İçeriğe geç

OTEL GÜNLÜKLERİ

Bölüm 5 · 5 dk okuma

OTEL GÜNLÜKLERİ

Bölüm 5

5

Günün sekizinci odasını da temizlemiştik.

Ve ben ne ayaklarımı hissedebiliyorum ne de parmak uçlarımı, o kadar yoruldum ki olduğum bu yere kendimi bırakıp saatlerce uyuyabilirdim şuan ya da karşımda duran beyazlar içindeki tertemiz görünen yatağa da atabilirim kendimi. "İyi misin Esma?" Mert'in sesiyle düşüncelerimi savuşturup kendime geldim, yanımda kat hizmetleri arabasının arkasında duruyordu, önündeki kağıtta temizlediğimiz odanın numarasını işaretlediğini görebiliyordum buradan. Ben öylece durmuş yatakla bakışırken Mert'te elinde kalemle durmuş bana bakıyordu. Sorusuyla kafamı çevirip ona baktım hemen "İyiyim, iyiyim yoruldum sadece biraz." Kalemi bırakıp dirseklerini dayadığı arabadan doğrulup düz bir duruşa geçti. "Oo hemen böyle yorulacaksan gerçekten seninle işimiz zor." Yine gülüyordu, her zaman olduğu gibi, gerçi daha bir gündür tanıyordum onu ama gördüğümden beri hep yüzünde bir gülümseme vardı, hiç somurttuğunu görmedim.

"Ben alışkın değilim ki böyle temizlik işlerine o yüzden bu kadar yoruldum ama alışırım zamanla, inanıyorum kendime." Elimi yumruk yapıp havaya kaldırdım, kendimce güç gösterisi yapıyordum ama dışardan nasıl göründüğümü düşünmek istemedim, komik göründüğümü tahmin edebiliyorum çünkü. "Bende inanıyorum sana, alışacaksın zamanla." Arkasını dönüp arabayı da beraberinde odadan çıkardı bende tabi ki peşine takıldım, koridora çıktık birlikte. Gözümü alamadığım bu otel koridorları beni her seferinde kendine bağlamayı başaracaktı sanırım. Otelin mimarisi o kadar güzeldi ki, işlemeleri, renk seçimleri.. Beş yıldızlı olmasının hakkını veriyordu. Zaten adından belli lüks ve pahalı bir otel olduğu, Andaç otel. Tabi çalışanların soyunma odalarının olduğu katlar için aynı şeyleri söyleme şansım pek yok, çalışanlara her zaman olduğu gibi burada da değer verilmediğini yapılan bu muamele ile anlamış oldum..

Ben saf saf etrafıma bakınırken yine kendimi küçük düşürmeyi başardım, düz yolda bile önüme bakmayıp kafam yukarıda gezdiğim için önümde duran Mert'i fark etmeyip aniden arkasından ona çarptım. Bu çocuk neden koridorun ortasında aniden durmak zorundaydı ki, hadi ben gözüm havada dolaşıyorum, safın tekiyim. Sen ne diye koridorun ortasında bekliyorsun ki.. Çarpmanın etkisiyle hızlıca geriye çekildim. "Ö.. Özür dilerim, seni görmedim. Neden durdun ki aniden öyle." Çarptığım an oda bana dönmüştü ve her zaman olduğu gibi yüzündeki gülümseme olduğu gibi suratına yayılmıştı. "Aniden durmadım, gitmemiz gereken odaya bakıyordum, sen çarptın bana." Eliyle arkasında duran arabanın üzerindeki kağıdı işaret etti. Gösterdiği yere bakmak için omzunun yanından kafamı eğerek bakmak zorunda kaldım, boyu uzundu.. Fazlaca. Ya da ben çok kısaydım.. Fazlaca.

"Bende otelin mimarisine bakınıyordum, sence de çok iyi değil mi?" Konuyu değiştirme hızım, ışık hızını geçmiş bulunuyor şuan.. Daha fazla uzatmak istemediğim için ne yapabilirim ortamdaki bu havayı dağıtmam gerekiyordu. "Bence de çok iyi ama yürürken önüne de bakmalısın." Tekrar önüne dönüp arabayı da sürükleyerek yürümeye başladı. Arabayı önünden geçtiğimiz kat ofisine bırakıp, kağıdı da alıp asansöre doğru ilerlemeye devam etti. Asansörün önüne gelip düğmesine bastı, yan yana asansörün gelmesini beklemeye başlamıştık. Neden bilmiyorum şuan Mert'e kafamı çevirip bakmak istiyordum ama bunu yaparsam çok tuhaf olacağı için kendimi dizginleyip bakışlarımı asansörün üzerindeki katların sayılarının yazdığı o dijital alanda sabitledim. "Biliyor musun, bu otelin sahibi ülkenin en zengin iş adamlarından birisiymiş." Aramızdaki sessizliği bozan Mert olmuştu, neden bana bu bilgiyi verdiğini bilmiyordum ama öğrendiğim içinde mutlu olmuştum, evet böyle saçma sapan şeylerle bile mutlu olabilme yeteneğine sahip biriyim ne yazık ki.

"Öyle mi? bilmiyordum." Bedenimle birlikte tamamen Mert'e dönüp söyleyeceği şeyleri rahatça dinleyebilmek için bakışlarımı ona çevirdim. "Öyle, bu otelin böyle şaşaalı olması, böyle bir mimariye sahip olması ve beş yıldızlı olması tesadüf değil, Agâh Andaç adını mutlaka duymuşsundur diye düşünüyorum, Andaç otel zincirinin sahibi." kafamı iki yana sallayarak daha önce hiç adını duymadığım o adamı tanımadığımı belirtmiştim, gözlerini kocaman açarak verdiğim tepkiye şaşırdığını belli etmişti Mert'te. Ne yapayım ülkenin en zengin iş adamlarını hiç araştırmadım, daha önce hiç işime yarayacağını düşünmedim çünkü. "Nasıl bilmezsin, inanamıyorum sana şuan. Neyse öğrenmiş oldun hem ne demişler bilmemek değil, öğrenmemek ayıp." Gülümseyip kapısı açılan asansöre doğru yavaşça ilerledi. "Doğru, bilmemek değil, öğrenmemek ayıp." diyerek bende arkasından asansöre bindim. Otelde iki asansör vardı, birisi çalışanlar için, diğeri müşteriler için. Acil durumlar dışında müşterilerin bizim asansörü, bizlerinde müşterilerin asansörünü kullanmamız yasakmış, Asansördeyken Mert söylemişti bunları ve hepsini beynimin bir köşesine kaydetmiştim.

Dört kat yukarıya çıkıp temizlememiz gereken diğer odanın önüne geldik. Mert kapının önünde durup bana döndü. "Bu defa sen seslen bakalım, ne kadar öğrenmişsin." Aniden kalbim tekledi, ben heyecandan kelimeleri birbirine karıştırır söylemem gereken şeyi unuturdum yahu. Hatta şuan unuttum bile. "Ben mi?" Kafasını sallayıp iki adım geri çekilip beni izlemeye başladı. Derin bir nefes alıp kapıya iki kez vurdum, vurdum ama ne söylemem gerektiğini unuttum ve kapıda öyle kalakaldım. "Homekep" deyiverdim bir anda. Arkamdan gelen derin kahkaha yine bir şeyleri yanlış yaptığımın göstergesiydi, dönüp neye güldüğünü sormak için ağzımı açtım ama konuşamadan kapatmak zorunda kaldım çünkü hâlâ aynı şekilde gülmeye devam ediyordu. "Artık gülmesen mi acaba?" sonunda dayanamayıp sinirle söylendim. "Homekep ne demek Esma?" Gülmesi azalsa da tam olarak susmuş sayılmazdı "Ne bileyim, aklıma gelmedi o an." Omuzlarımı silkip rahat bir tavır takındım, ne de olsa rezil olmaya alışmıştım. "Doğrusu neydi, ne diyecektik?" Şimdi daha da sakinlemişti, gülmeyi bırakmıştı ama yüzünde hâlâ silikte olsa bir tebessüm duruyordu. "Housekeeping." Kafamı aşağı yukarı sallayıp yeniden kapıya döndüm ama çoktan içerideki müşteri kapıyı açmıştı zaten. "Merhaba, biz şey.. temizlik, housekeeping için geldik, ister misiniz?" Mert arkamdan yaklaşıp gülümseyerek kapıdaki kadınla konuşmaya başladı, yabancıydı ve Mert akıcı İngilizcesiyle kadına bir şeyler söyleyip bana döndü. "Temizlik istemiyormuş, bugünlük işimiz bitti." Kadın teşekkür edip kapıyı kapattı bende duyduğum şeylerle bir anda enerjimin yükseldiğini hissettim, bugünkü işimiz bitmişti ve başka oda temizlemeyecektik.

"Yalnız, içeride ki misafirle iletişimin muhteşemdi, tebrik ederim." Alay ederek yürümeye başladı, "Ne yapayım ben, aniden benden öyle bir şey isteyince ne yapacağımı bilemedim, ilk günüm benim bugün öğrenecek bir sürü şeyim var." söylene söylene arkasından tıpış tıpış yürüyordum bende. Sonunda asansörlerin yanına vardık, bu sefer ben basmak istedim asansörün düğmesine ve bastımda, ama tabi klasik Esma yine bir yerlerde yanlış yapmasa rahat duramaz. "O asansör müşteri asansörü, söylemiştim bize yasak onlar." Sevimli bir gülümseme takınıp diğer asansörün düğmesine bastım bu defa, bekletmeden geldiği için şükürler ederek asansöre bindim, arkamdan da Mert bindi ve lobiye, otelin girişine inmeye başladık.

Lobiye vardığımızda asansörden indik, ne yapacağımı bilmediğim için Mert'i takip etmeye devam ediyordum, aniden bana dönmesiyle bende olduğum yerde durdum. "Beni takip etmene gerek yok artık, bugünkü işimiz bitti, istersen molaya çık diğer çalışanlarla tanış, istersen evine git tercih senin." Arkasını dönüp bir kaç adım atıp yeniden durdu ve bana döndü "Ha istersen de beni takip etmeye devam edebilirsin, sana kalmış soyunma odasına iniyorum." Göz kırpıp arkasını dönüp merdivenlerden inerek kayboldu, bense lobide kocaman açılmış gözlerimle az önce söylediği şeyi idrak etmeye çalışarak öylece kalakalmıştım, alay ediyordu benimle aklınca ve bununla çok güzel eğleniyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.