İçeriğe geç

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 6 · 15 dk okuma

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 6

5.Bölüm

✨Çocuk Oyuncular✨

Gözlerimi açtığımda,herkesten önce uyandığımı fark ettim.Başım fena ağrıyordu,etrafta sadece kuş sesleri ve gelip geçen araba seslerinden başka bir şey yoktu.Galiba dün çok ağladığımdan,uyuya kalmışım.Aynaya baktığımda bunu fark edebiliyordum,gözlerim şişmiş ve kızarmıştı.Yavaşça musluğu açıp,yüzümü yıkarken bir kez daha aynaya baktım...

O kız kimdi?...ama önemli olan,kimseye söylememe rağmen,o benim başka evrenden geldiğimi nasıl biliyor?...Ya beynimin bir oyunuysa?...Bunların hiç biri gerçek değilse?...O kargalar...o kız...beynimin bir oyunu olabilir mi?

Stresle elimi başımda gezdiriyordum.Başımın ağrısı bunları düşündükçe daha da şiddetleniyor,dişlerimi gıcırdatmamı sağlıyordu...Sinirle fark etmeden saçımı çekerek içimden lanetler okuyordum.O sırada beni izleyen birini fark etmeyecek kadar,kafam karışıktı.Ancak saçımı çeken elimi durdurduğunda bunun kim olduğunu fark ettim.

Ai?

Gözlerim şaşkınlıkla açılırken,aynada bana baktı.Şaşırmış suratımın yanında onun benim için gülümsemeye çalışan yüzünü görmem,gözlerimi yeniden ağlama pozisyonuna sokuyordu.Hafifçe elimi yavaça saçımdan uzaklaştırırken,bu sefer aynaya değil bana baktı.

‟Kendine zarar verme Aimi"Ne kadar bir uyarıda olsa sesi çok yumuşak ve bundan kendisi de acı görmüş gibi çıkıyordu.Yüzümü ellerimin arasına alırken,baş parmaklarıyla gözümde oluşan göz yaşlarımı hafiften siliverdi.

‟Temiz hava alalım mı?"Ai gözlerimin içine bakarken,beni incitmek istemezcesine yumuşak sesiyle elini uzatıyordu.

Lanet olsun o temiz havaya!...

Aklıma tekrar o dünkü anı gelirken,içimden lanet edemeden geçiremedim.Ai bu sessizliğimi merak etmiş olacak ki hafif kafasını eğerek merakla,

‟Yoksa temiz hava almak istemiyor musun?"Kafamı yavaşça ileri geri sallayınca.Ai buna şaşırmışa benziyordu,bir parmağını çenesinin altına koyarak,

"Garip...Oysaki temiz hava almak isteyeceğini düşünmüştüm."Bir anda gülümseyerek,bir gözünü kırparak fısıldadı.

"O zaman,anneyle kahvaltı hazırlamak ister misin?"onun gülümsemeye çalışan yüzü ne kadar beni duygusallaştırsada.Sesi yine beni rahatlatıyordu...

Şuan sadece tekrar yatağa girip,başımın ağrısı gidene kadar uyumak istesemde...Bu mümkün olmıcak gibi.Ah,yinede rahatlamış hissetmek güzel...

Kafamı kaldırarak,beni bu durumdan kurtaran anneme gülümseyerek baktım.

Teşekkürler Anne...

İçimden teşekkür ederken,onun şaşkın bir şekilde ne olduğunu anlamamış bir yüzü vardı.Kafamı ileri geri sallayarak,fısıldayarak konuşmaya çalıştım.

"b-ben istiyorum"Biraz bunu tatlı bir şekilde söylemiş olabilirim.Buda Ai'nin yanakları hafif pembeleşirken sıkıca bana sarılmasını sağladı.Bir yandan mutlu bir şekilde sesli bağırdı...

"ÇOCUKLARIM ÇOK TATLIII!"Yine o zamanki gibiydi,bu ilk gülüşünü yapmasını yine biz sağlamıştık.Aradan bir kaç yıl geçmesine rağmen,bu anılar hep tazeleğini korumaya devam ediyordu.Ve eski zamanımdan olan hatıralarda...

"Hadi kahvaltı hazırlamaya!!"Daha ben ne olduğunu anlamadan hızla sarılmayı bırakıp,bileğimden hafif tutarak çekiştirmeye başladı.Mutfağa kadar onun peşinden sürüklenmiştim...Hızla küçük sevimli bir önlük çıkartıp bana gösterirken,şaşkın şaşkın bakakaldım.

CİDDEN Mİ?!...

"Nasıl?!...Beğendin mi?"Bunu üstümde hayal ederken,hafif bir kızardım,Hızla kafamı ileri geri sallayarak sevimli ve tatlı olduğunu söylemek istedim.

Bir an buna şaşırsamda...Kabul etmeliyim,bu çok tatlı!!!

O sırada iki tane daha çıkartarak,gözlerini kapatak heyecanla konuşmaya başladı.

"Bunlardan Aqua ve Ruby'de aldım!!..."Mutlulukla önlüklera bakarken gözleri parlıyordu.O sırada ben çıkardığı önlüklere birkaç kez gözlerimi kırparak,şok olmuştum.Aklımda bunların Aqua ve Ruby'de nasıl duracağını düşünüyordum.Gülmemek için iki elimle ağzımı tuttum,aklıma Aquanın görüntüsü geliyordu.Bu tatlıda olsa çok komik bir görüntüydü...

Gülmemeliyim,gülmemeliyim...ÇIK AKLIMDAN AQUANIN GÖRÜNTÜSÜ!!

"Bir sorun mu var?"Ai benim bu halime meraklanmış olacak hafif kafasını yana eğmiş bana merakla bana bakıyordu.Bir şey olmadığını söylemek için hızla sağa sola salladım.Ai buna gülümseyerek diğer iki önlüğü bir kenara koyarak,bana aldığı önlükle arkama geçti.Giydirdikten,kendisi de bir önlük giyip tezgahın önüne bir tabure koyarak.Bana döndü,

"Hadi başlayalım!!"Nedense benden daha heyecanlı görünüyor.Yanıma gelip kollarımdan kaldıdırarak,tabureye koyarak,hafif başımı okşayarak.Krep yapmaya başladık...

Nedense bu eğlenceliydi,hafif şakalar yapıyor,unu dökemeyip üstüme geldiğinde gülme krizine giriyor.Normalde ben krep yapmakta iyiyim ama bu küçük beden çok işlevsiz...Yüzüm,kollarım,üstüm her yerim hamur ve unla kaplanmıştı.Ai yüzümdeki hamuru bir parmağıyla alıp tadına bakarken,o sırada hamuru karıştırmam için elime çırpıcıyı tutuşturmuştu.

"OH! Bu çok güzel olmuş,hadi pişirelim."Hızla karıştırdığım kaseyi alırken,bir an şaşırdım.O pişirmeye başlayınca,benim yapacak bir şeyim kalmadı.Sadece onu izliyordum...Ta ki yüzünün düştüğünü fark edene kadar,hafif kafasını bana döndürerek.Kendisini rahatsız eden konuyu açtı.

"Aimi"Kafamı tavadan çekip,merakla anneme baktım.Düşünceli ve bir yandan hüzünlü görünüyordu...

"Neden aynanın karşısında öyle davranıyordun?"Gözlerimi devirirken,ne diyebilirdim...O yüzden sadece sessiz kaldım.Yüzümün düştüğü ve bir şey söyleyemediğimi fark etmiş olacak ki,daha çok meraklandı.Krebi tamamen bırakarak iki eliyle kollarımı tutup gözlerime baktı.

"Bir şey olduysa,annene söylemekten kaçınma."Gözümde yine yaşlar birikiyor.Yumuşak sesi iliklerime kadar giriyor,zorla ağzımdaki kelimeleri almak istiyordu...

Şuan bunun bir önemi yok...lütfen daha fazla zorlama.Yanımda olduğunuz için ben sadece mutluyum.

Gözümdeki yaşları elimle silerken,yalan söylemekten başka çarem olmadığını anladım.Kendimi toparlayarak konuşmaya başlıcaktım ama gözüme çarpan yanmaya yakın krep,bütün her şeyimi unutmama sebep oldu.Şaşkınlıkla annemi tutarak bağırdım,

"Krep!!"Ai de benim gibi şaşırmış ve bir şey hatırladığını fark etmişçesine gözleri büyüdü,hızla arkasını dönüp,krebi kontrol ederken son anda kurtarmışçasına tavadan alırken,rahatalamışçasına nefes verdi.

"oh,kıl payı.."Bana dönerken,gözleri parlayarak gülümsedi.Bunun için teşekkür ederken,kapıda fısıltı sesleri duymamızla daha yeni uyanmış Aqua ve Ruby'i fark ettik.Ai sevinçle onlara gelirken,başlarını okşarken onlara önlükleri gösterdi.Tabii,yeni uyandıkları an böyle bir şey görecekleri akıllarının ucundan geçmiş olmamalı.Bu yüzden aynı benim gibi şaşkın şaşkın bakıyorlardı.Onlarada önlük takarken,ne kadar tatlı olduklarını söyledi.Bu sefer hep birlikte kahvaltı hazırlamaya başladık,Ruby ve Ben taburenin üzerinde krepleri izlerken,Aqua tabakları koymaya çalışıyordu...

Kendimi artık daha çok huzurlu hissediyorum...İçimdeki bütün sıkıntı ve düşünceler artık yok,mutluyum...Böyle bir ailem olduğu için...Beni seven ve mutlu eden bir aile.

Artık kahvaltı bir şekilde hazır oldu.Hepimiz bunun keyfini çıkarırken,kapının çalmasıyla bir an irkildim.Elimin titrediğini kardeşlerimden başka kimse fark etmemişti,ben bile...

Hayır...sakin ol.Böyle bir şey yok..O gün,bu gün değil.Ai güvende...

Doğrulamak istercesine kafamı kaldırarak kapıya baktım.Miyoko ablayı görmemle,rahatlamıştım.Arkama yaslanarak,nefes verdim.

"Aimi,Dünden beri tuhaf davranıyorsun?"Aqua merakla bana bakarken sordu,muhtemelen dün herkesi endişendirmiş olmalıyım.Ve şimdiki davranışlarımda normal değil tabi...Kafamı onlara çevirip,bir an sadece öyle baktım.Benim için endişelendikleri belliydi...

Onlara söylemeli miyim?...Oh,Hayır!...Söylersem,muhtemelen benim aklımda sorunlar olduklarını düşüneceklar,anlayacaklarıda bir muamma...Onları bu işe bulaştırmamak en iyisi.

"Benim için endişelenmeyin,ben gayet iyiyim!"Kafamı kaldırarak mutlu bir şekilde sesim yüksek çıkarak söyledim.Bir numarada olsa,bunun onları ikna edeceğini düşündüm.İkiside buna inanmamış olmamalılar ki komik bir şekilde dik dik bakıyorlardı.

Hadi ama ya! Bir kere de inanın!!!...O kadarda kötü olamam dimi?

"WOW!,Aquada benim gibi filmde oynayacak demek!"Ai bizim konuşmalarımız arasında Miyoko ile gelirken heyecanla Aquanın yanına gelerek,onu kaldırıp gülümseyerek baktı.

"Bu,oğlumun ilk deneyemi olacak!"Oyunculuk yapacağını bana söylemeselerde,bunu animeden biliyordum.Ama Ai,bu duruma Aqua'dan daha çok sevinmiş gibi...

Kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlanarak,Aqua için setin olduğu yere doğru çıktık.Ai bizimle gelmemişti,çünkü onun çekimleri bugün değildi,neden bizimde gittiğimizi anlamıyordum.Biz Ai ile kalabilirdik...

Bir süre arabada yolculuktan sonra,Ruby setin oraya geldiğimizde uyuya kalmış.Aqua ise arabadan inerek direktörü aramaya gitti.Miyoko bir yandan Ruby ve beni taşırken onu takip ediyordu.

........

"Bunu niye önceden haber vermediniz!!?"Direktörün yanına geldiğimizde elinde rulo bir kağıtla bir kadına sinirle bağırıyordu.Eliyle başını stresle okşarken,kadın çaresizlik içinde çırpındı.

"Bizede daha yeni haber verdiler..."Direktör sinirle gözlerini kapatarak,elindeki kağıdı daha çok sıktı.Dişlerinin arasında bir şeyler fısıldarken,Aquanın sesiyle bir an afallayarak dikkatini ona çevirdi.

"Bir sorun mu var?"Biz Aquanın arkasında sadece konuşmaları dinliyorduk.Direktör bıkmış bir şekilde nefes vererek konuşmaya başladı.

"Dinle,Dahi bebek...Bazı sorumsuz insanlar gelemeyeceklerini önceden haber vermedikleri için şuan oyuncu açığımız var."Aqua şaşırmış bir şekilde gözleri açılarak,merakını gösteriyordu.

"Bir anlaşma yapmadınız mı?...gelmesi gerekmiyor mu?"Adam ilk defa bu işlere giren birinin bunları bilmesini şaşırmıştı.Kendini toparlayarak,rulo kağıdı Aquanın kafasına hafif vurarak gülümsedi.

"Senden beklenildiği gibi Dahi çocuk.Dediğin gibi anlaşma yapılınca gelmek zorundasın ama..."Bir an duraklayarak kollarını göğsünde birleştirerek devam etti.

"Hastalık yada acil bir durum söz konusu olunca,belirtildiği takdirde gelmeme hakkın var.Tabi ki,bunun sonucunda anlaşmada bozulmuş olur."Aqua anlamışçasına hafif kafasını salladı.Direktör bunu fark etmesede,konuşmaya devam etti.

"Sana bir soru dahi bebek...oyuncu kadroları genelde üstler tarafından seçilir,bakış açıları en ünlü ve izleyici tarafından sevilen kişileri tutmak olur.O yüzden üstlerde hep kavga havası vardır..."Aquaya dönerek konuşmasına gülümseyerek devam etti.

"Sadece bir kaç direktör kendi kadrosunu seçme hakkına sahiptir.Bir onlar,birde bizim gibi inanılmaz düşük kadrajlı film yapamayan direktörler...Ben hangisine benziyorum?"Aqua bir an durup,düşündükten sonra adama cevabını açıkladı.

"Büyük lokma olan."Cevabını söylerken,o sırada adam dikkatini başka şey çekmiş,ona dönmüştü.Ama cevabı yinede duymuştu...

"Hayır,şu gördüğün düşük rütbeli bir set."Miyoko konuşmalarının bittiğini anladığında usulca yaklaşarak,

"Bugün Aqua'ya göz kulak olduğunuz için teşekkürler."Drektör bunun bir sorun olmdığını söylerken gözü hafiften bana ve Ruby'e kaydı.Ama gözü en çok bana odaklıydı,

Niye öyle bakıyor bana?...

Adam kafasını Aquaya çevirip,merakla başparmağıyla arkasındaki beni işarete ederek,

"Bana bahsettiğin kardeşin o mu,yoksa uyuyan mı?"Aqua bana dönerek,dediklerinden hiç bir şey anlamayan beni işaret ederek,

"Kardeşim Aimi,oyunculukta benden daha iyi,benim yerime film için daha iyi malzeme olur."Bunu söylerken, Aqua'ya şaşkınlıkla kafamı çevirdim.

MALZEME?!...Mal mıyım ben lan?!

"Hayır,seni istiyorum...onu da"Son cümleyi söylerken şeytanca gülümseyerek bana baktı.

Bu adam...

"Senin filmde yer alman karşılığında Ai'yi kullanıyorum,bana sunduğun kardeşini de,eksik oyuncunun yerine kullanacağım.buna bir taşla iki kuş vurmak denir,not al bunları..."Onların aralarındaki konuşmalardan iyici sinirlenmiş,komik bir şekilde Aqua'ya bakıyordum.

İyi hâlt yedin Aqua!...Ne diye beni sunuyon lan!?...Şimdi napacam?...Umarım rezil olmam.

"Ama,dahi çocuğa güvensemde.Kendi gözlerimle görmek istiyorum..."Bana doğru yaklaşarak,uzun boynuyla bana üsten baktı.

"Filme başlamadan birkaç dakika önce yanıma gel."Son sözlerini söyleyip,bize arkasını dönüp giderken,içimden hâlâ Aqua'ya kızgındım.

"Kendini iyi hissediyor musun,Aimi?...İstersen direktöre oynayamayacağını söyleyebilirim."Herâlde dün olan olay,Miyokoydu etkilemiş olmalı.Kafasını bana çevirmiş,endişeyle soruyordu.

Artık endişelenmelerini istemiyorum...ben unutmaya çalışıyorum,onların da unutmalarını istiyorum.

"Gayet iyiyim!!...endişelenmenize gerek yok,bu benim için eğlenceli olacak."Elimden geldiğince gülümseyerek,sorun olmadığını söyledim.Bir an şüpheyle baksada,umursamayarak beni yere bıraktı.Aqua'ya yaklaşarak sinirle kolundan tutarak soyunma odalarından birine doğru sürüklüyorum.Miyoko sadece öyle şaşırmış bir şekilde arkamızdan bakakalmıştı...

"Sorun ne?"Aqua meraklanmış bir şekilde,onu odaya getirdiğimde sorguladı.

"BENİ BİR MALZEME GİBİ ADAMA VERDİN!!!...MAL MIYIM BEN?!"Sinirli bir şekilde Aqua'ya bağırarak, şaşırmış bir şekilde donup kalmasını izledim.Bir anlık sessizlikten sonraz konuşmaya başlarken sesi hafiften garipleşti.

"Öyle düşünmedim,benden daha iyi oynayabilirsin filmde.Ama bu duruma bu kadar sinirleneceğini bilmiyordun."Bir an gözlerim açılarak,dediği şey beni kendime getirmeye yetmişti.

Ben neden buna bu kadar sinirlendim ki?...Sadece bir oyunculuk...b-b-ben napıyorum?

"Aimi?"Aqua endişelenmiş bir şekilde bir elini beni tutmak istercesine yavaştan yaklaşıyordu.Ama gördüğüm Aqua değildi...

N-n-ne?...Y-y-ine...S--EN!

Yine o zamanki gibi gelen beyaz saçlı küçük kızdan başkası değildi.Gözlerim korkudan titrerken,yaklaşan eline hızla vurup,bağırarak uzaklaştım.

"BENDEN UZAK DUR!...."Uzaklaşırken,birinin beni arkamdan kucaklamasıyla bir an dona kaldım.

"Üzgünüm,yanlış bir şey yaptıysam."Aquanın fısıltılı sesi kulağıma gelirken,gözlerimden yine yaş geldi.(Sorgulamayııın...ben gerçek hayatta da böyleyim.)

Ağladımı göstermek istemiyordum,bu yüzden zar zor tutuyor.Boğazımdaki acı güçleniyordu.Yutkunmak bile zor geliyordu...

"O gün ne oldu?..."Soru beni bir an afallayarak,yine karşıma o kızın görüntüsünü getirdi.Ellerimde gözlerimi silerken,arkama dönerek Aqua'ya sarıldım.

B-ben,bunu söyleyemem... sizi işlerime bulaştırmak istemiyorum.

"Artık bunun bir önemi yok,ben mutluyum,bunun için endişelenmeyi bırakın..."Aqua'dan ayrılırken,gözlerim hüzünle parlarken kararlılıkla ona baktım.

"Bana söz vermeni istiyorum,ne olursa olsun yanımdan ayrılma...beni yalnız bırakmayacağına söz ver."Buna şaşırarak,anlamamış olmalı ki bir an sessiz kaldı.

"Anlamıyorum,neden söz istiyorsun?"Sorusunu cevaplayamazdım,o yüzden umursamayarak...

"Lütfen,sadece söz ver."Böyle saçma sapan şeyler dediğimden kafası karışmıştı.Sadece kollarını göğsünde birleştirerek,gözlerini kapatarak bıkkınlıkla nefes verdi.

"Başına ne geldi bilmiyorum ama..."Gözlerini açarak,üzgün suratıma baktı.

"Kardeşin olarak yanından ayrılmıcam."Sesi yumuşurken içime dokundu,elimi göğsüme koyup gülümseyerek teşekkür ettim

Neden bunları söylediğimi düşünüyorsun...Kafanı karıştırdı yada saçma geldi.Deli olduğumu bile düşünmüş olabilirsin.

Beni anlamasanda,bu evrene geldiğimde...ailemi,dostlarımı ve sevdiğim her şeyi kaybettim.

Ama kaybetsemde,sizi kazandım.O yüzden kazandığım şeyleri kaybetmek istemiyorum...Belki bir gün bunların hepsini Ruby ve sana söyleme fırsatım olur.

"Waaaağ!"İçeriye ağlayarak giren Ruby,hafif bir titreyerek dikkatimi dağıttı.

"Anneee!,Anneee!...Annemin yanına gidelimmmm!!...Annem niye burada değil!?"Yüzüm komik bir ifadeyle yerde ağlayarak kıvranan Ruby'e bakıyordum.

Dediklerimi boşverin...hepsini geri alıyorum.

"Ai,başka gün çekim yapacak"Aqua ikimizden de bıkmış bir hâli vardı.Gözlerini kısmış,duygusuz bir ses tonuyla açıkladı...Gerçi Ruby bunu umursamayarak daha çok gürültülü bir şekilde ağladı.

"EVE GİDİP ONA SARILMAK İSTİYORUMMMM!!!...ANNEMİN KOLLARININ ARASINDA OLMAK İSTİYORUUM!.....BENİ CENNETİME GÖTÜRÜÜÜN!"Aqua bu olanlara bıkmış bir şekilde bakarken,onun bu hâliyle eğlenmek için aklıma harika bir fikir gelirken ağzım kıvrıldı.

"BENDE İSTİYORUUUM!...ANNEMİN KOLLARINDA UYUMAK İSTİYORUUUM!"Ellerimi çenemin altında birleştirmiş bir şekilde sallanırken.Aqua alnında terle,gözlerini bana devirerek,

"Ona uymak zorunda mısın?"Onun bakışı,bütün oynumu bozarak beni gülmeye zorladı.Buna kahkahalara gülerken,masaya vurulan kağıt sesiyle ortam aniden sessizleşti.

Umarım sesimizden biri rahatsız olup gelmemiştir...

"Hey! Burası Profesyonellerin çöplüğü!...Oynamaya geldiysen geri dön!!"Arkamı dönüp sese baktığımda,bana doğru uzatmış rulo kağıtlı kızı fark ettim.

Ah,Arima Kana?...Doğru,tamamen unutmuşum.Bugün onunla karşılaşıcaktık.

"Şey..."Aqua bir şey demeye çalıştı.Ama Kana tarafından susturuldu.

"Ben Arima Kana,senin bugünkü partnerin"Aqua'ya dönmüş,biraz sesli bir şekilde açıkladı.

"Tanıştığımıza memnun oldum,Ben Aimi,yanımdaki erkek kardeşim Aqua,diğer kız kardeşimde Ruby."Onların arasına girerek,elimi uzatarak,yüzüme sahte bir gülümseme vererek kendimi ve kardeşlerimi tanıtttım.Bir an şaşırak elime bakıp,biraz afallamış bir şekilde...

"O-oh..bende memnun oldum."Biraz kızardığını fark edebiliyordum,elimi tutup bıraktıktan sonra rulo kağıdı bana doğrultarak.Kağıtın ucuna gözlerimi çermiştim

Kağıtla ne derdi olduğunu merak ediyorum...

"Sen bugün gelmeyen oyuncunun yerine oynayacak olansın!!!..."Bana bağırırken,hepimiz duygusuz bir şekilde ona dik dik bakıyorduk...Ama o yinede konuşmasına devam etti.

"Orjinel senoryada sizin repliğiniz bile yok!"Kağıdı hızlı açıp bize doğru uzatırken,kaşlarını çatmış bir şekilde bize kağıdı gösterdi.

Harbiden kağıtla bir derdi var...Ne kağıtmış be.

"Sadece bir kağıt değil mi o?"Komik bir şekilde gözlerimi kısarak ona bakıyordum.Dediğim şeyle büyük bir şaşkınlık geçirerek,ağzı tamamen açıldı.Sanki haberi olmadan silahla vurulmuş birini andırıyordu...

"BİR KAĞIT MI?...SİZİN GİBİ ACEMİLER,HİÇ BİR ŞEY BİLMİYORLAR...AMA BEN BİLİYORUM!"Kendine geldiğinde parmağını bizlere uzatarak,yüksek sesle bağırdı.Ortama kısa süreliğine bir sessizlik düşerken,sadece bön bön bakıyorduk.

"Neyi biliyorsun?"Aqua gözlerini kısmış bir şekilde sakin bir şekilde sessizliği bölerek soeguladı.

"Buraya bağlantılarınız sayesinde geldiniz değil mi?"Bu duruma kıkırdayarak,ortamdaki herkesin dikkatini kendime çektim

Heheheheheehehehe...Animeyi izlerken sinir olmuştum ama nedense şimdi komik geldi...

"Hey!! Niye durduk yere gülüyorsun?"Arimanın sesinde biraz utanmışlık vardı.Telaşla kırkırdayan bana doğru bağırdı.

"Bağlantı?...Çok komiksin."Şeytanca gülümseyerek,ona üsten baktım.Dediğim şeyle anlamamış bir şekilde gözleri açılmış,merakla bana bakıyordu.

"Yanlış bilgiler beynini yıkamış...Bizzat bizi Direktör seçti.Ama sanırım,sen buraya bağlantılarınla gelmiş gibisin."Ona doğru yürüyerek yüzüne eğildim,biraz korkmuş gibi görünüyordu.Kulağına yaklaşarak hafiften fısıldadım,

"Söylesene...Senin gibi profesyonel biri,direktöre ne kadar rüşvet verdi?"Kana söylediğim şeyle bağırarak benden uzaklaştı.

"S--EN!!!...NASIL BUNU SÖYLERSİN?!"Gözlerimi şaşırmış gibi büyüterek,elimle hafif çenemi okşadım.

"Oh,yani söylediklerim doğru."Kızın gözlerinde yaşlar oluşuken,bana doğru sinirle bağırarak,elleriyle göz yaşlarını siliyordu.

"HAYIIIR!...HAYIR!...BEN ÖYLE BİR ŞEY YAPMADIM!...SENİ YALANCI!!"Son sözlerini söyledikten sonra koluyla yüzünü kapatarak,çantasını fırlatıp ağlayarak uzaklaştı.

Haddini bildirmek istedim ama galiba biraz fazla ileri gittim...Piskopat animeler izlemiş birine yaklaşmaman gerekirdi,ama kabul etmeliyim ki yinede biraz kalbim sızladı.

"Korkunçsun..."Aquanın bana dönmüş bir şekilde fışıltılı sesini duydum.Ruby ise göstediğim ufak oyunculuktan etkilenmiş bir şekilde gözleri parlıyordu.

Ne kadar ironik ama,hem korkuncum hem korkağam...

"Bu arada,senin direktörün yanına gitmen gerekmiyor mu?"Beni uyaran Aqua'ya döndüğümde,gözlerim tedirginlikle açılarak ona bakakaldım.

Lan,ben onu tamamen unuttum...

Hızla bir şey demeden,onların yanından ayrıldım.Sadece Aquanın bıkkınlıkla nefes verdiğini hissettim.

Koş,koş,koş!...O kadar laf söyledikten sonra bide böyle bir şey olmasın.

Çekimin oraya geldiğimde,Miyoko ve Direktörün bir şeyler konuştuğunu fark ettim.Yanlarına geldiğimde,Direktör beni fark etmiş olacak ki kaşlarını çatarak bana döndü.

"Geç kaldın,dahi bebeğin kardeşi..."Miyoko Direktörün yanından ayrılırken,bana şans dileyerek gitti.

"Geç kaldığım için üzgünüm..."Adama eğilirken,yüzüne gülümseme geldi.Bana bir kağıt tutuştururken,yüzüme doğru baktı.

"Dahi bebeğin dediği kadar varmısın,görelim..."Sadece dik dik adama baktım.Aquanın beni nasıl tanıttığını merak ediyordum.Başımı onaylarmışçasına hızla sallayarak,kağıdı elime aldım.

Hmm...Bu senaryo olmalı.Kananın bize gösterdiği kağıttan farklı görünüyo...Eğer dediği doğruysa bu sahte olan.

Rolümdeki söyleyeceklerime bakarken,bunları nasıl ezbirleyeceğimi düşündüm.Alnımda soğuk terler akıtırken,kaşlarımı endişeyle çatmıştım.

İlk defa bir filmde oynayacam...Ehe,bunları gerçekten ezberlemem mi gerekiyor?

"Hazır mısın?"Direktörün önümde bana üsten baktığını fark ettim.Çok kasvetli görünüyordu...Yutkunarak,kafamı salladım.Adam gülümseyerek parmağını şıklattı.Arkasına dönüp giderken yerime geçmemi söyledi.Kağıda son bir kez baktım,

Sana mı bağlı kalıcam ha?!...İstediğimi yaparım,benim oyunculuğum bu!...O zamanda doğaçlama yaptım ve şimdide yaparım.

Kağıdı elimde buruşturarak sinirle arkaya attım.Rahatlayarak,yerime doğru giderken gülümsedim.

Ne yapacağımı zaten az çok anladım...Bunun işe yaracağını düşünüyorum.

Benim rolüm,misafir evinin sahibini oynamak olucak.Bir köyde sadece bir tane misafir evi var...Ve onu evi yöneten küçük bir kız çocuğu.

Filmin ana hikayesi ise görünüşüne güvenmeyen bir kadının dağın derinliklerinde bir hastane,estetik ameliyatı olmasını anlatıyor.

Misafir evine girip,prova için talimatları bekledim.Başlanması söylendiğinde,kendimi güzel bir yere konumlandırıp gözümü kapadım.

Etraftaki nesneleri,duygularımı ve her şeyimi aktarıp,kendi oynumu oluşturacağım.

"Her şey hazır,prova başlayabilir."Direktör kendisine gelen menajerlerden bilgi aldıktan sonra,bütün oyunculara duyurdu.

Kendimi evin duvarına yaslamış,elimdeki bozuk parayı atıp atıp tutuyordum.Evde fazla ışık yoktu,eskiden kalma yağdanlıklar ve mumlar etrafı hafif aydınlatıyordu.Kendimi Işığın gelmediği bir tarafa konumlandırmış,eve gelecek misafiri bekliyordum.

"Umm,Orda biri mi var?"Kapı yüksek sesle açılırken,içeriye ayak sesleri hücum etti.Etrafına baktı bir süliet yada herhangi bir şey yoktu.Ama garip bir şekilde paranın sesi evin içinde yankılanıyordu.Sesin geldiği tarafa yavaşça yürüyüp,tedirginlikle yavaş adımlarla sese bir iki adım atıp,orda birinin olup olmadığını sorguladı...

"Oh,buralara uzun zamandır bir ziyaretçi ayak basmıyordu."Karanlığın içinden yavaş adımlarla kadına yaklaşırken,sesimi değiştirmiş.Hafif bir tonlama katmıştım...

"Hangi rüzgarlar attı sizi buraya?"Işığa çıktığımda,havadaki parayı hızla tutup,cebime sokarken şeytanca gülümseyerek sorguladım.

"Efendim,senoryadaki sahne böyle değil,durduralım mı?"Adam endişeyle,heyecanla bizim yere bakan,ters oturmuş direktöre teklif etti.

"Hayır,bunu sevdim..."Direktörün gözlerindeki ışıltıyı fark etmiş olacak ki,bir an şaşırdı.Kafasını sahneye çevirip izlemeye koyuldu...

"B-ben şey,yani...bu ormandaki hastaneye gitmek için geldim.İki ço-..."Ellerimi birbirine vurarak,kadının sözünü kestim.

"Fazla konuşmayı sevmiyorum,sonuçta dinlenmek için burdasınız değil mi?"Bir yandan gülümseyip gözlerimi kısarak kadına bakarken,gözlerimdeki yıldızlar siyah bir şekilde parlıyorlardı.Kadın bundan mı etkilenmiş olduğunu bilmesemde,şaşırmış bir şekilde

bakıyordu.

"Kestiik!! Çekim için hazırlıklar başlasın"Menajerler,provanın bittiğini haber verirken,kadın önüme diz çökerek,heyecanlanmış bir şekilde benim konuşmaya başladı.

"Nefesim kesildi...Az daha söyleyeceğim sözleri unutuyordum."Biraz utanmış hissederek,gülmeye çalıştım.

"Hehe, kusura bakmayın."Kadın bu davranışlarımı tatlı bulmuş olucak ki,hafifçe başımı okşadı.

"Bunun için üzülme,sen yeteneklisin.Bu yeteneğini sergilemekten çekinme."Kadın bana nazik bir şekilde gülümserken,söylediği şeyleri kabul edercesine başımı salladım.

"Teşekkür ederim."Kadın son kez başımı okşayıp kalkarken,yanıma gözleri heyecandan parlayarak gelen direktör vardı.

"O dahi bebeğin dediği kadar varmışsın,evlat"Kadın gibi o da elini kafama koymuş,bana gülümseyerek söyledi.

"Önceden hiç oyunculuk yaptın mı?"Adam elini kafamdan çekerken sorguladı.Kafamı iki yana sallayarak,yapmadığımı söyledim.

"Adın ne?"Ona komik bir şekilde bakakaldım.

Gerçekten?...Daha yeni mi soruyor adı mı?

"Aimi"Fısıldayarak söyledim,son kez başımı okşayıp,yüzüme gülümserken ayağa kalkıp son sözlerini söyleyip gitti.

"Bu konuda yeteneklisin Aimi,şimdi aynı performansı göstermeni istiyorum."Arkasına dönüp giderken,içimde bir gururlanmadan edemedim.

Vay be,kendi evrenimde okuldaki gösterilere hiç seçilmezdim,şuna bak...beni takdir ediyorlar.

Hafiften bu duruma gülümserken,çekim için hazırlıklar yapılmaya başladı.İlk sahne Aqua ve Kana'nın sahnesi olacağı için burada şimdilik bir işim yoktu.O yüzden kendimi bir ağacın altına oturtup,yanıma bir şişe su aldım.Bir yandan çekim yerini izlerken,bir yandan soğuk suyu yavaş yavaş içiyordum.

Olacakları biliyorum...Ama yinede izlemekten zarar gelmez.

Bir daha şişeyi kafama dikerken,yanıma gelen ayak sesleri fark ettim.Kafamı çevirip,baktığımda Miyoko'nun gülümseyerek geldiğini gördüm.

"İlk deneyimin yorucu muydu?"Bana ayakta yukardan bakarken,oturduğum yerden ayağa kalmak zorunda kaldım.

"Biraz..."Sadece tek kelime söylerek,onun biraz daha gülümsemesi ile karşılaştım.

"Seni tebrik etmek için geldim,orda gerçekten Ai gibiydin."Dediği şeyle gözlerim büyürken,hafiften yandığımıda hissediyordum.

"Gerçekten mi?"Hafif bir fısıltıyla,Miyoko'nun yüzüne merakla bakarken söyledim.Kafasını sallarken,çekimin olduğu yere baktı.

"Onun küçük versiyonusun..."Buna hafiften gülerek,bi anda ona sarılmamamla irkilmesini sağladım.

"Teşekkürler Miyoko abla"Bir an şaşırsada,hafiften kızardığını fark edebiliyordum.Benden kurtulmak için ortaya bahane sürükleyerek,

"G-görünüşe göre çekimleri bitmiş,senin sıran olmalı."Bu duruma bir kez daha gülüp,Miyoko'dan ayrılıp çekim yerine giderken el salladım.Onun sadece gülümseyerek hafif başını salladığını gördüm,kafamı öne çevirirken,düşüncelerimin beynime akın ettiğini hissettim.

Ailemi kaybetmiş olsamda,onlarla tanışma fırsatı buldum...Hiç bir insanın bulamayacağı bir fırsat.

Beni kim buraya getirdiyse galiba teşekkür etmem gerekiyor....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.