İçeriğe geç

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 13 · 5 dk okuma

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 13

Pişmanlık

İyi okumalar 🦋

_____________

~felix~

İki gün.. iki gündür Hyunjin derse gelmiyordu. Onu hayatımdan çıkardıktan sonra tekrar görmek istemek benim yüzsüzlüğümdü. Ama işte hala kalbime söz geçiremiyordum.

Şu an okula girerken bile gözlerim onu arıyordu. Yüzüne bakacak cesaretim yoktu ama onu görmeden dayanamıyordum.

Son dakika, zil çalmadan hemen önce kendimi sınıfa attım ve bakışlarımı arka sırada gezindirdim. Yine karşılaştığım boşluk yüzünden, yüzüm düşmüştü.

Hocanın da sınıfa girmesiyle kapıda dikilmeyi bıraktım ve sırama geçerek Jisung'un yanına oturdum. Tüm bu sorunların içinde Jisung da konuşmama konusunda inatçıydı.

Fazla dayanmaz diye düşünmüştük ana iki gündür tek kelime bile etmiyordu. Gerçekten o konuşmadığı için o kadar sessizdik ki..

"Herkes sunum yapacağı ülkeyi seçti mi?"

Bir de bu vardı. Onca derdim yetmezmiş gibi üstüne Coğrafya dersi sunumu vardı yarına. Herkes seçtiği bir ülke hakkında kısa bir beş dakikalık sunum yapacaktı konferans salonunda.

Zaten stresliydim, biraz da onca kişinin karşısında konuşmak beni daha da geriyordu. Son günlerde o kadar fazla duygu değişimi yaşamıştım ki bedenim bile neye uğradığını şaşırmıştı.

Herkes hocayı onayladıktan sonra, ders anlatmaya başlar başlamaz başımı sıraya yasladım. Normalde hep dersi dinler, asla kaçırmazdım ama iki gündür hayat enerjim çekilmiş gibiydi.

Gözlerimi iki dakikalığına kapattığımı sanmıştım ama beni uyandıran şey ilk dersin bittiğini belli eden zil sesiydi. Birkaç gecedir düzgün uyuyamadığım için derste uyumuştum.

Sınıftaki herkes araya çıkma adına ayaklandığında gözlerimi kırpıştırarak başımı kaldırdım ve arka sıraya döndüm Minho'nun da kantine gelip gelmeyeceğini sormak için.

Arkama döndüğüm an karşılaştığım yüz oturduğum yere çivilenmeme neden olmuştu. Günlerdir aradığım kişi karşımdaydı. Ama ona bakacak yüzüm yoktu.

Hemen önüme dönerek başımı sıraya geri yasladım. Bana bakan o güzel gözleriyle tekrar karşılaşmak zaten paramparça olan kalbimi biraz daha parçalamıştı.

Neden hala bana sevgi dolu ve endişeli bakışlarla bakıyormuş gibi hissediyordum?

M: "Gelmiyor musun kantine Felix?"

F: "Hayır uyuyacağım ben"

Titreyen sesim belli olmasın diye yüzümü kollarımın arasına gömerek gözümü sıkıca kapattım.

Yavaş yavaş sınıftaki sesler azaldıkça anlıyordum herkesin gittiğini. İlk defa bu kadar acı vermişti onun gözlerine bakmak.

Burnumu çekerek başımı daha çok gömdüm kollarımın arasına. Derse gelmemesi, onu görmemem daha iyiymiş. Yoksa ona her baktığımda ağlayabilirdim.

"Gel gel sınıfta yok"

"Gerçekten mi? Tanrım iki gündür derse gelmesini bekliyordum!"

Duyduğum fısıltı sesleri bana tanıdık geliyordu. Başımı sıradan kaldırmayarak uyuma numarama devam ettim. Bu Mina ve Yuqi'nin sesine benziyordu.

"Hadi masasının üzerine bırak hızlı ol"

"Beklesene çok heyecanlandım"

"Bırak ve hemen gel. Birazdan gelecekler"

"Geldiği günden beri ondan hoşlanıyorum. Çok yakışıklı. Umarım teklifimi geri çevirmez"

"O tatlı mektubu kimse geri çeviremez!"

Sesler yavaş yavaş uzaklaştığında başımı dikkatli bir şekilde kaldırarak boş sınıfta gezindirdim gözlerimi ve arkama dönerek Hyunjin'in sırasına bırakılan kağıt parçasına baktım.

Konuşmalardan anladığım kadarıyla Mina bırakmıştı kağıdı ve ondan hoşlanıyordu. İçten içe kıskançlık beni kemiriyor olsa da bunu kabulleniyordum.

Ne de olsa o, başkasıyla mutlu olsun diye onu hayatımdan çıkardım değil mi?

O benim değildi. Ve tabii ki ileride sevgilisi olacaktı. Belki bunun gözümün önünde olması biraz canımı yakacaktı ama onun mutlu olmasını istiyordum.

Diğer taraftan canımı yakan şey ellerimin bağlı olmasıydı. Diğer herkes sevdiği kişilere açılırken ben bunu bile yapamıyordum. Keşke ben de diğer herkes gibi normal olsaydım. Böylece hayatımda aşka da yer olurdu.

Dudaklarımı büzerek kendime engel olmayacak bir şekilde elimi masanın üzerindeki kağıda attım ve katlanmış olan beyaz kağıdı açarak yazıları okudum.

"Merhaba Hyunjinnie~ yüzüne baktığımda çok utandığım için sana bu kağıdı ulaştırdım. Senden çok hoşlanıyorum. Ders çıkışında kahve içmeye ne dersin ><

Mina"

Mektubu okudukça daha da gözlerim dolmuştu. Sonunda da tatlı emojiler ve bolca renkli kalpler çizilmişti.

Hyunjin böyle sevgiyi hakediyordu. Benim ona vereceğim yarım yamalak hayatı değil...

Kağıdı tekrar eskisi gibi katlayarak sırasının üzerine geri bıraktım ve gözlerimdeki yaşları elimin tersiyle silerek başımı masaya geri yasladım.

Öğrenciler yavaş yavaş sınıfa geldikçe artan sesler küçük hıçkırıklarımı bastırmama yardım etmişti. Hyunjin ve Mina'yı düşünmeden edemiyordum.

Onu kıskanıyordum. Sevgisini rahat ve tatlı bir şekilde ifade edebilmesini çok kıskanıyordum.

Yanımda ve arkamda hissettiğim hareketlenme ile anlamıştım bizimkilerin sınıfa döndüğünü. Onca sesin arasından kulağım Hyunjin'in kağıdı açıp okudğunu belli eden hışırtı sesindeydi.

Kalbim acıyordu. Öyle bir sızlıyordu ki anlatamam. Sevdiğim adamı kendi ellerimle başkasına bırakmıştım.

Kalbim sıkıştıkça karnım da kasılıyordu. Tek elimi karnıma sararak sıramda daha da küçüldüm.

Tüm dersler boyunca, saatlerce başımı da vücudumu da kaldırmamıştım sıradan. Arkadaşlarım sorduğunda ise gece uyumadığımı bahane etmiştim.

Son dersin zili çaldığında hemen çantamı alarak ayağa kalktım ve neredeyse koşar adımlarla sınıftan çıktım.

Mina ve Hyunjin'in ders çıkışı buluştuklarını, konuştularını kendi gözlerimle görmeye hazır değildim.

Kendimi bahçeye atarak burnumu çektim ve derin bir nefes alarak park yerinde bekleyen babamın arabasına gittim.

Kaç gündür benim bitkin oluşum onu da üzüyordu. Hayatımdaki herkese zarar vermekten başka hiçbir işe yaramıyordum.

Karnındaki kasılma yüzünden adımlarımı yavaşlattım. O kadar kötü ağrıyordu ki yere çöküp ağlamak istiyordum. Normalde dönemlerim asla aksamazdı ama bu seferki ağrı bunun olacağının belirtisiydi.

Herşey yetmezmiş gibi bir de bu vardı. Kendimden de vücudumdan da bu hayattan da nefret ediyordum.

Arabanın kapısını açarak çantamı arka koltuğa bıraktım ve kemerimi taktım. Babamın yüzüne bakmak istemiyordum. Onu üzdüğümü de görmek istemiyordum.

"Bugün de ters tarafından kalkmışsın"

Omuzlarımı silkerek başımı cama yasladım ve bahçeye baktım. Hyunjin yanında Mina ile bahçeye çıkıyordu. Ve Mina o kadar güzel gülümsüyordu ki...

Hyunjin'in hayatında olacak kişiyi kıskanıyordum. Çünkü o nasıl seveceğini çok iyi biliyordu.

Dolu gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım. Onları yargılayacak ya da kıskanacak hakka sahip değildim.

...

Babamın önüme koyduğu tabağa baktım. Et ve yanındaki salata ve sosla o kadar güzel süslemişti ki tabağı iştahımın olmadığını bile söyleyemedim ona.

Benim için küçük küçük doğradığı et parçalarına bakarak burukça gülümsedim ve çatalımı elime aldım. Her ne kadar hala bir şey yemek istemesem de işten gelmesine rağmen yapmıştı bunu babam.

Özellikle moralimin bozuk olduğunu bildiği için tabağı ben seveyim diye süslemişti.

Dolu gözlerimi tabağımdan ayırmadan bir parça et aldım çatalımla ve ağzıma atarak çiğnemeye başladım.

Her çiğneyişimde ağzımdaki yemeğin tadı daha da değişiyor, lokmam ağzımda daha da büyüyerek yutulmayacak hale geliyordu sanki.

Biraz daha çiğneyerek yutmaya çalıştığımda gözümün önündeydi o sahneler. Hyunjin'in bana olan solgun ama endişeli bakışlarıyla karlılaşmak, onu okuldan Mina ile birlikte çıkarken görmek. Hepsi bana inat durmadan beynimde başa sararak tekrar oyantılıyordu.

Yuttuğum lokma boğazımdan geçmeyerek sanki orada tıkanıp kaldı. Artık daha fazla tutamıyordum kendimi.

Birçok kez ağlamıştım ama ilk kez hıçkırıklar boğazımdan değil de kalbimden çıkıyordu sanki.

Çatalımı masaya bırakarak ellerimle yüzümü kapattım ve günlerdir içime gömdüğüm hıçkırıkların sesli ve rahat bir şekilde dudaklarımdan çıkmasına izin verdim.

O kadar içten ağlıyordum ki boğazım parçakanacakmış gibi hissediyordum.

Yanımdaki sandalye çekildiğinde ve babamın elini sırtımda hissettiğimde yüzümü daha da gömdüm ellerimin arasına.

Hyunjini, onun sıcaklığını, ilgisini, bana bakan gözlerini, her şeyini şimdiden özlemiştim. Ben onsuz ne yapacaktım.

_______________

Felix 😭😭😭

Anlatsan Hyunjin seni bebeği gibi sevecek. Ama böyle yaptıkça o daha da yanlış anlıyor her şeyi 😭😭

Bölüm sonu

12 yorum