İçeriğe geç

Otaku Hot Boy •taekook•

Bölüm 3 · 9 dk okuma

Otaku Hot Boy •taekook•

Bölüm 3

✯ 口づけ ✯

• • • "Sevgilim..." Tenimde dağılan sıcak dudaklar, kapalı gözlerimi aralamamı sağladığımda; burnuma dolan mis koku nedensizce tanıdıktı. Aralanan gözlerim tavana yükseldiğinde, sabah güneşi dışında bir şey göremedim. Yıldızlar yoktu. "Taehyungie." Yanı başımdaki güzele baktığımda gördüm aradığımı. Gözlerinin içindeydi koskoca galaksi. Bir yıldız kayması sandım yansımamı. Yine yanındaydım sevdiğimin. Ne ara gelmiştim bilmiyordum ama bu sefer hiç dönmek isteyecek gibi değildim. Keza ilk defa kokusu burnumda tütüyordu. Koluma yasladığı başını kaldırdı, çenesini göğsüme yaslayıp gülen gözlerle baktı çehreme. "Günaydııııın." Elimi dağılmış mavi buklelerine götürüp okşadım. Ve hissettiğim yumuşaklık duraksamama neden oldu. "Jungkook?" Dudaklarını büzdü. "Gün bir tek bana mı ayıyor beyefendi? Bir günaydını çok mu görüyorsun bana?" Tam ince bileklerini göğsüme dayamış, nazlı nazlı yatakta doğruluyordu ki; kolunu tuttuğum gibi üzerime çektim. Gözlerimin dolmasını engelleyemedim. Onu ilk defa hissediyordum. Bu... ne de gerçekçi bir rüyaydı böyle? Dolan gözlerimi görünce nazını bir kenara bıraktı güzeller güzeli. Elini yanağıma yaslayıp öptü endişeli bakışlarıyla. "Neyin var Taehyungie? Bir şey mi dedim? Özür dilerim, ben... şey, şakasına dedim öyle ama." Şakaklarından tuttuğum gibi büzülü minik dudaklarını birleştirdim dudaklarımla. Tatlı alt dudağını dudaklarım arasına aldım, o bebek bebek mızmızlanmalarını duydukça dişlerim kamaştı. İlk defa dilimde dağılan bu kiraz tadı öyle sarhoş ediyordu ki, o iki et parçasını dişlerimle kıstırmadan edemedim. Zar zor çekildi elini dudağına götürürken; dolu gözlerini başka yöne çevirdi. "Ya Taehyung... Acıttın." Melek yüzüne baktıkça, o cilve dolu sesini duydukça erim erim eriyen kalbime inat; daha da cilveleniyordu tavşanım. Dizlerini kırıp o şekilde oturduğunda bir hışımla doğruldum ve bedenini yatağa yasladım. Bileklerinden tutup, aralık bacakları arasına girdiğim anda fark ettim her ikimizin de anadan doğma olduğunu. Gözlerim arsızca dolandı pamuk gibi bembeyaz bedeninde. Utana sıkıla, kıvranıp duran bedenine tezat, cüretkar gözleri hiç de hoşnutsuz görünmüyordu. Gözlerime duygu dolu bakan koca gözlerine eğildim ilk olarak. Onlara kondurdum ilk öpücüğümü. Gözlerimi yumdum. Dudaklarımı teninden çekerken, burnumu gezindirdim yanağından boynuna dek. Boynuna ulaşınca, her zaman yapmak istediğimi yaptım; kokusunu ciğerlerimde hapsetmek ister gibi çektim içime. Vanilyayla karışık bir süt kokusu hakimdi. Yeni doğmuş bir bebek gibi kokuyordu aynı. Uzun bir nefesin ardından ise kiraz çiçeğini anımsatıyordu. Dudaklarım bir ceylanınki kadar zarif ve narin olan boynunda gezinirken, ellerimi bileklerinden çektim ve kollarımı kavislenen incecik belinden geçirdim. Bacak arasında duruyor hâldeyken, üzerine verdim yükümü. Yanağımı göğsüne yasladım. O da minik, zarif ellerini boynuma sarmaladı. "Günaydın benim inci çiçeğim." Kıkırdadı hemen. Onu görmüyordum ama tavşan dişlerinin bir bir serildiğine emindim. "Sabah sabah yine pek bir romantiksiniz Bay Kim. Bunu neye borçluyuz?" Belindeki o belirgin oyuntuda gidip geldi parmak uçlarım. Onu ilk defa hissedebilmenin zaferiyle, dolup dolup durdu gözlerim. Normalde pek de ağlak olmayan ben, onun yüzünden fazlasıyla ağlak bir adama dönüşmüştüm. "Jungkook... Jungkook'um..." Saçlarımı sevdi usul usul. Kulaklarımla oynadı bir diğer eli. "Hmm? Efendim sevgilim?" Bir gözyaşım onun kar beyazı teninde dağılırken, göğsüne sürttüm yanağımı. "Seni çok seviyorum. Seni her şeyden çok seviyorum." Titrek gelen sesimi duyduğunda, ellerini yanaklarıma dayaması ve bir hışımla yüzümü kaldırması bir oldu. "Sen... neden ağlıyorsun koca bebeğim?" Benim ağladığımı görünce onun da gözleri doldu, minik dudakları bükülürken o biçimli kaşları da seğirdi. Yatakta oturur pozisyona geçtiğimde bacaklarım üzerine geçti o da. Kucağımda yan bir şekilde otururken, boynuma sarıldı, yüzümü omzuna dayadı. Beline sardığım kollarım, ondan güç alırken rahat rahat ağladım teninde. O ise ensemdeki saçlarla oynadı sessiz sedasız. "Şşt... Ben buradayım." Daha da ağlayasım geldi dediğiyle. Yine gideceğini bilmek, uyandığımda kollarımın bomboş olacağını bilmek kahretti beni. "Gideceksin." "Gitmem." Kulağıma fısıldarken, şakağıma değdirdi dudaklarını. "Senden gitmem ben Taehyung." "Jungkook... Uyanmak istemiyorum." Sırtımı okşadı boydan boya. Derin bir iç çekişi duyuldu kulaklarımda. İlk defa duyduğum o yumuşacık sesiyle fısıldadı kulağıma. "Uyanmayacaksın. Gitmene izin vermeyeceğim. Taehyung ben..." Yüzümü boynundan çektiğimde, gözlerini benden tarafa değdirmeyen, utana sıkıla konuşan bebeğimi dinledim. "Beklemekten çok yoruldum." Konuşurken bile utanırken, şu anda kucağımda anadan doğma oturuyor oluşu bambaşka hissettiriyordu ama beni güvenli limanı olarak gördüğünü biliyordum. İpleri elime vermeye bayılıyordu. "Beni sen çağırdın." Burnumu burnuna sürttüğümde, titrekçe kapandı gözleri. Burnumu yanağına değdirdim, sıcak nefesi yüzüme vururken; dizleri üzerinde kalkıp ilerleyerek tam da aletimin üzerine oturdu. İlk defa böylesine hissederek temas hâlinde oluşumdan mıdır, bilinmez, aletimin anında uyarıldığını hissettim. "Sana ihtiyacım vardı." Yanaklarımı avuçladı zarif elleri kısık gözleri yüzümü turlarken; arsızca çıkarttığı diliyle dudaklarımı yaladı bir kedi gibi. "Sana ihtiyacım var Taehyung." Sesi adeta bir yasaklı meyveydi. Dolgun kalçalarıyla uyarılmış aletimin üzerinde boydan boya ilerledi. Dudaklarım üzerine inledi o zarif sesiyle. "Tenini hissetmeye ihtiyacım var." Ellerimi götürdüm kalçalarına. İlk defa onları hissetmek, parmak boğumlarımdan taşıyor oluşunu görebilmek bambaşka hissettirdi. İstemsizce kalkan elim bir tokat ile oraya indiğinde, onun canını yaktığım için içim cız etse de, ilk defa onda fiziksel bir duygu bırakabildiğim için heyecanlandım. "Ahm... Tae..." Dudaklarım arasından sızdı, sıcak nefesiyle harmanlanmış inlemeleri. Kalçalarından destekleyerek kaldırıp indirdim bedenini kucağımda. Bir anlığına şaşıran gözleri koca koca olduğunda, daha da azdığımı hissediyordum. Bu sefer aralanmış minik dudaklarını yemek için birleştirdim dudaklarımızı. Ben onun minik ağzını turlarken, o üst dudağımın tadına bakıyor, alt bedenlerimizi birbirine çarptırmadan edemiyordu. Ki tam da o sırada burnuma tuhaf lakin mayıştırıcı bir koku dolmuş, bunun güzelimin feromonu olduğunu bildiğimden daha da hırslanmıştım. Açıkçası bu feromon işlerinden pek anlamıyordum. Keza asıl hayatımda bir kurdum olmadığı gibi burada da yoktu. Belki de vardı ama ben bilmiyordum. Bunu önceden düşünmemiştim fakat bildiğim bir kaç nokta vardı. Mesela Jungkook bir omegaydı, tıpkı daha bir kaç saat önce bana bu sevdadan vazgeçmem için onlarca nasihat veren arkadaşım Jimin gibi. O da burada bir omegaydı. Bu evrende karşılaştığım, fakat kendi hayatımda da gördüğüm sayılı insanlardandı. Bir diğeri Yoongi ise, onun her evrendeki sevgilisi, sessiz bir alfa. Feromonlar dışında bir farklılığı var mıydı, bilmiyordum ama hiç kimsenin bu cezbedici vanilya kokusundan daha fazla mayıştıran bir feromona sahip olmadığına emindim. Islanan deliğini dürtükleyen aletimi tutup çekiştirmeye başladı dudaklarını yediğim güzel. Bir eliyle yavaş yavaş şekline dönen maviş buklelerini düzeltti. O sırada ben ise kalçalarını salmış, incecik belinin iki yanından kavrayıp dudaklarımı pembe tepeciklerine indirmiştim. Göğsünü emmeme bayılıyordu. Anında penisim üzerindeki o minik deliğinin ıslaklığı yayılıyor, kapalı gözleriyle ve aralık dudaklarıyla yoktan var olmuş gibi inim inim inliyordu. Çekiştirdiği penisimin ucununa tırnak ucunu bastırdığında gözlerimiz buluştu ve dolu gözlerine rağmen oyunbaz bir kıkırtı sundu. Dudaklarımı pembe tepeciklerinden çektim ve dilimle başındaki ıslaklığı yaladım. Kafasını geriye attı o yaydan kaşları bir bir seğirirken. Aralık dudakları ve o zarif boynunu incelerken dayanamayacağımı düşündüm. "Tanrım..." Yüzünü tekrardan eğdi bana doğru, kucağımda inip kalkarken boynuma doladı ellerini. Dudaklarımı emmeye başladı. O şekerden dudaklarının tadı ağzımda öyle bir yayılıyordu ki, peri tozlarının yokluğu hissettirmedi. Lakin o zihnimi bulandırmıyor, aksine bir sabah kahvesi gibi açıyordu. Nefes alış verişleri fazla sekteye uğradığında, nefessiz kalacağını fark ettiğimden ayrıldım şişmiş dudaklarından. "Ya Taehyung ama..." Neredeyse nefessizlikten boğulacaktı, bir de mızmızlanıyordu. "Sakin ol bebeğim, acele etme, buradayım. Bir yere gittiğim yok." Büzdü şişmiş, kiraz dudaklarını. Yüzünü yana eğerken, tertemiz, pürüzsüz boynu ilişki göz açıma. Oradan da nasibimi alamadan edemedim. Tam da çenesi ve boynu arasındaki o belirgin dokuya yakınlaştım. Pamuktan tenini aldım dişlerim arasına. Ben onu bir vakum misali çekerek işaretliyorken; o bir yandan aletimi çekiştiriyor, bir yandan da kucağımda bir tavşan gibi sekiyordu. Boştaki elini boynuma doladı tekrardan. Kavislenen belinin hareketlerini devam ettirdiği gibi, ensemden destek alarak yüzümü gömdü boynuna daha da. Onda izlerimi bırakmam adına pek bir hevesliydi. Dişlediğim tenine bıraktığım eserimi izledim ara sıra. Hassas teni hızla kızarıyordu. Hemen şekilleniyordu dudaklarımda. Ona zevk veren acısını hafifletmek adına üzerinden dudaklarımla öpücükler kondurarak geçtim. Canının yanmasına kıyamazdım. Sıcak nefesi teker teker dağılırken dizlerime kadar akan vanilya kokulu öz sıvısı, bu kadar yeter, dedirtti adeta. Yatakta geriye doğru yaslandım ve esneme bir yastık koyduktan sonra belindeki ellerimden destek alarak, öpücüklerimin son bulmasıyla boşluğa düşmüş gibi bakan bebeğimin sırtını kendime doğru çevirdim. "Taehyungie? Ne ya-" Cümlesini bitiremeden, koca kalçalarını yüzüme oturtmam bir olmuş; ıpıslak deliğini yoklayan dilim koca bir çığlık atmasını sağlamıştı. Bir elimin işaret ve baş parmağı yardımıyla ufak deliğini iki yana ayırırken, kavisli beli kıpırdanıp duruyordu. Bir dizimi kendime çektim. O ise ellerini göğsüme yaslarken, kafasını arkasına çevirip gözlerini gözlerime kenetledi. Onu emerken gözlerine bakmayı seviyordum. Gözlerine bakmayı her zaman seviyordum. Onun iki gözyaşı benim kaderim olmuştu. Kaderim ise iki dudağı arasındaydı. Deliğinden içeriye yolladım dilimi. "Ahhm!! Ta-Taehyung!" Normalde birbirimize adımızla seslenmemizden pek hoşnut olmazdı. Her zaman ilgiden ve romantizmden etkilenen biriydi. Sevgilim, aşkım, hayatım, tatlım... hitap insanıydı. Ama iş sevişmeye geldiğinde, adımı dilinden düşürmüyordu. Dilimi çektim cennetimden. Boşluğa düşmüş gözlerini tekrardan arkasına çevirdi. Terlediğinden dolayı alnına yapışmış maviş bukleleriyle bir tanrıçadan farksız gözüküyordu. "Yüzümü sür." Baygın vaziyetteki gözleri zar zor aralanırken, diliyle ıslattı dudaklarını. Çekinceyle bakıyor olsa da, utana sıkıla salladı kafasını hemen. Ardından önüne döndü, yavaşça kaldırdı kalçalarını. İki yanından tutan ellerimle ona destek olurken, halka hareketleri yaparak ıslaklığını yedirdi yüzüme. Pembe deliğiyle burnumu dürtükledi, bir yılan misali çıkan dilime sürtündü inim inim inleyerek ve yüzünü benden tarafa döndü tekrar. Utançtan kıpkırmızı olmuş yüzünü ve yanaklarını ıslatmış gözyaşlarını görünce, aletim anında uyarıldı. Gözlerim inanamamış gibi aralandı. İnlerken aralanan dudakları adeta beni tehdit eder gibiydi. Ben bir rüyayım, dedi sanki. Gerçek olamayacak kadar güzelim. Yavaşça önüne döndü. Ben onun minik deliğini yiyip bitirirken, usulca aletime eğildi ve havalanan kalçalarını salladı. Bir şaplak indiremeden edemedim. Bu hoşuna gitmiş gibi kıkırdadı bir de. Fazlasıyla tatlı, bir o kadar da arsızdı. Cazibesi fenaydı. Ellerini aletime sardı bir anda. Gözlerim zevkle aralandı. Kökünden ucuna dek sıvazladı tüm öz sıvımla. Titreşen hayalarımı okşadı. Dilini çıkartıp kökünden en ucuna kadar ıslattı yavaş yavaş. Sıcak nefesinin vurduğu kasıklarımda adeta katliam vardı. Tekrardan ucundan köküne dek ıslattı kıvrak diliyle. Kasıklarıma değen mavi buklelerini anladığım kadarıyla kulağının arkasına sıkıştırdı, o huylanma hissiyatı yok oldu. O sırada kaygan sıvısını başparmağım yardımıyla deliğinden içeriye sokan ben, adeta onun ağzının içinde var oluyordum. Parmağımı hapseden deliğinin hissiyatı hoşuna gitmiş olmalı ki, aletimi ağzına kabul ederken boğukça inledi güzel oğlanım. Kısa kısa öğürse de alabildiği kadarını alıyor, alamadığını elleri yardımıyla sıvazlıyordu. Benim için en iyisini yapmaya çalışıyordu, tabii karşılıklıydı. Deliğinden çıkarttığım başparmağımı kalça arasına sürterken, işaret ve orta parmağıma yaydım ıslaklığı. Yavaşça içine gönderdim orta parmağımı. Kalçasını parmağıma ittirmesiyle anladım yeterli hissetmediğini. Oysaki amacım onu yavaşça hazırlamak, canını yakmamaktı. Ama demek ki bunu istiyor, boynum kıldan inceydi. İşaret parmağımı da yolladığımda, deliği parmaklarımı kıskaca aldı resmen. Öyle bir kavramıştı ki, aletimin boğazında seğirmesine engel olamamıştım. Zaten ıpıslak olmuş güzel omegamın minik deliği parmaklarımın makas hareketlerinden oldukça hoşnut gibiydi. Kızaran kalça arasından akan ıslaklık fazlasıyla cezbediciydi. Tabii kasılan pembe deliği de öyle. Parmaklarımın hareketlerini arttırken, Jungkook sanki aletimle boğulmaya yemin etmiş gibi hepsini ağırladı boğazına dek. Bir de üstüne yutkunmasın mı...? Beni çıldırtmaya yemin etmiş olmalıydı. Kafamı geriye atıp inledim zevkle. Minik ağzı benim cennetimdi. Üçüncü parmağımı da yolladım içine. Ağzını penisimden çekti, yavaşça doğrulurken tahriş olmuş sesiyle inledi. Parmaklarım üzerine sekti bir kere bile utanmadan. Hala aletimi sıvazlayan ellerinin hareketleri durmadı. Hayalarımla oynadı bir avucu. Ardından dudaklarını indirdi oraya. Ağzının içine aldı hayalarımı. Diliyle dürtüklerken, vakumlar gibi çekti ağzının içine. Deliğinden akan sıvısı bileğime, hatta koluma dek uzandığında daha fazla dayanamayacağımı fark ettim. Elimi deliğinden çektiğim gibi belinden kavradım ve bedenini kucakladığım gibi ayaklandım. Yüzümün dibindeki kızarık, zevk yaşlarıyla ıslanmış güzel yüzünde gezindi dilim. Taptığım o ilâhi bedenini yatağa bıraktığım gibi girdim iki bacağının arasına. Onu zevkle yiyecektim. • • • bölüm sonu. ne kadar pislik bir insanım ya tam da ortasında kestim ÖDPQMDŞQMDLQMDLQLDLQÖDLQLLQLDQLLDWLDLWDOQLW ama merak etmeyin bir sonraki bölümde, yani final bölümünde, en güzelini okuyacaksınız ve şöyle söyleyeyim görüp görebileceğiniz en iyi final geliyor. ben şimdiden devamını isteyeceğinize, hatta fici uzatmam için ağzıma sıcacagınızı bilsem de canım itlik yapmak istedi. güzel yorumlarınız icin çok teşekkür ederimm sizleri seviyorumm yarınki bölümde görüsmek dilegiyleee ��

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.