İçeriğe geç

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 8 · 3 dk okuma

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 8

Ayça.

Ertesi gün kampüste yürürken her şey hâlâ taze ve heyecanlıydı. Mira’yla el ele tutuşmamıştık ama omuzlarımız ara sıra değiyordu, bakışlarımız birbirine kayıyordu. Lila’dan sonra, annemin mesajından sonra kendimizi biraz daha rahat hissediyorduk. Dedikodu yayılmıştı ama Zeynep’in desteğiyle korkumuz azalmıştı.

Öğle arasında kafeteryaya gittiğimizde Ayça’yı gördük. O da bizim masaya yakın oturuyordu, telefonu elinde, kulaklık takılı. Bizi fark ettiğinde başını kaldırdı. Göz göze geldik. Normalde gülümser, el sallardı. Bu sefer yüzü donuk kaldı.

Mira elimi hafifçe sıktı – “Boş ver” der gibi. Masamıza oturduk, kahvelerimizi söyledik. Ama Ayça kalktı, bizim masaya doğru yürüdü. Kulaklıklarını çıkardı, sesi soğuk ve keskin çıktı.

“Konuşabilir miyiz?” dedi Mira’ya bakarak. Bana hiç bakmadı.

Mira başını salladı. “Tabii.”

Ayça masanın kenarına yaslandı, kollarını kavuşturdu.

“Tebrikler,” dedi, ama sesinde tebrik yoktu. “Herkes sizin ‘mutlu çift’ olduğunuzu konuşuyor. Zeynep annesine anlatmış, o da bana söyledi. Çok hızlı olmuş değil mi?”

Mira kaşlarını kaldırdı. “Hızlı mı? Ne demek istiyorsun?”

Ayça güldü – kısa, alaycı bir gülüş.

“Ne demek mi? Dün geceye kadar arkadaşmışsınız. Bir anda el ele, öpüşme, Lila’da dans… Herkes biliyor artık. Ve ben de biliyorum.”

Sesini alçalttı ama kelimeleri keskinleşti.

“Seninle yıllardır aynı ortamdaydım Mira. Şakalaşırdık, göz kırpardık. Sen de biliyordun benim sana ilgimi. Ama sen gittin, bir anda bu kızla oldun. Ve şimdi herkes ‘vay be ne tatlılar’ diyor. Ben ise aptal gibi kalıyorum.”

Mira derin bir nefes aldı.

“Ayça… ben seni arkadaş olarak seviyorum. Ama hislerim senin için farklıydı. Bunu sana daha önce söylemeliydim belki ama—”

Ayça sözünü kesti.

“Söylemene gerek yoktu. Zaten belliydi. Ama bu kadar çabuk unutman… acı veriyor.”

Bana döndü – ilk kez doğrudan bana baktı. Gözleri kızarmıştı ama öfkeliydi.

“Sen de tebrikler. İyi kapmışsın.”

O cümle içimi sıktı. Bir şey söylemek istedim ama kelimeler boğazıma düğümlendi. Mira elimi daha sıkı tuttu.

Ayça telefonunu çıkardı, birkaç dokunuş yaptı. Sonra bize gösterdi – ekranında sosyal medya profili açıktı.

“Sizi engelledim,” dedi sakin ama sert. “Herkesten. Hikayelerinizden, paylaşımlarınızdan, mesajlardan. Görmek istemiyorum. Mutlu çift pozlarınızı, el ele fotoğraflarınızı… Hiçbirini.”

Mira’nın yüzü soldu.

“Ayça… buna gerek yoktu.”

“Gerek vardı,” dedi Ayça. “Kendimi korumak için. Siz devam edin hayatınıza. Ben de devam ederim. Ama yollarımız burada biter.”

Telefonunu cebine koydu, kulaklıklarını taktı ve arkasını dönüp gitti. Masamızın yanından geçerken omzunu hafifçe çarptı – kasıtlı mıydı bilinmez ama hissettik.

Sessizlik çöktü. Kahvelerimiz soğumuştu. Mira elimi bıraktı, başını ellerinin arasına aldı.

“Bu… benim yüzümden,” dedi fısıltıyla.

“Hayır,” dedim hemen. “Senin yüzünden değil. Kimse kimseyi zorla sevemez. Ayça’nın hisleri gerçek ama… bizi suçlayamaz.”

Mira başını kaldırdı, gözleri nemliydi.

“Ama onu incittik. Ve şimdi arkadaşımızı kaybettik.”

Elimi uzattım, onun elini tuttum.

“Belki zamanla yumuşar. Ama şu an… acı çekiyor. Biz de üzgünüz. Bu normal.”

Mira başını salladı, elimi sıktı.

“Eve gidelim mi? Konuşmak istemiyorum şu an.”

“Gidelim.”

Eve dönerken sessizce yürüdük. El ele değildik bu sefer – sadece yan yana. Kapıyı kapattığımızda Mira koltuğa çöktü. Ben yanına oturdum, kolumu omzuna attım. Başını omzuma yasladı.

“Üzgünüm,” dedi.

“Üzülme,” dedim. “Biz birbirimizi seçtik. Ve bu doğru olan şey.”

Mira başını kaldırdı, bana baktı. Gözlerimiz buluştu. O an hiçbir şey söylemeden sarıldık – uzun, sıkı bir sarılma. Başımı saçlarına gömdüm, o da sırtımı okşadı.

Bir süre öyle kaldık. Konuşmadık. Sadece sarıldık. O sarılma her şeyden daha anlamlıydı.

Akşam olduğunda Mira biraz toparlandı.

“Yarın kampüste yürürken… el ele tutuşalım mı?” diye sordu. “Saklanmayalım. Ayça ne derse desin.”

Gülümsedim.

“Tutuşalım.”

Mira hafifçe gülümsedi.

“İyi geceler.”

Kapıda durdu, bana döndü. Alnımdan öptü – yumuşak, destek dolu.

“İyi geceler,” dedim.

O gece uyurken içimde karışık duygular vardı. Üzüntü, öfke, huzur… Ama en çok Mira’nın yanımda olması vardı.

Ve bu bana yetiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.