İçeriğe geç

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 1 · 3 dk okuma

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 1

Buhar.

Parti çoktan kontrolden çıkmıştı. Müzik evin duvarlarını titretiyor, ışıklar kırmızı ve mor renklere boyuyordu her şeyi. Kahkahalar, çığlıklar, bardak çarpışmaları… Herkes sarhoştu, biz de dahil.

Mira ve ben koridorda yalpalayarak ilerliyorduk. Ellerimiz birbirine dolanmıştı – düşmemek için, ama belki biraz da başka bir sebepten. Sarhoşluğun getirdiği o hafiflik içimizi kaplamıştı; her adım biraz eğlenceli, her kahkaha biraz daha yüksek çıkıyordu. Mira’nın sarı saçları dağılmış, birkaç tutam yüzüne yapışmıştı. Gözleri parlıyordu, alkolün verdiği o ışıltıyla. Gülüşü… Tanrım, o gülüş bütün yorgunluğumu bir anda alıp götürüyordu.

Ayağım bir şeye takıldı – muhtemelen yere düşmüş bir plastik bardak. Dengemi kaybettim, Mira da bana çarptı. İkimiz birden yere kapaklandık. Sertçe değil, ama yeterince komik bir şekilde. Yerde sırtüstü yatarken birbirimize baktık ve aynı anda kahkahaya boğulduk.

“Sen hep böyle miyiz ya?” diye mırıldandı Mira, gözlerini kısarak. Yüzü benimkine çok yakındı; nefesi alkol ve naneli sakız kokuyordu.

“Her zaman,” dedim gülümseyerek. Kalbim hızla çarpıyordu ama bunu sarhoşluğa verdim. En azından kendime öyle söyledim.

Bir süre yerde kaldık, gülmekten karnımıza ağrılar girdi. Sonra Mira doğruldu, elini uzattı. “Hadi kalk, yoksa burada uyuyacağız.” Elimi tuttu, beni ayağa kaldırdı. Parmaklarımız birbirine kenetlendiğinde hafif bir elektrik geçti içimden. Sarhoşluk işte, diye düşündüm yine.

Koridorun sonunda banyo kapısı göründü. Mira birden durdu, bana döndü. Gözlerini kısarak sırıttı. “Hadi duş alalım. Yoksa bu halimizle yatağa düşeriz, kokarız da.”

Sesi ciddiydi ama eğlenceli bir tonu vardı. Gülerek başımı salladım. Gerçekten de üstümüz başımız içki, ter ve sigara kokuyordu. “Tamam, ama sen önce gir,” dedim şakayla.

“Beraber gireriz,” dedi Mira, anahtarı kapıya sokarken. “Yoksa sen düşersin yine.”

Kapıyı açtık. İçeride sıcak su sesi yoktu henüz ama banyo küçüktü, ayna buğulu, yerler ıslaktı. Mira duşu açtı – su önce soğuk geldi, ikimiz de geri sıçradık, sonra sıcaklaştı. Buhar yavaş yavaş yükselmeye başladı.

Mira üstünü çıkarmaya başladı – tişörtünü başından sıyırdı, altında sade bir spor sütyen vardı. Ben de montumu, tişörtümü çıkardım. Utangaçlık yoktu; sarhoşluk her şeyi normalleştiriyordu. Ama bakışlarımız birbirine değdiğinde bir an duraksadık. Mira’nın gözlerinde bir şey vardı – şaşkınlık mı, merak mı, yoksa başka bir şey mi? Bilemedim.

Su artık iyice ısınmıştı. Mira duşa girdi, başını geriye attı, su saçlarından aşağı aktı. “Gel,” dedi gülerek. “Su harika.”

Ben de girdim. Aramızda yarım metre mesafe vardı. Su yüzümüze çarpıyordu, saçlarımız ıslanıyordu. Kahkahalarımız yeniden başladı – saçlarımızı savurduk, birbirimize su sıçrattık, çocuk gibi eğlendik.

Ama sonra kahkahalar yavaşladı. Sessizlik çöktü, sadece su sesi ve nefeslerimiz kaldı. Mira bana döndü. Saçları yüzüne yapışmıştı, su damlaları kirpiklerinden süzülüyordu. Göz göze geldik. O an her şey yavaşladı.

“Senin bu hallerin çok tatlı ya,” dedi Mira, sesi alçak. Alaycı değildi bu sefer, samimiydi.

“Sen de hiç geri kalmıyorsun,” dedim, gülümsememi tutamadan.

Bir adım attı. Mesafe kapandı. Elleri omuzlarıma değdi – hafifçe, destek gibi. Kalbim hızlandı. Dudaklarımız birbirine çok yakındı. Bir saniye… iki saniye… Nefeslerimiz karıştı. Ama hiçbir şey olmadı. Sadece baktık. Gözlerinde bir beklenti vardı, benimkilerde de aynı şey.

Sonra Mira güldü – hafif, utangaç bir kahkaha. “Sarhoşuz biz,” dedi, sanki bunu hatırlatmak ister gibi.

“Evet,” dedim. “Çok sarhoşuz.”

Ama ikimiz de biliyorduk ki sarhoşluk her şeyi açıklamıyordu. Bir şey başlamıştı, ama henüz adı yoktu.

Su hâlâ akıyordu. Birbirimize yaslandık – yorgunluktan, sıcaklıktan, belki de başka bir şeyden. Ellerimiz birbirine değiyordu, ama daha ötesi yoktu. Henüz yoktu.

Duşu kapattık. Havlulara sarındık. Odanın kapısını açtığımızda soğuk hava yüzümüze çarptı. Mira bana baktı, gülümsedi.

“İyi geceler,” dedi.

“İyi geceler,” dedim.

Ama ikimiz de biliyorduk: Bu gece hiçbir şey bitmemişti. Tam tersine, yeni başlıyordu.

Odamıza ayrı ayrı girdik. Ama ben yatağa uzandığımda aklım hâlâ banyodaydı. O bakış, o dokunuş, o sessizlik…

Uyumadan önce telefonuma baktım. Mira’dan mesaj gelmişti:

“Uyudun mu?”

Cevap yazdım: “Henüz değil. Sen?”

“Ben de. İyi ki geldin bu gece.”

Gülümsedim. Telefonu göğsüme bastırdım.

Evet, iyi ki gelmiştim.

Bölüm sonu

2 yorum