İçeriğe geç

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 16 · 15 dk okuma

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 16

14.Bölüm

✨Mangadan Uyarlanmış✨

Hmm

Ertesi gün olmuş,biraz olsun incinen yerin acısı hafif geçsede sızlaması hâlen devam ediyordu.Ehem,söylemek gerekirse doğru düzgün oturamıyorum bile...Aqua benim için her türlü incinmeye karşı kremler almasaydı bu kalçamın sızlamasından daha fazla olabilirdi.Ona minnatarım....Bu iyileşme zamanlarımda ise şuan yaptığım gibi kafamı dağıtmak içim yeni aldığım mangayı inceliyordum.

Çok sıkıcı...

Elimde tuttuğum mangayı hızla bir yere fırlatırak bıkkınlıkla iç çektim.

Neden böyle bir mangayı canladırmaya ihtiyaç duyarsın ki?...Animede manganın bu tarafını hiç göstermemişlerdi.

Bileğimi alnımın üstüne koyarak sinir ve stresle gözlerimi kapadım.Aldığım bu manga,animede geçen "Bugün Güzel Olacak".Adından bile belli ne halt olduğu da,ben yine de animede gördüğümden dolayı merak ettim.Kahretsin ki dergi işinden ayrıldığım için biriktirdiğim zuladan kullandım.En fazla geriye 5000 yen'im kalmış olabilir...

Bide bu çöp gibi manganın setine 500 yen verdim...Doğru düzgün param kalma-...

"NEEE-SAAAN!"Odamın kapısı hızla açılmasıyla düşüncelerim yarıda kesilip korkuyla kapıdaki,bir şeyden mutlu olmuş Ruby'e baktım.Hafif yanakları kızarmış gözleri parlayarak bana bakıyordu.Daha ne olduğunu anlayamadan hızla yanıma gelip,yatağın yanına çömeldi.Şaşkın şaşkın onun suratına bakarken heyecanla konuşmaya başladı.

"Duydun mu?! Nii-san bir dramada rol alıcak!"Bu anın geleceğini bildiğim için anlayışla gözlerim kısılırken,kafamı tekrar eski haline çevirip,bileğimi indirerek düşünceli bir şekilde tavana baktım.

Az önce bir kenara fırlattığım mangada rol alacağını çok iyi biliyorum ve bunu yapmasının arkasındaki amacı da...

"Noldu nee-san?"Ruby'nin görüş alanımı işgal etmiş meraklı yüzüyle karşılışınca,bir an düşüncelerimden ayrılarak gözlerim hafif büyüyerek bakakaldım.Kendime gelmen bir salise falan sürmüş,tekrar eski halime dönerek gözlerimi kapattım.

"Bir şey yok"Sesim hafif kısık çıkmış,yorgun bir şekilde söylemiştim.Gerçi aklımda bir sürü plan ve düşünceler olduğu için gerçekten kendimi yorgun hissediyordum.

"Bu arada...sen bunu nerden öğrendin?"Gözlerimi hafif aralayarak bana merakla bakan Ruby'i sorguladım.

"Ha?...Miyoko bahsetmişti,sende ondan duymadın mı?"Şaşkınlıkla eski haline dönüp,tekrar yatağımın yanında çömelmiş,bana gözleri büyümüş bir şekilde bakıyordu.Bir an sorduğu soruyla dona kalsamda,uzun sürmeden kafamı ona çevirip olumlu anlamda hafifçe salladım.

"Aqua ile ikisi konuşurken kulak misafiri oldum"Fısıltıyla söylerken sanki onlar burda ve duymalarını istemiyormuş gibi davrandım.Ruby dediğim şeyle gözleri komik bir şekilde bana bakmaya başladı.

"Ne bu,devlet sırrı mı ki..ha dinlemişim ha onlar bana söylemiş ne fark eder?!"Onun komik ve iğneleyeci bakışı altında,kısa süreli sessizliği bozarak kaşlarımı çatarak açıkladım.Ruby bir anlığına donup kalsada,dediğim şey onun komiğine gitmiş olacak ki gülmeye başladı.Hâlâ onu izlerken,gözlerimi kısarak onun gülmesini izliyordum.Ta ki dış kapının açılma sesiyle gülmesi yavaşça azalarak dikkati dağıldı.

"Hemen iyileş nee-san"Bir anda çömeldiği yerden kalkıp,yatakta uzanan bana sarılarak,kulağıma fısıldadı.Sözlerini söyledikten sonra kafasını hafif bana gömerek biraz daha sıkı sarıldı.Sarılmayı kestikten sonra görüş açımdan ayrılmadan önce yüzüme gülümseyerek bakıp,hızla kütüphaneme gidip kısa süreliğine duraklayıp eline bir manga aldı.Hızla odadan uzaklaşırken elinde tuttuğu şeyi sallayarak bağırdı.

"BUNU ÖDÜNÇ ALIYORUM,SONRA GETİRİRİM!"

Onun merdivenlerden aşağı doğru inişini sessiz bir şekilde izlerken yavaşça gözümün önünden kayboluyordu.Gözlerimi kapatıp,bir iç çekerek kafamı tavana doğru çevirerek kararlılıkla gözümü kıstım.

Yapmam gereken bir şey var...

............

Güneş her zaman ki gibi insanlara sıcaklık ve ışık veriyor,ona eşlik eden rüzgarda insanlara hoş bir serinlik veriyordu.Böyle bir güzel havada katıldığım ajansa doğru yürürken hem isteksiz hem mutsuz olmam üstümde kara bulutları hissetmemi sağlıyordu.

Bu adamla hâlâ yarım kalam işlerim var...

Yolda yürürken fark etmeden gözlerimi devirdim.

Yine de...onun gibi birine katlanamıyorum.

Kısa bir süre sonra gördüğüm yer ve okuduğum ajans isminden dolayı üstümdeki kara bulutlar daha çok yoğunlaşmış ve etrafım kasvetli bir yere dönüşmüştü.Eh,artık gelmem gereken ajansın hemen önündeydim.

Sigara kokusunu burdan alabiliyorum.

Kafamı kaldırarak sigara dumanından kirlenmiş cama baktım.Gözlerim kısılmış,burnuma gelen dumandan rahatsız olmuş bir şekildeydim.Kısa bir süreliğine böyle bir durumdan sonra tekrar dikkatimi yapmam gerekenlere odakladım.Rüzgar saçlarımı hafiten savururken kendimden emin ve kararlı adımlarla ajansın merdivenlerine çıkmaya başladım.

Boğulmadan önce işimi hızlı halletsem iyi olur...belkide gaz maskesi almalıydım.

Elimi kapının kulpuna dayamış,gözlerim kapalı kendi kendineme içimden konuşuyordum.Normal bir şekilde kapıyı itip,içeri girmeden önce burnuma hücum eden baskın sigara dumanından dolayı burnumu kapatıp,gözlerimi hafif araladım.

Cidden mi?!

Daha fazla içeri girmeden önce şaşkınlıkla odanın içindeki sis gibi olan duman tabakasına bakıyordum.O kadar yoğun ki göz gözü görmüyor,odanın her yeri gri bir sisle kaplı gibiydi.Elimle çok bir fayda etmesede,hafif bir sallayarak önümdeki gri dumanı kendimden uzaklaştırmaya çalıştım.

Böyle bir yerde,bir canlının hala yaşıyor olması imkansız bir şey.

Ne kadar böyle düşünsemde,gri dumanın içinde bir ışık gördüm.Yanan bir kıvılcım ışığına benziyordu.Merakla ışığın ne olduğunu iyice anlamak için yaklaşmak istesemde,burnumu tutmaktan artık boğulma derecesine gelmiştim.Bir kaç geri adım atıp,hızla kapıyı çarpıp,elimden burnumu çekerek düzensizce hızla nefes almaya başladım.

MANYAK ADAM! AMAÇSIZZZ! Bari camı açmış olsa,onu bile yapmamış.

Bir elimi duvara yaslamış,kambur bir şekilde nefesimi düzenlemeye çalışırken,içimden adama bağırıryordum.Kaşlarımı çatmış,dumandan dolayı yanmış gözlerim sıkı sıkıya kapalıydı.Bir kaç göz yaşı oluşmuş olan göz kenarlarımı elimle silerken beni izleyen birinden habersizdim.Ta ki...boğuk kıkırdama sesleri gelene kadar.Yanan gözlerimi şaşkınlıkla ve korkuyla açarak,kafamı sese çevirdim.

"PuHaHAHAHA! Keşke telefonum yanımda olsaydı,bir dakka...ah,durduramıyorum kendimi HAHAHAHAH!"Yine o gıcık ses ve gülmesi...kim olduğunu o kadar iyi biliyordum ki gözlerimi sinirle ona dikmiş ve içimdeki ona karşı beslediğim nefret ortaya çıkıyordu.Yavaşça doğrulup,kasvetli bir şekilde ona bakmaya devam ettim.

"Bur-da neden olduğunu bil-lmiyorum.A-ma yüz if-aden...HAHAHA-..."Daha gülmesine izin vermeden ayağımla karnına tekmeyi koyup, nefesi bir anlığına kesilerek acıyla yere düşürdüm.Bir iki adım yürüyüp onun üzerine eğilerek yakasından tuttup bana bakmasını sağladım.

"Seni pislik,benimle kafamı buluyorsun sen,burda ne arıyorsun?!"Dişlerimin arasından nefretimi ona kusarak,tiksinti içinde söyledim.Acıyla yüzü buruşmuş bir şekilde bir gözü açık gözlerime bakıyordu.Fakat bir anda acı çekmesine rağmen gülümseyerek,bir eliyle kendini sabit tutmak için yere dayanmışken diğer eliyle bir anda kendisini tuttuğum yakasındaki bileğimi tuttu.

"~Bunu söylemesi gereken benim"Sanki az önce hiç bir şey olmamış gibi mutlu ve cilveli bir şekilde söyledi.Ona tiksintiyle bakıp,bileğimi ondan çekmeye çalıştım ama sıkıca tutarak bırakmama izin vermiyordu.

"Belki de,beni çok özlediğin için burdasın.Sonuçta anaokulundan beri görüşmüyorduk."Bileğimi kendisine çekip,yüzüme iyice yaklaşmışken,doğrudan gözlerime dik dik bakarak söyledi.Aramızdaki mesafe yok denecek kadar az,nefesinin tenime değdiğini hissediyordum.Bir an şaşırsamda,daha çok sinirlenerek tehditkar bir şekilde ona bakmaya başladım.

Özlemek?!...Pis sapık!

Kendimi ondan uzaklaştırmak için büyük bir güçle geri çekilmeye çalıştım ama hiç bir işe yaramıyor beni tutmaya devam ediyordu.Daha çok sinirlenerek daha bir şey demesine izin vermeden ayağımı yüzüne geçirip,acıyla inleyerek sırtı üstü yere yapışmasını sağladım.

"Tam bir sapık olduğunu da öğrenmiş oldum,pislik!"Üzerine basıp,ondan uzaklaşmaya başladım.Nerden bunla karşılaştım bilmiyorum ama sinirim fazlasıyla tepeme çıkmıştı.Hem adamla konuşma fırsatım olmadı hem de bu meymetsizle karşılaşmış oldum.

Özlediğimi söylüyor bide,burda olduğunu bilseydim adımımı atarmıydım sence?!

Yumruklarımı sıkmış,sert adımlarımla nereye gittiğimi bilmeden,yürümeye devam ediyordum.Tek ihtiyacım olan ondan uzaklaşmak,sonra adamla konuşmak için sakin bir yerde onu telefonla arıyacaktım.Öldüğünü düşünsemde,emin olmadan onu bırakamazdım.Çünkü ondan daha anlaşmamız üzerindeki bilgiyi almamıştım.Ve benim için bir şey de yapması da gerekiyordu...

Ha?

Gözüme bir şey takılmasıyla,bir iki adım geriye doğru gidip kapısı açık olan odanın içine baktım.Az önce gözüme takılan şeyin gerçekten o olduğunu görmem daha fazla şaşırmamı ve dona kalmamı sağladı.Fark etmeden yavaşça odanın içine doğru yürümeye başladım.

Bunlar Ai'nin posterleri değil mi?...

Kafamı daha çok çevirerek,odanın her duvarında asılmış Ai'nin posterlerine ve fotoraflarına hayretle baktım.

Hem de bir sürü!

Odada yürümeye devam ederken,bütün posterleri ve fotoraflardaki mutlu bir şekilde olan

Ai'nin yüzüne bakmaya devam ediyordum.Bunların neden burda olduğunu sorgulamadan,dikkatimi tamamen onun gülümseyen yüzüne çevirmiştim.Gözlerim hüzünle kısalarak elimi yavaşça postere uzatmaya çalışırken,içimdeki pişmanlık tekrar ortaya çıkıyordu.

"Bana sapık diyene bak sen"Tanıdık bir sesle içinde kaybolduğum transtan kurtularak,gözlerim büyüyerek telaşla arkama döndüm.Kollarını göğsünde birleştirmiş,harap olmuş yüzüyle gözlerini kısarak yine o pis gülümsemesiyle bana bakıyordu.Şaşkınlıkla ne dediğini anlamaya çalışırken yavaşça gülümsemesini hiç bozmadan yanıma geldi.Kollarını göğsünden ayırarak benim az önce baktığım postere bakmaya başladı.

"Ne demek istiyorsun?!"Kafamı hafif kaldırıp,hem meraklı hemde kaşlarım çatılmış bir şekilde onun yüzüne bakarak sorguladım.Dediğim şeyle,kıkırdayarak kafasını bana çevirmeden gözlerini yana çevirip,dikkatini bana çevirdi.

"~Sence?...Benim odama izinsiz girmenden bahsediyor olabilir miyim?"Son cümleyi söylerken kafasını bana çevirdi.O sırada dediği şeyle,şaşkınlıkla gözlerim fal taşı gibi açılarak onun gururla gülümseyen suratına donmuş bir şekilde bakıyordum.

Odası mı?...Bu da ne demek oluyor?...Posterler ve fotoraflar?

Kafam karışmış bir şekilde tekrar Ai'nin olduğu postere baktım.Benim bu yüz ifademden eğlenen Toshiro,gülmeye başlamıştı.Sesini duymamla kafamı ona çevirerek,onun gülmesini boş bir şekilde izledim.

"D-ur,d-ur!...Öyle bakmayı kes,buna niye bu kadar şaşırıyon ki?"Bir yandan gülerken,kendisine destek olmak için duvara tutunarak,benimle konuşmaya çalıştı.Hâlâ aklımda milyonlarca soru dönüp dolaşırken onun bu dediğini duymamıştım bile.Tekrar postere baktım ama bu sefer duvardaki bütün fotoraflara ve posterlere baktım.O sırada benim bu sessiz hâlimden dolayı,gülmeyi keserek doğrulup yüzü düşmüş bir şekilde beni izlemeye başladı.Yavaşça kafasını postere çevirerek,bıkkınlıkla iç çekti.

"Çocukluğumdan beri izlediğim ve sevdiğim bir idol."Fısıltı hâlinde söylerken,yine de duymuştum.Daha çok şaşırarak bütün dikkatimi ve kafamı ona çevirdim.

"Aslında...Beni mutlu eden tek şey onun dansı ve gülümsemesinden başka bir şey değil.Bana yaşamı amacımı verdi.Hiç bir zaman sevildiğimi hissetmediğim bu hayatta...onu izlerken bana bu duyguyu hissettirdi."Fısıldaması yerine bu sefer hüzünlü sesiyle posterden gözünü ayırmadan konuştu.Şakınlığımın yerini içimde büyüyen bir pişmanlık ve üzüntü alıyordu.Sözleri içime dokunmuş,hüzünlü gözlerinde ne kadar acı çektiği görülebiliyordu.Konuşmasına devam etmeden önce acıyla gülürek,bir eliyle yüzünü tuttu.

"Hahaha,Ne ben onu tanıyorum ne de o beni tanıyor ama ondan sevgi gördüğümü hissediyorum.Kulağa ne kadar saçma geliyor değil mi?"Gözlerinde oluşmuş yaşlarla kafasını tekrar bana doğru çevirdi.Hüzünlü bir şekilde bana bakarak sesi titremeli bir şekilde sordu.Yine de,böyle bir durumda bile gülümsemeye çalışıyordu...Yavaşça elimi onun yüzüne uzatarak,fark etmeden yüzünü avuçlamış,başparmağımla gözünün kenarında oluşan yaşı sildim.Hüzünle gözlerim kısılmış,içim paramparça olmuştu.Gözleri temasla hayretle açılırken,bana şaşkınlıkla bakmaya başladı.

"Saçmalık olan böyle konuşman.Kimden sevdiği gördüğünün bir önemi yok,seni mutlu ediyorsa bunları düşünmemelisin."Hüzünlü bir şekilde gülümserken,sesim Ai'ninkine benzer bir şekilde çıkarken söyledim.Ne yaptığımın yada neden böyle yaptığımın farkında değildim,şuan sadece kalbimin söylediklerini yapmaktan başka bir şey yapmıyordum...Belkide,bunların nedeni.Kendimi suçlu hissetmekten başka bir şey değildir.

Büyülenmiş ve donmuş bir şekilde kalakalmıştı.Fakat bu çok uzun sürmeden elimi onun yüzünden çekerken,bir anda üstüme atlayarak sıkıca sarıldı.Ne olduğunu anlayamamış bir şekilde gözlerim fal taşı gibi açılmış,onun ağlama sesini duyuyordum.

"T-t-teşekkür ederim."Ağlama sesinin arasından kulağıma fısıldamasıyla,gözlerim anlayışlı yavaşça kapandı.Sarılmasına karşılık vererek,kollarımı ona doladım.

"Bir şey değil"Kulağına fısıldayarak,kafamı ona gömdüm.Bir süre ağlaması kesilene kadar bekleyip,sonra ondan ayrıldım.Bir çocuk gibi görünüyor,göz yaşlarını koluna siliyor.Burnunu çekip çekip duruyordu.

"Şuan çok savunmasızsın,senden itikam almalımıyım?"Kollarımı göğsümde birleştirip,şeytanca gülümseyerek söyledim.Bir anda şaşkınlıkla kafasını yukarı kaldırıp benim suratıma bön bön baktı.Kaşlarını çatarak parmağıyla beni işaret ederken ruh hâli tamamen değişti.

"NE İNTAKIMINDAN BAHSEDİYON!...KARNIMA TEKME ATIP YÜZÜME BASMAK YETMEDİ Mİ?"Bana sinirle bağırırken umursamayarak,gözlerimi devirdim.Tam bir şey diyecektim ki,telefonumun çalmasıyla dikkatim dağılarak hızla elimi cebime götürdüm.Bu sırada,tek dikkati de dağılan ben değildim...

"Ne var?!"Telefonumu kulağıma götürüp cevaplarken,onun odasından çıkmak için yürüyordum.Arayan o sigara bağımlısı adamdan başkası değildi.Benim böyle konuştuğuma şahit olan Toshiro,benim odadan çıkışımı sadece izledi.

"AJANSTAYIM! İÇERİ BİLE GELDİM! AZ DAHA ÖLÜYORDUM,O ODAYI HAVALANDIRMA ZAHMETİNE GİRMEK ZOR MU HA?!...İNTİHAR ETMEYE ÇALIŞMANI UMURSAMIYORUM,AMA GİT BUNU KİMSENİN SENİ BULAMAYACAĞI BİR YERDE YAP DA ETRAFTAKİLER ZARAR GÖRMESİN!"Telefonu kulağımdan çekip,avazım çıktığı kadar telefona doğru bağırıyordum.Hızla daha bir şey demesine izin vermeden aramayı yüzüne kapatıp,sinirle telefonu tekrar cebime koydum.O sırara arkamdan yürüyen ve benim konuşmamı dinleyen Toshiro,bir eliyle ağzını kapatarak gülmemek için kendini zor tutuyordu.

"SENDE BENİ TAKİP ETMEYİ KES!"Hızla arkamı dönüp,arkamda gülmemek için kendisini zor tutan kişiye bağırdım.Elini ağzından çekerek,gülümseyerek eğlenmiş bir şekilde bana bakıyordu.

"Az önceki hâlin ne güzeldi,geri alma tuşun var mı?"İmâlı bir şekilde söyledi.Gözlerimi kısarak parmağımı ona doğru uzatıp,sinirle tekrar bağırdım.

"SESİNİ DE KES!"Hızla arkamı dönüp,onu umursamadan az önce dumandan boğulmak üzere olan odaya doğru sinirli bir şekilde yürüyordum.Ne kadar beni takip etmemesini söylesemde,arkamdan ıslık çalarak beni takip etmeye devam ediyordu.Sinirle bir iç çekerek kafama bunu takmamaya çalıştım.Hızla odanın kapısını bu sefer tekmeleyerek açıp camın kenarında sigara içen adamın dikkatini bana çektim.Oda artık eskisi gibi değil daha ferah ve nefes alınacak bir yerdi...

"Uzun zama-"Daha konuşmasına müsade etmeden,ona doğru yürüyüp elindeki sigarayı alarak, camdan aşağı fırlatıp,ona sinirli bir şekilde baktım.

"SENİN SİGARANA DA,SANA DA LANET OLSUN!"Bağırırken,kapının orda bizi izleyen Toshiro,bu manzara karşısında eğleniyordu.Adam şaşkınlığa uğramış,ne diyeceğini bilemiyordu.Dışarda ise kafasına gelen sigaradan dolayı bağıran ve küfürler eden biri vardı.Arkamı dönüp bunların hiç birini umursamayarak,koltuğa oturup kollarımı göğsümde birleştirdim.Gözlerimi kapatmış,ayağımı kızgın bir şekilde ritim tutarcasına vurmaya başladım.Adam bir eline bakıp,diğer eliyle kafasını kaşırken bir iç çekerek bana doğru yürürken konuşmaya başladı.

"Her zamanki gibi çok enerjiksin."Adam önümdeki koltuğa oturup,masadaki sürahiden bardağa su koyarak yorgun bir şekilde su dolu olan bardağı bana doğru uzattı.

"Buyur"Gözlerimi açıp uzatılan bardağa baktım.Teşekkür edip,istemediğimi söyleyerek biraz olsun sakinleşmiş bir şekilde kollarımı göğsümden çözdüm.Adam doldurduğu bardağı içerken,bir şeyden dolayı yorulduğu ve çöktüğü çok belliydi.Ya da sadece sigara dumanından zehirlenmiş bile olabilir.

"Demek ajansa katılan sendin."Arkamdan bana doğru gelen sesle kafamı ona çevirdim.Adam ikimizin birbirimizi tanımamıza şaşırmış olacak ki bir bana bakıyor bir de çocuğa bakıyordu.

"Senin burda ne işin var?...Sende mi bu ajansa bağlısın?"Bir kaşımı kaldırarak,önceden merak ettiğim soru aklıma geldi.Onca şey olup bitmiş,onun neden burda kaldığını hiç sormamıştım.Ajansta bir odası vardı...

"Onun gibi bir şeyim.Az önce gördüğün gibi burda yaşıyorum."Sözlerini söylerken hemen adamın yanına oturarak bağdaş kurdu.Kollarını göğsünde birleştirip,her zamanki gibi bana gülümseyerek bakmaya başladı.

"Anlaşılan,önceden tanışmışsınız.Her neyse...yapacakların hakkında konuşmalıyız.İlk baş- ..."Adama masanın üzerindeki kağıtları elinde toplarlayıp masaya vururken,sözünü keserek araya girdim.

"Bir dakika...Ajansa kağıt üzerinde resmi olarak katılmış olabilirim ama anlaşmamızı daha yerine getirmedin."Adam şaşkınlıkla gözlerini yukarı kaldırıp yorgun bir şekilde bana baktı.Toshiro'da benim bu dediğimi meraklanmış,bir kaşını havaya kaldırarak bana bakmaya devam ediyordu.

"Ne anlaşması?"Adam kağıtları elinde tutarken,kısık sesle sorguladı.Onun unutmasına bir an şaşırsamda,bir iç çektikten sonra sorusunu cevapladım.

"Bana bildiğin her şeyi anlatacaktın."Kollarımı göğsümde birleştirip,sesim kararlılıkla çıkarak ona dik dik baktım.Bundan kimsenin haberi olmasını istemediğim için üstü kapalı bir şekilde cevapladım.Az önce,Toshiro'nun benim Ai'nin çocuğu olduğumu bilmediğini anlamış oldum.Ve bunu öğrenmesini istemediğimden,üstü kapalı bir şekilde söylemek zorundaydım.

"Ah,aklımdan çıkmış."Adam kağıtlara bakarken,eliyle yorgun bir şekilde kafasını kaşıyarak kısık sesle söyledi.Bunlardan haberi olmayan,Toshiro merakla koltuğa yaslanmayı kesip öne doğru eğildi.

"Ne anlaşması ki?!"Ellerini masaya koymuş,meraklı bir şekilde bakaken sesi yüksek çıkarak sorguladı.

"Bu seni ilgilendirmez."Kafamı hızla ona çevirip,duygusuz bir şekilde anında cevapladım.Dediğim şey onu bir anlığına şaşkınlığa uğratmış olsada,daha fazla üstelemek istemezcesine arkasındaki yere geri yaslanarak sessiz kaldı.

"Dışarı çık,Toshiro."Adam söylediğim cümleden dolayı bir bana bakıp birde yanında oturan çocuğa baktıktan sonra bir iç çekerek duygusuz bir şekilde elindeki kağıdı inceleyerek emretti.Çocuk gözlerini devirirken,sızlanarak ayağı kalkıp oflayarak odanın çıkışına doğru yürüdü.

"Beni böyle merakta bırakıyonuz,sadece bir anlaşma değil mi?"Kapıdan çıkmadan bize doğru dönerek,duvaya yaslanıp üzgün yüzle sorguladı.Adam onun bu davranışına bir şey demesede sadece ona tehditkar bir bakış atarak,daha fazla uzatmamasını söyler gibiydi.

"Tch,ne haliniz varsa görün."Çocuk bakıştan dolayı korkmuş ve afallamıştı.Bu durumda daha fazla ısrar etme cesaretini gösteremeyerek dişlerinin arasından bıkkınlıkla ses çıkararak,odanın kapısını açıp çıktı.O sıra onun hareketlerini düşünceli bir şekilde izliyordum.

Aynı baba oğul gibiler.....sahiden,onlar gerçekten baba ve oğul mu?

"Bunu neden bu kadar merak ettiğini anlamıyorum ama anlaşmanın gereği sana söyliyeceğim."Dalgınlığımdan adamın yorgun sesiyle ayrılarak,önüme döndüm.Kağıtları elinden bırakmış,koltuğun arkasına yaslanıp kolunu yaslandığı yerin üzerine atmıştı.

"İchigo Satiou'yu tanıyor olmalısın."Dediği şeyle gözlerim fal taşı gibi açılarak,bir anlığına bakakaldım.Bu kişiyi tabiki de tanııyordum ama bu adamın ondan bahsedeceğini hiç düşünmemiştim.Bakışımı fark etmiş olacak ki,cevabımı duymadan konuşmasını sürdürmeye başladı.

"Yüz ifadenden onu tanıdığın çok belli.Eh,sonuçta Ai'nin olduğu ajansın sahibiydi,tanıman şaşıralıcak bir şey olmasa gerek."Sözlerini bitirdikten sonra hemen,rahatsız olmuş bir şekilde ceketine eline götürerek içi tamamen dolu bir sigara paketi çıkararak,açık camın oraya doğru yürümeye başladı.Artık neler olacağına veya ne söyliceğine daha çok meraklanmıştım ki,onun sigara paketini çıkardığını bile fark etmemiştim.

"Bana her şeyi açıkla"Heyecanla yerimde duramayarak,onun gibi koltuktan kalkarak söyledim.Adam bir anda yürümeyi bırakarak,bana arkasını dönmüş bir şekilde ağzında sigarasını yakmaya çalışıyordu.

"Ne kadar sabırsızsın,anlatıyorum işte."Bana arkasını dönmeden,ağzında sigarayla boğuk bir şekilde konuştu.Sözlerinin hemen ardından sigarasını yakmayı başarmış bir şekilde iki parmağının arasına alarak cama yaslanıp,dışarıyı seyretmeye başladı.

"İchigo,benim çocukluk arkadaşımdı.Büyüdüğümüzde ikimizde bir hevesle kendimize ait ajanslar açtık.Fakat bir gün ajansına yetimhaneden kimsesiz bir kızı aldı.İlk başlarda kızın hep üzgün olmasından ve suratının hep asık olmasından dolayı sahnede iyi bir performans sergileyemeyeceğini düşünmüştüm.Ama...O zaman ilk performansını dünyaya sergilerken,büyük bir yanılgı içinde olduğumu anlamış oldum.İçimi bir kıskançlık kaplamış,o kızın bende olmasını istemiştim.Bunun için herşeyi yapmış,İchogo'ya para bile teklif etmiştim ama anında itiraz ederek bu çabam boşa gitmişti.Ben de B-Komachi kadar ünlü olacak bir grup kurmak ve o kız gibi sahnede parlayan birini bulmak için Ao adlı grubu kurdum...(İç çeker) Sadece bir hevesde olsa,bu çabalarımın hepsi boşunaydı."Dediklerinden dolayı kafalarımda kayıp olan parçalar yerine otururken,şaşkın şaşkın ona bakıyordum.Adam konuşmasını bitirmesinin ardından sigarasından bir nefes daha alarak,dışarıya doğru,gözlerini kapatıp,aldığı nefesi ağzından dumanlar çıkarak bıraktı.Ortamda insanı tedirgin edicek bir sessizlik oluşmuş,adama bakarken ayakta gözlerim faltaşı gibi açılmış bir şekilde dona kalmıştım.

"Çünkü gurubumdaki hiç bir kız Ai değildi.Ne kadar iyi performans sergilerse sergilesinler,sonuçta onlar bir yıldız değil.Parlayalanlar sadece yıldızlardır,gidipte bir avizeye lamba takıp parladığını söyleyemezsin...sadece ışık yayar başka özel yanı yoktur."Gözlerini hafif aralamış,tekrar dışarıyı seyretmeye devam ederek sessizliği bozdu.Daha bir şey dememe müsade etmeden,şeytanca sırıtıp ve burnundan sigaranın dumanını çıkararak kafasını bana çevirdi.

"Bunlar artık geçmişten ibaret bir kaç şey sadece..."Yavaşça bana doğru kararlı adımlarla yürümeye başladı.Onun şeytanca yüzü ve bana doğru gelmesinden dolayı tedingileşerek bir iki adım geri gitmeye çalıştım.Ama koltuğun hemen arkamda olduğunu fark etmediğim için koltuğun üzerine düşerek onun bana doğru daha çok yaklaşmasından dolayı kokuyla gözlerim titremeye başladı.

KAHRETSİN,AMACI NE?...NEDEN BİRDEN BÖYLE GÜLÜMSEYEREK ÜZERİME YÜRÜMEYE BAŞLADI?!

Tam önümde dim dik durarken,benim üzerime gölge oluşturuyordu.Şeytanca bana sırıtmaya devam ederken,yavaşça üzerime eğilip,çenemi parmağıyla tutup kendisine doğru kaldırarak,çaresizce ona bakmamı sağladı.

"Şimdi...seni bulduğuma göre o isteğimi yerine getirebileceğim."

Gözlerini kısıp,diğer eliyle saçımı gizlemek için kullandığım peruğu çıkarıp,koltuğun üzerine attı.

"Ai'nin kızı"

Son sözleri fısıltıyla ve keskin bir şekilde söylerken,şaşkınlıkla gözlerimi kafamdan çıkmış peruğa çevirerek dilim tutulmuş bir şekilde,bakıyordum.Göz bebeklerim küçülmüş ve titrerken,bu olanlar karşısında dona kalmıştım.Toka takmadan topladığım saçlarım yanıma serpilirken,camdan içeri esen sert rüzgar havada dalgalanmasını sağladı.Saçlarıma bir göz atıp,tekrar gözlerime baktıktan sonra mutlu olmuşçasına gülümseyerek,çenemde olan elini yavaşça çekti.Doğrulup,sigarasından tekrar nefes alıp,cama doğru hiç bir şey olmamış gibi yürümeye başladı.Onun gidişini sessiz bir şekilde izliyor,az önce olanlara bir anlam veremiyordum.

Benim peruk taktığımı nasıl anladı?....Ai'nin yerine mi kullanacak?...SIRF ONUN KIZI VE ONA BENZEDİĞİM İÇİN Mİ?!!

Sondaki cümleyi kafamın içinde bağırırken,sinirle koltuğa dayanmış ellerimi sıktım.Dudağımı ısırarak,gözümde oluşan yaşları engelleme çalışıyordum.

Onun yerine sahneye çıkmak istemiyorum.Onun sahne ışığını çalmak istemiyorum...NEDEN?!...NEDEN?!...NEDEN HEP BÖYLE OLMAK ZORUNDA?!...NEDEN İSTEMEDİĞİM ŞEYLERİ YAPMAK ZORUNDAYIM?!!..ONUN ÖLMESİNE İZİN VERDİKTEN SONRA ONUN YERİNE SAHNEYE Mİ ÇIKICAM?!...

"Sen annemi hiç sevmedin,değil mi?"Koltuğun hemen yanı başında,küçük halim ayakta durmuş.O öldüğü günkü gibi harap olmuş yüzüyle bana bakarak duygusuz bir şekilde söyledi.Bir an bunun gerçekten benim sesim olmadığını düşündüm ama düşüncelerimden beni korkuyla ayıran sese baktığımda,onun gerçekten ben olduğunu doğrulamış oldum.

"Neden bu kadar umursamazsın?!...Annemi kurtaramadığımı biliyorsun."Gözünde yaşlar dolmuş,bana kaşlarını çatarak sert bir şekilde söyledi.Ağzım titreyerek,korkuyla nefesimi hızlı hızlı geri çekiyordum.

"Ö-ö-öy-le de-"Bir elimle ağzımı kapatıp,diğer elimi titreyerek ona doğru uzanmaya çalıştım.Fakat anında elime sert bir eşkilde vurarak kendisine dokunmamı engelledi.

"YAŞAMAYI BİLE HAKETMİYORUM,ONA RAĞMEN YAŞIYOR VE HİÇ BİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ HAYATINI SÜRDÜRÜYORSUN!"Bağırarak,gözünün kenarından yaş düştü.Daha dediklerini sindirememişken,gözlerinde yaşlarla,kaşlarını çatmış,dişlerinin arasından fısıltılı sesle sert bir şekilde konuşmasına devam etti.

"o babamız da...."Gözümün önümden yavaşça kaybolurken,etraf tamamen karanlığa gömülüyor,küçüklük halimin gözlerindeki yıldızlar daha çok siyah bir şekilde parlayarak,tamamen kaybolmadan önce son sözlerini söyleyip,görüş açımı tamamen siyaha bürüdü.

"Yaşamayı haketmiyor."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.