İyi Okumalar 🦋
_____________
~hyunjin~
Daha yeni oturmuşken Felix'in aniden masadan kalkıp tuvalete gitmesi garip geldiği için çok beklemeden ben de kalktım, peşinden gitmek için.
Minho ve Jisung zaten kendi dünyalarında takılıyorlar, Gelecekte Minho'nun Jisung'a alacağı arabayı tartışıyorlardı. Bizi farlettiklerini pek sanmıyordum.
Kafenin bahçesinden tekrar çıkarak az önce girişte gördüğümüz lavaboya taraf ilerledim. Belki de sadece tuvalete gitmek istemişti boşuna endişeleniyordum ama yine de kontrol etmezsem içim rahat etmeyecekti.
Lavabonun kapısını açıp içeri girdiğimde musluktan yüzüne su çarpan Felix'i görür görmez iyi ki geldim demiştim.
Kapının sesini duymuş olacak ki başını kaldırarak arkasına baktı. Gözleri dolu doluydu ve daha şimdi yüzüne su çarptığı için damlacıklar çenesinden akarak üzerine dökülüyordu.
H: "İyi misin Felix?"
Gözlerini kırpıştırarak başını hayır anlamında salladı ve kendisini musluk tezgahına yaslayarak küçücük elini göğsüne bastırdı.
Daha fazla beklemeyerek ona yaklaştım ve duvarda duran peçetekikten birkaç peçete alarak nazikçe çenesinden damlayan su taneciklerini ve yüzünü kuruladım.
H: "Sorun ne? Hastaneye götürmemi ister misin"
Ben onun yüzünü kurularken gözlerimin içine öyle bakıyordu ki, gözlerindeki korku kendisini o kadar çok belli ediyordu ki onu koruyup kollama içgüdüsüyle yanıp tutuşuyordum.
Kalbine bastırdığı elini çekti ve sweatime bastırarak kumaş parçasını avucunun içinde sıkıştırdı. Çok fazla hızlı nefes alıyordu. Nefesleri düzensizleştiği için kalbi daha da hızlanıyor olmalıydı.
Göğsü daha da hızla kalkıp inmeye başladığında ben de gerilmiştim. Elimi korkan bedenin beline sararak biraz kendime doğru çektiğimde sanki tüm gücü tükenmiş gibi alnını göğsüme bastırdı.
F: "Çok hızlı.. atıyor. Korkuyorum"
Tek elim sırtında gezinirken diğer elimi saçlarına daldırdım ve sakinleştirmek için saçlarını okşadım. Başka nasıl yardım edebilirdim bilmiyordum.
H: "Kalbin hızlandığı için korkuyorsun ve düzensiz nefes alıyorsun Felix. Böylece daha da hızlı atıyor kalbin. Şimdi sakinleş ve derin bir nefes al"
Üzerimdeki kıyafeti sıkan eli daha da gerindiğinde saçlarında gezinen elimi elinin üzerine indirdim ve okşadım.
H: "Burnundan derin bir nefes al ve ağzından ver Felix. Bu yardımcı olacak güven bana"
Sonunda dediğimi yaparak derin bir nefes almıştı. Nefesleri giderek düzene girmeye başladığında sırtını okşamayı bırakmadım.
Elimin içindeki el de kıyafetimi sıkmayı bırakıyordu yavaş yavaş. Ama hala endişeleniyordum. Kalbinin bir anda bu kadar hızlanması normal değildi. Ya aniden durarsa.
Titrek bir nefes alarak alnını göğsümden kaldırdı ve başını yukarı kaldırarak kızaran gözleriyle gözlerime baktı.
F: "Eve götür beni lütfen"
H: "Hastaneye gitmek istemediğine emin misin?"
Alnını tekrar göğsüme yaslayıp nefeslendikten sonra başıyla onayladı beni. Yorgun gözüküyordu ve onu konuşturarak daha da fazla yormak istemiyordum.
...
Arabayı durdurduğumda yan koltukta hala sakinleşmek adına gözleri kapalı bir şekilde oturan bedene baktım.
Onu bu halde görmek içimi parçalıyordu. Sormak istediğim, konuşmak istediğim çok fazla şey vardı. Bu halde olması ailesinin umrunda mıydı. Ona iyi bakıyorlar mıydı?
H: "Felix"
Kemerimi çıkararak ona doğru biraz eğildim ve korkutmamak adına düşük ses tonuyla seslendim.
Gözlerini kısıkça açarak başını yan çevirdi ve dolu gözleriyle baktı bana. O gözlere bakmak beni daha da altüst ediyordu. Fazla masumdu bakışları. Yanımda ağlamamak için kendisini tuttuğu o kadar belliydi ki.
H: "Geldik eve Felix. Kapıyı açmaları için çalayım mı?"
Başını yasladığı koltuktan kaldırarak etrafa bakındı. Fazlasıyla yorgun ve bitkin gözüküyordu. Ne kadar zor olduğunu bilemezdim ama onu anlıyordum. Küçücük bedeniyle bu kadar dayanması bile ne kadar güçlü olduğunun göstergesiydi.
F: "Kimse yok evde ben kendim gideceğim. Teşekkür ederim Hyunjin"
Yorgun gözleriyle son kez gözlerime baktıktan sonra kapıyı açarak arabadan indi. İçimde fırtınalar kopuyordu.
Onun bu haldeyken evde yalnız olması beni sinirlendiriyordu. Ailesi hiç mi düşünmüyordu onu. Evde yalnızken durumu kötüleşirse ne olacaktı.
Fazla düşünmeden anahtarı kontaktan çıkardım ve arabadan inerek eve doğru yürüyen Felix'in arkasından yürüdüm.
H: "Felix"
Tam kapıya varmışken arkasını dönüp baktı bana. Yorgun bedenini kucağıma alıp, dinlenene kadar onu okşamak, sevmek istiyordum. Bu hisler kalbimin en derin köşelerinde filizleniyordu ve koparıp atmak mümkün değildi.
H: "İyi olana kadar yanında kalacağım. Böyle içim rahat etmez"
Sırtını evin kapısına yaslayarak benim ona yaklaşmamı bekledi. Boncuk gözlerindeki parlaklığın solmuş olması üzüyordu beni.
F: "Ben iyiyim Hyunjin. Bu ilk kez değil. İlaç alıp biraz uyursam daha iyi olacağım"
Kapının önündeki küçük merdiveni çıkarak karşısında dikildim.
H: "Tamam o zaman sen ilacını alıp uyuyana kadar yanında kalmak istiyorum"
Bana bakan yorgun gözleri daha fazla yaşlarla dolduğunda içimdeki hislerden emindim. Ben onu seviyordum ve onu mutlu etmek istiyordum.
Bazen kendime birisine aşık olman bu kadar kolay olamaz, her şeyi ağırdan al desem de şimdi farkındaydım. Gerçek hisler doğru kişiyi bulduğumuzda kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bizim kontrolümüz dışında.
Şimdi karşımdaki bedenin gözlerini mutluluktan parlatmak için dünyaları önüne sermeye hazırdım. İçimde hiçbir kuşku olmadan.
F: "Seni yeterince yordum za-"
Yorgun ama bir o kadar da inatçı bedenin konuşmasına izin vermeden elinde tuttuğu anahtarı alarak kolumu onun beline sardım ve küçük bedenini kendime doğru çekerek onu kapıdan uzaklaştırdım.
Rahatsız olmaması için onu çok sıkı tutmak yerine kolumu hafif bir şekilde beline dolamıştım ama kendime çektiğim anda direnmeden göğsüme abanarak yüzünü saklamak adına alnını göğsüme yasladı.
Daha fazla zaman kaybetmemek için anahtarla kapıyı açtığımda sıcak nefesini göğsümde hissetmek beni anlık olarak duraksatmıştı.
F: "Yapma"
Daha söylediği kelimeyi anlamlandırmayı bırak, sıcak nefesinin vücudumda bıraktığı hoş hissin büyüsünden kurtulamamıştım bile.
F: "Böyle yapınca daha da hızlanıyor kalbim"
Fısıltıları giderek daha da sönükleşiyor, duyulmayacak hale geliyordu. Ama sanki etraftaki tüm sesler bizim için susmuş, zaman durmuştı benim onu duymam için.
F: "Daha çok sıkışıyor göğüs kafesim"
Anlamıyordum sorun ben miydim? Yoksa değil miydim anlayamıyordum. Bir şeyleri yanlış mı yapmıştım.
F: "Kalbim patlayacakmış gibi oluyor. Kalbime durmasını söylüyorum ama o senin yanında daha da hızlanıyor"
Zarif bir şekilde onu saran kolum içgüdüsel olarak daha da sıkılaşmış ve küçük bedeni sıkıca sarmalayarak göğsüme bastırmama neden olmuştu.
F: "Böyle çok yoruluyorum ama bundan kaçmak da istemiyorum"
Alnını göğsümden uzaklaştırarak yorgun bir şekilde vücudunu üzerime bıraktı ve yanağını göğsüme yaslayarak iri gözlerini usulca kapattı.
Sorun bendim.. onun yanında olmam onu heyecanlandırdığı için, güzel kalbinin ritmini bozduğu için onu yoruyordum.
Ama bunun ilacının da kendim olduğunu biliyordum. İkimiz de birbirimize karşı boş değildik.
Belki Felix'in hislerinden emin değildim ama kendi hislerimden hiç bu kadar emin olmamıştım. Onun sözlerine bakılırsa o da kalbine söz dinletemiyor, bana karşı oluşan duygularını kontrol edemiyordu.
H: "O zaman kalbinin hızlanmaması için yavaş yavaş ilerleyelim vanilyam"
Başını yavaşça kaldırıp gözlerime baktığında göğsüme doğru abandığı için onun kalp atışlarını kendi sağ tarafımda hissediyordım. Gerçekten delice atıyordu kalbi.
Hızlı atan küçük kalbi boş olan sağ tarafımı da doldurmuştu sanki. İkimiz de geri dönüşü olmayan hislerin içine çekiliyorduk.
Bir şey söylemek için dudaklarını araladığında evin bahçesine giren siyah arabanın sesi ikimizin de dikkatini oraya çekmişti.
___________________
Önceki bölümlerde belirtmiştim zaten. Felix öten saatini sadece babasının yanında takıyor babası endişelenmesin diye. Okula falan geldiğinde çıkarıyor ikide bir ötmemesi için.
İyisiyle, kötüsüyle 10. Bölüme geldik umarım kitap hoşunuza gidiyordur.
10 bölüm oldu ne yalaşma var ne sikiş var olmaz böyle hemen sevgili olsunlar artık.





