İçeriğe geç

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 11 · 2 dk okuma

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 11

Ezdirme

Ertesi gün kampüste yürürken içimde biriken öfke artık taşacak gibiydi. Mira yanımda, elimi tutuyordu ama ben farkında bile değildim. Ayça’nın son hikayesi, grup mesajındaki sözleri, “o kız” diye aşağılaması… Gece boyunca uyuyamamıştım. Her seferinde aynı cümleler dönüp duruyordu kafamda: “Mutlu olman umarım kısa sürer.” “Sahte şeyler uzun sürmez.”

Kafeteryaya girdiğimizde Ayça’yı gördüm. O da bizi gördü. Göz göze geldik. Normalde başımı çevirirdim, susardım. Ama bu sefer durdum. Mira elimi sıktı, “Gel geçelim” der gibi baktı ama ben yerimden kıpırdamadım.

Ayça masasından kalktı, bize doğru yürüdü. Yüzünde o soğuk, alaycı ifade vardı yine.

“Günaydın,” dedi, sesi yapmacık tatlı. “Mutlu çift yine el ele mi?”

Mira bir adım öne çıktı, sesi sakin ama sert:

“Ayça, yeter artık. Hikayelerin, mesajların… Bıktık.”

Ayça güldü – kısa, keskin bir gülüş.

“Bıktınız mı? Ben de bıktım sizin sahte aşkınızdan. Sen yıllarca bana göz kırptın Mira, sonra birden bu kıza geçtin. O da senin gibi sahte. Mutluluk numarası yapıyor.”

O cümle bardağı taşıran son damla oldu.

İçimde bir şey koptu. Elimi Mira’nın elinden çektim, Ayça’nın karşısına dikildim. Sesim titriyordu ama yüksek çıkıyordu.

“Yeter Ayça! Yeter artık!”

Kafeteryadaki herkes bize döndü. Müzik bile kısılmış gibiydi. Ayça kaşlarını kaldırdı, şaşırdı ama geri adım atmadı.

“Ne var?” dedi alaycı. “Doğruyu mu söylüyorum?”

“Hayır,” dedim, sesim yükselerek. “Sen doğruyu söylemiyorsun. Sen kıskanıyorsun. Mira’yı istiyordun, olmadı. Şimdi bizi aşağılıyorsun, mutluluğumuzu lanetliyorsun. ‘Sahte aşk’ diyorsun? Senin hislerin sahte değil miydi? Yıllarca şaka gibi davranıp, şimdi birden ‘kırıldım’ diye ağlıyorsun? Eğer gerçekten arkadaş olsaydın, bizi tebrik ederdin. Mutlu olmamızı isterdin. Ama sen yapmadın. Sen bizi yok saydın, engelledin, hikayelerde aşağıladın, grupta lanetledin.”

Ayça’nın yüzü kızardı. Gözleri doldu ama ağlamadı.

“Sen kimsin ki bana ahlak dersi veriyorsun?” dedi sesi titreyerek. “Sen yeni geldin, birden Mira’nın yanına yapıştın. Ben yıllardır buradaydım.”

“Evet,” dedim, sesim artık sakinleşmişti ama öfkem bitmemişti. “Sen yıllardır buradaydın. Ama arkadaşlık yapmadın. Sadece sahip olmak istedin. Mira’yı bir eşya gibi gördün. Olmayınca da kırdın, dağıttın. Şimdi de bizi suçluyorsun. Ama suçlu sensin Ayça. Kendi hislerini yönetemeyen sensin. Biz sadece birbirimizi seviyoruz. Bu kadar basit.”

Sessizlik çöktü. Kafeteryadaki herkes bizi izliyordu. Zeynep köşede durmuş, ağzı açık bakıyordu.

Ayça bir şey söylemek istedi ama kelimeler çıkmadı. Gözleri doldu, dönüp gitti. Masasına oturmadı bile, kapıya doğru yürüdü. Kapıyı sertçe çekip çıktı.

Mira elimi tuttu, sıktı. Gözleri nemliydi ama gülümsüyordu.

“İrem…” dedi fısıltıyla. “Teşekkür ederim.”

Başımı salladım, gözyaşlarımı silerken.

“Dayanamadım. O kadar ileri gitti ki… seni incitmesine izin veremedim.”

Zeynep yanımıza geldi, kolunu omzuma attı.

“Kızım… sen patladın resmen. Ama haklıydın. Ayça çok ileri gitti. Grup sohbetinde de kimse cevap vermedi. Herkes senin tarafında.”

Mira bana sarıldı – sıkıca, herkesin önünde. Başımı omzuna yasladım.

“Senin yanındayım,” dedi. “Her zaman.”

O gün eve döndüğümüzde sessizce koltuğa oturduk. Mira elimi tuttu, parmaklarını benimkilerle iç içe geçirdi.

“Bugün… güçlüydün,” dedi.

“Senin için,” dedim. “Seni incitmelerine izin veremem.”

Mira öne eğildi, alnımdan öptü. Sonra dudaklarıma değdi – yumuşak, teşekkür dolu bir öpücük.

Sarılıp kaldık. Konuşmadık. Sadece birbirimize yaslandık.

Ayça’nın sözleri hâlâ aklımdaydı ama artık korkutmuyordu. Çünkü Mira yanımdaydı. Ve ben de onun yanındaydım.

Bu bizi daha da güçlendirmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.