O gece Minel, yastığına başını koyduğunda bile kütüphanedeki sahne gözünün önünden gitmedi. Ares Marcus’un örümceği eline alışındaki sakinlik, onun için neredeyse akıl almazdı.Salticus… neydi ki o? Minel bu ismi hatırlamamak için kendini zorlasa da beynine kazınmıştı.Düşünceler onu istemeden çocukluğuna götürdü.Yedi yaşındayken, yaz tatilinde dedesinin köy evinde kaldığı bir gece… Yatakta uyurken, tavandan sarkan incecik bir iplik ve üzerinde duran kocaman siyah bir gölgeyi fark etmişti. Çığlığı geceyi yırtmış, annesi koşarak gelmişti.Annesi örümceği kovalamış ama Minel’in kalbine o an yerleşen korku, hiç gitmemişti.---Ertesi gün üniversitede, kampüsün ortasındaki bankta kahvesini yudumlarken, uzaktan bir ses duydu:"Minel!"Kafasını kaldırdığında, Ares’in kendisine doğru yürüdüğünü gördü. Sırtında bir sırt çantası, elinde ise şeffaf bir kutu vardı. Kutunun içinde… evet, tahmin ettiği gibi, minik bir örümcek.Minel hemen yerinden kalktı. "Beni bununla korkutacaksan hiç uğraşma."Ares başını iki yana salladı. "Korkutmak için değil. Göstermek için."Kutuyu bankın üzerine koydu. "Bak, bu Brachypelma hamorii. Meksika kırmızı dizli tarantula. Sakin, uysal, saldırgan değil."Minel istemsizce geri adım attı. "Onun uysal olması, benim kalbimin atmamasını sağlamıyor."Ares, gözlerini kısarak onu süzdü. "Korkunu yenmek istiyorsan önce anlaman gerek.""Ben yenmek istemiyorum.""İsteyeceksin," dedi Ares, garip bir özgüvenle.Minel, Ares’in bakışlarında tuhaf bir şey fark etti.Sadece bir böcek meraklısı değildi bu adam. Sanki örümcekler onun kimliğinin bir parçasıydı. Ve Minel, istemese de, bu tuhaf dünyanın içine çekileceğini hissediyordu.
Bölüm 2
Bölüm 2- korkunun kökeni
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.