İçeriğe geç

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 15 · 6 dk okuma

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 15

Ölmene izin veremem

İyi Okumalar 🦋

(Önceki bölümü okuduğunuzdan emin olun lütfen)

_____________

~Felix~

Ben daha kapıya tam yaklaşmadan üzerime açılan kapı beni irkiltmişti. Karşılaştığım gözler yine bana endişeyle bakıyordu. Geçen günlerin ardından bile hala aynı sıcaklıkta..

H: "Felix..."

Hyunjin ismimi mırıldandığında daha yeni gerçekliğe dönmüştüm. O bana yaklaşmak adına bir adım attığında ben de bir adım arkama geri attım.

O üzerime geldikçe ben geri adımlıyordum. Beni böyle görmesini istemiyordum. Kimseye böyle gözükmek istemiyordum.

Ama o inatla her seferinde daha büyük bir adım atarak geliyordu üzerime doğru. Gözlerim gözlerine kitlenmiş durumdaydı.

Belki dudaklarım ona şimdiki durumumu açıklayamıyordu ama gözlerimle haykırmak istiyordum. Gitmesini, beni böyle görmemesi gerektiğini söylüyordu.

Ama bir taraftan da o kadar çok korkmuştum ki. İlk defa başıma böyle bir şey geliyordu ve kollarının arasına girerek yüzümü göğsüne saklayıp bu gerçeklikten kaçmak istiyordum.

Geriye doğru attığım adımlar sırtımın duvara çarpmasıyla durmuştu. Benim durmama rağmen o hala bana yaklaşıyordu. Temkinli ve yavaş adımlarla. Sanki kapana kısılmış bir ceylanı korkutmamaya çalışıyordu.

Kalbimin bozuk ritmiyle eş zamanlı titreyen ellerimi havaya kaldırarak durmasını işaret ettim. Umrunda bile olmadan emin adımlarıyla yaklaştı bana.

H: "Ben yanındayım Felix"

Neredeyse göğüslerimiz birbirine çarpacak şekilde karşımda dikildiğinde başımı biraz yukarı kaldırdım yüzüne bakmak adına.

Gözlerindeki sakinlik beni rahatlatırken beyaz gömleğinin üzerine giyindiği siyah hırkayı yavaşça üzerinden çıkardı.

Hırkayı kollarından tutarak üzerime doğru biraz daha eğildi ve kumaş parçasını belime sararak kollarını önümde düğümledi.

Bunu yaparken o kadar dikkatli ve yavaştı ki.. bakışlarımı yüzünden çekerek aşağı indirdim ve arkamı kapatması için belime bağladığı hırkaya baktım. Görmüş müydü?

Tek elini yanağıma sararak başımı zarif bir şekilde kaldırmama yardım etti ve tekrar onun gözlerine bakmamı sağladı.

Öğrenmesinden korkuyor muydum? Yoksa öğrendiği için içim rahat mıydı anlayamıyordum.

H: "Bekle çantalarımızı alıp geleceğim"

Onun bakışlarıyla büyülenmişim gibi gözlerimi gözlerinden almadan başımı onaylar anlamda usulca salladım.

Yanağımdan uzaklaşan sıcak eli beni tekrar gerçekliğe döndürdüğünde kendimi sorgulayacak kadar zaman vermemişti bana.

Saniyeler içinde sınıftan ikimizin de eşyalarını alarak çıkmış ve öylece donuk bir şekilde duvara yaslanan benim belime sarmıştı kolunu.

O, kolunu belime sarıp beni kendisine doğru çekerek yürütmeye başlamasaydı belki de ben saatlerce öyle kalacaktım. Dışarıdan sessiz ama içten savaşları dindirmeye çalışıyordum..

Zaten ilk katta olduğumuz için merdiven inmemize gerek kalmadan tek elinde çantalarımızı tutarak diğer elini de belime sararak yürüyordu.

Aynı onun gibi sessiz kalarak adımlarına ayak uydurdum. Okulun çıkış kapısından rahat bir şekilde çıktığımızda arkadan bağıran nöbetçi hocaya dönüp bakmadım bile.

"İkiniz de disipline verileceksiniz!"

Duyduğum bağırma sesiyle arkama dönmek istediğimde belimi saran kol daha da sıkılaşmıştı. Kendimi onun dokunuşuna bakarak patlamak üzere olan kalbimi sakinleştirmeye çalıştım ve arkama bakmadan park halinde olan arabaya yürümeye devam ettik.

Cebinde duran anahtarla kapıları açtığında elini belimden uzaklaştırarak çantalarımızı arka koltuğa bıraktı ve ön kapıyı açarak gözlerimin içine baktı. Arabaya binmemi bekliyordu ama ben hala ne yapacağımı bilemiyordum.

Elini sırtıma yerleştirerek oturmam için beni hafifçe ittiğinde teslim olarak belime bağladığı hırkayı tutarak dikkatlice oturdum arabaya. Başka şansım yoktu, ama arabasını da kirletmekten çok korkuyordum.

Ben oturduktan sonra kapımı kapatarak direksiyonun başına geçti ve bir saniye bile beklemeden arabayı çalıştırdı. Nereye gidiyor olduğumuza dair hiçbir fikrim yoktu.

Kuruyan boğazımı yutkunarak ıslattım ve başımı yana doğru çevirerek dolu gözlerimle ona baktım. Beni eve mi götürüyordu.

Tanrım.. onu ilk kez bu kadar ciddi gördüyordum. İki eliyle direksiyonu sıkıca tutmuş, gömleğinin kollarını dirseğine kadar katlamıştı. Gergin olan çenesinden dişlerini sıktığı fazlasıyla belliydi.

Rahatsız bir şekilde yerimde kıpırdanarak dudaklarımı kıpırdatmaya çalıştım. Sanki asırlardır konuşmuyordum ve dudaklarım yosun tutmuştu..

F: "Eve gidemem. Bugün babam beni alacağı için yanımda anahtarım yok"

Sesim fısıltıdan öteye gitmemişti. Öyle ki Hyunjin bir süre tepki vermediği için içimden konuştuğumu sanmıştım.

Derin bir nefes alarak göğsünü şişirdi ve arabanın hızını düşürerek ona taraf dönmüş bana çevirdi bakışlarını.

H: "Eve gitmek mi? Hastaneye gidiyoruz Felix!"

Düz ve sert ses tonuyla konuştuğunda gözlerimi irice açtım. Ne yapmaya çalışıyordu hiçbir fikrim yoktu ama ciddi olduğu her halinden belliydi.

Sözünü bitirir bitirmez tekra bakışlarını yola çevirdi. O kadar çıkılmaz bir durumdaydım ki.. zaman bir süreliğine benim için durabilse keşke..

Gözlerimden birkaç damla yaş yanağımdan akıp süzülürken titreyen elimi onun direksiyona tutunan koluna sardım ve bakışlarını tekrar üzerime çekmeyi başardım.

F: "Hastane olmaz lütfen"

Direksiyonu tek koluyla tutarak diğer kolunu çekti ve benim ona sarılı olan elimi tutarak kendi elinin içine alıp okşamaya başladı.

Küçücük dokunuşu bile zaten patlamak üzere olan kalbimi daha da dengesizleltiriyordu ama aynı zamanda da tüm benliğimle ona teslim olmamı sağlıyordu.

H: "Ben artık bu belirsizlik yüzünden kafayı yiyeceğim Felix. Gözlerin bana aşkla bakarken ansızın beni saçma bir şekilde redd ediyorsun!"

Elimi, onun elinden çekmeye çalıştığımda bu sefer ondan uzaklaşmama izin vermeyerek parmaklarını, parmaklarımın arasına geçirdi ve elimi sıkıca tuttu.

H: "Artık hastaneye gideceğiz. Kanser misin? Ölümcül bir hastalığın mı var.. her ne sikimse kendim öğreneceğim. Çünkü senin bana söyleme gibi bir isteğin yok anlaşılan"

Elimi ondan uzaklaştırmaya çalışmayı bırakarak istemsizce dudaklarımın büzülmesini engelleyemedim. Gözlerimden akan yaşlar daha da çoğalıyordu. Artık kalbimin attığını bile hissedemiyordum. Karnımdaki ağrıyı bile unutmuştum.

Ben onu saygısız bir şekilde hayatımdan çıkarırken o sadece beni düşünüyor, tüm bunları ölümcül bir hastalığa sahip olduğum için yaptığımı sanıyordu.

Onun yükü benim pişmanlığımdan daha ağırdı. Kaç gündür sevdiği kişinin ölmek üzere olduğunu düşünmek onu yıpratmış olmalıydı. O yüzden o kadar solgundu bakışları.

Onun parmaklarına sarılı olan parmaklarımı sıkıştırarak diğer elimle yüzümdeki yaşları temizledim.

F: "Kanser değilim Hyunjin. Ölümcül bir hastalığım da yok. Lütfen gitmeyelim hastaneye"

H: "Hayır Felix. Bu sefer benim dediğim olacak. Sana kızmak veya bağırmak istemiyorum. Lütfen sakince otur"

Başımı iki yana sallayarak boştaki elimi karnıma sardım. Ağrım daha da artıyordu ve böyle hastaneye gidemezdim.

F: "Hyunjin hastanelik bir durum yok lütfen eczaneye götür beni"

H: "Hastanelik bir durum yok mu Felix?"

Dalga geçer bir şekilde gülümseyerek başını salladı ve tekrar gözlerini yoldan alarak bana baktı. Ağladığımı gördüğü için bakışları hemen yumuşamıştı.

H: "Felix bağırsak kanseri evresine göre böyle bir durum yaşaman ölmek üzere olduğun anlamına gelir"

Sanki dediği şeyi kendisi kabul etmek istemiyormuş gibi fısıldayarak söylemişti. Bir de hastalıkları mı araştırmıştı? Birkaç gün sadece bana değil ona da cehennemi yaşatmış olmalıydı..

Tekrar yola dönmesine izin vermeden diğer elimi de birbirine sarılı olan ellerimize sardım ve bakışlarının tekrar yumuşamasına neden oldum.

F: "Kanser değilim Hyunjin yemin ederim. Beni eczaneye götür lütfen. Sonrasında her şeyi anlatacağım söz veriyorum"

Başını hayır anlamında sallayarak daha fazla gözlerime bakmayarak tekrar yola taraf döndü. Aklına koymuştu bir kere ve vazgeçmek gibi bir düşüncesi yoktu sanırım.

Bıkkın bir şekilde başımı koltuğa yaslayarak ağzımı açtım ve derin bir nefes aldım. Şu an o kadar zorlanıyordum ki bunu kelimelerle anlatamam.

Hastaneye gidersek her şeyi orada öğrenirdi ve bunun olmasını istemiyordum. Ben kendim ona söyleyebilirdim.. bunu yapabilirdim.

F: "Hyunjin arabayı durdur anlatacağım"

H: "Dedim sana Felix kendim öğreneceğim. Baştan sona muayene edilmen gerekiyor!"

F: "Hyunjin arabayı durdurur musun artık lütfen"

Başını umursamaz bir şekilde salladığında arabanın hızını daha da arttırıyordu. Deminden beri birkaç hastanenin önünden geçmiştik ama anlaşılan aradığı başka bir hastane vardı.

F: "Durdur arabayı ineceğim"

Onun kadar düz ve net bir ses tonuyla konuştuğumda kapıya doğru uzattım elimi. Ama arabanın içinde yankılanan kilit sesiyle anlamıştım kapıların kilitlendiğini.

Elimi daha da sıkı sararak beni kendisine doğru çekti ve kapıdan uzaklaştırdı. Kalbim giderek daha da zorlanıyordu.

F: "Lütfen dur artık"

H: "Ölmene izin veremem Felix"

Gözlerimi sıkıca kapatarak başımı koltuğa yasladım ve onun dokunuşundan güç almak istercesine parmaklarımı onun parmaklarına daha sıkı sardım.

F: "Ben interseksüelim"

_______________

ÇOK ŞÜKÜR AMK

SONUNDAAA

OH RAHATLADIM

Bölüm sonu

22 yorum