✨Üçüncü Seçenek✨
Kesin sınıfta kalıcam,böyle devam edersem gelecekte bir markette kasiyer olucam, yada bir dükkanda az maaşlı bir eleman olurum...
Bugün matematik sınavına girecektim ve şuan tenefüste huzursuzluk içinde kafamı sıraya gömmüştüm.Uzun zamandır gelecekte ne meslek edineceğimi hiç düşünmemiştim.Ama bundan birkaç gün önce Miyoko öğretmenlerimden sınavlarımın çok düşük olduğunu öğrenip,beni karşısına alarak bana gelecekte ne olmak istediğimi sorunca,biraz afalladım.Dergi işini de ne kadar devam ettirebileceğimi bilmiyordum ve bu beni daha da panikleştiriyordu.Yapmak istediğim şeyler için fazla paraya ihtiyacım vardı,eğer dergi işimi kaybedersem bunun kadar iyi maaşlı bir yer yok...
Öğretmenlerin dediklerini bir türlü anlayamıyorum...Aqua'nın birkaç kez matematikte bana yardım etmesini istedim.Fakat öğretmenden daha karışık anlattığı için bildiklerimide unuttum...
Bıkkınlıkla nefes vererek,sıramdan ayağa kalktım.Matematik defterini ve kitabını alıp kütüphaneye gitmek için sınıftan çıktım.En azından,tenefüs çalana kadar kitaba hızlı bir göz atabilirdim.
Şuan yaptığım şey boşa uğraş olucak.Ama başka seçeneğim var mı ki?...
Hızla merdivenlerden inerken,sıkıntıyla fark etmeden birkaç öğrenciye çarpıyordum.Özür dilemediğim için arkadan bana sinirli sinirli bağıranlar oluyor,bazılarıda bağırmak yerine içlerinden lanet ediyorlardı.Ağzımda bir şeyler geveliyordum ama bunların hiç biri duyulmuyordu.Tam bodrum katına inecektim ki,birinin omzuma dokunmasıyla,bir anlığına taş kesildim.Titreyerek ve korkuyla kafamı arkaya doğru çevirdiğimde takım elbiseli,benden yaşça büyük garip bir adam gülümseyerek bana bakıyordu.
(Resim bana ait değildir)
"Hoshino Aimi,değil mi?"Adımı söylediğinde,şaşkınlıkla gözüm fal taşı gibi açılırken,adam gülümsemeye devam ediyordu.Yanlarımızda geçen birkaç öğrenci bize baktıklarını ve aralarında fısıldadıklarını fark edebiliyordum.Endişeyle,elimdeki kitaba ve deftere daha çok sarıldım.
Bu adamla alakalı içimde kötü bir his var...Neden bilmiyorum ama en iyisi başkasıyla karıştırdığını söyleyip sıv-
"Ah,ne diyorum ben,ona o kadar benziyorsun ki karıştırmam imkansız olurdu."Adam dediği şeyden pişmanlık duyuyormuş gibi söylerken,sanki düşüncelerimi okumuştu.O sırada dediği kelimeyi beynimde tekrarlayıp duruyordum,zihnimde bu kelimeyi açıklamaya çalışıyordum.
"Ona?"...Dergideki benden mi bahsediyor?...Yoksa?!...Hayır,hayır...Saçmalıyorum.Bilmesine imkan yok...Bu adamı daha önce hiç görmedim...Ve sırrımızı kimseye söylemedim.
Alnımda gerginlikle ter oluşurken,düşüncelerimin arasında zilin çalıp,ikimizin de dikkati dağıttı.Elini omzumdan çekerken,tedirginlikle bir iki adım geri çekildim.Bu hareketime yüzü düşerken,gözlerimi kısarak adama sinirli bakış attım.Aramızda gerici ortam oluşurken,öğrenciler bir an bize baksalarda sonra arkadaşlarıyla konuşmaya devam ederek sınıflarına gidiyorlardı.
"Demek selamlaşmak bu kadardı..."Adam ortamdaki sessizliği bozarak,hayal kırıklığı içinde konuştu.Konuşmasına devam etmeden önce bir iç çekerek tekrar gülümsedi...
"Her neyse,konuşmamıza devam etmek için çıkışta sizi bekliyor olacağım "Adam son sözlerini söylerken daha çok gerilmiştim.Hızla arkamı dönüp,sınıfa doğru koşarken,beni izleyip bir yandan el salladığını göremedim.O adam kimdi,neyden bahsediyordu,neden burdaydı gibi bir sürü soru beynimi işgal ederken,şuan bu karmaşa içinde sınava giriyor olacaktım.
Lanet olsun...Şimdi sınavı anca rüyamda geçerim.
Zaman Atlaması
Öğrenciler sınav hakkında birbirleriyle heyecanlı konuşarlarken.O sırada,sınavı çok kötü geçmiş,üstüne kendisini dışarda bekleyen sapık bir adam tarafından huzursuz olan ben,sadece sessizce çantamı toluyordum.Hava o kadar sıcak olmamasına rağmen,tamamen terden ıslanmıştım.
"Aimi!"Bir anda adımı bağıran bir ses duymamla telaşla kafamı kaldırarak sesin sahibine baktım.Öğretmen bana şaşkın şakın bakarken,neden böyle baktığını anlamaya çalıyordum.
"Evladım,kulağında bir sorun mu var? Kaç defa seslenmeme rağmen duymadın"Adam açıklarken,gözlerim şaşkınlıkla açılmıştı.Sınıftaki bütün öğrenciler sessizliğe bürünüp,bana merakla bakarlarken,üstümdeki bütün gözleri hissetmemle,daha çok paniğe kapılmış ve bir yandan da çok fena utanmıştım.Hızla çantamı kapıp,arkamdan öğretmenin sesini duymamazlığa verip koşarak sınıftan uzaklaştım.Dışarı çıkan öğrencilerin arasına girip,okuldan çıktım.Temiz hava ciğerlerimi doldururken,biraz olsun sakinleşmemi sağladı.Etrafa bakınarak,adamın yerini tespit edip,ona görünmeden dergi çekimlerine gidicektim.Ama duyduğum sesle,bu planım tamamen çöp oldu.
"Beni arıyorsan,hemen arkandaki duvarın ordayım."Sesten irkilerek,ona döndüğümde duvara yaslanmış bir şekilde,sigarasını yakmaya çalışıyordu.Ellerim sinirden yumruk olarak ona doğru yürüdüğümde,adam gözünü kapatmış,sigarasını yakıp iki parmağının arasına alarak keyifle içmeye başlamıştı.
"DERDİN NE SENİN,KAHROLASI SAPIK ADAM!"Ona hiddetle dişlerimin arasından sinirimi kusarken,duyduğu şeyle şoka girerek gözlerini açıp bana baktı.Duvara yaslanmayı bırakıp,sakince tekrar sigarasından içerken,dumanı burun derinliklerime kadar geliyordu.
"Sapık adam?...Doğru ya,sana kendimi tanıtmayı unuttum"Elini siyah çeketinin arkasına götürerek,kaliteli basılmış bir kart çıkarıp bana uzatırken,sinirim geçmiş şaşkınlıkla ona bakıyordum.
"Ben STAR ajansının sahibi Takashi Fukuzawa,belki bu ajansı önceden duymuşsundur."Kartı elime alıp merakla bakarken,adam kendini açıkladı.Ortama sessizlik çökerken bi yandan sigarasındaki dumanı havaya üfleyip,bana bakıyordu.
Çok önceden "Ao" adlı gurubu kurmuş ama çok satmadığı için grup hızla dağılmıştı.Galiba bu B-Komachi'nin ünlenmeye başladığı zamanlardı.Bu ajansın hala var olduğunu bilmiyordum doğrusu...
"Eskiden kurduğum gurubu tekrar canlandımak istiyorum...Ve ilk üyesi ve vokalcisi olmanı teklif ediyorum"Adam bana umutla gülümserken,karta bakmaya devam ediyordum.Sözleri bitince tereddüt etmeden kartı geri ona uzattım.
"Bu kartı başka birine verin,teklifinizi reddediyorum"Kartı elimden alırken,şaşkınlıkla bakakalmıştı.Muhtemelen ilk defa teklif sunduğu birinin,bu kadar hızlı reddettiğine şahit oluyordu.Benim bir guruba katılmak yada vokalci falan olmak gibi bir hayalim yok.Önceden de dediğim gibi hayallerim ve bütün sevgimi kalbime gömdüm.Tek amacım bu şerefsiz babamızı öldürene kadar eziyet çekitirip sonra bu evrenden defolup gitmek.Adam dona kalmış bir şekilde onu bırakıp,dergi çekimlerine yetişmek için koşarak gitçektim ama kolumdan tuttuğunda şaşırarak kafamı ona çevirdim.
"Annen gibi olmak istemiyor musun,yada ondan daha fazlası?"Gözlerini kısmış bir şekilde bakarken,bu sefer belki hayatımın en büyük şokunu yaşamıştım.Gözlerim irileşmiş,kafamda onun bunu nasıl bildiğini sorgularken göz bebeklerim titriyordu.
"Ah,ne diyorum ben,ona o kadar benziyorsun ki karıştırmam imkansız olurdu."O zaman bunu söylerken Ai'den bahsediyormuş.AMA NASIL?...BUNU NASIL BİLEBİLİR?...BU ADAMIN ANNEMLE NE BAĞLANTISI VAR?!
"S-s-sen bunu nasıl biliyorsun?"Adam kolumu bırakırken,yavaşça ona döndüm.Sigarasını çoktan yere bırakmış ve üstüne basmıştı.Ondan cevap beklerken,ortama garip bir sessizlik çökmüş.İlk gördüğüm halinden tamamen farklıydı artık...
"Sana her şeyi anlatabilirim,ama teklifimi kabul etmen şartıyla..."Bana dik dik bakarken cevabı alabilmem için şart koştu.Sözlerini duymamla kasvetli bir şekilde ona bakarak kollarımı göğsümde birleştirdim.
Kirli oynuyoruz anlaşılan...
"Neden bu kadar katılmamı istiyorsun,üstelik hiç sahneye çıkmamış birine..."Ona merakla sorarken,sesim sinirden sert çıkmıştı.Yine sessizlik olurken,adam ceketinden bir paket çıkarıp,içinden sigara alırken,onun cevap vermesini bekliyordum.
"Bilmek istiyorsan teklifimi kabul etmen gerekecek..."Sigarayı ağzına koyup,cebinden çakmak çıkarıp yakarken,sinirle kolumu sıkıyordum.Canım acıyordu ama bu adamın ağzının ortasına yumruğumu yapıştıramadığım için daha çok acı çekiyordum.Sigarayı iki parmağına alıp,tekrar içmeye başlarken,etraf yine duman olmuştu.Kafasını bana çevirirken,sigarayı ağzından indirip,kartı tekrar uzattı.
"Sessizliğinden bunu düşüneceğini anlıyorum.Kartı al,kabul edeceğin zaman beni arayarak istediklerini öğrenebilirsin."Sözlerini bitirdikten sonra gözlerimi kısıp bir adama birde karta baktım.İsteksiz bir şekilde kartı alırken,zafer kazanmış bir şekilde sırıttığını fark ettiğimde kart elimde sinirle bükülerek onun elinden aldım.Bana mutlu bir şekilde gülümseyerek,bir elini sallayıp son sözlerini söyledi.
"Tekrar görüşmek üzere,Aimi-chan"Arkasını dönüp giderken,ellerimle kartı iyice sıkarak sinirle onun gidişini izledim.Hala bu adamla alakalı aklımda sorular dönüyor,kendimi arafın ortasında hissediyordum.Etrafta hiç insan kalmamış,rüzgar saçlarımı okşuyordu.Yanımda yapraklar düşerken,gözlerimi kısmış,kartı elimde daha çok buruşturmuş bir şekilde yere bakıyordum.
Napmalıyım?...Onun annemle ne bağlantısı olduğunu öğrenmem gerekiyor.Ama idol olmak istemiyorum,kendimi affedip hiç bir şey olmamış gibi nasıl sahneye çıkabilirim?...
İçimde oluşan kararsızlık,beni strese sokuyordu.Dişlerimle dudağımı ısırıp,sinirle gözlerimi sıktım.Artık dayanamayıp elimdeki kartı sertçe yere atarak sinirle bağırdım.Üstüne basıp ezerken,içimden adama lanet okuyordum.En sonunda,aklıma gelen geç kaldığım çekim,bütün sinirimi ve düşüncelerimi yok etti.
Oh,olamaz...
Gözlerim irileşirken,hızla sırtımda olan çantayı önüme çekip,kitapların arasında telefonu nereye attığımı arıyordum.Bir süre bulamayınca,sinirle yere diz çökerek,hızla kitaplarımı bir kenara fırlatıp,telaşla ortaya çıkan telefonu aldım.
127 CEVAPSIZ ARAMA?!
Ekranı açtığım an bildirimlerde gözüken cevapsız arama sayısı bir an için şok geçirmeme sebep oldu.Şifreyi girdikten hemen sonra ilk işim okuldan dolayı sessize aldığım telefonun sesini açmak oldu.Aramalara girdiğimde gördüğüm şeyle daha çok şaşkınlıkla gözüm açıldı.O sıra yeni bir arama gelmesiyle,şaşkınlığım fazla uzun sürmeden kendime gelerek aramayı cevapladım.
Arayan Miyoko'dan başkası değildi.Ve şuan telaşlı bir şekilde bana bir sürü soru soruyordu.Bitirmesini beklerken,elimle kafamı kaşıyarak bu sorulara nasıl cevap vereceğimi düşünüyordum.
"Şey..Uhm...Üzgünüm,ben iyiyim sadece çekimleri unuttum.Şimdi onlara bugün gelemeyicimi haber vericem."Aklıma başka bir şey gelmediği için hızla telefonu yüzüne kapattım.Şuan aklım karışıktı,onlara neden çekimlere gitmediğimi açıklamakta da emin değildim.Yine de telefon sessizde olduğu için onları endişelendirmişe benziyorum.Hızla ayağa kalkıp,etrafa saçılmış kitaplarımı toplarken,telefonu kulağıma koyup patronu aradım.Telefonu açtığında biraz azar işitsemde,haber vermediğim için üzgün olduğumu söyledikten sonra yumuşadı.Bir dahakine gelmeyeceğim zaman önceden haber vermemi söyleyip,telefonu kapattı.Rahatlayarak bir nefes vererek,kitaplarımı çantama yerleştirdim.
Ucuz yırttım...En iyisi şimdilik kimseye bu konu hakkında bir şey söylememek.Fakat çekimlere neden gitmediğim hakkında bir yalan bulmam gerekecek.
Bıkkınlıkla iç çekip,tam ichigopro ajansına gitçektim ki,bir şeye bastığımı fark ederek ayağımın altına baktım.Yerde mahvolmuş,üstünde Star ajansı yazan kartı gördüm.Gözlerimi kısarak,kartın üzerindeki yazıya bakıyordum.İçimde o adamın tekrar sözleri yankılanırken,dişlerimin arasında tısladım.Çömelip kartı alıp,elimde buruşmuş kartı düzelterek bir süre kartın üzerindeki numarada gözüm gezindi.Tekrar yoluma devam etmeden önce,kartı çantama atarak okulun çıkışına doğru gittim.
Zaman Atlaması
Güneş batarken,gökyüzü turuncumsu renkleriyle,karanlığın çökeceğini haber veriyordu.Ajansa gitmek için bir taksideyken,o sıra gökyüzünün renklerine dalmıştım.Adam bana geldiğimizi haber verinceye kadar ajansın önünde olduğumuzu fark edemedim...
"Hey!...Daha ne kadar arabada kalıcaksın?!"Adamın sert sözüyle kendime gelerek,camdan ajansın tabelasını gördüm.Hızla cüzdandan birkaç yen çıkarıp adama uzattım,başımı öne eğip beklettiğim için özür dileyerek taksiden ayrıldım.Adam özrümü duymamış gibi giderken söylenmelerini duyuyordum.Umursamayarak,hızlı adımlarla ajansa girdim.Kapıyı açtığım an Ruby'nin sevinçli bir hali,Miyoko ve Aqua ise ellerinde bir karta bakıyorlardı.
Ah,anlaşılan Ruby'de teklif almış...
Miyoko kafasını kaldırmış sinirle kapıda bana bakarken,telefonu yüzüne kapadığımdan dolayı beni bir güzel azarlayacaktı.Yavaşça bana doğru yürürken,Aqua ve Ruby onu izliyorlardı.Tam bana yaptıklarımdan dolayı kızacağını sanıp,gözümü kapatıp bir şeyler demesini bekledim.Ama hiç bir şey olmayıp ve duymayınca şaşkınlıkla yavaşça gözlerimi açtım.
"Her şeyi açıklamanı bekliyorum!"Sert bir şekilde söylerken,kollarını göğsünde birleştirmiş,kasvetli bir şekilde bana bakıyordu.Bir iç çekerek kafamı kaşıyarak mahcup bir şekilde başımı öne eğdim.Ruby ve Aqua Miyoko'nun arkasına gelmiş,benim ne diyeceğimi bekliyorlardı.
"Şey...y-yani bugün matematik sınavından sonra uyuya kalmışım.Telefonum sessizde olduğu için aramalarınızı duyamadım...Endişelendirdiğim için çok üzgünüm."Son sözcüğü söylerken,özür dilemek için kendimi eğdim.Daha doğrulamadan,anında Miyoko konuşmaya başlayarak şaşırmamı sağladı.
"Daha güzel bir yalan bulamadın mı?...Sınav hakkında,öğretmenin benle konuştu.Aslında sana söylemek istemiş ama sen sınıftan kaçıp gidince,seni bulamamış.Telefonlara da cevap vermeyince,beni aradı!"Son söz o kadar sert çıktı ki,çok anlam ifade ettiğini anlayabiliyordum.Özellikle şuan tek endişelendiğim bu da değildi,yalan söylediğimi anlamış olmasıydı.Yavaşça titrerken,doğrulup yüz yüze geldik.
"Tek arayan öğretmenin de değildi,patronun da aradı sana ulaşamadığını ve çekime gelmediğini söyledi."Konuşmasını devam ederken,gözlerimi devirip bunların nasıl üstüste geldiğini düşünüyordum.Onların hala merakları bakışları üstümdeyken,acaba bir teklif aldığımı söylesem mi diye kendime sormadan edemedim.
"Nee-san,niye sınıftan kaçtın ki?"Ruby meraklanmışa benzeyerek hafif kafasını yana eğerek sorguladı.Aqua'da bir şeylerden süphelenmiş gibi bana dik dik bakıyordu.Miyoko ilk Ruby'e bakıp sonra bana bakmaya devam etti.Bir süre ortama sessizlik çökerken,sessizliği bozan Miyoko'nun gözünü kapatarak bunalmış bir şekilde nefes vermesi oldu.
"Hepimizi endişelendirdin,eğer bir şey olduysa bunu bize söylemelisin.Başına bir şey geldiğini sandık..."Sesi hüzünlü,bir yandan da endişeli geliyordu.Kendisine şaşırarak bakmamı sağladı.Hafif vicdanımın sızlarken,onların neden bu kadar çok aradıklarını daha iyi anlayabiliyordum.
Bir bencil gibi davranmışım...
Gözlerimi hüzünle kısarak yere baktım.İstemeyerek çantamı sırtımdan öne çekerek,yere diz çöküp,kartı nereye attığımı aramaya başladım.
Sadece daha karar vermeden,onlara bir şey söylemek istememiştim.Ama şuan benim için endişelerini gidermem gerekiyor.
Hepsi şaşkınlıkla bana eğilmiş,merakla ne yaptığıma bakıyorlardı.Kitapları yukarı kaldırıp,altlarında buruşmuş küçük bir kart aradım.Yine bulamayınca,sinirlenerek çantamı havaya kaldırıp aşağa doğru bütün her şeyi yere döktüm.
"Napıyorsun,nee-san?"Ruby yere çömelerek naptığımı anlamaya çalışıyordu.Sessiz kalarak,yere düşen kitapları kenara çekip,kartın ortaya çıkmasını sağladım.Mahvolmuş kağıdı alırken,Miyoko'ya doğru uzattım.Ruby ne olduğunu anlamışçasına gözlerinin parladığını fark ettim.
"SEN DE Mİ TEKLİF ALDIN?!"Aqua ve Miyoko karta bakarken ikisi aynı anda şaşırmışçasına bağırdılar.
"HARİKASIN,NEE-SAN!...HANGİ İDOL GRUBU? DUR,DUR.YOKSA BENLE AYNI İDOL GRUBU MU?!"Ruby karta bakmak için hızla ayağa kalkıp,Miyoko ve Aqua'nın arasına girip bağırarak söyledi.
"Star ajansı mı?"Ruby hayal kırıklığı içinde yüzü düşerken,sadece fısıldayabildi.Miyoko ve Aqua hala karta bakarlarken,sanki düşüncelere dalmış gibi halleri vardı.
"Bu ajansın grubu dağılmıştı.Bir tane daha olduğunu bilmiyordum"Aqua kafasını karttan kaldırmadan,fısıltıyla söylerken,yerdeki kitapları elime alıp masaya koyarak,koltuğa uzandım.
"Bilmemekte haklısın çünkü bu ajansın hiçbir grubu yok."Miyoko gözlerini kısmış bir şekilde stresle karta bakarken ortada bir grup olmadığını söyledi.Bu Aqua ve Ruby'nin şaşkınlıkla gözleri açılarak,merakla bana bakmalarını sağladı.
"Tenefüste adını hatırlamadığım takım elbiseli bir adam yanıma gelip,benle okuldan sonra konuşmak istediğini söyledi..."Miyoko'da merakla arkasını dönerek,hepsi benim yattığım koltuğun oraya doğru geldiler.
"Demek o yüzden çekime gidemedin."Daha devam edemeden Miyoko anlamışçasına sözümü böldü.Umursamayarak,kolumu kaldırıp,elimi yüzümün üzerine koyarak isteksizce konuşmaya devam ettim.
"Dağılmış olduğu grubunu tekrar canlandırmak için beni ilk üyesi ve vokalcisi olarak teklif etti.Aslında reddettim ama..."Kafamı yana eğip,konuşmaya devam etmeden hepsini merakta bırakmıştım.
Eğer bunu söylersem,Aqua'nın işime karışma ihtimali var.Kesinlikle adamla konuşmak için beni kullanacak...Onu bu işten uzak tutmak isterken,benden önce ipucuya gitmesini izin veremem.
"Adam çok inatçı çıktı ve tekrar düşünmem için kartı elime tutuşturdu."Miyoko ve Aqua şaşkınlığa uğramışlardı,muhtemelen içlerinde bir endişe dolaşıyordu.Benim gibi onlarda,adamın neden inatçı olduğunu anlamamışa benziyorlardı.
"Katılacaksın dimi Nee-san?"Ruby ortamdaki gerginliği hevesli sesiyle bozarken,uzandığım yerden kalkıp,onların yüz ifadelerine baktım.Aqua ve Miyoko hiç iyi görünmüyorlardı ama Ruby onların tam tersiydi.Daha bir şey diyemeden sanki cevap vermişim gibi heyecanla yerinde zıpladı.
"İKİMİZİNDE ANNEMİZ GİBİ SAHNEYE ÇIKTIĞINI DÖRT GÖZLE BEKLİYORUUM!"Onun mutlulukla bağırarak ellerini çenesinin altına koymuş,sanki hayallere dalmış gibi halini izlerken.Nasıl hep bu kadar mutlu olduğunu merak etmekten kendimi alamadım.
"Peki,kararın ne?"Miyoko Ruby'e bir bakış atarken,bana doğru yürüyüp dikkatimi kendisine çekti.Aqua kendisini masaya yaslamış,kollarını birleştirmiş hala karta bakarken çok stresli olduğu görünüyordu.
"Şuanlık bilmiyorum"Fısıltıyla,gözlerimi kısıp yere bakarken söyledim.Aqua cevabımı duymuş,kafasını bana çevirerek merakla bakıyordu.Eskiden ona idol olmak istemediğimi,Ai'nin sahne ışığını almak istemediğimi söyledim.Ve şimdiki cevabımın böyle olmasını beklemiyordu.
"Aqua,kartı alabilir miyim?"Her ihtimale karşı kartın Aqua'da durması beni tedirgin ediyordu.Dediğimle şeyle gözleri fal taşı açılırken,kartı vermek yerine masaya yaslanmayı bırakıp,bana doğru yürüdü.
"Bu konuda ciddi misin? İdol olmak istemediğini sanıyordum."Kartı hala elinde tutarken dik dik bana bakıyordu.Eksik noktalar onun gözüne batmış görünüyordu...Ve bunun için ağzımdan laf almaya çalışacağı da apaçık bir gerçek.
"Bilmiyorum"Ayağa kalkıp,tekrar aynı şeyi söyledim çünkü gerçekten napacağımı bilmiyordum.İdol olmak umrumda değil,tek istediğim Ai'nin okulda konuştuğum adamla ne ilgisi olduğunu bilmek.Ama istediğimi almak için de idol olmaya da hazır değilim.Uzun zaman önce kendimi asla affetmiyeceğime yemin ettim,ve şimdi Ai gibi sahneye çıkmak istemiyorum.Onu kurtaramayan biri olarak hakkım yok...
"Kart"Elimi ona doğru uzatıp gitmeden önce ona vermesi gerekeni hatırlattım.Bir an tereddüt etsede,vermesi gerektiğini bildiği için elimin içine koydu.Bir an önce eve gidip,odama çekilmek istiyordum.O yüzden kartı almamla hızla kitaplarımı toparlayarak,çantama koydum.Kapıya doğru ilerlerken,çantamı sırtıma taktım.
"Eve gideceğim,bu konu hakkında karar verdiğimde size söylerim."Yarım bir şekilde onlara döndüğümde,hala düşünceler içinde görünüyorlardı.Ruby heyecanlanarak,kendi çantasını alarak koluma yapıştı.
"Bende senle gelmek istiyorum!"Mutlu bir şekilde yüzüme gülümserken,onu böyle mutlu görmek hoşuma gidiyordu.Ruby'nin idol olup başına aynı şeylerin gelmesini istemesemde,onun hayallerini yıkamazdım.Geçmişini biliyorum,böyle bir şansı varken kaçırmasını istemem.Ama ne olursa olsun onun kılına bile dokunmalarına izin vermicem.Bu sefer o zamanki gibi paniğe gerek yok,her şey arkadan sakin yolla çözebilirim.O zaman imkanım yoktu ama şimdi birçok şeye erişebilirim.Aynı şeylerin bir daha yaşanmasına izin veremem...
"Giderken dondurmada alalım mı,ne dersin?"Ona yalandan gülümserken söyledim,gözleri parlayarak ağzı heyecanla açılmış bir şekilde hızla kafasını salladı.Aqua ve Miyoko gördüğü manzara ile taş kesilmişe benziyorlardı.Bir an onlara bakarak aynı gülümsemeyle el sallayıp,koluma yapışmış Ruby'le kapıdan çıktım.
...............
"Bu çok kötü,bir değil iki oldular."Aqua onlar gittikten sonra kendine gelerek,eliyle yüzünü tutarak kendini masaya yasladı.
"Ruby'i anlayabiliyorum ama Aimi'nin bunu istemediği çok belli.Bana önceden de söyledi,kesinlikle sakladığı bir şeyler var."Aqua düşüncelerine dalarken,Miyoko'da kendini bir yere yaslayarak onu sessizce dinliyordu.Söylediği şeye gözünü devirirken,kendisi de bu konuda Aqua'ya katılıyordu.
"Ruby onu idol seçmelerine habersiz kaydettiğinde,ikimizde bunu istemediğini bildiğimiz için sinirleneceğini düşündük.Ama saçma bir şekilde bunu normel karşıladı.Belkide fikirlerini değiştirmiştir."Miyoko Sessizliğini bozarak,kendi fikrini söyledikten sonra Aqua kafasını ona çevirmeden önce bıkkınlıkla nefes vererek,Miyoko'nun şaşıracağı bir şey söyledi.
"Numara yapıyor,Ruby'le kendisinin seçilemeyeceğini bildiği için bunu umursamadı."Aqua'nın sözlerini duyduktan sonra gözleri fal taşı gibi açılarak,yaslanmayı bıraktı.
"Ha?"Aqua onun şaşkınlığını anlıyordu,çünkü kendisi de o gün buna çok şaşırmıştı.Ama geleceği nasıl bildiğini sorduğunda,söylemedi.Daha doğrusu bunu yapamayacağını açıkladı.O günden beri,onun hakkında bilgiler araştırdı.Geçmişini sordu ama normel bir hayat yaşadığını öğrendiğinde bunun yalan olup olmadığını anlayamadı.
"Geleceği biliyor"Aqua fısıltıyla söylerken,tekrar önüne döndü.Miyoko şaşkınlığa düşerken,yavaşça bir iki adım attı.İlk defa böyle bir şey duyuyordu,aklında bunun doğru olup olmadığını sorgularken en sonunda sadece kendini avutmak için arkasına yaslanıp,hafif kıkırdayarak,bunun doğru olmadığına inandı.
"İyice saçmalamaya başladın.Olmadı,aynı o zamanki gibi gökten gelen bir elçi olduğunu söyle."Aqua gözlerini ona doğru çevirerek ona bir bakış attı.Bir an o ciddi gözlerle karşılınca,az önce söylediği şeyden pişman olmaya başlıyordu.Tekrar önüne bakmaya devam ettiğinde,gözlerini kısarak açıklamaya başladı.
"İnanmaman anlaşılır bir şey.Sonuçta kendiside böyle bir şeyle karşılaşacağını bildiği için Ai'nin öleceğini bize söylemedi."Gözleri hüzünle,kısılıp yere bakıyordu.Miyoko dediği şeyi duymasıyla,dehşete düştü.Aqua konuşmaya devam ederken,o yaslandığı yerden ayrılmış,şaşkın şaşkın ona bakıyordu.
"O yüzden kurtaramadığı için kendisini suçluyor.İdol olmak istememeside bunun nedeni,buna hakkı olmadığını düşünüyor."Sözlerini söyledikten sonra ortamda gerici bir sessizlik oluştu.Aqua o sıra onları nasıl vazgeçireceğini düşünürken,Miyoko bütün duyduklarını anlamaya ve yorumlamaya çalışıyordu.
"S-sen ciddisin..."Miyoko şaşkınlıkla kekelerken,Aqua bir an ona bakıp,yaslandığı yerden kalktı.Cebinden buruşmuş bir kart çıkararak,telefonunu çıkardı.
"İdol olmak istemesinin arkasında kesinlikle bir şey var.Bizim bilmediğimiz bir şey..."Telefondaki sayıları tuşlarken,fısıltıyla söyledi.Miyoko yine şaşkınlık geçirerek,elinde tuttuğu mahvolmuş karta baktı.
"Bir dakka,sen kartı Aimi'ye vermedin mi?"Miyoko ona doğru yürürken,Aqua bir iç çekerek masanın üzerindeki ichigopro ajansın kartlarından birini alarak,elinde buruşturup Miyoko'ya gösterdi.
"Ona kartı veremezdim.Bunlardan birini verdim."Miyoko yaptığı şeyle hayrete düşerek elindeki buruşmuş kartı aldı.
"Çok kötüsün..."Karta bakarken,fısıldayarak söylemesine rağmen Aqua duymuştu ama umursamadı.Sadece o ikisini vazgeçirmesi gerekiyordu,ne olursa olsun engelleyecekti.Bunun için herkes tarafından kötü ilan edilse bile...
"Bu adamla görüşçem,bir anlaşmayla da olsa Aimi'ye ne dediğini bilmem gerekiyor."Miyoko bir şey diyemedi,sadece o kadar duyduğu şeyden sonra stresle koluyla oynadı.Geçmişinde anılar önüne gelirken,Aimi'nin geceleri odasından gelen ağlama sesleri içini sızlattı.Annelerini kaybettiği zaman bundan en çok etkilenen o olmuştu,ara sıra panik ataklar geçirmesi,geceleri ağlaması,kendine zarar vermeye çalışması.Balkondan onu atlarken gördüğü o gün...gözünün önüne gelirken hafif bir titredi.Engel olmasaydı,ne olurdu düşünmek bile istemiyordu.
"G-geleceği bildiğini söylemedin mi? Senin kartları değiştereceğini önceden biliyor olmalı."Miyoko elindeki karta stresle bakarken,kafasını başka yere çevirip,kekeleyerek söyledi.Aqua işte burda takılıp kalıyordu,madem benim kartları değiştireceğini biliyor,neden bunu engellemedi yada aklında bir planla kendisini mi kandırıyordu.Ama şuan bu en son düşüneceği bir şeydi,şuan kendi planını uygulaması gerekiyordu.
"Bunu bende bilmiyorum,belki bilerek kartı almamı istedi."Aqua sıkıntıyla yüzünü tutarken gözlerindeki yıldız siyaha bürünmüş,parlıyordu.Miyoko kafasını kaldırıp,onun ne kadar stresli olduğunu gördü.Kendisini masaya yaslarken,tekrar telefonundaki yazdığı numaraya baktı.
"Her halükarda,ikisinin de idol olmasına izin veremem"Miyoko hala duyduğu onca şeyden sonra tam olarak kendine gelemediği için başka düşünceler içinde bıkkınlıkla kendisini duvara yasladı.
"Bunu Ai olan şey yüzünden yapmak istediğini anlayabiliyorum ve bunun sonuna kadar destekçiyim.Doğrusu Aimi'nin onun öleceğini bilmesi ve dediğine göre kurtarmaya çalıştığını hiç bilmiyordum.Ben bile o zaman bazı şeyleri farklı yapsaydım her şey farklı olabilirdi diye düşünüyorum hala,bizim aksimize bunu önceden bildiği için onun için çok daha zor olmalı."Miyoko kafasını başka yere çevirerek endişeyle söylerken,hala sıkıntıyla koluyla oynuyordu.Etrafa yine sessizlik hakim olurken,kartı cebine koyup,çok geç olduğu için yarın arayacağını aklına not ederek telefonu kapattı.
"Yine de ikiside Ai'ye çok benziyorlar.Ve çok talihsiz bir şekilde ikisininde idol olma konusunda yetenekleri var.Endişelensek de sonuçta eğer gerçekten yapmak istiyorlarsa izin vermeliyiz"Miyoko sessizliğin ardından konuşarak fikrini belirtti.Aqua sessiz bir şekilde gözlerini kapatmış,dediklerini kabullenmemekte ısrar ediyordu.Tekrar aynı şeyleri görmek ve sadece buda değil,eğer bu sektörde başarılı olamazsa bir sürü kötü yorum intihara bile sürükleyebilirdi insanı.Birçok idol bu yüzden intihar etmişliği vardı.Kabullenilmesi zor ve acı verici bir gerçek...
"Hem ayrıca,sen o direktör için farklı farklı işler yapmıyor musun? Dışardan bakınca ikiside aynı şey değil mi?"Miyoko konuşmayı sürdürüken,aklında cevapsız soruları aktardı.Aqua sorduğu soruları umursamıyordu,çünkü şuan planına odaklanmıştı.Gözlerini yavaşça açarak,yaslandığı masadan kurtularak,kapıya yöneldi.
"Kimin haklı yada haksız olduğunu tartışmadan önce,yapmam gereken bir şey var."Kapıyı açıp çıkacakken,Miyoko'nun okul çantasını almış,yanına geldiğinde durakladı.
"Ne yapacağını bilmiyorum ama daha kendisi bir karar vermiş değil.Şuan bu söylediklerin için çok erken..."Çantayı uzatırken söyledi,Aqua çantayı alarak sessiz kaldı.Çantayı sırtına takıp,gözlerini kısmış düşüncelerine dalarak ajanstan çıktı.Miyoko'da onun bu durumuna iç çekti,arkasından ajansın ışıklarını söndürerek,killitleyip çıktı.
Yarın
Dün bildiğin oyuna getirildim...ichigopro kartı olduğunu nasıl anlayamadığımı merak ediyorum.Bu sabahta kartı alamadım,benden önce erkenden okula gitmiş.Tenefüste sınıfına da baktım,orda da yoktu,kütüphaneye de gittim hatta erkekler tuvalatinin önünde bütün tenefüs bekledim.AMA YOK!
Dersin ortasında sinirli düşüncelerimden dolayı kurşun kalem elimde kırılırken,dişlerimi gıcırdatıyordum.Aqua'yı o adamla konuşmasına izin veremezdim,eğer annemizi bildiğini öğrenirse,kendisi bu konuya dahil olucak.Onu uzak tutmak isterken,böyle olmasına izin veremem.Kim bilir o şeytan adam ona ne tür bir anlaşma sunardı...Düşünmek bile midemi bulandırıyor.
Ve en streslisi,daha teklifi kabul edip edemeyeceğim hakkında karar bile veremedim....
Bıkkınlıkla nefes vererek kafamı sıraya koyup camdan dışarı baktım.Derste hoca tahtada bir şeyler yazdığı için muhtemelen beni görmüyordu.Gerçi bunu şuan hiç
umursamıyorum,aklımda miyonlarca düşünce varken bide bunu mu düşünecektim.
Ha?!
Gözlerim bahçede birini görmesiyle büyüyerek şoka girdim.Yine aynı o zamanki adam,duvara yaslanmış sigarasını içiyordu.
NİYE BURDA...?!
Kafamı kaldırarak sinirle adama baktım.Aklımda onun neden burda olduğunu sorguluyordum.İçimde yine bir korku filizlenmeye başlarken,bakışımı camdan ayırmadan ellerimle oynadım.Kısa sürede aklıma akın eden bir fikirle ellerimi hareket ettirmeyi keserek,öğretmene bakarak sırıttım.
Bu fırsatı kullanabilirim...
.............
Okulun merdivenlerinden hızla inerken,öğretmenden lavaboya gitmek için izin istemiştim.O adamla konuşmak için bu zamanı kullanacaktım ve aklımda bir plan vardı.Ama bunun için hiç istemediğim bir şeyi yapmak zorunda kalacaktım ve bu beni bunalıma sokuyordu.
Koridora çıkmadan kafamı iki yana çevirip,etrafta birileri var mı diye kontrol ettim.Fazla zamanım yoktu, o yüzden hızlı hareket etmem gerekiyordu.Hızla okuldan çıkıp,bir öğrencinin yada öğretmenin beni görmemesi için duvarın kenarında yürüyerek,adamın beni rahat görebileceği bir yere geldim.Ama gözü kapalı sigara içtiği için beni fark etmemişti...
Etrafta önüne atıp dikkatini çekecek,bir taş yada ses çıkaracak herhangi bir şey aradım.Islık çalıp,herkesin dikkatini çekmek istemiyordum.Bağıramaz yada yanına gidip camdan birinin beni görmesini sağlayamazdım.Kısa sürede gözüme çarpan boyutu bir el kadar olan taşı alıp,önüne doğru hedefleyip fırlattım.Tam önüne gelen taşın sesiyle,şaşkınlıkla yaslandığı yerden kurtulurken,merakla etrafa bakındı.Beni görünce bir an şaşırsada,kaşlarımı çatmış bir şekilde ona gelmesi için el işaretleri yaptığımı görürken,yanıma gelmeden önce bitmiş sigarasını yere atıp söndürdü.
"Fazla zamanım yok,teklifini kabul edicem ama bütün konuştuğumuz şeyler aramızda kalıcak,kimsenin bilmesini istemiyorum."Yanıma geldiği gibi hızla konuşmaya başladım.Bir an ne olduğunu anlayamayarak şaşkın şaşkın baktı.O sıra Sözlerimi bitirdikten sonra telaşla,kafamı iki yana çevirerek,etrafta öğretmen olup olmadığını kontrol ediyordum. Adam merakla bir kaşını kaldırırken,kafamı çevirdiğim yerlere baktı.
"Tuhafsın...Tenefüste gelmek yerine neden gizli geliyorsun?"Daha bir şey dememi beklemeden,eliyle kafasını kaşıyarak bıkkınlıkla nefes verip,konuşmasına devam etti.
"Hey neyse,umrumda değil.Gençlerin enerjisini anlamak istemiyorum.Teklifi kabul ediyorsan,istediğin gibi olsun."Tavrı için yüzüne yumruk atma dürtüsünü bir kenara koymaya çalışırken,ona dik dik baktım.Tekrar elini siyah ceketinin arkasına sokarken,sigara paketini çıkarıp,bir tane çıkararak ağzına koydu.Arkasını dönüp gitmeden önce gülümseyip el salladı.
"Hafta sonu sözleşmeler için ajansıma gel.Şimdi dersine gitsen iyi olur,öğretmeninin sana kızmasını istemiyorsan tabii..."Cümlesini bitirdikten sonra kahkaha atarak bahçenin çıkışına doğru yürüdü.Kaşlarımı çatmış onun gidişini izlerken,teklifi kabul ettiğim için rahatsızlık duyuyordum.İstemediğim şeyleri zorla yapmak kadar rahatsız edici bir şey yok hayatta...
Bu işten uzak durmalarını istiyorum.Zaten Ai'yi kurtaramayarak yeteri kadar acı çekmelerini sağladım,daha fazlasına gerek yok...
Gökyüzüne kafamı kaldırıp,gözlerimi kapattım.Arkamdan esen rüzgara kendimi bırakarak,sesli bir şekilde nefes verdim.
Yinede ölmesine izin verdikten sonra sahneye çıkmak beni suçlu hissettiriyor...
.....................
Okul çıkışında ilk yaptığım şey dergi işimden isitifa etmek oldu.İdollük yapacaksam,dergi işine gerek yoktu...Rahatıma düşkün biri olarak iki işi yapmaya çalışmakla uğraşmazdım.Aslında elimde olsa,sadece okula gidip gelmek isterdim.Bide bilgisayarımla oynamak sonra bütün gün uyumak yada uyumasam bile yatağımda manga okumak,ek olarak telefonla yorganın altına girerek anime yada herhangi bir dizi izleyebilirim.Neredeyse unutuyordum,o küçük,tatlı,üstünde "Best Friends" yazan sarılma yastığıma da sarılarak bütün gün yatakta kalabilirim.
"Nee-san!"Gözlerimi kapatmış,aklımdaki düşüncelerle koltukta oturmuş Ruby'nin hazırlanmasını bekliyordum.Az daha koltukta uyuya kalıcaktım ki,birinin beni bağırarak sallamasıyla bütün o güzel düşüncelerim yok oluverdi.Ruby hala sallamaya devam ederken,beynimde oluşan bir sarsıntıyla yavaşça gözlerimi açıp bıkkınlıkla kısarak baktım.
Senin ben.........Neyse.
"~Saçımı yapar mısın?"Gözlerimi açtığımı fark etmesiyle bana siyah bir toka uzatarak,masum gözlerle sesini değiştirdi.Gözlerimi tekrar kapatıp,ciğerlerimde ne kadar hava varsa boşaltarak,önüme oturmasını işaret ettim.Gözleri sevinçle parlayıp,hızla koltuğun önündeki yere oturup bacaklarını kendisine çekip,kollarıyla kilitleyerek,koltuğa yaslandı.
"Nee-san,sende teklifi kabul ettin mi?"Bileğime geçirdiğim tokayla,saçlarını toplamaya uğraşırken.Ruby'nin meraklı sesiyle bir anlığına hazırlıksız soru sorduğundan dolayı içimde suçluluk duygusu daha çok kabararak fark etmeden hareket etmeyi bıraktım.Hüzünle gözümü kısarken,Ruby neden durduğumu merak etmişçesine kafasını arkasına doğru çevirdi.
"Noldu nee-san?"Meraklı sesiyle,gözlerime baktığını fark ettiğimde bir an şarşırsamda sonra gülümseyerek hafif başını okşadım.
"Şimdi beni boşver,bugün senin için önemli gün değil mi?"Ruby bir an dediğimle duraklasada sonra heyecanla olduğu yerde kıpırdanarak gözleri parladı.Konuşmaya başladığında ne kadar kararlı olduğu gözlerinden okunabiliyordu.
"Öyle!...Bugün büyük gün,ne olursa olsun idol olup,annemiz gibi olacağım!!"Heyecanla bağırırken,gözlerine bakarak gülümsedim.Ne kadar da Aqua gibi İstemesemde onu desteklemek için yalandan gülümsemek zorunda kaldım.Onun bir hayali var ve o zaten annemize olanları biliyor,engellemek sadece onun hayallerini yıkmaktan başka bir şey yapmıcak.Nasılsa bir kelebek yanan ateşin ışığına aşk besleyerek kendisine zarar vermesine rağmen etrafında dönsede,o kelebek bunu umursamıyor.Onu engellemeye kalkışan insan sadece onun dahada azmini arttırır...O ateşi söndürmen de onun aşkını yok etmicek.Başka yerde tekrar o ateşi bulup etrafında dönecektir.
"Hayalini takip etmeye devam et Ruby...Dediğim gibi ilk hayranın olarak seni desteklemeye devam edicem"Destekleyici bir şekilde başını okşarken,bir şeye büyülenmiş gibi bakıyordu.Neden bir an böyle baktığını anlamasamda,gözlerinde yaşlar birikerek bacağıma sarıldığında bir an afalladım.Boğuk sesi kulağıma ulaştığında hafiften gülümsemeden edemedim.
"T-t-teşekkür ederim"Kafasını tutup kaldırarak,gözünün altında olan yaşları parmağımla sildim.Yüzüne yapışmış saçları çekerek,saçını düzelttim.
"İlk bir saçını toplamayı bitiriyimde,ondan sonra teşekkürünü edersin..."Ruby eliyle gözlerini avuşturup,burnunu çekerken başını salladı.Tekrar önüne dönüp,saçlarını toplamaya devam ederken,ara sıra hızlı hızlı nefesini içine çekmesini duyabiliyordum.
"Şimdi kalkabilirsin..."Çok fazla zaman geçmeden saçını toplamayı bitirdiğimde,haber verdim.Heyecanla hızla yerinden kalkarak,aynanın karşısına geçtiğinde,koltuktan kalkarak onu takip ettim.Kendisine hayranlıkla bakarken,yandan topladığım saçı eline almış,düşüncelere dalmış gibi bir hali vardı.Beni aynada arkasında gördüğünde,sevinçe arkasını dönüp, gülümseyip elini gözünün oraya götürüp barış işareti yaparak,sesini değiştirip soru sordu.
"~Nasıl,gözüküyorum?"Düşünüyomuş gibi yaparak kollarımı göğsümde birleştirdim.Kafamı hafif yana eğerek ona tepeden tırnağa baktım.
"Hmm..."Elimi çenemin altında düşünüyormuş gibi yaparak mırıldandım.Aradığı cevabı bulamayan Ruby endişeyle yüzü düşerken,elini aşağı indirip,merakla ne diyeceğimi bekliyordu.
"Bir dakka..."Gülümsememek için kendimi zar zor tutarken,bir şey bulmuşçasına ona doğru yürüdüm.Şaşkınlıkla bakarken,aynaya dönmesi için onu çevirdim.Daha bir şey diyemeden,kafasının yan tarafında bağladığım saçı ikiye ayırıp biraz sertçe çekip bağırmasını sağladım.
"İntikamımıda aldığıma göre artık hazırsın"Ruby topladığım yeri sıktığımdan dolayı acıyla bağırmaya devam ederken,saçını tutarak etrafında dönüyordu.Ne kadar acıdığını bildiğim için dayanamayıp,onu durdurup,tokasını bollaştırmaya çalışırken,Miyoko ve Aqua'nın bağırma seslerine gelmesi nedeniyle bizi tam bir kargaşa halinde gördüler.
"Burda ne oluyor?"Ruby gözünde yaşlarla Miyoko'ya bakarken,kaşlarına çatmış bir şekilde omzuma vurdu.Hala başını tutarak tokasını çıkarmaya uğraşıyordu...
"TOKAYI SIKTI!!!...ugh..ıts..ACIYOR!"Miyoko ve Aqua komik bir şekilde bize bakarlarken,omzumdaki acıyla Ruby'nin tokayı çıkarmasına engel oluyor,yerde kıvranırken,sabit tutmaya çalışıyordum.
"Bİ YERİNDE DUR!..BUNU BENİ ANİDEN SARSTIĞIN İÇİN YAPTIM!..YİNEDE TOKAYI BOLLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORUM!!"Ruby söylediklerimden dolayı daha çok sinirlenerek karnıma vurdu.Bir an nefessiz kalarak yere düşüp,karnımı tutarak kıvranmaya başladım.O tokayı kendi başına çoktan bollaştırmış,rahat bir nefes alırken,hala inleyerek kafasını tuttu.
"HALA SIZLIYOR!...B-BEN SENİN CANINI ACITMAMIŞTIM ,BUNU NEDEN YAPTIN?!"Ruby yerde kıvranan bana kafasını çevirmiş,ağlayarak bağırdı.Aqua umursamadan içeriye geçerken,Miyoko kollarını göğsünde birleştirerek sadece fısıldadı.
"Şu ikisi..."
Miyoko beni yerden kaldırıp,içeriye sürüklerken.Ruby hala kafasının acıdığından bahsediyordu.İkimizde bir koltuğa oturmuş,yaramazlık yapmış çocuklar gibi Miyoko ve Aqua bize bakıyorlardı.Ama Aqua'nın merak ettiği bizim şuanki halimiz değildi,benim ne karar verdiğimi duymak istiyordu.
"Biraz daha iyiysen,bize kararını söylicek misin?""Aqua kollarını birleştirmiş,merakla bana bakıyordu.Ruby'de kararımı duymadığı için o da merakla,kafasını bana çevirmiş bakıyordu.Gerçi artık tüm dikkatler benim üzerimdeydi...
"Ugh...k-kabul ettim,hafta sonu sözleşmeler için ajansa gitmeliyim"Hala karnımı tutarken,sızlanarak o çok bekledikleri şeyi söyledim.Ruby sevinçe bütün acısını unutmuş bir şekilde koltukta kıpırdanırken.Diğerleri şaşkınlıkla bana bakıyorlardı...
"İkiniz de bu konuda ciddi misiniz?"En çok korktuğum yer yavaşça bana sinsice geleceği için sıkıntıyla kendimi koltuğa yasladım.Miyoko konuşmaya devam ederken,kafamı çevirip koltuğun başına yaslanmış yastığı kucağıma çekip sarıldım.
"
Girmek üzere olduğunuz bu idol dünyası,oldukça zor bir yer biliyorsunuz değil mi?"Sorusunu sormasıyla,kendimi tavus kuşu gibi yastığa gömerek konuşmasını bitirene kadar beklemeye başladım.
"İyi satışlar yapamayabilir ve sonuç olarak kötü düşüncelere kapılabilirsiniz.Maaşı da iyi değil,özel hayatınızda yabancılar tarafından didiklenecek ve idoll-..."Bu söyledikleri aklıma girerken,yastığı sinirle sıkararak boğuk sesimle sözünü kestim.Hepsi şaşkınlıkla bana bakarlarken,kafamı yavaşça yastıktan kaldırdım.
"Söylesene,bu hayatta ne kolay ki?"Sorumdan dolayı,etrafı bir an sessizliğe büründü.Hiç bir zaman idol olmama nedenlerimden biri bunlar olmadı.Ona bakarsan,her iş zor değil miydi?..Bu söyledikleri benim için bir saçmalıktan ibaret olsada,yinede Ruby için endişelendiğim şey bunlardı.Koltuktan kalkarken,karnımın acısı artık tamamen gitmiş,yüzüm karanlığa bürünmüştü.Ben kendi cesaretimi toplayıp,içimde ne kadar suçluluk duygusu birikmiş olsada bunu kabul ettim.Böyle saçma salak sözlerle,kararımdan vazgeçirebileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.Çok uğraştım,amacıma uğraşmak için teklifi kabul etmem gerekliydi.Tamam,zaten böyle şeyler diyeceklerini biliyordum ama o kadar uğraşmalarımdan sonra böyle davranmaları sanki bir hiç uğruna uğraşmışım izlenimi veriyor.
"Doktor olabilecek kadar notlarım güzel mi sanki?...Yada markette kasiyer olarak çalışsam,sarhoş bir adam tarafından bıçaklanmayacağım garanti mi?...Peki,masa başı bir işe başlasam patronun bana söyleyeceği kötü lafların olmayacağına bir garanti var mı?"Sorduğum sorulardan sonra etrafta yine bir sessizlik hakim olurken,Aqua gözlerini kısarak kafasını başka yere çevirdi.Miyoko'da şaşırmışa benziyordu.
"Ruby bunu gerçekten yapmak istiyor,onun hayallerini bu sözlerle yıkıp,ona mutlu güven dolu bir hayat verebilecek misiniz?...Her hayatın zorlukları var ama önemli olan hayalini gerçekleştirebiliyorsan ne olursa olsun yapmaktır."Ruby koltuktan kalkıp,yanımdayken gözlerinde yaşlarla,hemen ardımdan konuşmaya başladı.
Evet,bunu çok istiyorum.Sıkı çalışacağım.Başaracağımı biliyorum,sonunda bende annem gibi olacağım!!!"Ruby heyecanla kafasını kaldırarak eliyle kendisini gösterip,kararlılıkla bağırdı.Miyoko ikimizinde kararlığını görmüş bir şekilde,bir bana bakıp,bide Ruby'e baktı.
"Sözlerinizi anlıyorum.Bu hayatta idol olmasan bile zorlukları olan bir sürü iş var.Sadece bunda gerçekten ciddi olup olmadığınızı bilmek istiyorum."Sözlerini söylerken,kollarını birleştirmiş gözlerini kısarak bize dik dik bakıyordu.Ama bu işte kararlı olan Ruby sinirle kaşlarını çatmış bir şekilde bir adım öne çıktı.
"Evet,öyleyim!"Miyoko bu sefer gözlerini bana çevirdi,benden de aynı şeyleri duymak istercesine dik dik bakmaya başladı.
"Bende aynı"Ruby kadar hevesli söylemesemde,farkında olmadan gözlerimi devirmiştim.Çünkü buna zorunlu olduğum için teklifi kabul etmiştim.Dediğim gibi asla idol olmayı çok arzulamadım.O benim küçükken Ai'yi kurtarabilirsem yapmak için çabalayacağım hayallerden biriydi.O günler benim için çok güzeldi,onun dansı.Hiç bir animede göremeyeceğim o dans...Şimdi hepsi benim yüzümden yok olmuş,bir daha asla göremeyeceğim güzel anılara dönüşmüşlerdi.
"Eğer durum buysa,o teklifleri reddedin."Bir anlık sessizlikten sonra,Miyoko'nun ani sesiyle kalbime bir şey sıkıştığını hissettim.Ne diyeceğini o kadar iyi biliyordum ki,söyleyeceği şey için güzel bir cevap bulmam lazım.
"Ama ben cidd-..."Ruby duyduğu kelimelerden sonra sesi titreyerek,bunda gerçekten ciddi olduğunu söylemeye çalışıyordu.Ama Miyoko'nun sesiyle bölünerek,şaşıracağı ama benim çok iyi bildiğim bir şey söyledi.
"Eğer ciddiyseniz,bizim ajansımıza katılın"Miyoko hem Aqua'nın hemde Ruby'nin bir anlığına dona kalmasına sebep oldu.Buna bir cevap bulamadığım için stresle elimle oynamaya başlamıştım.
"İchigopro,10 yıldan uzun bir süre sonra yeniden bir idol grubu kuracak"
Yüzdük yüzdük kuruğunu geldik,napacam ben şimdi...?