İçeriğe geç

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 10 · 3 dk okuma

𝘋𝘢𝘭𝘨𝘪𝘯 | wlw

Bölüm 10

Sınırı aşan

Ertesi sabah Mira’yla mutfakta kahvaltı ederken telefonlarımız neredeyse aynı anda titredi. Zeynep’ten gelen mesajdı. Ekran görüntüsü atmıştı – bu sefer Ayça’nın Instagram hikayesi.

Zeynep: Kızlar bunu gördünüz mü? Ayça hikayesine koymuş, 5 dakika önce. Silmeden önce ekran görüntüsü aldım.

Hikayede Ayça’nın yazdığı metin büyük, kırmızı harflerleydi:

“Arkadaş diye güvendiğin insanlar en büyük yalanı yüzüne vuruyor. Yıllarca aynı masada oturduğum biri, bir anda ‘aşk’ diye bir şey uydurup beni aptal yerine koydu. Tebrikler Mira, sen kazandın. Ama ben de kazandım: Artık gerçek yüzünü gördüm. O kızla (adını bile yazmaya tenezzül etmiyorum) mutlu musun? Umarım değilsindir. Çünkü senin gibi biri mutluluğu hak etmiyor. Arkadaşlarını satıp aşk diye bir yalan uyduranlar er ya da geç yalnız kalır. Hoşça kalın, ben yokum artık.”

Altında bir kalp kırık emoji ve bir de “block” simgesi. Hikaye herkese açıktı – ortak arkadaş grubumuzun tamamı görüyordu.

Mira’nın yüzü bembeyaz oldu. Telefonu masaya bıraktı, elleri titriyordu.

“Bu… çok fazla,” dedi fısıltıyla. “Ben onu incitmek istemedim ama o… beni tamamen yok sayıyor.”

Ben de mesajı okurken içimde bir öfke kabardı. Ayça’nın sözleri sadece Mira’yı değil, beni de aşağılıyordu. “O kız” diye bahsetmesi, mutluluğumuzu lanetlemesi… Sanki biz bir suç işlemişiz gibi.

Zeynep’ten hemen yeni mesaj geldi:

Zeynep: Grup sohbetinde de devam etti. “Bazıları arkadaşlarını satıp sahte aşk peşinde koşuyor” diye yazmış. Birkaç kişi “Ne oldu ya?” diye sormuş ama Ayça cevap vermemiş. Bence çok ileri gitti.

Mira gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı.

“Ne yapacağız?” diye sordu.

“Hiçbir şey,” dedim. “Cevap vermeyeceğiz. O istiyor ki tepki verelim, kavga edelim, dikkat çekelim. Susmak en iyisi.”

Ama Mira’nın gözleri dolmuştu.

“Arkadaş grubu dağılıyor. Zeynep bile arada kalıyor. Ayça’nın bu kadar kaba olacağını düşünmemiştim.”

Elini tuttum, sıktım.

“Dağılmıyor. Gerçek arkadaşlar kalır. Zeynep kaldı. Diğerleri de zamanla anlayacak. Ayça şu an acı çekiyor ve acısını bize kusuyor. Bu onun sorunu.”

Mira başını salladı ama gözyaşları yanaklarından süzüldü. Sarıldım ona – sıkıca, sırtını okşayarak. Başını omzuma yasladı, sessizce ağladı. Ben de gözlerimi kapattım, saçlarını okşadım.

Bir süre öyle kaldık. Konuşmadık. Sadece sarıldık. O sarılma her şeyden daha güçlüydü.

Öğleden sonra grup sohbetinde Ayça bir mesaj daha attı – bu sefer doğrudan Mira’ya hitap ediyordu:

Ayça (grup): Mira, eğer görüyorsan şunu bil: Senin yüzünden arkadaş grubumuz dağıldı. O kızla mutlu olman umarım kısa sürer. Çünkü sahte şeyler uzun sürmez. Ben artık yokum. Hoşça kal.

Mesajı okuyunca içimdeki öfke zirveye çıktı. Ayça artık sadece kötülemiyordu; bizi lanetliyordu, mutluluğumuzu hedef alıyordu.

Mira telefonu kapattı, sesi titrek çıktı:

“Cevap vermeyeceğim. Ama bu… çok incitti.”

Yanına oturdum, kolumu omzuna attım.

“Cevap verme. O istiyor ki kırılalım. Ama kırılmayacağız. Biz birbirimize sahibiz.”

Mira başını omzuma yasladı.

“Teşekkür ederim,” dedi fısıltıyla. “Sensiz… dayanamazdım.”

O gün dışarı çıkmadık. Evde kaldık, battaniyenin altında yan yana oturduk. Film açmadık, sadece konuştuk. Ayça’nın sözlerini, hislerimizi, korkularımızı… Her şeyi döktük ortaya.

Akşam olduğunda Mira biraz toparlandı.

“Yarın kampüste yine el ele yürüyelim mi?” diye sordu.

“Elbette,” dedim. “Ve kim ne derse desin, bırakalım.”

Mira gülümsedi – hafif ama gerçek. Bana sarıldı. Sarılma uzun sürdü. Başımı saçlarına gömdüm, o da sırtımı okşadı.

Kapıda durduğunda alnımdan öptü – yumuşak, destek dolu.

“İyi geceler,” dedi.

“İyi geceler,” dedim. “Yarın görüşürüz.”

Kapı kapandı. Odama uzandığımda içimde karışık duygular vardı. Öfke, üzüntü, ama en çok Mira’ya olan inancım vardı.

Ayça ileri gitmişti. Çok ileri. Okuyucuyu sinir edecek kadar kaba, acımasız ve haksızdı. Ama bu bizi ayırmamıştı. Tam tersine, birbirimize daha sıkı sarılmamıza neden olmuştu.

Ve bu bana yetiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.