İçeriğe geç

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 17 · 14 dk okuma

Oshi No Ko Evreni

Bölüm 17

15.Bölüm

✨Oyunculuk Yeteneği✨

Ya ben kör olmuşum yada olduğum yer tamamen karanlık.Bir süredir durmaksızın yürüyordum ama siyah renginden başka hiç birşey görmeyerek.İlk başlarda tedirgin olduğumdan yürümek istememiştim.Artık bir noktaya sabredene kadar...

Ne bir ses var,nede başka bir şey.Hissedeceğim,dokunacağım yada görebileceğim herhangi bir şeyi çaresizlik içinde arıyordum.Bu durum,her adımımda gitgide beni daha çok rahatsız etmeye başlamıştı...

"Sesimi duyan var mı?!!"Kafamı hızlı hızlı etrafa çevirerek,bir umutla bağırdım.Fakat kendi sesimin yankılanıp bana geri gelmesinden başka hiç bir şey duymadım.İyice tedirginleşip daha çok rahatsız olarak yere çömelip,kollarımla dizlerimi birleştirerek korkuyla kafamı bacaklarıma gömdüm.

Herkes nerde?...Burası çok ısssız ve bir o kadar da karanlık.Çok korkuyorum..nasıl buraya geldim?

Kafamı hafif kaldırıp,tekrar gözlerimle etrafıma kısa bir süreliğine tarayıp,tekrar kafamı gömdüm.Yere yatıp,artık bütün umutlarımı ve sorularımı bir kenara fırlattım.O kadar yaşadığım ve söylenenlerden sonra çok yorulmuştum.Zaten kaç saattir yürüdüğümü bilmesemde,bunun işe yaramayacağını çok iyi anlamışken pes etmekten başka hiç bir şey yapamadım.

"Ne önemi var...."Fısıltıyla söyleyerek,gözlerim kısılmış yere odaklanmıştım.Bacaklarımı göğsüme çekip,kollarımla etrafıma sarıp,top gibi şekle bürünerek kafamı tekrar gömdüm.

"Hiç bir şeyi başaramayan,beceriksiz bir aptalın tekiyim.Burda kalıp kalmamda bir şeyi değiştirmeyecek,hem daha mantıklı...kimsesiz...tek başıma...biri için endişelenmeden...yada üzüntü duymadan...uğraşmam gereken bir şey yok...bütün gün sadece böyle yatabilirim"Bir daha açmak istemezcesine,gözlerimi sıkıca kapattım.Bütün olan her şey kafamı ve bedenimi harap etmişti.Onun şusunu engelle...onu kurtarmaya çalış...yok,onu mutlu etmeye çalış...

Peki,bunları neden yapıyordum?...Hiç kimse benim ne yaşadığımı umursamadı.Acı çekerken,kimse yanımda değildi.Üstüne bir hata yaptığımda,beni azarladılar.Bu mu yani?...Şimdi ise böyle boş ve karanlık bir yerde kendi kendime kafayı yiyecem.Bir animenin içine girip,böyle bir hayatım mı olucaktı?...En başından beri,buraya gelmek isteyen ben bile değildim.İlk başlarda ne kadar şanslı olduğumu düşündüğüm şey,cehennemim olacağını nerden bilebilirdim ki?

"Aimi"

Benim adım Aimi değil...

"Aimi"

Bu benim gerçek adım DEĞİL!

"Aimi"

....

"Aimi"

Seni kurtaramamışken,neden bana nefret beslemiyorsun?

"Aimi..."

Ac verici...Herşey benim için çok acı verici.Lütfen...artık hiç bir şey yapmak istemiyorum.Beni rahat bırakın...

Etrafta ses kesilmiş,başka hiç bir ses duyulmamaya başladı.Kafamı dizlerimden kaldırmıyor,tekrar Ai'yi görmemek için gözlerimi açmamaya direniyordum.Artık ne Ai,nede başkasını umursamak istemiyordum.Tek istediğim,kimse beni rahatsız etmeden böylece yatmaktı...sessiz...ve bir o kadar huzurlu.

Fakat bu hayatta hiç istediklerim gerçekleşmediği için bir anda kolumdan birinin beni tutup,zorla ayağa kaldırdığını fark ettiğimde.Gözlerim hızla şaşkınlıkla açıldı.

Gördüklerim karşısında gözlerim daha çok açılarak.Ai'nin kaşlarını çatmış yüzüyle karşılaştım.Ne diyeceğimi yada ne tepki vereceğimi bilmiyordum.Daha bu şaşkınlığımı üzerimden atamadan ayağa kalkmamla birlikte yanağıma sert bir tokat yiyerek yüzüm yana doğru çevrildi.Bu durum,birden taş kesilmemi ve dilimin tutulmasını sağladı.Titreyen elimi yanağıma götürürken,son kalan kırık kalbimin parçasıda tuzla buz olarak yere düştü.

Demek gerçekten benden nefret ediyordu..."Seni seviyorum"Lafı da aldatmaca-...

Yüzümü iki eline alıp,kendisine doğru çevirerek ona bakmamı sağlarken,düşüncelerim yarıda kesildi.Az önceki kızgın yüzünden eser kalmamış,bana üzgün bir şekilde bakıyordu.Tokatı vurduğu yeri eliyle hafifçe okşarken,gözlerinde yaşların biriktiğini fark ettim.

"Neden kendine acı çektiriyorsun,sana bunu yapmamanı söylememiş miydim?!"Gözünden bir yaş düşerken,sesinde hafif bir kızgınlıkla söyledi.Göz bebeklerim küçülerek titremeye başlarken,o zamanki anım gözümün önüme gelirken,Ai hüzünlü bir şekilde hafiften gülümsedi.

Flasback(5.Bölüm)

Gözlerim şaşkınlıkla açılırken,aynada bana baktı.Şaşırmış suratımın yanında onun benim için gülümsemeye çalışan yüzünü görmem,gözlerimi yeniden ağlama pozisyonuna sokuyordu.Hafifçe elimi yavaça saçımdan uzaklaştırırken,bu sefer aynaya değil bana baktı.

‟Kendine zarar verme Aimi"Ne kadar bir uyarıda olsa sesi çok yumuşak ve bundan kendisi de acı görmüş gibi çıkıyordu.Yüzümü ellerimin arasına alırken,baş parmaklarıyla gözümde oluşan göz yaşlarımı hafiften siliverdi.

Bitti

Hayretle nefesimi içime çekerek,elimle ağzımı tutup.Diğer elimle onun yanağımdaki elini tutarak.Gözlerimdeki yaşların akmasına izin verdim.Ai gözlerini hüzünle kısarak daha çok gülümsedi.Bana doğru ilerleyip,sıkıca sarılarak,şefkatli ve narin bir şekilde başımı okşamaya başladı.

"Yoshi,Yoshi...Annecik burda.Her zaman yanınızda"Kulağıma fısıldayan aynı o zaman ki narin ve yumuşak sesi,göğsümü daha çok sızlattı.Ona daha sıkı sarılarak,bir çocuk gibi onun beyaz ve hiç bir leke olmayan elbisesini ellerimle kavrıyordum.

"BEN ÖZÜR Dİ-LERİM...SEN-İ KURTA-RAMADIM...ÇOK,Ç-..."Bağırarak,ağlamamın arasından konuşmaya çaIıştım.Ama Ai buna müsade etmeyerek,o anlamamış sesiyle kulağıma karşı normal bir şekile konuştu.

"Niye özür diliyon?...Senden beni hiç kurtarmanı istemedim ki."Sarılmayı kesip,hayretle onun kafası karışmış yüzüne baktım.Neyden bahsediyordu?...Ben geleceği bilmeme rağmen onu kurtarma şansım varken,böyle demesi...

"Hepinizin mutlu ve sağlıklı kalmanızı istedim,hayallerinizi gerçekleştirmenizi.Son sözlerimde ne dediklerimi hatırlıyorsun değil mi?"Tekrardan iki eliyle yüzümü tutarken,baş parmağıyla aynı o zamanki gibi yaşlarımı hafiften siliyordu.Ben ise hâlâ çocuk gibi ağlarken onun yanaklarımdaki eline tutunuyorum,birdaha gitmemesini istercesine elimi üzerine koymuştum.

Flasback(8.Bölüm)

"B-belki işler iyi giderse hepiniz mükemmel idoller olabilirsiniz,Ah..sizin o halinizi görmek isterdim."Gülümseyerek,Aqua'ya daha çok sarıldı.

"A-ama be-nim iç-in öne-mli ola-n mutlu ve sağ-lıklı büyümeniz..."Artık nefes alması daha çok zorlaşıyordu,Aqua bunu fark etmiş olacak ki kafasını kaldırmış onun gülümsemeye çalışan yüzünü görerek,hüzünle gözleri kısıldı.

"Ken-ndi-mi b-u ko-nuda şanslı hiss-ediyorum,siz-e sahip oldu-ğum için.Be-lki si-zin için iyi bir ann-e olamam-ış olabilir-im,yi-ne-de si-ze söy-lemek istediğim bir şey var..."Birkaç kez nefes almaya çalışıp,kan öksürdükten sonra tekrar konuşmaya başladı.

"A-qua,A-imi,Ru-by...Sizi seviyorum"Son sözlerini söyledikten sonra artık öksürmesi ve nefes alması kesilmişti.Korkuyla başımı kaldırırken,onu sarsmaya başladım,Aqua'da sarılmayı bırakmış bir şekilde ağlıyor,sürünerek ona doğru geliyordu.Ruby bir süre sonra ses gelmemesinden kapıya vurarak annesine seslendi.Bağırarak ağlarken,o anın şokuyla şoka girmiş bir şekilde donmuş bir şekilde duruyordum.

Bitti

"A-nne,hâlâ beni seviyor musun?"O zamanki anım kafamda bir görüntü oluştururken,aklımda hep merak ettiğim soru gün yüzüne çıkmıştı.Onu kurtaramadığımdan dolayı,belki beni artık sevmeyeceğini düşünmüştüm.Gözlerimi hafif aralamış,göz kenarlarımdaki yaşlarla onun gözlerinin içine bakarak sorguladım.Ai sorduğum soruyla afallayarak,göz yaşlarımı silen baş parmağı durdu.Bir an ortamda insanı rahatsız edecek bir sessizlik oluşmuş,içimi bir korku kaplamıştı.Fakat çok uzun sürmeden,yüzümü kendisine doğru çekerek alnımı kendisine dayayarak gözlerimin içine gülümseyerek baktı.

"Evet,çocuklarımı çok seviyorum."Söylediği şeyin yalan olup olmadığını bilmesemde,o şuan benim yanımdaydı.Bana bunları söylüyor,bir anne gibi bağrına basıyorken,bunu umursamadım.İçimde hiç hissetmediğim bir mutluluk oluşurken,gözlerimi kapatarak içten bir şekilde gülümsedim.

"B-BENDE...BENDE,SEVİYORUM."Diğer elimlede onun yanağımdaki elini tutarak,fark etmeden bağırarak söyledim.Ai bu halime kıkırdayıp,elini yavaşça yanaklarımdan çekmeye başladı.Gözlerim fal taşı gibi açılırken,onun elini sıkıca tutmaya çalışıyordum.Ama sanki eli hiç bir zaman orda değişmiş gibi,elim içinden geçiyordu.

"Sizi yalnız bıraktığım için bana kızgın olmadığına sevindim.Biraz daha yanında durmak istesemde,seni bekleyen insanlar var."Yavaşça kaybolurken,elimle onu tutmaya çalıştım.Ama son sözlerini bitirir bitirmez,gözüme çok parlak bir ışık vurarak,elimin ona uzanmasını engelledi.

Kahretsin,nerden çıktı bu ışık!?

Gözlerimi rahatsız olmuş bir şekilde sıkarken,arkamdan bağırış sesleri geliyor,gözümdeki ışıkda hafiften azalmış bir şekildeydi.Elimle gözüme gelen ışığı engellerken,bağırışları duyduğum an korku ve şaşkınla gözlerim açıldı.

Bu sesler de ne?!

Sesin kaynağını görmek için yavaşça arkamı döndüğümde büyük bir şok beynime hücum etti.Artık o siyah olan yerde değildim,onun yerine kocaman stadyum ve bir sürü elinde renk renk lightstickler olan insanlar.Hepsi bir çoşkuyla sallıyor ve bağırıyorlardı.

O kadar insan vardı ki,kafamı her yere çevirip,bu büyülü manzara karşısında dona kalmıştım.Üstümdeki elbiseyi bile fark etmemiş,etraftaki insanların tezahüratlarını ve bağırışlarını dinliyor ve izliyordum.

"NEEE-SAN!!"Fakat en dikkat çeken,ses kulağıma hücum ettiğinde seyircilerin arasında ailem dediğim insanlar ellerinde lightsticklerle oradaydılar.Yüzlerinde hiç görmediğim bir mutluluk varken hepsinin gözleri parlıyordu.

Ruby...Aqua...Miyoko

"Bu sahne sana ait,Aimi"Omzumda bir elin varlığını hissedip,kulağımdaki o tanıdık fısıltıyı duymamla,daha çok şaşırarak hafif kafamı arkaya çevirdim.Ai bana gülümsüyor,gözlerimin içine bakıyordu.

"A-ama bu-..."Burası ne kadar güzel ve çok hoşuma gitsede.Bu hayal Ai'ye aitti.Eğer o gün ölmeseydi,bu stadyuma çıkabilirdi.Bunu benim yapmam,kendimi kötü hissettiriyor.Buraya asla ait değilim,bu lightstickler,bu tezahüratlar ve diğer her şey.Hiçbiri benim için olamazdı...Buna hakkım yoktu.Ama Ai benim gibi düşünmüyordu,sözümü yarıda keserek,beni hafiften sırtımdan ileriye doğru itti.

"Bunu yapabilirsin..."İleriye doğru bir an tökezlerken,onun sesi kulağıma ulaşıyordu.Etrafımdaki insanların bana olan mutlu bakışlarıyla göz göz gelirken,Ai'yi görmek için doğrulup tekrar arkamı döndüm.

"Sen benim kızımsın."Gururla ellerini beline koymuş,gülümseyerek söyledi.Saçları havada dalgalanırken,bana mutlu bir şekilde bakmaya devam ediyor benim donmuş bir şekilde ona bakmamı umursamıyordu.Tezahüratlar ve bağırışlar daha çok artmaya başlamış,Ai'nin söylediklerini duymuşçasına ona destek veriyorlardı.Kafamı etrafımdaki bütün insanlara çevirerek,onların mutluluklarını izlemeye başladım.İçimdeki bütün pişmanlık tamamen ortadan kaybolmaya,onun yerine başka bir şeye yerini bırakıyordu...

Bu hissettiğim şey mutluluk mu?...Bu çok nostaljik...En son o böyle yanımdayken hissetmiştim.

Kafamı Ai'ye çevirip,onun burda olduğunu bana mutlu bir şekilde baktığını görüyordum.İçimdeki mutluluk yüzüme yansıyarak içtenlikle gülümseyerek,gözlerimden yaşlar düştü.Ama bu sefer ne acıdan ne de pişmanlıktan değildi.Mutluluktandı...Gözlerimdeki yıldızların siyahlığı,bembeyaz yanan bir ışığa dönüşürken,tekrar bana tezahürat yapan insanlara döndüm.

.........

Yavaşça gözümü açtığımda,görüşüm bulanık ve bir o kadardı parlaktı.Yüzümü gıdıklayan rüzgar,yüzümü buruşturmamı sağlarken,elimi yüzüme sürterek,yatağın içinde esnedim.Görüşüm netleşene kadar bir iki kez gözümü kırpıp,nerde olduğumu anlamaya çalıştım.Az önce bir stadyumdayken,şimdi çok farklı bir yerdeydim...

Hafifçe yattığım yerden doğrularak,ellerimle gözümü avuşturup,çapakları gözümden uzaklaştırdım.Artık etrafımı daha iyi görüyor ve nerde olduğumu daha iyi anlamıştım.

Burası benim odam...

Kafamı etrafı iyice taramak için çevirirken,bir yandan başımı kaşıyordum.Ta ki yatağıma başını koymuş,kollarının üzerinde yerde uyayan bir Miyoko'yla karşılaşana kadar.O kadar derin uyuyorduki yataktaki hareketlenmeyi bile fark etmemişti.

Yine panik atak mı geçirmişim?...Öylseyse,benim için çok endişelenmiş olmalı.

Bir iç çekerek,üzerimdeki pikeyi kenara çektim.Yatağımdan yavaşça kalkıp hâlâ aklımda gördüğüm rüya ile alakalı düşüncelerle sertçe esen rüzgarın perdeyi havaya kaldırdığı cama baktım.Hafif açık kollarımdaki üşümeyi hissedip,elimle avuşturarak cama doğru yürüdüm.

Anca rüya olabilirdi zaten,ama...

Pencerenin önüne gelip,dışardaki manzarayı izlerken,yağmurdan sonra olan o rahatlatıcı kokuyu akciğerlerimin içine çektim.

Neden hâlâ yanımda hissediyorum?

Aynı zaman ama başka yerde

Aqua Pov

Dün yine panik atak geçirmiş...Bunların sayısı,o ajansa katıldığından beri artmış durumda.

Aqua manganın çekimlerine doğru yürürken,gözlerini kısmış bir şekilde tedirginlikle düşünüyordu.Dün akşama doğru Miyoko'dan telefon almışlardı ve arayan Aimi'nin katıldığı ajansın sahibiydi.O zaman evdeydi,elinde çekimlere gideceği mangayı okuyor ve inceliyordu.Arima Kana onun elini tutup,onu hayrete düşürecek bir yardım isteğinde bulununca,bunu ciddiye almış,ve bu berbat olan diziyi nasıl güzelleştirebileceğini düşünüyordu.Fakat Miyoko'nun aceleyle hızla montunu alıp,yağmur için şemsiyesini alıp dışarı çıktığını görünce,dikkati dağılmış ve merakla nereye gittiğini sorgulamıştı.

Bana hiç bir zaman idol olmak istemediğini,bunu haketmediğini söylerken...şimdi neden kendi isteğiyle ajansa katıldı?!

Eliyle yüzünü tutup,kasvetli bir şekilde gözlerinde ki yıldızlar siyaha bürünerek,içindeki tedirginlik ve öfke daha çok artmıştı.

Yada kendi isteğiyle değildi..

Kaşlarını çatarak,gözlerini yukarı kaldırıp yürüdüğü yola baktı.

Bunu yapması için o adam tarafından zorlanmış olmalı...

(Önceki gece {Aimi'nin panik atak geçirdiği gün})

"Onu ajanstan çıkarmanın bir yolunu bulmalıyız,gün geçtikçe durumu daha da kötüye gidiyor."Aqua kendisini duvara yaslamış,ışıklar gittiği için masadaki mumun hemen arkasında,gözleri tedirginlik ve endişeyle Miyoko'ya bakıyordu.Dışarda bir tek yağmur yağmıyor onunla birlikte gökgürültüsünden korkan insanlar için yüksek bir şekilde gök gürlüyor,evi aydınlatacak kadar şimşek çakıyordu.

"Sana katılıyorum,ilaçlarını kullanmasına rağmen bu kadar artması normal değil."Miyoko bir sandalyeye oturmuş,hemen bir masanın arkasındaydı.Kollarını göğsünde birleştirmiş,endişeli bir şekilde yere bakıyordu.Bir kaç saat önce olanlar...onu hem korkutmuş hem endişelendirmişti.Birçok kez,her panik atağında onun için hep bunları hissediyordu.Ama bu

kadar arttığını o da ilk defa şahit oluyordu.

"Bunu tetikleyen şey....."Aqua bunu söylerken,bir eli çenesinde kaşlarını çatmış düşünceli bir şekilde yere bakıyordu.Miyoko eğmiş kafasını kaldırarak,onun fısıltıyla söylediği ama devamını getiremediği cümle yüzünden merakla ona baktı.

"Zorla idol olması"Aqua yaslandığı duvardan kurtularak,sinirle gözlerini kısıp,ellerini sımısımıkı yumruk yaparak söyledi.Sesi bir o kadar sert ve bundan rahatsızlık içindeymiş gibiydi.Miyoko bu sıra dediği şeyden dolayı gözleri açılmış,o daha sözünü getiremeden hızla sandalyaden ayağa kalktı.

"Zorla mı,Tehdit edildiğini mi söylüyorsun?!"Miyoko endişeyle,bir eli masadayken söyledi.Aqua kafasını ona çevirip,ateşteki dalgalanmadan dolayı,gölgesi değişik şekillere girerken.Gözlerindeki yıldız simsiyah bir şekilde ışıldıyordu.

"Muhtemelen...ama hâlâ gerçeğin ne olduğunu bilmiyoruz."Düşünceli bir şekilde Miyoko'ya bakarak söyledi.Sözlerini bitirmesinin hemen ardından kafasını önüne çevirip,yanan muma baktı.

Aimi uyurken gece telefonunu alıp gizlice bilgi toplamaya çalıştım ama hiç bir işe yaramadı.Telefonda onunla igili hiç mesajlaşma yok yada herhangi bir şey.Ajansın eski üyeleriyle de görüştüm,adamla ve ajansa ait bilgiler bulmaya uğraştım fakat bundan da pek yararlı bir şeyler çıkmadı.İşin garip kısmı,bu adamın Aimi'yi ajansa katmak için okula gelip onunla konuşması.Üstelik hiç bir gruba katılmamış ve uzun zamandır televizyona çıkmamış birine...

"Bu konuyu Aimi'yle konuşmaya çalışacam,eğer zorla yapıyorsa buna devam etmemesi çok daha iyi olur." "Miyoko kararlı bir şekilde gözlerini Aqua'ya bakarken kısarak söyledi.Aqua düşüncelerinden ayrılarak,kendisine doğru dik dik bakan Miyoko'ya kafasını çevirdi.

"Bunu yapsan bile sana bir şey söyliceğini sanmıyorum.O gün de...bize neden o ajansa katıldığını söylemedi"Miyoko bir anlığına gözleri büyürken,gözlerini hüzünle devirdi.Kaşları çatılarak,arkasını dönüp masanın arkasındaki sandalyeye doğru yürüdü.Aqua'nın haklı olduğunu çok iyi biliyordu ama başka seçeneği var mıydı ki?...Onu hep böyle acılar içinde bayılmasını izlemekle mi yetinecekti? Onu böyle görmek istemiyor,boşboş oturup hiç bir şey yapmamak istemiyordu.

"Bize söylemese de önemli değil...arkasındaki gerçeği en kısa zamanda öğreneceğim.Ve o ajanstan çıkarmanın bir yolunu bulucam."Miyoko'nun dikkati,Aqua'nın kararlı ve bir o kadarda keskin sesini duymasıyla dağılarak,kafasını kaldırıp onun korkunç bir şekile mumun ışığına dalmış gözlerine baktı.

.........

Dün geceki konuşmalar tekrar kafasında yankılanırken,ellerini çok sıkmaktan dolayı tırnaklarının derisini acıttığından habersizdi.Yağmurdan oluşan küçük su göletlerinin olduğu yoldan yürümeye devam ediyor,soğuk rüzgar yüzünün üzerindeki saçı hafif sallandırıyordu.Dünden beri Ruby ve kendisi bu olaydan dolayı kendilerinde değillerdi.Her zamanki gibi hayatlarına devam ediyorlar ama bir yarıları kardeşlerinin durumunu düşünüyordu.

"HEEEEY!"Yüksek ve tanıdık bir bağırma sesi arkasından kulaklarına varırken,bıkkınlıkla nefes verip,arkasına bakmadan hızlı adımlarla yürümeye başladı.Ama arkasında koşarak gelen kız,pes etmeye hiç niyetli değildi.

"SANA SESLENİYORUM,DURSANA!!""Arkasından gelen ayak sesleri gitgide daha çok yaklaşırken,o tiz sesi kulaklarını tırmaladı.Artık kızdan kaçamayacağını çok iyi anladığı için hiddetle arkasını dönüp,kaşları çatılmış bir şekilde,kendisine gelen kırmızı kafaya dik dik baktı.

"Ne istiyorsun?!"Karşılaştığı manzarayla bir anlığına hayrete kapılarak,Aqua ona sert bir şekilde sorarken ayağa takılarak yere düştü.Aqua gözünü yerdeki kıza çevirip,gözlerini devirerek iç çekti.Şu anda normal modunda değildi,daha yapması gereken bir sürü şeyi düşünüyor,kafasına oturmayan kayıp parçalardan dolayı kendini gergin hissediyordu.

"Ş-ş-ey...sen iyi misin?"Arima yerden kalkıp,üstündeki tozu silkelerken,merakla ve korkuyla kafasını ona kaldırıp kekeleyerek sorguladı.Aqua soruyu umursamayarak,önüne dönüp ellerini cebine koyup sessizce yürümeye başladı.Arkasından onun bu haline şaşıran Arima gözleri fal taşı gibi açılmış,onun uzaklaşmasını izliyordu.

"Dur,bekle..."Arima ona yetişmek için bir elini uzatmış bir şekilde koşarak,dişlerinin arasından şaşkınlıkla fısıldadı.

"Geç kalıcaz,ne söyliceksen yürüyerek söyleyebilirsin"Aqua yürümeye devam ederken,Kana'ya arkası dönük bir şekilde açıkladı.Kızın eli yanına düşerken,onun bir iki adım arkasına yetişip kısa bir süre sessizlik içinde yürümeye başladı.Aklında onun bu hâli karşısında bir sürü soru belirirken,bir kaşı havaya kalkmıştı.

"Bugün daha da bir garipsin,bir şey mi oldu?"Kana ellerini arkasında birleştirmiş,hafif kafasını yana eğerek,bir kaşı merakla havadayken sorguladı.Aqua durmadan yürümeye devam ederken,sorusuna hiç düşünmeden direkt cevap verdi.

"Hiç bir şey olmadı."Arima bu cevaptan ne kadar tatmin olmasada,bir şey diyemezdi.Doğrulup,gözleri komik bir şekilde çizgi çizgi olmuş,arkada birleştirdiği ellerini bozup,kollarını göğsünde birleştirerek bıkkınlıkla nefes vererek yürümeye devam etti.Tam bir şey diyecekti ki çekimin olduğu,dökük bir yere geldiğini fark edince hızlı bir şekilde dikkati dağılarak,kollarını göğsünden çözüp Aqua'nın yanına gelip yürümesine devam etti.

.......

"Mhm,bu güzel."Çorba kaşığını ağzıma götürüp,tadına baktıktan sonra mutlu bir şekilde çorbaya bakarak fısıldadım.Bir kaç dakika önce,yemekleri yapma kararı almıştım.Zaten Miyoko uyuyor,Ruby ve Aqua'da evde yoktu.Dolaptada dünden kalan hiç yemek kalmamıştı.Bu yüzden bu kararı almış ve şuan telefondan baktığım Miso çorbasını yapmayı deniyordum.

Miyoko'nun yaptığı kadar güzel olmasa da,idare eder işte...

Kaşığı lavabonun içine atarak,musluğu açıp ellerimi yıkadım.Dolabın kapağında olan mutfak havlusuna elimi silip,ocapın altığını kısağa alarak,kapağı üzerine koyup,arkamı tezgaha yaslayıp,cebimden telefonu çıkarıp,çorba pişine kadar zaman geçirmeye başladım.

Bilinmeyen numaradan 3 mesaj?

Şaşkınlıkla gözlerim açılarak,meraklanarak bildirime tıkladım.

"Naber"

"Ben Toshiro,telefonunu Fukuzawa'sandan gizlice aldım"

"İyi olup olmadığını merak ettim,nasılsın?"

Adı okumamla bir an kaşlarım çatılsada sondaki mesajı okuyunca,gözlerim hafif büyüyerek tekrar eski haline dönerken,sondaki mesajda gözüm takılı kalmıştı.Bir anlığına yanaklarımın hafiften pembeleştiğinden habersiz bir şekilde,gülümsedim.Tam mesaj yazacakken,yanaklarımın yandığını hissetmeye başlamıştım.Hızla kafamı iki yana sallayarak,kendime gelmeye çalışarak telefonu kapatıp,cebime koydum.

Ben ne yapıyorum?..

İki elimle yanağıma vurup,kaşlarımı kararlılıkla çatıp gözlerimi kapattım.

Kendine gel Aimi!

Ne kadar kendime gelmemi söylesemde,kalbim buna razı değildi.Normalden daha hızlı atıyor,içimde hiç yaşamadığım bir his dolaşıyordu.Bunun gayet iyi farkındaydım ve neden olduğunu bilmeme rağmen,bunu kabul etmek istemiyordum.İki elimle yüzümü kapatarak,mutfak dolabına yaslanarak diz çöktüm.

Hayır,hayır...b-ben sadece mutluyum,başka bir şey değil.

Yüzümdeki kızarıklık,düşündüğüm şeyden dolayı daha çok kızarırken artık tamamen yanıyordum.Ta ki burnuma hücum eden yemeğin kokusuyla dikkatim dağılarak,gözlerim büyürken aceleyle doğruldum.

Ocakta çorbam vardı!!

Hızla tencerenin kapağını açıp,yüzüme hücum eden dumandan gözümü kapatıp,ocağın altını da kapattım.Yavaşça büyük tahta kaşıkla karıştırırken,kafamı tencereye eğip yemeğin kokusunu akciğerlerime kadar çekerken,güzel kokudan dolayı gururla sırıttım.Kaşıkla piştiğini kontrol etmek için bir kepçe alıp,tekrar çorbaya boşalttım.

Çorba oldu şimdi geriye...

Kafamı tencereden diğer tarafa çevirerek,tezgahın üzerindeki bir sürü bulaşık,kap,malzeme çöpleri,bıçaklar artık mutfakta ne varsa hepsi üzerindeydi.Gördüğüm manzaradan dolayı,gözüm seğirirken daha sadece çorba yaptığımı bile fark etmemiştim.

Yoruldum,geri kalanı Ruby'e yaptırırım.

Üstümdeki önlüğü çözüp,bir kenara fırlatarak oturma odasına doğru yürüdüm.Her zamanki gibi tembelliğim gün yüzüne çıkıyordu,kendi karar verdiğim şeyi bile yapmaya üşeniyordum.Kendimi koltuğa atarak,telefonu cebimde çıkarıp,mesajlar kısmına geri döndüm.

Sadece ayıp olmasın diye teşekkür edicem...

Telefonu tekrar cebimden çıkarırken,kendi kendime bir bahane üretirken mesajlar kısmına girdim.Hızlıca düz bir şekilde teşekkür edip,telefonu kapatıp masanın üzerine koydum.Ara sıra gözüm telefona kaysada,kendimi bu konudan uzaklaştırmaya çalışıyordum.Sırtımı ona dönüp,Gözümü sıkıca kapattım.Dizlerimi göğsüme çekip,kollarımı dolarken,kafamı tavus kuşu gibi gömdüm.

Hayatımda hiç böyle hissetmemiştim yada sadece Ai'nin ölümü yüzünden kendimi engelliyordum.İnsanlar ne derse desin hiç bir şeyi umursamıyor,yaşamı amacımı yitirmiştim.Bir hayal yada bir duygudan kendimi yoksun bırakmış,bunları hep haketmediğimi düşünmüştüm.Düşünsene...animeye ilk geldiğim zamandan beri Ai'yi kurtarmak için çok kararlıydım.Hatta bazen onu kurtardığımda,hayatımız nasıl olacak diye düşünmeden edememiştim...Belki de tek hayalim buydu.Ama o gün...başaramadım.Şimdi soruyorum,bunlar olmuşken ben normal bir şekilde devam edebilir miydim?...

Bu soruyu ben hayır cevaplasam da her zaman,Ai benim için "evet" dedi.

Rüya da olsa,sevdiğini söyledi.

Beni,aynı o zamanki gibi önemsedi.

Böyle olmamı istemedi...

Yine de...onun istediği gibi olabilecek miydim?

Bir idol

+Ek Bölüm+

"BU MUTFAĞIN HALİ NE?!!"Miyoko mutfak kapısında durmuş,gözleri yuvasından fırlayacakmışçasına açık bir şekilde tezgahın üzerindeki bulaşıklara bakarak bağırdı.Ruby Miyoko'nun yanında daha yeni eve gelmişti ve ağzı açık kalmış,şaşkın şaşkın savaş alanına bakıyordu.Aqua tam kapıdan içeri girerken,bağırma sesine karşın mutfağın oraya gelip kendisi de gördüğü manzaradan dolayı bir anlığına şaşırmıştı.O sırada Ruby'e daha mutfağı toparlamasını söyleyemeden uyuya kalan Aimi,bu olanlardan bi haberi yoktu.

"Buraya berbat demek az kalır"Ruby tiksinti içinde fısıldayarak söylerken ardından Aqua'da kendi fikrini söyledi.

"Anlaşılan,burayı böyle yapan Aimi'den başkası değil."Aqua mutfaktan uzaklaşmadan önce Ruby gibi fısıldayarak söyledi.Onların fısıltılarını duyan Miyoko sadece bıkkınlıkla iç çekip,mutfağa doğru yürümeye başladı.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

18. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.