İyi Okumalar 🦋
_____________
İkili koltukta sıkıca sarılarak uyuyorlardı. Uykunun en saf, en temiz, en rahat halini tatmışlardı birbirlerinin kollarının arasında.
Öyle ki ikisi de günlerdir alamadıkları uykuyu şimdi derince alıyorlardı. Onlar için beş dakikalıkmış gibi gelen bu uyku aslında saatler sürmüştü.
Ne telefonlarına gelen aramaları duymuşlardı ne de uyanmak için kurdukları alarmları. Birbirini arayan iki kalp kavuşur kavuşmaz onları huzurlu uykunun kollarına çekmişti.
Kapı tekrardan alacaklı gibi çalınmıştı. Her seferinde daha inatla, daha sert bir şekilde çalınıyordu.
Kapıda endişeyle bekleyen adam tekrardan birkaç kez zile bastı. Öyle ki zili yumruklamamak için kendisini zor tutuyordu.
Felix karnına giren ani kasılmayla başını Hyunjin'in kolundan kaldırarak elini karnına bastırdı.
Gözlerini tamamen açamamıştı. Hala Hyunjin'in kokusu eşliğinde mayışarak yarı uykulu durumdaydı.
Belinde ve saçlarında hissettiği sıcaklıkla anlamıştı tüm olanların rüya değil fazlasıyla gerçek olduğunu.
Şu an karnının midesini delecek kadar ağrıyor olması bile umrunda değildi. Gülümseyerek gözlerini açtı ve başını hafif yukarı kaldırarak uyuyan Hyunjin'e baktı.
Yüzünü korkmadan, utanmadan, çekinmeden bu denli yakından izlemek içini kıpır kıpır yapmıştı. Dolgun dudakları ve kemikli burnu çok güzel gözüküyordu.
Uyku sersemliği üzerindeyken hiçbir şey düşünmeden tekrar usulca kapandı gözleri.
"Açın kapıyı!"
Felix daha gözlerini tamamen kapatamamışken duyduğu kapı yumruklanma sesi yüzünden irkilerek gözlerini açtı.
Hafif kıpırdandığı için başı Hyunjin'in çenesine çarpmıştı. Ama bunu düşünecek durumda değildi. Babasının sinirli sesini duymak onu gerçek dünyaya döndürmüştü.
Panik bir şekilde Hyunjin'in göğsüne elini bastırarak koltukta doğrulmaya çalıştı. Koltuğun başlığı ve Hyunjin arasında sıkışıp kalmıştı.
Tekrar zilin tiz sesini evin içinde duyduğunda korku dolu bir şekilde elini Hyunjin'in omzuna sararak onu sarstı uyandırmak için.
F: "Hyunjin uyan"
Uzun beden hala mışıl mışıl uyuyordu. Felix küçük eliyle onu biraz daha sarstığında Hyunjin mırıldanarak kıpırdandı ve kollarını Felix'e sararak onu göğsüne doğru çekti.
H: "Birazcık daha"
Küçük olan ise endişeli bir şekilde kıpırdandı kaslı kolların arasında. Saat kaçtı, kaç saat uyumaşlardı. Babası buraya nasıl gelmişti, neden sinirliydi. Aklı çok karışmıştı.
F: "Hyunjin babam geldi çabuk kalk"
Hyunjin kollarını Felix'in beline daha sıkı sararak , kıpırdanan bedeni durdurdu ve gözlerini kısıkça açarak etrafa bakındı.
Kapı tekrar gümbürtüyle çalındığında Hyunjin de gözlerini irice açarak Felix'e baktı. İkisi de bunun olacağını beklemiyorlardı.
F: "Kaç saat oldu ki? Ne zamandır uyuyoruz biz. Babam geldi. Nasıl buldu burayı. Tuvalete de gitmem gerekiyor. Ne yapacağız Hyunjin?"
Uzun beden sakin bir şekilde koltukta dikelerek oturdu ve elini ince bele sararak onu da doğrulttu.
H: "Sen tuvalete git ben açayım kapıyı"
Küçük olanın şu an aklı durduğu için hiçbir şey demeden hızla koltuktan kalktı ve tuvalete giderek kapıyı kilitledi.
Hyunjin de en az Felix kadar endişeliydi. Her ne kadar sakin kalmaya çalışsa da birazcık gergindi. Sehpada duran telefonu alarak saati kontrol etti ve 4'e geldiğini gördüğünde gözlerini sonuna kadar açtı. Çoktan okul çıkış saati geçmişti.
Ayağa kalkarak kıyafetlerini ve saçını düzeltti, kapıda durmadan zili çalan adamın karşısına çıkmaya hazır hissettikten sonra kapıyı açtı.
Felix'in babasını daha önce de görmüştü ve melek gibi birisi olduğunu biliyordu. Ama şu an yüzü hiç meleği andırmıyordu. Ne de olsa aslında şeytan da bir melektir değil mi?
"Felix nerede? Oğlum nerede?"
Adam kapıyı çalmak için havada kalan elini indirerek içeri geçti ve eliyle Hyunjin'i kenara çekerek bakışlarını evin içinde gezindirdi.
Salonda kimseyi göremeyince kapıyı kapatan gence taraf döndü ve derin bir nefes aldı. Oğlu için fazla endişeliydi ve onu görene kadar rahatlayamayacaktı.
"Nöbetçi hoca onu götürdüğünü söylemiş. Sakın ama sakın bana yalan söylemeye kalkışma! Felix nerede?"
Hyunjin gergin bir şekilde tuvaletin kapısına doğru bakındı. Felix'in işini bitirip çıkmasını bekliyoru. Çünkü babası onun sözleriyle sakinleşmeyecekti.
Uzun beden gülümsemeye çalışarak gergince ellerini saçlarına daldırdı. Adam gözlerinden ateş fışkırır bir şekilde bakıyordu resmen.
H: "Tuvalette şimdi çı-"
"Neden tuvalette? Neden senin evinde? Neden onu dersten götürüyorsun?"
Adam her sorusunda bir adım daha yaklaşıyordu Hyunjin'in üzerine ikili burun buruna geldiğinde Hyunjin gergince yutkundu.
Biraz yanlış anlaşılıyor olabilirdi ama öyle bir şey yoktu. Ama ağzını açıp konuşacak gibi de değildi. Adamın baskısı o kadar güçlüydü ki kelimeler boğazında kalmıştı.
Bay Jeha sabır dilenir bir şekilde gözlerini kapatıp açtı ve tuvaletin kapısına doğru yürüyerek kolu çevirdi. Ama kilitli olduğu için tabii ki kapı açılmamıştı.
"Felix orada mısın?"
İçeriden ses gelmeyince genç olan daha da gerildi. Ama çok geçmeden kapı yavaşça açılmış, Felix mahçup bakışlarıyla yavaşça tuvaletten çıkmıştı.
F: "Baba.."
Adam oğlunu kendisine doğru çekerek ellerini onun omzuna sardı ve baştan sona her tarafına bakınmaya çalıştı iyi mi, değil mi diye. Ama onu kendine bol gelen kıyafetlerin arasında görmek içindeki sinir ateşine barut olmuştu resmen.
"Felix neden? Neden beni bu kadar endişelendirecek bir şey yapıyorsun? Sen böyle değildin Felix bana hep haber verirdin. Seni ne kadar süre okulun önünde bekledim biliyor musun?"
Adam oğlunun iyi olduğunu gördüğünde az da olsa sakinleşmeye çalışarak konuştu. Çünkü geçerli bir cevap almak istiyordu oğlundan.
"Sen okuldan çıkmayınca delirdim Felix sana bir şey oldu diye. Okula girdiğimde ise Nöbetçi hoca isminin disipline verildiğini söyledi. Oğlumun okulda olmayışını öğrenmem yetmezmiş gibi başka bir öğrencinin arabasına binip gittiğini söylediler bana. Söyle Felix bu yaptığın doğru mu?"
Küçük olan dudaklarını büzerek dolu gözlerini kırpıştırdı. Babasına haber verecekti. Onu habersiz bırakmayacaktı ama uyuya kalmıştı işte.
"Seni götüren öğrencinin ismini duyduğumda daha çok korktum Felix. Okuldan Hyunjin'in ev adresini alıp buraya gelene kadar yolda aklıma milyon tane kötü şeyler geldi. Yetmezmiş gibi bana yıllar sonra açtınız kapıyı!"
Felix gözlerinde biriken yaşların aktığını hissettiğinde hemen kollarını babasının beline sararak sıkıca sarıldı ona.
Bay Lee de kendisini çok uzun süre tutamamış bebeğine sarılmıştı. Aklında ona uzun süre kızmak vardı ama yapamıyordu işte.
F: "Baba ben seni endişelendirmek istemezdim ki. Eve gitmem gerekti ama anahtarım olmadığı için Hyunjin beni kendi evine getirdi. Yardım etti bana"
Felix babasının kolları arasına sokulurken hala sinirli olan beden kaşlarını çatarak arkasına döndü ve orada suçlu bir şekilde dikilen gence baktı.
Her ne kadar endişelenip, kötü şöyler düşünmüş olsa da içten içe bu gencin kötü birisi olmayacağını hissediyordu.
"İyi misin Lix'im sorun ne?"
Küçük olan yüzünü babasının göğsüne sıkıca bastırdı. Sesinin boğuk olması için biraz da bilerekten kısık ses tonuyla konuştu.
F: "Regl oldum"
Bay jeha rahat bir şekilde nefes alarak eğildi ve göğsüne sokulan küçük bebeğinin yanağına öpücük bıraktı.
"O zaman beni niye kapıda beklettiniz Felix. Amacınız beni delirtmek mi?"
Felix başını babasından uzaklaştırarak suçlu bir şekilde dudaklarını birbirine bastırdı ve eğilerek babasının arkasında duran bedene baktı. Gülümsemeye çalışarak elini havaya kaldırdı ve işaret ve baş parmağını birbirine yaklaştırarak konuştu.
F: "Birazcık uyuya kalmış olabiliriz, azıcık"
_________________
🤏 azıcık canım ya
Alt tarafı 6 saat sarışıp, daracık koltukta uyudunuz.
Evet zırtolarım hikayenin gelişme kısmı da bitti. Artık sonuç kısmına geçiyoruz. Kitap 29-30 bölüm olur diye düşünüyorum ama değişe de bilir.
Ne zaman baksam birbirlerinin götünü elliyorlar...







