığında panikleyemeyecek kadar uykuya yenik düşmüştüm.
Sıcacık elini karnıma hafifçe bastırarak bulunduğu yere masaj yaptığında dudaklarımın arasından rahatladığımı belli eden mırıltılar çıktı.
H: "Ağrın var mı?"
Sıcak elinin kasıklarımda dolanması ve oraya hafif baskıyla masaj yapması kasılan bedenimi rahatlatmıştı. Ne kadar çok ağrımın olduğunu o, bana masaj yapıp ağrımı geçirene kadar anlamamıştım bile.
F: "Birazcık"
Kolumu beline daha sıkı sararak mırıldandım. Tekrar yumuşak öpücüklerini saç diplerimde hissederek yarı uyanık bir şekilde gülümsedim.
Dokunuşları altında eriyip gitmek o kadar iyi hissettiriyordu ki bana kendimi sevdirmişti.
Ona ne zaman nasıl aşık olmuştum bilmiyordum. Her şey çok ani gelişmişti ama gram pişman değildim ve asla pişman olmayacaktım.
Onun kadar cesaretli olmak istemiştim ya? Bırak cesur olmayı onun cesareti ikimizi de korumaya yetecekti.
Göğsüne dayadığım başım artık uyumak üzere olduğum için omzumun atından geçirdiği kolunun üzerine düştüğünde hala sıcak dokunuşlarını kasıklarımda hissediyordum.
Uykuya tamamen yenik düşmeden önce son kez duyduğum sözcükler bile saatlerce huzurlu bir şekilde uyumama yetecekti.
H: "Tüm zorlukları ben alacağım Felix. Sen yeterki her zorluğunda, her sorununda bana gel, bana sığın. Her zaman kollarımı sana sarmak için bekliyor olacağım"
______________
💚 🌳 🌲 🌴 🌱🌿☘️🍀🍃🪴🍏🥦🥬🥒
Bu hayatta istediğim sadece üç şey var..
Last Omegaverse Hyunjin
Destiny Hyunjin
Out Of Breath Hyunjin
Bonus olarak da OOB hyunlixin öpüşmesini istiyorum 🙂
"Ben onu üzdüm" bölümünü okumayan ve oy vermeyenler var lütfen tekrar kontrol edinn.
Hyunjin Jiniret tokasını Lix'in üzerine takmış şapşik yaa. Alfalar omegalarını kokularıyla işaretlerken bizimki de tokayla işaretliyor.







