İyi Okumalar 🦋
_____________
Fantastik Dörtlü
Go Quokka
Biz bok muyuz?
Niye bizi kafede bırakıp gidiyorsunuz?
Minhom
Haber verseydiniz
Ji o kadar konuştu ki gece olduğunda yokluğunuzu farkettik
Garsonlar kafe kapanıyor diye bizi dışarı attılar
Go Quokka
Yani problem benim çok konuşmam öyle mi?
Kafede terk edilmemiz problem değil
Minhom
Başlıyoruz yine
Ben kaçar
Go Quokka
Kaç zaten
Hep kaç
Ben artık konuşmayacağım
Siz bana yalvarın ya
Bu grubu ayakta tutan benim eğlenceli konuşmalarım
Ahan da artık tek kelime etmem
Yalvarsanız da
Konuşmam için ağlasanız da artık konuşmam
Şuraya yazıyorum
Ben konuşmadığım için bu grup iki güne kalmaz dağılır
Sonra da anlarsınız benim sözcüklerimin değerini
Hah işte sustum
Bıçak bile açmaz benim ağzımı
Ben bir kere dedim mi yaparım
Artık konuşmayacağım
Jisung'un sesini bir daha duymayacaksınız
Belki zamanla sesimi unutacaksınuz
Ama ben yine de konuşmayacağım
Niye?
Çünkü siz benim değerli cümlelerimi hak etmiyorsunuz
Sustum.
Konuşmayacağım.
Vanilya
Jis?
Go Quokka
...
Vanilya
Özür dilerim 😔
Benim yüzümden oldu
Birazcık rahatsız olduğum için eve dönmek istedim
Hyunjin de beni bıraktı
Sonra babamla tanışıp sohbet ettikleri için zaman hızlı geçti
Sizi unutmuşuz
Ben özür dilerim 🥺
Minhom
Jisung konuşmak için kuduruyordur şimdi|
Önemli değil Felix
İyi misin?
Ciddi bir şey yok değil mi?
Vanilya
Yok yok iyiyim
Merak etmeyin
Tekrar yine buluşalım
Sizi yalnız bıraktığım için özür dilerim
Hyunjin
Senin suçun değildi Felix
Artık özür dileme
Zaten her gün görüyoruz birbirimizi
Telafi ederiz yine
Minhom
Benim kuzenim mi lan bu|
Hyun haklı
Senin iyi olman yeterli
Değil mi Jisung?
Go Quokka
...
Minhom
En fazla iki saat dayanırsın
Vanilya
İyi ki varsınız 🥺
Hyunjin
Niye bu kadar tatlı|
Hazır aktifken yazayım mı|
Kapıdaki konuşmamıza aydınlık getirmezsem| gece uyuyamam|
En iyisi konuşmak|
~~~
Hyunjin&Felix
Hyunjin
Felix nasılsın?
Daha iyi misin?
Aldın mı ilacını?
Vanilya
İyiyim Hyunjin
Merak etme
Tekrardan teşekkürler 😔
Sizin de gününüzü mahvettim
Gezme planınızı yarım bıraktım özür dilerim
Hyunjin
Felix
Açık konuşacağım
Gezmek umrumda değil
Amacım haftasonu seni görebilmekti
Vanilya
Artık ilaçlarım da etki etmiyor|
Konu sen olunca senden başka hiçbir|
şey etki etmiyor|
Açık konuşma lütfen|
Yapma bunu bana|
Hyunjin
Hyunjin
Bir şey söyleme Felix
En azından bunu telefondan konuşmak istemiyorum
Gözlerinin içine bakarak anlatmak istiyorum
Cevabını senin dudaklarından duymak istiyorum
Vanilya
Özür dilerim|
Sana istediğin cevabı veremeyeceğim|
Hyunjin buradan konuşsak
Hyunjin
Hayır Felix
Lütfen
Yarın
Buluşalım mı?
Sadece sen ve ben
Vanilya
Yapamam|
Yüzüne söylemek daha zor olur|
Senin gözlerin bana o kadar güzel bakarken|
Ben seni nasıl reddedebilirim ki|
Hyunjin ben yapamam
Hyunjin
Felix
Dediğim gibi
Bunu yüzyüze konuşalım
Lütfen
Yarın akşam Han nehrine gidelim mi?
Hava da güzel olacak
Vanilya
Tamam
Yüzyüze bitirelim her şeyi|
Daha acı verecek bir şekilde|
Hyunjin
O zaman yarın alacağım seni
Görüşürüz
Vanilya
Belki de son kez birbirimizin yüzüne|
bakabileceğiz yarın|
Görüşürüz Hyunjin
...
~Felix~
Bugün sabah uyandığımdan beri durgundum. Normalde hızla akıp geçen zaman bugün bana inat durmuştu sanki.
Akşam olması saatlerimi değil de yıllarımı almış gibiydi. Babam işte olduğu için şanslıydım. Bu halimi görürse beni bir hafta hastaneye yatırırdı.
Bilmem kaçıncı kez saati kontrol ettim. Daha bir saat vardı Hyunjin'in beni gelip almasına ama ben çoktan giyinmiştim bile.
Ne konuşacağımızı çok iyi biliyordum. Kötü olan tarafı da buydu. Hiçbir şeyden haberim olmasaydı muhtemelen heyecanlı bit şekilde Hyunjin ile buluşmayı beklerdim.
Ben, bunun onunla son konuşmam olduğunu bilerekten gidiyordum yanına. O, tamamen mükemmeldi. Bense tamamen kusurlu.
Vücudum farklıydı. Onun, kimsenin istemeyeceği kadar farklı. Bir erkek değildim, erkek gibi bile değildim. Ama erkektim.
Bunu kimseye anlatamam, kimsenin beni anlamasını da bekleyemem. En iyisi onu kendimden uzaklaştırmaktı.
Belki asla birine karşı tekrardan böyle hissetmeyecektim ama Hyunjin gibi birisinin mükemmel birini hakediyor olmasını bilmek bu hisleri kalbime hapsetmeme yardım ediyordu.
Zaman her şeyi daha da dert etmemi sağlayacak yavaşlıkta olmuş olsa bile ilerlemişti. Kapının önünde dikildiğim için gelen arabayı görür görmez evden çıktım.
Her şey çabucak bitsin de eve gelip rahatça ağlayayım istiyordum. Bu yüzden Hyunjin'in arabadan inmesine zaman tanımadan hızlıca arabaya doğru yürüdüm ve ön koltuğa oturdum.
H: "Merhaba"
F: "Merhaba"
Onun heyecanlı ses tonuna karşı ciddi ses tonunda konuşmak benim bile canımı yakmıştı. Kim bilir onu ne denli üzüyordum. Ama ileride daha fazla üzülmemesi için yapıyordum bunu.
Öndeki camdan dışarı bakıyor olsam bile üzerimdeki bakışlarını hissediyordum. Ona taraf dönmemi bekliyordu ama ben yapamazdım. Bugün onunla gözgöze gelemezdim. Yoksa kimse ağlamamı durduramazdı.
Ona taraf dönmeyeceğimi anlayarak bakışlarını üzerimden çekti ve arabayı çalıştırdı. Evimiz Han nehrine yakın olduğu için zaten yol uzun sürmemişti.
Onun fazlasıyla nazik biridi olduğunu bildiğim için araba durur durmaz kapıyı açarak indim. Onun benden önce davranıp benim kapımı açmasına izin vermeyerek.
Güneş yavaş yavaş batıyordu ve turuncumsu olan gökyüzü daha da boğuyordu içimi sanki. Daha birkaç adım atmıştık nehir kenarında ama ben şimdiden tükenmiş gibi hissediyordum.
Kafamda kurduğum konuşmalar asla susmuyor, içimdeki kendim beni zorbalıyordu resmen. Biliyordum. Birinden hoşlanmanın sonunun böyle olacağını bile bile hoşlanmıştım. Ama şimdi kendimle birlikte Hyunjin'i de üzecektim.
H: "Dondurma ister misin?"
Onun sakin ve huzurlu sesini duyduğumda başımı yan taraftaki dondurma tezgahına taraf çevirdim. Sabahtan beri hiçbir şey yememiştim. Tek lokma yersem kusacakmış gibiydim.
F: "Hayır teşekkürler"
Yüzüne tam bakmasam da hala gülümsediğini görebiliyordum. Yanıma biraz daha yaklaşarak yüzümü görmek istercesine eğildi.
H: "Tatlı yiyelim o zaman. Sen seversin"
Bana taraf eğildiği için saniyelik de olsa gözlerimiz kesişmişti. Şimdi canım daha da yanıyordu. Bana ilgi dolu bakan o gözlerden hiç uzaklaşmak istemiyordum ki ben.
F: "Canım istemiyor"
H; "O zaman ne yapmak istersin?"
Hala benimle ilgilenmesi kafamı yastığa gömerek, çığlık çığlığa ağlama isteği uyandırıyordu bende. Çok güzeldi yanında olmak. Onun ilgisine boğulmak huzurluydu.
Ama daha fazla uzatmamalıydım. İkimizi de üzüyordum. O üzülmeyi hiç haketmiyordu ki.
F: "Hyunjin ne konuşacaktık. Hemen konuşsak?"
Derin bir nefes aldığında onun da ne kadar heyecanlı olduğunu anladım. Birazdan hevesini kıracak olmak mümkünmüş gibi daha da üzüyordu beni.
H: "Oturalım mı şöyle"
Eliyle nehir kenarındaki bankı gösterdiğinde başımı onaylar anlamda sallayarak banka taraf adımladım ve oturarak bakışlarımı nehir tarafa diktim.
Yanıma oturduğunda yakınlığı tüm sıcaklığını hissetmeme neden olmuştu. Kalbim, göğüs kafesim sıkışıyordu. Aldığım nefesler bana yetmiyordu sanki. Ne kadar derin bir nefes alırsam aldığım nefes kalbime ulaşamıyordu.
H: "Biraz erken olmuş olabilir. Belki de senin için çok erkendir. Anlarım seni. Ama ben ilk defa böyle hissettiğim için söylemek istiyorum sana"
Ağır bir şekilde yutkunduğumda boğazımı patlatacakmış gibi bir his veren yumru gözlerimin dolmasına neden oldu. Ağlamamak için kendimi sıkıyordum ama burnum ve gözlerim yanıyordu.
Artık kaçamayacağımı bildiğim için başımı usulca yanımda oturarak bana bakan bedene çevirdim ve benim dolu gözlerimin aksine onun parlayan gözlerine baktım.
H; "Bana karşılık vermek zorunda değilsin. Ben sadece kendimi açıklamak istiyorum. Seni her zaman beklerim."
Kaşlarımı çatarak gözlerimi kırpıştırdım. Biriken yaşlar gözlerimden akmasın diye çok büyük savaşlar veriyordum.
Yine her zamanki gibi çok güzel ve düşünceli konuşuyordu. Böyle olması daha da zorlaştırıyordu işimi.
H: "Seni ilk gördüğüm andan beri, hayatım sen oldun gibi Felix. Hep aklımdasın. Bir şey yediğimde acaba Felix de bunu sever mi? Bir şey yaptığımda acaba Felix de bunu benimle yapmak ister mi? Bir yere gittiğimde seni de oraya götürmeyi düşünüyorum. Aklımın hep bir köşesindesin ve durmadan hayat planlarıma seni ekliyorum."
Elini, gergin bir şekilde dizlerimin üzerinde tuttuğum elime uzattı. Sıcacık dokunuşuyla elimi kendi elinin içine aldı ve yumuşak bir şekilde okşadı.
Benim buz gibi ellerimi hemen ısıtmayı becermişti. Asla uzaklaşmak istemiyordum sıcaklığından. İlk defa Kalbimin tatlı hızlanması geçsin istemiyordum.
H: "Bundan rahatsız değilim. Aksine çok hoşuma gidiyor. O planların içinde senin de olman güzel hissettiriyor Felix. Ben gerçekten senden hoşlanıyorum."
Elimi usulca geri çekerek yumuşak dokunuşlarından uzaklaştırdım ve bakışlarımı bacaklarımın üzerinde duran boş ellerime indirdim.
H: "Hemen karşılık vermek zorunda değilsin. Daha yeni tanıştık. Ama bana bir şans vermeni isterim Felix. Seni mutlu edebileceğimi sana göstermeme izin ver"
Göstermesine gerek yoktu. O kadar emindim ki beni mutlu edebileceğine. Ki onun sadece varlığı bile beni mutlu ediyordu. Ama asıl olay şuydu.. ben onu mutlu edebilecek miydim?
Hayır.. buna bir son lazımdı. Başlamadan bitmesi gerekiyordu. Birbirimizi tanımak demek, hislerimizin daha da kuvvetlenmesi demekti. Ben ikimize de bu acıyı yaşatamazdım.
F: "Ben.. erkeklerden hoşlanmıyorum"
Aklıma gelen, onu benden uzaklaştıracak ilk bahaneyi uydurmuştum. Oturduğu yerde kıpırdandığında onu ne kadar rahatsız ettiğimin farkındaydım. Bir o kadar da kendi canımı yakıyordum.
Başımı önümde birleştirdiğim ellerimden kaldırmıyordum. Gözlerine bakamazdım. Az önce parlayan gözlerini söndürmüş olmak beni ölüme iterdi.
H: "Bize bir şans versen seni ha-"
F: "Bizi böyle düşünmen beni rahatsız ediyor. Bana göre iğrenç bir şey. Lütfen uzak dur benden"
Daha fazla onu umutlandırmak istemiyordum. Çünkü biraz daha kalırsam kendimi kollarında ağlarken bulacaktım.
Ayağa kalkarak arkama bile bakmadan, son kez onun yüzüne dahi bakmadan uzaklaştım oradan hızla.
Attığım her hızlı adımda biraz daha bozuluyordu kalbimin ritmi. Gözlerimde tutmaya çalıştığım yaşlar dökülürken elimi ağzıma bastırdım hıçkırıklarımı kontrol etmek için.
Biz imkansızdık. Şimdi bunu yapmazsam gelecekte daha fazla üzülecektik..
_____________
İki bölüm eccik ağlayak yav
Zaten iki bölümün üstünde kaos yazamıyorum. Kapasitem iki 🙂✌️












