Kafamı kaldırdığımda 4 kişinin bana baktığını fark ettim. Bunlar:
Çarptığım adamın adı sanırım Ayaz’dı. Öyle seslenmişti içlerinden biri; belki kod adı falandı. Sonra hızlıca bu düşüncemden vazgeçtim.
“Saçmalama, Türk dizisinde değilim.”
Bu adam uzun boylu, geniş omuzlu, kumral ve oldukça sert bakışlara sahipti.
Diğerleri ise; adı Bora olduğunu öğrendiğim adam yine uzun boylu, sarışın ve oldukça konuşkan biriydi.
Alp ise yine uzun boylu ve kumral saçlara sahipti, çenesinde iki gamze vardı ve sanırım grubun en sessizi oydu.
Emir denilen adam ise masmavi gözleri, kalın kaşları ve hafif sakalıyla sürekli bir şeyler düşünüyormuş gibi duruyordu.
Yerde onları incelerken Bora yine söze atladı:
“Daha ne kadar orada durup bize bakacaksın?” dedi.
Bacaklarımın titrediğini hissettim ve:
“Siz kimsiniz? Lütfen bana zarar vermeyin,” dedim ve tekrar bağırdım:
“YARDIM EDİN!”
Hiç beklemediğim bir anda Ayaz denen adam ağzımı kapattı.
“Biraz daha bağırmaya devam edersen olacaklardan ben sorumlu değilim,” dedi.
Korkuyordum ama ilgimi çeken şey o ağır erkek parfümüydü. Nefes kesiciydi…
Ayaz, “Araba nerede?” diye bağırdı, sinirleniyordu. Bu da daha fazla korkmama sebep oldu.
Benim ne işim vardı burada? Niye evime geri dönmek yerine yürüdüm ki?Hayatımı sıkıcı buluyordum… Al sana aksiyon, diye kendime söyleniyordum. Hatta kendime sövmeye başladım.
O sırada yıllarca hayalini kurduğum siyah bir Mercedes gelmişti. Kocamandı ve bu Mercedes-AMG G-Serisi en ünlü modellerden biriydi. Bu arabaya böyle binmeyi hayal etmemiştim ki.
Arka koltuğa oturdum. Yanıma Ayaz oturdu, onun yanına Emir. Şoför koltuğunda Alp vardı, diğer ön koltuğa ise Bora oturmuştu.
Yorulmuştum artık. Kaçma çabalarımın hepsi hüsranla sonuçlanmıştı. Artık sadece dışarıyı izleyerek ecelimi bekliyordum.
Birden Bora bana döndü:
“Adım ne demiştin?” dedi.
Ne kadar korksam da ters bir bakış atarak:
“Adımı söylememiştim,” dedim.
Bunu beklemediği barizdi. Daha sonra Emir söze girdi:
“Efiln Koral, 25 yaşında bir lisede fizik öğretmeni. Yalnız yaşıyor...”
Şaşırmıştım ama diğerleri pek umursamamıştı.
Alp:
“Fizikte sanırım hız konusundasınız.”
Tebessüm ettim.
Ardından Alp:
“Abi neye gidelim?” dedi.
Ayaz ise:
“Sen nereye istersen, canım benim... Tabii eve gideceğiz, salak herif!” diye bağırdı.
Daha da korktum, cama daha çok yaklaştım. O anda beklemediğim bir şekilde bana yaklaştı. Titremeye engel olamıyordum ama hareket etmedim. Hatta birazcık sokulmuş olabilirdim... Ve yorgunluk galip geldi, uyumuştum.
O koku ve sıcaklık...
