İçeriğe geç

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 2 · 3 dk okuma

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 2

Sabahın Hafifliği ve Ağır Sessizliği.

Güneş perdelerin arasından sızdığında başım zonkluyordu. Ağzım kurumuş, boğazım yanmıştı. Yatakta doğrulmaya çalıştım ama her hareket mide bulantısı getirdi. Dün geceyi hatırlamak için fazla çaba harcamama gerek yoktu; görüntüler zaten zihnimin önündeydi. Koridor, kahkahalar, yere kapaklanışımız… ve banyo. O sıcak su, buhar, Mira’nın gözlerindeki bakış. O bakış ki, sarhoşken bile içimi titreten bir şey vardı.

Telefonumu yastığın altından çıkardım. Ekranı açtığımda saat 11:17’yi gösteriyordu. Ve Mira’dan gelen mesajlar:

Mira (09:42): Uyandın mı?

Mira (10:05): Başın nasıl? Benimki fena değil ama susuzluk öldürüyor.

Mira (10:48): Eğer uyanırsan kahve yapayım mı? Ya da sen gel, ben yapayım.

Son mesajın altında üç nokta vardı, sanki devamını yazmış da silmiş gibi. Kalbim hızlandı. Parmaklarım klavyede gezindi ama ne yazacağımı bilemedim. “Günaydın” mı diyecektim? “Dün gece neydi o?” mu? Yoksa hiçbir şey olmamış gibi mi davranacaktım?

Sonunda kısa tuttum:

Ben (11:20): Uyandım. Başım patlıyor. Sen nasılsın?

Cevap neredeyse anında geldi.

Mira (11:21): Ben de aynı. Duş sonrası su içtim ama yetmedi.

Mira (11:21): Dün gece… eğlenceliydi değil mi? 😅

Gülücük emojiye baktım. O emoji her şeyi yumuşatmaya çalışıyordu ama benim içimde hâlâ o sessizlik vardı. Duşta birbirimize o kadar yakındık ki… Ama hiçbir şey olmamıştı. Gerçekten hiçbir şey. Yine de o anın ağırlığı hâlâ üzerimdeydi.

Ben (11:23): Evet, çok eğlenceliydi. Kahve fikri iyi geliyor.

Mira (11:24): 10 dakikaya mutfaktayım. Sen de gel.

Telefonu kapattım, derin bir nefes aldım. Aynaya baktım; saçlarım darmadağın, gözlerim şiş. “Sakin ol,” dedim kendime. “Sadece arkadaşsınız. Sarhoş bir geceydi.”

Mutfakta Mira çoktan kahve makinesini çalıştırmıştı. Üzerinde bol bir tişört ve şort vardı, saçları dağınık topuz yapılmıştı. Beni görünce gülümsedi ama o gülümseme biraz zorlama gibiydi. Gözlerimiz kesiştiğinde ikimiz de aynı anda bakışlarımızı kaçırdık.

“Günaydın,” dedi, fincanı uzatırken.

“Günaydın,” dedim, fincanı alırken parmaklarımız hafifçe değdi. O değme bile içimi titretti. Kahveyi yudumladım, sıcaklığı boğazıma iyi geldi.

Bir süre sessizce oturduk. Sadece kahve makinesinin tıkırtısı ve dışarıdan gelen kuş sesleri vardı. Mira fincanıyla oynuyordu, ben pencereye bakıyordum.

Sonunda Mira konuştu, sesi alçak:

“Dün gece… banyoda… garip bir andı değil mi?”

Yutkundum. “Evet. Biraz… yoğun.”

“Yoğun mu?” diye güldü hafifçe, ama gülüşü gergindi. “Ben de öyle diyecektim. Sarhoşluk işte… her şeyi abartıyor.”

“Abartıyor mu?” diye sordum, gözlerimi ona çevirdim.

Mira bir an durdu. “Bilmiyorum. Belki abartmıyordu da.”

O cümle havada asılı kaldı. İkimiz de bir şey söylemek istedik ama sustuk. Utangaçlık boğazımızı düğümlüyordu. Normalde saatlerce konuşurduk, şimdi ise kelimeler zor çıkıyordu.

“Başka bir şey içmek ister misin?” diye sordu Mira, konuyu değiştirmek için.

“Su alayım,” dedim. Ayağa kalktım, lavaboya gittim. Su doldururken arkamdan Mira’nın bakışını hissettim. Dönüp baktığımda gözlerini kaçırdı.

“Bugün kampüse inecek miyiz?” diye sordum, masaya geri dönerken.

“Bilmiyorum,” dedi. “Dersim yok. Senin?”

“Benim de yok. Belki evde takılırız.”

“Olur,” dedi Mira, ama sesinde bir tereddüt vardı. “Yani… istersen.”

Yine sessizlik. Kahveler bitti, fincanlar boşaldı. Mira ayağa kalktı. “Ben odama gidiyorum biraz uzanayım. Sen de dinlen istersen.”

“Tamam,” dedim. Ama o giderken arkasından baktım. Kapıya vardığında durdu, bana döndü.

“Akşam film izleyelim mi?” diye sordu.

Gülümsedim, hafifçe. “İzleriz.”

Kapı kapandı. Odama döndüm, yatağa uzandım. Telefonuma baktım, mesaj yoktu. Ama içimde garip bir heyecan vardı. Dün gece hiçbir şey olmamıştı ama bugün her şey biraz farklı hissediliyordu.

Öğleden sonra mesaj geldi:

Mira (15:47): Film için ne düşünüyorsun? Komedi mi, yoksa başka bir şey mi?

Ben (15:49): Komedi olsun, hafif olsun.

Mira (15:50): Tamam. Akşam 8’de salonda?

Ben (15:51): Tamam.

Akşam 8’de salona gittiğimde Mira çoktan koltuğa yerleşmişti. Battaniye açılmış, patlamış mısır hazırdı. Yanına oturdum – eskisi gibi yakın, ama bu sefer aramızdaki mesafe sanki elektrik yüklüydü.

Film başladı. Ama ikimiz de izlemiyorduk. Göz ucuyla birbirimize bakıyorduk. Mira battaniyeyi üzerimize çekti. Elimiz battaniyenin altında birbirine değdi. Parmaklarımız istemsizce iç içe geçti. İkimiz de bir şey demedik.

Film yarısına geldiğinde Mira fısıldadı:

“Rahatsız mısın?”

“Hayır,” dedim. “Sen?”

“Hayır.”

Elimizi bırakmadık. Film bittiğinde ışıklar yandı. Birbirimize baktık. Yine o utangaç gülümseme.

“İyi geceler,” dedi Mira, kalkarken.

“İyi geceler,” dedim.

Ama odama giderken kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Bu utangaçlık… hoşuma gidiyordu. Ve biliyordum ki, Mira’nın da hoşuna gidiyordu.

Yarın ne olacaktı? Bilmiyordum. Ama beklemek güzeldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.