İçeriğe geç

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 8

7.Bölüm

✨ Hoshino Ai-Önsöz ✨

Ai pov

Siyah uzun üstünü giymiş,siyah şapkasını takmış bir şekilde kimsenin onu fark etmemesini sağlayarak yolda yürüyordu.Ama aklına takılan bir kaç şey kafasını kurcaladı.

Acaba onlarla yeteri kadar ilgilenemiyor muyum?

Yolda yürümeye devam ederken,hüzünle kaldırım taşlarındaki çizgileri izlerken düşündü.Bir anda birkaç dakika öncesini hatırlayarak,ellerini cebine koydu.

Bir kaç dakika önce

"Miyoko,ben biraz dışarı çıkacağım.Çocuklara bakar mısın?"Koltuktan kalkmadan,Aimi'yi koltuğa bırakarak,Ruby ve Aqua ile ilgilenen kadına baktı.

"Yapmadığım şey değil"Hafifçe nefes vererek,Aimi'yi yanına alıp söyledi.

"Teşekkürler!...hemen geri geleceğim"Mutlulukla gülümseyip teşekkür ettikten sonra kapıya doğru yönelecektiki,Miyoko'nun sesiyle yarım bir şekilde ona döndü.

"Nereye gidiyorsun?"İkizler kucağındayken,aşağıdan Ai'ye bakarak sorguladı.

"Sadece biraz dolaşacağım,çok uzun sürmez."Gülümsemesini bozmadan açıkladı.Sonra tekrar önüne dönüp,kapıya giderken.Miyoko bıkkınlıkla nefes vererek,kucağından çocukları bırakarak,onu takip ettiler.

"Dediğin gibi çok uzun sürmesin,akşam yeni evine taşınmanı kutluyacaz."Miyoko hafifçe gülümseyerek,kapının önünde Ai'ye bakarak söyledi.Ai şapkasını kafasına koyarak ona gülümseyip bir şey diyecekti ki birinin bacaklarından sarılmasıyla, şaşkınlıkla dikkati dağıldı.Kafasını aşağı eğdiğinde,Aimi'nin kendisine bakan üzgün suratıyla karşılaştı.

"Anne...gitme."Gözlerini hüzünle kısmış,gözlerinde yaşlar dolaşıyordu,sesi titreyerek söyledi.Bunu görünce daha çok şaşırdı,onun boyuna çömelerek,yüzünü elinin arasına alıp,baş parmaklarıyla göz yaşlarını sildi.

"~Ohh,niye üzülüyon?...Annecik sadece biraz dolaşıcak."Hafif kafasını eğmiş,hüzünle gülümseyerek söyledi.Aimi dediğini umursamadan bir anda ellerinin arasından kayıp kendisine sarılınca,donuk kaldı.

"Lütfen anne...seni çok özledim.Yanında olmak istiyorum."Ağlamaklı ve boğuk sesiyle söylerken,Ai'nin yüzü düşerken sarılmasına karşılık vererek sarıldı.

"Bende sizi özledim."kulağına fısıldayarak,daha çok sarıldı.

"Hemen geleceğim,tamam mı?"Son sözlerini söyleyip,sarılmayı kesecekti ama Aimi bırakmıyordu.

"Aimi?"Şaşırarak, çocuğunun adını seslendi ama tepki vermedi.Sadece ağlama seslerini duyabiliyordu.

"Siz çocuklar,biraz annenize izin verin"Miyoko çocuğu Ai'den kurtarmaya çalışırken söyledi.Ama oda bir türlü onu bıraktaramadı.

"Sorun ne Aimi? Geri geleceğim,sadece biraz dolaşmaya çıkacağım."Ai çocuğunun kulağına fısıldarken,Aimi daha çok kafasını gömerek,daha sesli ağlamaya başladı.

"Seninle vakit geçirmek istiyorum,kucağına yatıp uyumak İSTİYORUUUM,LUTFEN GİTME!!"Bağırırken,sarılmayı bıraktığını fark etmedi.Kolları sadece üstünde duruyor,kafasını eğmiş gözlerindeki yaşlar yere doğru düşüyordu.Bunu fırsat bilen Miyoko hızla onu kucağına aldı.Ne kadar çırpınsada Miyoko tarafından zar zor sakinleştirildi.Ai ise kalbinde bir sızı hissetmesine rağmen son bir kere çocuklarına bakıp dışarı çıktı.

******

Hatırladığı şeyle daha da düşünceler daldı.Artık o kaldırımdaki çizgiler bile gözüne çarpmıyordu.Hüzünle gözünü kısarak gideceği yere doğru yürümeye devam etti.Bir süre sonra kafasını kaldırıp etrafta telefon kabini aradı.Yolun kenarında bir tane görerek ona doğru hızlı adımlarla yürüdü...

Etrafa hafif bir göz gezdirdikten sonra hızla telefon kabinine girdi.Aklındaki sayıları tuşlarken,yüzü gergin bir hâl aldı.

Bunu sadece çocuklar için yapıyorum,onunla ilişkim çoktan bitti...

Gergin bir şekilde gözlerini kapattı,düşünceler içinde kendini rahatlatmaya çalışarak telefonu kulağına götürdü.

"Alo?"Telefonun açılmasıyla,hızla gözlerini açarak,kendini telefon kabinine yaslanıp seslendi.

"Evet,benim"Karşıdan tanıdık sesi duyarken,duygusuz bir şekilde cevap verdi.Kollarını belinde birleştirerek,stresle parmaklarıyla kollarına vuruyordu.

"Kendim için aramadım,çocuklarımızın iyiliği için neden onlarla görüşmüyorsun,onlar büyüdü."Gözlüklerini çıkarıp,düşünceler içinde eski anılarına dalarken söyledi.

Flasback

"Doğrusu babamız kim merak ediyorum,öggh!...Ne kadar kalbime zarar versede"Aqua kusma taklidi yaparken,Ruby ve Aimi onun davranışlarını izliyordu.

"Neden bunları düşünüyon?...Sonuçta annemiz bize çok iyi bakıyor"Aimi gülümseyip ikisine bakarken söyledi.

"ÇOK HAKLI!!! Annemiz bizi hiçbir annenin yapamayacağı kadar iyi bakıyor."Ruby hızla başını sallarken,heyecanla kardeşine katıldı.Ama son cümlesinde az da olsa üzüntü seziliyordu.

"Bu doğru olsada,yinede bunu kastetmemiştim."Aqua iç çektikten sonra,gözlerini kapatıp hafif sesini kısarak söyledi.

"SALAK!!..Bunun ne önemi var ki? Bizi Meryem Ana gibi doğurduğu çok açık,Başından beri bir erkek yoktu."Ruby,Aqua'ya sinirle bağırarak susturdu.O sırada onları izleyen Ai'den bihaberleri yoktu.

******

"Çocuklar zeki,bizim durumumuzu anlayacaklardır."Eski zamandan kurtulup,kendini toparlayarak,konuşmasına devam etti.

"Ah!Evet,yeni adresim..."Duyduğu olumlu yanıtla şaşkınlıkla gözleri açıldı.Hızla adresini söyledikten sonra telefonu kapatıp telefon kabininden duvara asılmış reklamını gördü.Bir süre insanların nasıl baktığını gözlemeledikten sonra telefon kabininden çıkıp düşünceli bir şekilde eve doğru yürümeye başladı.

Onlarla fazla ilgilenemesemde,onların geleceği için bunları yapıyorum,güzel okullara gidip,istediği meslekleri olabilmelerini istiyorum.

Başını eğip,gülümseyerek kaldırımdaki çizgileri izlemeye devam etti.

Zaman Atlaması

Yeni evlerine taşınmanın hemen ardından Saitou bunu kutlamak gerektiğini düşünerek akşam elinde içki ve çocuklar için aburcuburlarla geldi.

"Geliiin! Yeni Evimizi kutlamak için kadeh kaldıralım,dibi görelim!!"Elinde içki şişesiyle kolunu kaldıran Saitou,bu duruma diğer herkesden daha mutlu görünüyor.Aqua onun kolunun altında sarhoşlundan rahatsız olmuştu.

"Vayy,kaliteli sake!"Ai gözleri parlayarak şişeye doğru uzandı ama Miyoko hızla şişeyi elinden almasıyla donuk bir şekilde kalakaldı.

"Hayır,henüz içemezsin.Ai haftaya 20.yaşına giriyor,birazcık daha bekleyin"Sözlerini söyledikten koltuğa gelip oturarak bardağa sake doldurmaya başladı.

"Ahh,doğru dedin!!"Saitou karısının sözlerine katılarak hemen arkasından bağırdı.

Aralarında konuşmalar ilerlerken,Ai sadece sessiz kalıp bunlardan memnunmuş gibi görünmeye çalıştı.Haftaya Tokyo-domo'da olacaklarını söz ederken mutluluklarını ve heyecanlarını izliyordu.

Ne kadar satarsam o kadar mutlu oluyorlar,bende onlar gibi mutlu görünüyormuşum gibi gösteriyorum...Ben bir yalancıyım.

Kafasını dışardan geldiğinden beri yanından ayrılmayan ve şuan kendisine sarılarak uyumuş olan Aimi'ye çevirdi.

Ne hissetiğimi,yada yaptıklaklarımı hiç düşünen biri olmadım.Hangilerin yalan veya doğru olduğunu bilmiyorum....Ben,sevmekte her zaman kötüyüm.

Aimi'nin başını okşarken,düşünceli bir şekilde hüzünle gözünü kıstı.Hafif kafasını eğerek yüzünü inceledi,

Belki sizi sevmekte daha iyi olan bir anneye sahip olabilirdiniz...sonuçta size hiç bir zaman "sizi seviyorum"diyemedim.

Kollarını nazikçe çocuğunun başına dolayarak kendine daha çok bastırdı.Gözlerini kapatarak,kafasını eğdi

Ben sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum,nasıl hissettirdiğini.O yüzden size de bu yalanı söyleyip,sadece etrafta uçuşan boş kelimelerden ibaret olmasını istemiyorum.

Gözlerini açıp,etrafa bakmak için Aimi'ye sarılmayı bırakıp Miyoko'yu sarhoşluktan bayılmış Saitou'yu taşırken bulur.Yinede hâlâ içki şişesini elinden bırakmamış...

"Ai,az yardım etde onu evden çıkarayım"Miyoko hafif sarhoş bir şekilde onu zarzor taşırken söyledi.Ai gülümseyereke ikisinin yanına gelmek için kendini Aimi'den kurtarıp,yavaşça koltuğa yatırdı.

"Neden bayılana kadar içmek zorunda ki?!"Ai taşımasına yardım ederken,Miyoko kaşlarını çatmış bir şekilde homurdanıyordu.Kapının önüne geldiklerinde,Ai bu içindeki merakı gizleyemeyerek,

"Başkanı taşıyabilecek misin?"Ai daha bırakmadan kafasını Miyoko'yu çevirerek sorguladı.O sırada telefonuna bakan kadın,yavaşça kafasını kaldırıp kapıya baktı.

"Herâlde onu eve kadar taşımıcam,az önce araba çağırttım."Telefonu kapatıp,Ai'ye veda edip,Saitou'yu taşıyarak evden çıktı.Ai sadece onların gidişini izledi,Miyoko'nun hâlâ homurdanma seslerini duyabiliyordu.Buna hafif kıkırdayıp,arkasını dönüp salona doğru yürüdü.Koltuğun bir kaç taraflarına dağılmış çocuklarını görünce gülümsemeden edemedi.

ÇOCUKLARIM UYURKEN BİLE ÇOK TATLII...

Gözleri parlayıp,onlara doğru hızlı adımlarla yürüdü,uyuyan bedenlerini sıra sıra kucağına alıp,hepsinin başlarını nazikçe okşadı.Sırtlarını okşarken,onları odalarına doğru götürürüp,hepsini yavaşça yatırdı.Son kez onlara bakarken,örtülerini yavaşça üstlerine çekti.Yavaşça doğrulup üçüne son bir kez bakarak,arkasını dönüp kapıya gitti.Işığı kapatmadan önce aklındaki sözcükleri,fısıldayarak kendi kendine söyledi.

"Bir gün gerçeğe dönüşeceğine inandığım yalanı söylemeye devam edicem,bedelini ödemem gerekse bile..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.