İçeriğe geç

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 11 · 6 dk okuma

Out Of Breath (HyunLix)

Bölüm 11

Söyledin mi ona?

İyi Okumalar 🦋

______________

Kapının önünde dikilen ikili bahçede duran arabaya bakıyorlardı. Gelenin babası olduğunu anlayan Felix hemen vücudunda güç kırıntısı bulmasa bile Hyunjin'in göğsünden uzaklaştı.

Lakin uzun olanın eli ince bele sarılı bir şekilde duruyordu hala. Orta yaşlı adam arabadan inerek kapının önünde duran ikiliye yaklaşıyordu kaşları çatılı bir şekilde.

Hyunjin Felix'in kendisinden uzaklaştığını hissettiği için bunu istemese de elini küçüğünün belinden uzaklaştırdı.

"Lix?"

Babası burada ne olduğunu anlamak istercesine oğlunun ismini söylediğinde artık ikilinin yanına varmıştı bile.

Felix ise babasını görmenin verdiği hisle daha da duygulanmıştı. Şu an kalbi normal hızındaydı ama bir süre önce gerçekten ölecekmiş gibi hissetmişti.

F: "Baba mesain yok muydu"

Küçük olan karşısındaki uzun bedenden biraz da uzaklaşarak babasına doğru yaklaştığında adam bakışlarını oğlundan çekerek yakışıklı gence baktı.

"İşlerim bitti bebeğim. Gelmese miydim?"

Bay Lee gözlerini ilk defa gördüğü yakışıklı gençten alarak ona dolu gözleriyle bakan oğluna baktı sorgulamak istercesine.

F: "Hayır yani işin vardı ya ondan şey de-"

"İçeride konuşalım mı? Ayakta kaldık. Hem beni yeni arkadaşınla da tanıştırırsın"

Hyunjin düşündüğünün aksine iyi bir ebeveyin olduğunu anlamıştı Felix'in babasının. O yüzden adama gülümseyerek baktı ve başıyla onayladı.

Zaten açık olan kapıdan içeri geçtiler. Gençler koltuğa geçerken bay Lee içecek bir şeyler almak için mutfağa geçti ve çok geçmeden elinde tepsiyle mutfaktan çıktı.

Elindeki tepsiyi masaya bıraktıktan sonra koltukta yan yana oturan ikilinin karşısına oturdu ve yorulduğu için arkasına yaslandı rahatça.

"Bugün evde olacaksın sanmıştım Lix"

Felix masada duran meyve suyu bardaklarını alarak birini yanında oturan Hyunjin'e uzattı. Biraz gergindi ama babasının sorun çıkarmayacağını bildiği için çok fazla gergin değildi.

Yinde de içten içe hoşlandığı adamı babasıyla tanıştıracak olmak içini kıpır kıpır ediyordu. Babası gelmeseydi konuşmaları nereye gidecekti onu düşünmek bile kalbinin tekrar titremesine neden oluyordu.

Aslında bir nevi ikisi de üstü kapalı bir şekilde kaplerinden geçen hisleri dudaklarına yansıtmışlardı.

F: "Arkadaşlarımla dışarı çıkmıştık baba. Hyunjin de beni eve bıraktı şimdi"

Küçük olan utanarak eliyle nazik bir şekilde yanında oturan bedeni işaret ettiğinde Hyunjin de gülümseyerek baktı karşısındaki adama.

H: "Memnun oldum efendim. Hyunjin ben"

"Memnun oldum Hyunjin. Felix'in babası Jeha"

Bay Lee elini uzattığında Hyunjin de hemen elini uzattı ve ikisi de el sıkışarak tanıştılar. Felix babasının mimiklerinden anlıyordu Hyunjin'i sevdiğini.

Babalık içgüdülerinden midir nedir, babası hep arkadaşlarının yüzüne bakarak onların iyi mi kötü mü olduklarını anlayabiliyordu ve bu konuda asla yanılmıyordu.

Hyunjin elindeki bardaktan birkaç yudum alarak masaya bıraktı ve fazlasıyla sessiz olan ortamda gezindirdi gözlerini.

Bay Jeha'nın oturduğu koltuğun arkasındaki duvar tatlı minik fotoğraf çerçeveleri ile doluydu ve uzun bedenin dikkatli bakışları orada geziniyordu.

H: "Felix aynı annesine benziyor"

Sözcükler Hyunjin'in dudaklarından dökülüvermişti. Kim o fotoğrafa bakararsa ilk aklına gelecek şey bunu söylemek olurdu.

Hatta Felix ile annesinin yanyana fotoğrafı olsaydı onları ayırt etmek bile çok zor olurdu.

Gülümseyerek yanında oturan bedene taraf döndüğünde kaşılaştığı kırgın bakışlar yine içinde tufanlar kopmasına neden oldu.

F: "Annem ben doğduktan sonra vefat etmiş"

Küçük olan buruk bir şekilde gülümseyerek duvarda asılı olan anne ve babasının düğün fotoğrafına baktı.

Annesini sadece fotoğraflardan tanımıştı ama o duygu kalpten gelen bir şeydi. Onu tanımasa dahi o kadar çok seviyor, özlemini kalbine gömüyordu.

Tekrar gülümseyerek Hyunjin'e döndü. Ona hayatının en zor anlarından birini anlatmış olmak içten içe onu daha da bağlamıştı Hyunjin'e.

Normalde bunu başkasına söylemek Felix için zordu ama şimdi öyle hissetmemişti. Aksine sanki kalbindeki yükü azalmış gibiydi.

F: "Herkes anneme benzediğimi söyler"

Hyunjin ise gülümseyerek başını salladı. Felix'i üzeceğinden korkmuştu ama aksine yüzünde mutluluk vardı. Çünkü o melek gibi bir kişiliğe sahipti.

H: "Ben geç olmadan gideyim artık. Tekrardan tanıştığıma memnun oldum efendim."

Hyunjin ayağa kalkarak elini uzattı bay Jeha'a. Felix'in iyi olduğunu gördüğü için gidebilirdi artık. Her ne kadar hala endişeleniyor olsa da babasının onun yanında olduğunu bilmek yeterdi ona.

Hem eve gidip kısa süren konuşmalarını tartmak istiyordu beyninde. Yarım kalmıştı önemli olan konuşmaları. Bu yüzden en kısa sürede Felix ile başbaşa bir şeyler yapmak ve artık emin olduğu hislerini ona söylemek istiyordu. Felix'in de kendisine karşı boş olmadığını hissetmek daha da cesaret vermişti Hyunjin'e.

Bay Lee ve Felix, Hyunjin'i yolcu ettikten sonra Felix yüzündeki gülümsemeyle koltuğa geçerek uzandı. Kalp atışları normaldi ama hala üzerinde yorgunluk vardı.

Babasına kötü olduğunu söylemeyecekti çünkü onun ne kadar telaşlandığını ve paniklediğini biliyordu. En iyisi ilacını almak ve gelecek ayki kontrole kadar beklemekti.

Kendi kendine Hyunjin ile kapıda olan sıcak yakınlaşmalarını düşünerek sırıtıyordu babası başının üzerinde dikilene kadar.

Kendisine bakan ciddi suratı gördüğünde hemen kulaklarının dibine kadar uzanan sırıtmasını toparladı. Babasının bakışları hiç sakin bakmıyordu..

"Konuşalım mı biraz bebeğim?"

Felix kalbini titreten sesi duyar duymaz başını hemen onaylar anlamda sallayarak uzandığı koltukta oturur pozisyona gelerek babası için yer açtı ve bacaklarını kendisine doğru çekti.

"Minho'nun kuzeni miydi?"

F: "Evet"

Bay Lee başını anladığını belli edercesine salladı ve koltukta oğluna doğru yaklaşarak elini dizine yasladı ve küçüğünü okşadı.

Hyunjin kötü birisine benzemiyordu ama yine de kapıda gördüğü görüntü onu içten içe meraklandırıyordu. Oğlunun yalan söylemeyeceğini bildiği için her şeyi açık açık konuşmak daha iyiydi.

"Lix'im arkadaş mısınız sadece?"

Felix, dizini okşayan elden gözlerini çekerek bakışlarını babasına doğru çevirdi. Her ne kadar utanıyor olsa bile onun gözlerine bakarak konuşmak bile kendisine cesaret ceriyordu.

F: "Evet baba. Sadece arkadaşız"

"Benden çekinmene gerek yok Felix biliyorsun ben her seçimine saygı duyarım"

Küçük olan gülümseyerek başını salladı ve koltukta kıpırdanarak babasına yaklaşıp başını onun omzuna yasladı.

F: "Bilmiyorum. Herkesten farklı gibi ama aynı zamanda diğerleri gibi aynı şekilde arkadaşım."

Felix'in göremeyeceğini bildiği halde başını salladı. Bu bir nevi anladığını kendine belli ettirmeye çalışıyordu. Oğluyla ilk böyle konuşmaları olduğu için iki taraf da nasıl yürüteceğini bilmiyordu.

"Ben geldiğimde fazla yakındınız gibi. Uzaktan pek arkadaş gibi gözükmüyordunuz"

Küçük okan başını babasının omzundan kaldırmadan ellerini yanaklarına yasladı. Gerçekten o an Hyunjin'in göğsüne sokulmuştu ve uzaktan nasıl gözüktüklerini tahmin edebiliyordu. Üstelik Hyunjin'in eli komple onun belini sarmıştı.

F: "Sadece konuşuyorduk"

"Söyledin mi ona?"

Üstü kapalı bir şekilde sormuş olsa da oğlunun onun sorusunu anlayacağını biliyordu. Yıllarca Felix'i herkesten saklmak için başka bir doktora dahi götürmedi. Çünkü onun gelecekte zorbalanmasından, dışlanmasından korktuğu için yapıyordu bunu.

F: "Söylemedim. İstesem de söyleyemem ki"

Büyük olan hemen koltukta geri çekilerek yan döndü oğlunun yüzüne bakmak için. Belki de Felix'i saklamak yerine ona kendisini her yerde gururla belli edecek özgüven aşılamayı seçmeliydi.

"Nedenmiş o?"

Felix de babası ondan uzaklaştığı için onun omzunda duran başını kaldırarak uatana, sıkıla babasının yüzüne bakarak omuzlarını silkti.

F: "Öyle işte"

"Eğer gerçekten seviyorsan, sevdiğin kişiye kendini açmaktan çekinme Felix. Seni seviyorsa her koşulda sevecektir. İnan bana bu kadar düşünmeni gerektirecek bir şey değil bu"

Felix, elleriyle yumuşak saçlarını karıştırarak başını salladı. Bu riske giremezdi. En azından şu an arkadaş olarak kalabiliyordu Hyunjin'in yanında. Ya her şeyi açıkladıktan sonra onu arkadaşı olarak da kaybederse?

F: "Ben böyle iyiyim"

_______________

Felix. Söyle. Artık. Yeto.

Tırnaklarımı kestim umarım bir ton yazım yanlışı yoktur.

Bölüm sonu

23 yorum