✨Formaliteler✨
"Bu konuda çok sessizsin Aimi,kardeşin kadar istekli değilsin anlaşılan"Teklifin hemen ardından Ruby heyecanla kabul etmiş bir şekilde annesiyle aynı ajansta olabileceği için çok mutlu görünüyordu.Gerçi aynı şey benim için geçerli değildi,sadece sessizce hiç bir şey olmamış gibi davranıyordum.Miyoko bunu fark etmiş olacak ki,sırıtarak dikkatimi çekmeye çalıştı.
TABİKİ DE DEĞİLİM!...
"Düşünceni duyalım"Miyoko konuşmaya devam ederken,elimi sinirle çimdikledim.Güzel bir bahene bulup,bu işten sıvışmam gerekiyordu.Ve bu ikisi ben konuşana kadar beni zorlamakta kararlı görünüyorlar.Artı,Ruby benimle aynı grupta olmak için can atıyorken,güzel ve ikna edici bir şey demem gerekiyor.
"Düşüncemi merak ediyorsanız ben buna hayır diyorum."Aklıma pek mantıklı bir fikir gelmese de,şuan tek fikir bu olduğu için yapmam gerekiyordu.Artık buda işe yaramazsa,kendimi çok kötü bir duruma sokmuş olacaktım.Zaten şuan bana şokla bakıyorlar ve neden böyle dediğimi merak ediyorlardı.Bir iç çekip,koltuğa oturup,yastığı tekrar kucağıma alarak devam ettim.
"Önceden dediğim gibi adamın teklifini geri çevirmiştim ama bana güzel bir anlaşma sununca bunu tekrar düşünmeye karar verdim."Sözlerimi bitirdiğim gibi etrafta kısa sürelik bir sessizlik oluşurken,O sıra Aqua aklındaki süphelerini doğruladı ve artık daha çok meraklanmıştı.
"Anlaşma?"Miyoko fısıltıyla sorgularken,içinde hafif bir endişe belirmeye başlamıştı.Ruby hayal kırıklığı içinde koltukta yanıma otururken,kendimi koltuğa yaslayıp,kucağımdaki yastığı daha çok sıktım.
"Size anlaşmanın ne olduğunu söyleyemem,sadece bu konuda bana güvenmenizi istiyorum."Kafamı kaldırıp,mahcup gözlerle onlara bakarak söyledim.Böyle deyince daha çok şüpheli duruma düşmüş olsamda başka bir fikrim olmadığı için bunu kullanmak zorunda kaldım.Ve Aqua daha çok şüphelenmişe benziyor...
"Sana güvensek de o ajansa güvendiğimi sanma.Bu kadar katılmanı istemesi bile şüphe uyandırıcı..."Miyoko'nun sert ve sinirli sözleri,ağzından çıkan kelimeleri o kadar iyi
doğruluyordu ki bu,Ruby'le benim hafif titrememizi sağladı.
"Bu konuda bende şüpheliyim ama tek yapacağım şey dans edip para kazanmak.Bence o kadar kötü olamaz?"
............
BU CİDDEN ÇOK KÖTÜ!!...ANİMEDE BU KADAR DETAYLI ANLATMAMIŞLARDI AMA!...BU TAMAMEN HAKISIZLIK!
"Hazırlıklı olman için gösteriyorum bunları...yinede strawberry prodüksiyon diğerlerine göre biraz daha gevşek."Elimdeki kağıda bakarken ağzım açık büyük bir şok geçirmiştim.Ruby'de benle aynı kağıda bakıyordu ama onun yüzünde sevinç vardı.Miyoko masada elimdekinin bir kopyası olan kağıda parmağını uzatarak,kayıtsız bir şekilde söyledi.
GEVŞEK?!...
Dediği şeyle hayretle içimden bağırarak,bir kağıda birde Miyoko'ya baktım.Yazıları tekrar gözden geçirip,acaba yanlış okuduğum bir yer varmı diye merak ettim.Fakat o kadar doğru okumuşum ki gerçek tekrar bana acı bir şekilde çarptı...Kağıtta bir sürü prosedür,hatta menajerine sorup danışmadan internette paylaşım yada kendini belli edecek herhangi bir şey bile yapamazsın.Belki bu çok normal bir şey olarak görülüyordur ama ben saçma sapan yorum görünce menajere sormayı falan her şeyi unuturum.Ve tek bu da değil,dışarı çıkacağın zaman nereye gittiğini söylemen gerekiyor.Arkadaşların hakkında ajansın bilgi sahibi olması,neler satın aldığından haberleri olması,internette hangi sitelere girdiğinden haberdar olması,birşey sipariş edeceksen bunu menajerinden istemen gerekli.İdolün dinç olması için 9'da yatakta olması,sağlıklı besinler yemesi,aburcubur yasağı,belirlenen kilonun üzerine çıkma yasağı,yada o kilodan aşağı olma yasağı.Cd'lerde yada gurubun herhangi kozmetik ürünlerinde paranın yarısı ajansa verilmesi,onun dışında klip çekimleri,mekan yerleri falan filan hepsi maaşımızdan kesilmesi...Daha da sayardımda diğer kağıdı okumaya üşendim.
"R-ruby bunları kabul edi-..."Elimdeki kağıda bakarken,bunu gerçekten kabul edip etmeyeceğini merak ettiğim için Ruby'e kafamı çevirdim.Ama daha sorumu tamamlayamadan onun Miyoko'yla konuşması nedeniyle,sözüm acı bir şekilde yarıda kesildi.
"Bu iki sayfa arasına...ne demek istediğini anlamıyorum,öylece damgalıyor muyum yani?"Ruby elindeki kağıdı masaya koymuş,elinde damga aletiyle konuşunca,ağzım açık bir şekilde sırt üstü,kalbime bir ok saplanmış bir şekilde devrildim.
KHAAAAA!...O GERÇEKTEN KABUL EDİYOR!!
"Evet ve bundan sonra strawberry prodüksiyona bağlı bir sanatçısın,eğer sorun yaratırsan mahkemede görüşürüz."Miyoko şeytan gibi gülümseyerek açıklarken,Ruby bundan hafif korkmuşa benzede hiç mutluluğunu bölmüyordu.Odada,tek ben duyduğum şeyden dolayı bir anlığına şaşırmış sonra yastığı karnıma çekmiş,topal bir şekilde ölmüş durumdaydım.Bıkkınlıkla kafamı iyice yastığa gömerek,içimden ağlıyordum.Ve Aqua'nın nerde olduğunu sormayın,o çoktan odadan kaçmıştı...Galiba benim adamla yaptığım anlaşmayı merak ediyordu.
Mahkeme diyor,sorun oluşturmaktan bahsediyor.Bide bunların gevşek olduğunu söylüyor!!!...AĞLAMAK İSTİYORUM!...B-BEN DOKUZDA UYUYAMAAAAM!...BİDE BÜTÜN MAAŞIMI AJANS SÖMÜRECEKSE BEN KAÇ PARA ALIRIM KİM BİLİR?!!..O ADAMLA MAHKEMEDE OLMANIN DÜŞÜNCESİ BİLE KÖTÜ!!...ABURCUBUR YİYEMEYECEKSEM YAŞAMANIN NE ANLAMI VAR?!...KESİN İNTERNETTE TOKSİK BİR ANTİYLE KAVGA ETMEKTEN,O ADAM BENİ MAHKEMEYE ÇIKARTACAK!!!...(zihnimde ağlama sesleri)
"İdol olmak zorunda değilsin..."Birinin kafamı okşaması ve sakin sesini duymamla zihnimde olan ağlama seslerim durdu.Bu yine Miyoko'dan başkası değildi...Ama bu sefer sesi çok farklı geldi kulağıma.Sanki beni anlamaya çalışıyormuş gibi bir anne şefkatiyle söylemişti.Hala başımı okşamaya devam ederken,sessiz kaldım.Sıkıntıyla yastığa daha çok sarılırken,kafam yastığa gömülmüş,hüzünle kimsenin duyamayacağı bir şekilde mırıldandım.
"Söylemesi kolay tabi..."
............
Bir şekilde Miyoko'yu ikna edebildiğim için biraz olsun rahatladım.Şimdi tek yapmamız gereken şuan önümüzde durduğumuz ajansa girmek.Ve o bütün kabul etmek istemediğim ama şuan kabul etmek için burda olduğum prosedürler....
"Hala eminsin..."ikimizde ajansa bakarken,fısıldayarak tekrar sorguladı.Kafamı çevirmeden ajansa bakmaya devam edip sadece hafif bir mırıltı çıkardım.
"Mmh"Miyoko bir cevap alamadığı için hiç memnun gözükmüyordu.Kafasını bana çevirip,kısa bir süreliğini yüzümdeki karanlık ifadeye bakıp iç çekti.O ajansa yürümeye başlarken,gözlerimdeki yıldızlar siyaha bürünmüş,şeytanca sırıttım.
O adamın Ai'le ne ilgisi olduğunu öğrenebileceğim,belki babamız hakkında bir ipucu bile bulabilirim....
İçimden kıskıs gülerken,Miyoko benim arkasından gelmediğimi fark etmiş olacak ki yarım bir şekilde bana dönmüş.Neden sırıttığımı anlamamış bir şekilde bakarken,düşüncelerimden sıyrılmamı sağladı.
"Napıyorsun?"Ses kulaklarıma varmasıyla,Gözlerim irileşerek hızla kendime geldim.Ağzımda bir şeyler geveleyerek yanına gelerek,onun önünden yürüyüp,tamamen konuyu uzatmamasını sağladım.
"Ehe,hadi içeri girelim!!"Ben içeriye girerken,şaşkın şaşkın neden böyle bir tavır sergilediğime bakakaldı.İçinden tuhaflıkta annesiyle yarışacağını düşünerek,komik bir şekilde benim kaybolan siluetime bakıp,arkadan takip etti.
İçeriye girdiğimizde,şaşıracağım bir manzara yoktu.Yani böyle bir sigara bağımlısından,odasının tamamen sigara dumanıyla ve kül tabağında tamamen bitmiş sigaralar olması beklenebilir birşey.Ama Miyoko için aynı şeyi söyliyemicem...İlk defa karşılaşıyor.Oda aynı ichigopro gibi ortamala boyutta,zaten daha fazlasını kimse bekleyemezdi.Çünkü ichigopro bile bir grubu olmadığı halde B-komachi sayesinde bir üne sahip.Bu ajansın bir grubu olsa bile kimse varlığını hatırlamıyor,popüler olmadığından dolayı...
"Ah,Aimi-chan ve..."Adam kapının açılmasıyla elinde sigarayla masasından kalktı.Bizi görünce,yüzünde bir gülümse oluşurken bizi selamlamak için hemen önümüze geldi.Tam beni selamlayıp devam edicektiki gözlerini çevirip Miyoko'yu görünce gözlerini kıstı,sözünü devam ettiremeden durakladı.
"M-Miyoko Saitou,Aimi'nin annesi"Miyoko dumandan dolayı zar zor konuşurken,bana bir anlığına bula bula bu adamı mı buldun der gibi bakış attı.Bakışını umursamayarak,dikkatimi adama çevirip yanımızdaki kapalı pencereyi işaret ettim.
"Camı açabilir miyim?"Sorumu sorduktan sonra içime giren dumandan öksürerek,adama kaşlarımı çatarak baktım.Adam kasvetli bakışımdan,kafasını kaşıyıp hızlı adımlarla cama doğru yürüdü.
"Eh,Burda durmaya alışınca,duman hiç rahatsız etmiyor.Farkında bile değilmişim..."Camı açıp gülerken,Miyoko ve ben sadece gözlerimizi kısmış adama bakıyorduk.Kulağıma gelen Miyoko'nun fısıltılı sesiyle gözlerimi devirerek iç çektim.
"Bu adam hala nasıl yaşıyor?"
"Takashi Fukuzawa,tanıştığımıza memnun oldum Saitou-san"Önümüze gelip,tekrar eski halimize dönerken,adam adını söyleyip elini uzattı.Miyoko elini sıkarken,içindeki tehditkarlığı bir kenara bırakıp,normalmiş gibi davranarak karşılık verdi.
"Bende öyle,Fukuzawa-san"Adam elini çektikten sonra ceketini düzelterek,masanın önünde ikili karşılıklı şık koltukları işaret etti.
"Lütfen,oturun.İstediğiniz herhangi içecek varsa,sohbetimize öyle devam edebiliriz"Sırıtarak sorarken,bir an önce bu sohbetin hızlı bir şekilde bitmesini diledim.Miyoko'da benim gibi bu adama kıllanmışa benziyor,yani yakınında olduğum için hissedebiliyorum korkunç aurasını...Koltuklara oturup,sadece ben su isterken,Miyoko hiç bir şey istemedi.
"Hemen geri geleceğim..."Adam yanımızdan ayrılmadan önce geri geleceğini haber verip hızla uzaklaştı.Adam ortadan kaybolduktan sonra oturduğumuz yer tamamen kasvetli aurayla doldu.Kafamı şuan yanımda oturan kadına çevirmeye o kadar korkuyordum ki,ellerimle titrek bir şekilde dizimi sıktım.
"Hm,şey....burası ichigopro'ya benziyor aslında"Kafamı ona çevirmeden,parmağımla çenemi kaşıyarak,tirek bir sesle konuyu değiştirmeye çalıştım.Bana kasvetli bir şekilde kafasını çevirdiğinde,dediğimden pişman olarak kafamı ondan uzağa çevirdim.
"Yada boşver..."Korkuyla fısıldayıp,ortalığa sessizlik çökmesini sağladım.Kısa bir süre sonra adam bir elinde istediğim pilastik bardakta su getirirken,diğer elinde kağıtlar vardı.Önümüzdeki koltuğa oturduğunda,Miyoko'nun tekrar normal haline dönmesiyle,biraz rahatladım.Fakat bunun için erken davrandığımın farkında değildim.
AHAHAAHAHA...BU BİR ŞAKA OLMALI!!
Kağıtta yazılanları okuduğumda,alnımda soğuk ter oluşurken içimden güldüm.Bir sürü prosedür,kurallar,hak,sözleşmeler,falan filan hepsi birlikte,üstelik altta not olarak eğer bu kağıdın dışarısına çıkılırsa para cezası yada şiddet dışında herhangi bir ceza uygulanabileceği yazıyor.Önceden okuduğum Miyoko'nun verdiği kağıt bunun yanında hiç bir şeymiş...Zindana atılmamış bir mahkum gibi yaşayacağımı apaçık söylüyor kağıt.
"Bunları kabul etmek için yapman gereken tek şey iki kağıt arasına velinin mührüyle senin mührün..."Adamın söyledikleri kulağıma girerken,elim titriyordu.Kağıdı elimde iyice sıkararak,kafamın içinde bu bütün kuralları kabul etmeye çalıştım.
Zorlada olsa,buraya kadar geldim...pes edemem.Kardeşlerime yaşattığım onca şeyden sonra...
Ruby'nin o gün ensemi tutarken,gözlerindeki ıstırabı gözümün önüne geldi.Kalbime iğne batıran o sözleri...
"SENDEN NEFRET EDİYORUM...NEDEN ONU KURTARAMADIN?...BİLDİĞİN HALDE ÖLMESİNE NASIL İZİN VERDİN?!
bilmiyorum...
"ŞUAN YAŞABİLİRDİ,YANIMIZDA OLABİLİRDİ!!"
Yapamadım...
"NEDEN?!"
....b-ben
"BİZE YALAN SÖYLEDİN,ANNEMİZİ SEVDİĞİNİ SÖYLÜYORDUN ONA DEĞER VERDİĞİNİ GÖSTERİYORDUN!"
HAYIR,B-BEN SEVİYORDUM...!!
"YALANCI,SENİNDE DİĞER İNSANLARDAN BİR FARKIN YOK!"
Zihnimde Ruby'nin son sözleri yankılanırken,gözlerim yaşlarla dolmak için yer arıyordu.Elimdeki kağıdı daha çok sıkarken,yine vicdan azabı bütün benliğimi kaplamıştı.Neden onun yerine kendimin ölmediğini içimden sorgulamaya başladım.Bağırıp,kendime lanet okumak istiyordum fakat boynuma dolanan sıcak kolların hissiyle gözlerim şaşkınlıkla açıldı.
"Aimi"Kulağıma tanıdık birinin fısıldamasıyla gözlerim şaşkınlıkla küçülerek titremeye başladı.Ağzım da onunla birlikte titiriyordu,onun burda olduğuna inanmak istercesine dudağımı ısırarak gözlerimden düşen yaşlara engel olmaya çalıştım.
"Burdayım,üzülme tamam mı?"Eliyle kalbimin olduğu yeri işaret ederken,kulağıma o sakin sesiyle fısıldayarak azarlayan bir anne gibi sordu.Elimle gitmemesini istercesine kollarını tutup,doğrularcasına hafif bir ses çıkardım.Gözlerimdeki yaşları artık tutamıyor,yanağımdan düşerek onun kollarına geliyordu.Ai duyduğu sesle gülümseyerek,yavaşça kollarını benden çekerken,boynumdaki sıcaklığın kaybolduğunu hissediyordum.Telaşla onun kolunu tutmaya çalışsam,elimden kayıp gidiyordu,taki bedenimi bir soğukluk ele geçirene kadar...
"GİTME!...BİRDAHA AYNI ŞEYLERİN YAŞANMASINA İZİN VERMİCEM,LÜTFEN KAL!"(O zamanda öyle demiştim,eh bir işe yaramadı. (T_T) Bağırarak arkamı dönüp,tutmaya çalışırken artık ortalığı soğuk kaplamıştı.Aynı o zamanki gibi kucağımda Ai'nin cansız bedenin soğukluğuydu...Dondurucu ve bir o kadar da acı verici.Her yer karanlık,benden başkası kalmamış hiç bir ışık yada ses yok.O oturduğum koltuk yada durduğum oda'dan eser yoktu.Ellerim havadan yavaşça yanıma düşerken,bağırarak yere çöktüm.Eliyle gösterdiği yeri
tutarken,ağlama seslerim yankılanarak bana geri geliyordu.
(Yine ben çizmedim hehehe ✪ ω ✪ )
...............
Nasıl olduğunu bilmiyorum ama bir şekilde bulunduğum yerden ayrılmışım.Şuan uzanmış,üstümde o adamın ve Miyoko'nun endişeli bakışını görüyordum.
Noluyor...?
"Uyanmışa benziyor..."Adam merakla gözleri hafif büyürken,bana bakarak yorum yaptı.Miyoko adamı umursamayarak,elini alnıma koyarken,biraz daha yüzüme doğru eğildi.
"Kendini nasıl hissediyorsun,bir yerin falan ağrıyor mu?"Gözlerimi iki kere kırpıştırıp,neler olduğunu algılamaya çalışıyordum.İkisi hala merakla bakarken,aniden doğrulup ikisinin bir anlığına korkmasına neden oldum.Kafamı bir sağa bir sola çevirip,gerçekten burda olup olmadığımı kontrol ettim
"Oh.."Bütün her şey kafama daha iyi otururken,bir iç çektim.Gözlerimi kısıp,üstümdeki meraklı bakışları umursamayarak,masanın üstünde dağılmış kağıtları aldım.
Her zamanki panik ataklarımdan biri...
"İyi misin?"Miyoko hala şaşkın şaşkın bana bakarken,yanıma oturup,elini sırtıma koyarak endişeyle sordu.Kafamı ona çevirip,ileri geri hafif bir şekilde sallayarak bir gülümse verdim.
"Eğer seni rahatsız ettiyse,vazgeçebilirsin."Miyoko kulağıma fısıldarken,endişeli görünüyordu.Adam önümüzdeki koltuğa tekrar oturmuş,gözlerini kısarak Miyoko'ya bakıyordu.
"Sorun değil,ben iyiyim"Gülümseyerek söylerken ses tonumdan ne kadar kötü olduğum anlaşılıyordu.Ama Miyoko daha fazla üstelemek istemeyerek,biraz uzaklaştı.Kağıtları tekrar masaya koyup,mührü bastıktan sonra elimden kağıtları alıp kendisi de mühürledi.Adam yüzümdeki duygusuz ifadeden biraz korkmuşa benziyordu...
Zaman Atlaması
Eve gidene kadarda sessizdim.Miyoko birkaç kez konuşmaya çalışsada hepsini geçiştirdim.Tek sorduğum soru ne zaman panik atak geçirdiğim olmuştu,onun dışında yolculuk sessiz geçti.Kağıdı elime almamdan birkaç saniye sonra ellerim titremeye ondan sonra daha fazla bu titremenin şiddetlendiğini söyledi.Gerisi zaten bildiğim gibi bayılmış olmam...
Olası tekrar panik atak geçirmemem için eve girdiğimizde ilaçlarımı aldım.Kendimi odaya kilitleyip,bir süre "Best Friend" yazan yastığıma sarılarak,bilincim yerinde değilken yaşadıklarımı düşündüm.Beynimin tamamen boşaldığını hissediyordum,yemek yemek yada telefonumu açıp internette gezinmek falan ilgimi çekmiyordu.Hiç bir şey şuan ilgimi çekmeksizin sadece yastığıma sarılıp huzur bulmaya çalışıyordum.
..........
Hayat her zamanki gibi devam ediyordu.Ruby'le ben artık bir ajans'ta olduğumuz için bölümlerimizi değiştirdik.Bunun için Yoto lisesinin Güzel sanatlar bölümüne girmek için mülakata geldik.Yaşadığım olay gelip geçti,aynı o zamanki gibi olayların hepsi unutuluyor geriye sadece izler kalıyordu...
"Oh,siz dergilerdeki o kızsınız!"Ayakta durmuş,duygusuz bir şekilde masada oturmuş kişilere bakarken,kadın hayretle iki elini masaya koyarak heyecanla ayağa kalkmıştı.
"Adım Hoshino Aimi"Düzeltmek istercesine adımı söyledim.Kadın umursamışa benzemiyordu,sandalyesinden kalkıp,yanıma gelip,yüzümü tuttu.Gözlerime bakarak,kafamı bir sağ bir sola çevirip inceledi.
BİR SORUNU MU VAR?!...
"bunlar gerçek değil mi?...Vay canına,ikiside farklı!!"Kadın hayrete düşmüş bir şekilde bakarken,gözlerimi inceleyerek açıkladı.Dişlerimi gıcırdatıp,,bileğini tutarak yüzümden uzaklaştırdım.
"Oh...çok özür dilerim.Bir anlığına merakıma kapıldım."Kadının bileğindeki sıkı tutuşum,bir anlığına afallamasına neden oldu.Yüzü düşerken hızla önümde eğilip,mahcup bir şekilde özür dileyip tekrar eski yerine gitti.
Mülakatler bitmiş,odadan çıkarken Aqua ve Ruby'nin beni beklediklerini gördüm.Onlara yaklaştığımda Ruby koluma yapışarak,sevinç ve merakla yüzüme baktı.
"Nasıl geçti,Nee-san?"Sadece bir bakış atıp,bıkkınlıkla iç çekerek fısıldadım.
"Berbat..."Söylediğim şeyden sonra Ruby şaşkınlıkla kolumu bırakırken,onların yanından ayrıldım.Aqua beni takip edicekti ama Ruby'nin sorularıyla karşılaşınca sadece arkamdan bakabildi.Ellerimi stresle sıkarken,birkaç gün geçmesine rağmen unutamadığım olayda takılı kalmıştım.
Daha fazla paraya ihtiyacım var,elini sallaya sallaya dolaşmasına izin veremem...Hepsi onun yüzünden,en başta kapıda o bıçaklı adam olmasaydı bunların hiç biri olmıcaktı...Vicdan azabı çekmeyebilirdim,kurtaramadım diye düşünmeme gerek kalmazdı.Mutlu bir aile olarak yaşama imkanımız olabilirdi...O sadece kalbimizde olmayabilirdi...burda,yanımı-...
Düşüncelerime o kadar dalmıştım ki birine çarptığımda şoka girerek,düşüncelerim yarıda kesildi.Yarım bir şekilde arkamı döndüğümde,benim gibi o da yarım bir şekilde bana bakmak için dönmüş benim yaşlarımda bir gençle karşılaştım.
Bir an şaşkınlıkla bana baksada,sonra tam bir şekilde bana dönüp gülümsedi.
"Seni onca zamandan sonra görmek güzel,Hoshino Aimi"
Ha?...Kim bu?