İçeriğe geç

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 5 · 9 dk okuma

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 5

4.Bölüm

✨Direktör ve Aktris✨

Kesin o günden sonra ne olduğunu merak ediyorsunuzdur.O zaman hafif bir özet geçeyim ve sonra konumuza geri dönelim.

Konuşmuş olsamda ilk baya ünlü oldum hatta bunla ilgili habere bile çıktım.Ama aradan biraz zaman geçince insanlar bunu o kadar da büyütmemeye başladı.Ama Miyoko'dan güzel bir azar yedim diyebilirim.Hâlâ sinirini hatırladıkca hafif bir titreme geliyor.Aslında Ai ve Saitou'da benim neden konuştuğumu merak ettiler ama sadece konuşmayı erken söktüğümü düşündüler.

Görünüşe göre,çok bir olay çıkmamış gibi...

Eh,artık buna dikkat etmemize gerek yok,çünkü büyümüş ve konuşabiliyorduk.O yüzden fazla dikkat çekmeyecektik...umarım.

"Anne,Annee! Başımı okşaaa!!"Ruby Ai'nin bacaklarına doğru koşarken mutlu bir şekilde bağırdı.O bacaklarına sarılırken,ben hiç geri kalır mıyım?

"BENDEE!!"Koltuğa atlayıp,kucağına yattığımda,Ai bir an şaşırsada sonra gülümseyerek bir elini Ruby'nin başına koyarak,diğer elinide benim başıma koyup okşarken tatlı tatlı mırıldandı.

Ah,bu çok nostaljik...Annemin kucağına yatıp,saçıma bakmasını hep sevmiştim....Şimdi aklıma geliyorda,acaba annem ve babam benim için çok endişelenmişler midir?

"Amitabhananın kutsal toprakları~~~!"Duyduğum şeyle şaşkına dönerken ve buna tek şaşıranda ben değildim.

"Amitabhanan'nın kutsal toprakları mı?...böyle zor kelimeli nerden öğrendin?"Bu durum Ai'ye tuhaf gelirken,biz bir şey diyemeden kapının çalmasıyla kıl payı kurtulmuş olduk.

Hayattaki bütün şansımızı burda kullanmış olabiliriz...

Bir anda annemiz hızla telaşla bir o yana bir bu yana koşuştururken,işe gideceğini anlamış olduk.

Galiba bu sefer bir dizide teklif almiş olabilir,bu bölümü hatırlıyorum...

"Bugün nasılsınız bakalım,sizi yaramazlar?"İçeriye Saitou ve karısı Miyoko gelirken,bize şakacı bir şekilde gülümsüyordu.Ruby ve Aqua bu durumdan habersiz oldukları için meraklandılar tabikide,

"Annemiz nereye gidiyor?"Ruby merakla Saitounun sorusunu umursamadan,kendi sorusunu yöneltti.

Ben koltuğa tırmanırken,onlar konuşmalarına devam ediyorlardı.Saitou genişçe gülümseyerek,

"Bir filmden teklif aldı,onun çekimlerine gidiyor...Sizde yine burda karımla kalıcaksınız."Kollarını göğsünde birleştirerek,her birimize dik dik bakıyordu.Gerçi ben onu pek umursamıyordum...

Sadece oturmak istemiştim...LANET KOLTUK!...NEDEN BU KADAR YÜKSEK?!...HUAAAAAĞ!

Son bir güçle,kollarımla kendimi kaldırmaya çalıştım ama hiç bir işe yaramıyordu.

(Nefes verir) Neden koltuktan indim ki ben?...

Pes edip yere oturcaktım ki,havalanmaya başlayınca,şaşkınlıkla gözlerim fırladı.

Ha?

Hafif kafamı çevirdiğimde,Miyoko'nun beni kollarımdan tutarak,kaldırdığını fark ettim.Sonra oturup,beni kucağına aldığında,sadece öyle bakakaldım.

Oh,buda olur...Yinede benden nefret ettiğini düşünmüştüm.

"Bizde annemizle gelmek istiyoruz!!!"Ruby bir an bağırarak,herkesin dikkatini kendi üzerine çekti.Gözlerimi kısarak komik bir şekilde ona bakıyordum,

Bize sormadın bile...Ben evde kalıp uyumak istiyorum.Hem zaten neler olacağını biliyorum...Ne gerek var gitmeme...

"Ha?...Siz orda napacaksınız ki?"Saitou merakla Ruby'e bakarken,az önce gülümsemesi gitmiş ciddi bir tavır takınıyordu.Ama bu soruyu Ruby yerine Aqua cevaplayarak,

"Sadece izlemek istiyoruz"Ruby'de ona katılarak ellerini çenesinin altında bileştirerek,yalavaran gözlerle Saitou'ya bakıyordu.

"LÜTFEEEN?...Annemizi izlemek istiyoruz!...Lüften bizde gelelim!"Adam biraz tedirginlikle kafasını kaşıyarak çocuğa bakıyordu.Miyoko konuşmanın arasına girerek,

"Yine yaramazlık peşindesiniz değil mi?"Kaşlarını çatmış bir şekilde çocuklara dik dik bakıyordu ama burda beni kastettiğini fark etmemek elde değildi.

Aqua kafasını iki yana sallayarak ikna edici bir şekilde,

"Söz veriyoruz,yaramazlık yapmayacağız"Miyoko bıkkınlıkla nefes vererek,kafasını bana eğdi.

"Aimi?"Herkes bana bakıyordu,bir an şaşırarak hepsine tek tek bakıyordum.Biraz sesim yüksek çıkarak,bağırdım.

"Niye herkes bana bakıyor?!"Aqua elini kafasına koyarak,sırtını eğerek,bıkkınlıkla nefes verdi.

"Söz vermeni bekliyorum,en çok yaramazlık yapan sensin."Miyoko'nun ciddi ve sinirli sesini duymamamla bir an hafif bir titredim.

Aslında yaramazlık değil de ona şey desek ya...Hmm...Bir düşününce,galiba yaramazlık oluyor.

"Söz veriyorum."Sesim fısıltı şeklinde çıkmıştı.Çünkü kendime hiç güvenmiyordum...Muhtemelen yine yaramazlık yapıcaktım.

Ama burda garip olan bu çocuklar,normalde bir çocuk hep yaramazlık yapar...Yani önceki küçüklüğümden biliyorum,bide kardeşimden.

Bu arada da Ai hazırlanmış bir şekilde olduğumuz odaya geldi.Şapkasını takarken mutlu bir gitmeye hazır olduğunu söylüyordu.Miyoko artık ne olacağa varsa olsun gibi nefes vererek,kabulllenmek başka çaresi kaldı.

Eheheh...Umarım yaramazlık yapmam.Bu sefer sağ çıkamayacağım gibi görünüyor...

Arabada

"Üçünüz de iyi dinleyin,ısrarınız üzere sizi getirdim,ama setteyken Ai'ye "Anne" demeyi bile aklınızden geçirmeyin!!"Miyoko arabayı sürerken biz Ai ile arkada oturmuş onun uyarılarını dinliyorduk.Miyoko hafif kafasını bize doğru eğerek,bize bakmaya çalıştı.

"Benim çocuklarım gibi davranmayı unutmayın,tamam mı?"Tekrar bir uyarıdan sonra önüne döndükten sonra,herkes bir ağızdan...

Aqua"Tamam anne,başımı okşa!"

Ai "Ah,lütfen bana da yap anne!"

Ruby"Anne,Bende istiyorummm!"

Önde boş koltuğun başına çıkmış ben"Annecik,bana da yap!!"gözlerimi kapatarak ona dönmüş bir şekilde şeytanca gülümsüyordum.Kaşlarını çatarak gülümsediğimi fark etmiş olacak ki gözlerini kapatarak ani fren yapıp,arkaya doğru düşmemi sağladı.

"Yerine otur"Arabayı tekrar sürmeye devam etmeden önce fısıltı şeklinde söyledi,ben ayağa kalkmaya çalışırken diğerlerinin kıkırdama seslerini duyabiliyordum.Ai beni yerden kucağına alırken bile hâlâ gülüyorlardı.

Hain köstekler!...

Bir kaç saat sonra

Çekim yerine geldiğimizde,Ai önden giderek sınıf kapısının önünde bir öğrenciymiş gibi eğilerek,

"Ben Strawberry Prodüksiyon'dan Ai,sizinle tanışmak bir onurdur."Biz onun arkasında sıraya dizilmiş bir şekilde endişeyle beklerken,içeriden yavaş yavaş yürüyerek Ai'den büyük kasvetli görünen bir yetişkin önüne geldi.

Bu direktör olmalı...Aqua'nın sahneye çıkmasını ilk bu adam sağladı.

"Şeyyy,bir sorun mu vardır direktör Bey?"Ai tedingenleşerek kendisine dik dik bakan direktöre merakla sordu.Ama soruyu hızlı bir cevapla hemen yapıştırdı...

"Hayır,yok bir şey "Yinede hâlâ bakmaya devam etti.O sırada Ruby ve Aqua birbirleriyle fısıldarken duymuş olacak ki,kafasını bize doğru çevirdi.

"Ve bu çocuklar?"Miyoko alnından ter damlayarak yalan söylemeye çalıştı.

"Şey,onlar benim"Adam hafif sinirli bir şekilde,kafasını biraz çevirerek, gözlerini kısıp baktı.

"Çocuklarını işe getiren bir menajer ha?!"Adam kızarken,hepimiz titriyorduk.Ortam çok gerici olmaya başlamışken,bu ortamı bozmak bana düştü.

"Aslında bizde buraya bir şeyler öğrenmek için geldik."Adam gözlerini bana çevirdi.Gözlerini kısararak dik dik bakıyordu.

Ne var be?!...Yanlış bir şey mi dedim.

"Bir menajer mi olmak istiyorsun?"Adam sessizlik sonrasında bir şey diyebildi.

Menajer yada idol olmayı hiç düşünmemiştim...Neyse bu konu hakkında biraz yalana bulaşmaktan bir şey olmaz.

Kafamı hızla ileri geri salladım.Adam bir an şüpheyle baktıktan sonra arkasına dönüp umursamadan giderken onun son sözlerini duyduk.

"Ne kadar yenilikçi bir devirdeyiz,çocuklar şimdiden böyle hayaller kuruyorlar."O giderken,rahatlayarak nefes verdim.

Öyle,öyle...

İkizlere döndüğümde,artık bu duruma alışmış gibi görünüyorlar.Sadece giden direktöre bakıyorlardı.Neyse direktörü atlattığımıza göre bir sürü insanın olduğu yere girdik....

Lanet olsun!...Neden buraya yine geldiğimi sorguluyorum...Bir sürü insan ve....NEFES ALAMIYORUM!!!

İlk başlarda normal bir şekilde duruyorduk ta ki bir kadınla göz göze gelene kadar,işte o zaman yanakları hafif bir kızararak beni kucağına alınca başladı.

"Gözlerin çok güzel"Kadın gözümün için girecekmiş gibi inceliyordu.Diğer kızlarda aralarında gözüme bakmak için kavga ediyorlardı.Ortada kalarak sıkışan ben oldum...

"~O çok tatlı."Biri yanağıma sıkarken,artık dayanamıyordum.Hafif bir sızlanarak inmek istediğimi söyledim...

Seslerinden beni duyabilirler mi sanki!!!

Beni tutan kadına iki elimle kendimden itmeye çalıştım,kadın sonunda rahatsız olduğumu anlamışçasına hayal kırıklığı ile yere bıraktığında,aralarından hızlıca sıvışarak kaçtım.

Pazar yeri gibi mübarek...Ölüyordum lan!!

Tek bundan rahatsız olan ben değildim.Sınıftan çıktığımda,Aquayıda kaçmış bir şekilde buldum.Ve gerçekten rahatsız görünüyordu...

"Aqua?"Dikkatini çekerek onu düşüncelerinden uzaklaştırdım,merakla bana döndü.Daha bir şey diyemeden gülümseyerek,

"Görünüşe göre ikimizde bu ortamları sevmiyoruz."Aqua merakla bana dik dik bakmaya başladı.

"Bu ortamları sevmiyor musun?"Kafamı çevirerek,camdan sınıftaki insanlara baktım.

"Sadece kalabalık ve gürültülü yerleri sevmiyorum."Kafasını sınıfa çevirip,ordaki insan topluluğuna baktı.Ortama sessizlik çökerken düşüncelere dalmış gibi bir hâli vardı.

En iyisi...o böyleyken sıvışmak.

Arkamı dönüp,bahçeye inmek için merdivenlere gidyordum.Ama beni fark etmesi pek uzun sürmedi.

"Nereye gidiyorsun?"Olduğum yerde bir an durarak titredim.Yavaşça arkamı döndüğümde onun sorgulayıcı bakışları karşılaştım.Endişeyle kafamın arkasın ı kaşıyarak,

"B-biraz hava almak için bahçeye inicektim..."Aqua gözlerini kısarak,kollarını göğsünde birleştirdi.

"Yaramazlık yapmayacağımıza sö-"Onun sözünü keserek,biraz şaşkınlığa uğramasına sağladım.

"Biliyorum,biliyorum...sadece birkaç dakika?"Kendine gelerek, bıkkınlıkla nefes verdi.

"Ne istiyorsan yap..."Arkasını dönüp beni umursamadan gitmeye başladı.Bir an daha da üstüleyicini düşünmüştüm o yüzden biraz şaşırdım ama içimden teşekkür edemeden edemedim.

Anlayışın için teşekkürler Aqua...

Muhtemelen böyle bir durumla karşılaşmış bir yetişkinin anlaması daha kolay oluyor.Merdivenlerden inerken,bunu düşünsemde aslında çardakta oturmuşluğumun hayalini kuruyordum.Çekim için geldiğimizde,bahçede o çardağı gördüğümde,şaşırmış olsamda bir an anılarım depreşti.Bir fırsat buraya geleceğime kendime not etmiştim ve şuan onun mutluluğunu yaşıyordum...gerçi nefes alacağımı söylerken yalan söylemiyordum.Orası gerçekten çok sıcak ve nefes alınmıyacak kadar insan vardı.

Bahçeye geldiğimide hızla koşarak çardağa gittim.Daha oturmadan uzaktan bir baktım.Gözlerim hüzünle kısılırken yavaşça çardağa yürüdüm.

Okuldayken bu çardaklar bizden neler çekti be...

Elimle otruduğumuz yerleri hafif bir şekilde okşayarak.

Hâlâ dün gibi aklımda...Burda konuştuğumuz anılar...paralarımızı birleştirip aldığımız yiyecekler...ders çalışmak için geldiğimiz ama bunun yerine kavga ve konuşmalara daldığımız yer...Ah,keşke geri dönebilsem.

"Geri mi dönmek istiyorsun?"Korkuyla hızla titreyerek arkama döndüm.

O düşüncelerimi mi okudu?...

Önümde etrafında kargalar uçuşan beyaz saçlı,benim yaşlarımda kız vardı.Düzgün bir elbisesi olmasını rağmen o yaşlı direktörden daha kasvetli görünüyordu.

"Daha neden buraya geldiğini bilmeden geri mi dönmek mi istiyorsun?"Korkuyordum hayatımda hiç korkmadığım kadar.Düşüncelerimi okuyordu,ve sinirli bir şekilde gözlerime bakıyordu.Bir an sinirle kekeleyerek,

"N-n-e demek istiyorsun?!"Kız bana doğru yavaşça yürürken sesi daha yüksek çıktı.Ve tek korkunç olan bu değildi,etrafındaki kargalarda sanki yemek bulmuşçasına bağırıyorlardı.

"Soruma cevap ver!!"Titreyerek yere arkaya düştüm.Kız düştüğümü görünce yürümeyi bırakıp,bana dik dik bakmaya başladı.

"NESİN SEN?!...Benden ne istiyorsun haaa?!...NASIL DÜŞÜNCELERİMİ OKUYABİLİYORSUN?!...BU ŞAKA İSE HİÇ KOMİK DEĞİL!!"Kıza doğru sinirlenerek ve bağırarak bir sürü şey söyledim.Ama bunları umursamışa benzemiyordu,duygusuz bir şekilde bakarken,bir anda gözlerini kapatıp.Kargalar daha çok yoğunlaşarak,kızı tamamen kapadılar.Şaşkınlıkla kargaların uçuşarak kızın kaybolmasını izlerken,sinirim daha çok tavan yapmıştı.Hızla ayağa kalkarak,kızın son görüntüsünü tutmak istercesine bağırarak koştum.

"HEEY!!...BURAYA GEL!!"Ama elime gelen sadece birkaç karga tüyünden başka bir şey değildi.Sinirle karga tüylerini bir kenara fırlatarak,stresle ve merakla elimle kafamı tutuyordum.Gözümden yaş geldiğini bile fark etmemiştim...Yanağımdan süzülen şeyi merak ederek götürdüğümde o zaman fark edebilmiştim.

B-b-ben ağlıyor muyum?

Gözlerim hem hüzünle titrerken bir yandan şaşkınlığımla elimdeki ıslaklığa bakıyordum.

Bunlar gerçek mi?...O kız..."Daha neden buraya geldiğini bilmeden..."...Söylediği şeyler...Hepsi...hepsi!

Kafamı hafifçe kaldırıp,etrafa bakıyordum.Ama hiç bir ses,yada herhangi bir insan...Hiç bir şey yoktu.Teidrginlikle ve korkuyla hızla kafamı okula çevirdim.

Onlara bir şey mi yaptı?!!!...

Yerimden fırlayarak,okula doğru hızlıca koşmaya başladım.O kadar hızlıydım ki,koşmamla beraber etrafı toz kaplamıştı.Ama daha nasıl koştuğumu bile bilmiyordum,kalbim ve beynim tek bir şey için çalışıyorlardı...Onların güvende olması için.İçimde o kadar sual ve düşünce vardı ki etrafımdaki hiç bir şey dikkat etmiyordum.Kaybetmek istemiyordum,ben onları kurtaracaktım,hep mutlu bir aile,birlikte yine beraber olucağımız bir aile...bunu istiyordum.

Anime de bu yoktu...onlara bir şey olmaması gerek...Öyle olmalı...Ama yinede...

Korkuyordum...Hızlıca çarpan kalbimin sesini kulaklarımda çok net duyabiliyordum.Yaklaştıkça gözlerimi sıkıca kapatarak,hiç bir şey görmek istemiyordum.

LÜTFEN...LÜTFEN...LÜTFEN!!!

Son merdivenden çıkarak,gözlerimi heyecan ve tedirginle açarak,ne olduğunu görmek istiyordum.

Çok şükür...oradalar...Hiç bir şey olmamış.

Muhtemelen Ai'nin işi sette bitmiş gibiydi çünkü endişeli bir şeyler konuşuyorlardı.Ta ki onlara gelen ayak seslerini duyana kadar,dikkatleri dağılarak kafalarını ağlayaraka koşan bana çevirmişlerdi.

Çok şükür...çok şükür!

Bir an hızla Ai'ye sarılırken,hepsi şaşkınlık içindeydi.

Onlar...h-hepsi...B-b-burdalar!!!

O zamankiler gibi ağlamıyordum.Hafif hıçkırıklar ama ağlamı tutmaya çalışıyor gibi bir hâlim vardı.Ve gerçekten öyleydi...

"Aimi?"Ai bana doğru eğilirken merakla sorguluyordu.Ama dikkat çekilmemesi için Miyoko hızlı davranarak kucağına aldı...Fısıltı şeklinde,

"Burda olmaz..."Ai bana bakarken hüzünle başını salladı.Arabaya doğru giderken,Miyoko sakinleştirmek için başımı okşuyor,sakinleştirici bir şeyler söyleyip duruyordu.Sadece daha çok ağlamamı sağlamasından başka bir işe yaramadı...

Onlara bir şey olmadı...neden ağlıyorum?...Burdalar...yanımdalar...Hepsi iyi ama neden ağlamamı durduramıyorum?

Arabaya bindiğimizde,Ai kucağına alarak sıkıca sarıldı.Bir yandan ağlayarak kafamı onun omzuna gömmüş bende sarıldım.Eliyle şaçlarımı hafiften yavaş yavaş okşayarak,sesini yumuşattı,

"~Yoshi,~Yoshi... Annecik burda...Biraz sakin ol...tamam mı?"Kafamı omzundan kaldırarak yüzümdeki yaşları,baş parmağıyla sildi.

"Sorun ne Aimi?"Gözlerimi gülümseyerek dik dik bakarken sordu.Bir şey diyemiyordum,ben bile neden ağladığımı bilmiyorum...

Onun böyle bakışı sadece daha çok ağlamamı sağlıyor...

Kendimi durduramadan bir daha ağlamaya başlarken.Ai şaşırarak,hızla tekrar sarıldı.

"Oh"Tekrar başımı okşarken,kafasını bana çevirerek merakını artık saklayamadı.

"Onu bu kadar üzen ne?...Ne oldu?"Fısıltı hâlinde söylemesine rağmen herkes duymuştu.Miyoko gözlerini kaçırdı,Aqua bahçede bir şey olduğunu düşünüyordu...Ruby ise benim için üzülüyordu.Arabayı çalıştırdıklarında,Ai beni eve gelene kadar sakinleştirmeye çalıştı.Her şey üzerime fazla gelmişti ve artık bunları tutacak gücüm kalmamıştı,bir çocuk olmamda buna katkı sağlıyordu.Birden duygularım suyun yüzüne çıkıvermiş,bunun nedenini bile bilmeden.Bir süre daha ağlamaya devam ettikten sonra,eve varmamıza az kala yorgunluktan uyuya kalmıştım.

Bölüm sonu

1 yorum