Kapının camından dışarı bakan Ege’nin nefesi buğulanmıştı. Soğukla değil, adrenalinle. “Cidden biri var,” dedi fısıldayarak. “Bizi çekiyor olabilir.” Menajer hızla telefonuna sarıldı. “Kimse dışarı çıkmasın. Güvenliği arıyorum.” Sude’nin kalbi göğsünden çıkacak gibiydi. Başını eğip saçlarının arasına saklanmak istedi ama Sena hemen omzuna elini koydu. Bakışları kararlı, sesi alçak ama netti: “Eğer kaçarsan, onlar kazanır.” Sude’nin boğazı düğümlendi. “Ben korkuyorum, Sena… artık neyin gerçek olduğunu bile bilmiyorum.” Sena başını yana eğdi, gözleri kısa bir an Sude’nin dudaklarına takıldı ama hemen geri çekildi. “Gerçek olan tek şey, o videoyu kimin çektiğini bulmamız gerektiği.” Ege, güvenlik görevlisiyle konuşurken perdeyi biraz araladı. “Bir grup hayran var ama… ortalarında kapüşonlu biri dikkat çekiyor. Herkes telefon tutuyor, ama o farklı. Kamerası büyük. Profesyonel gibi.” Arda yumruğunu sıktı. “Ben gidip konuşurum onunla.” Menajer sert bir sesle, “Hayır!” dedi. “Şu an dışarıda her hareketiniz viral olur. Bir yanlış kelime, bir yanlış bakış— ve bitti.” Sude’nin gözleri hâlâ Sena’daydı. “Ya o kişi gerçekten beni takip ediyorsa? Ya sadece konser için değilse?” Sena sessiz kaldı. Sonra telefonunu çıkardı, birkaç saniye bir şeyler yazdı. Sude endişeyle baktı. “Ne yapıyorsun?” Sena soğukkanlıydı. “Bizi bu hale getiren videoyu kim sızdırdıysa, aynı kişiye ulaşmanın bir yolu olmalı.” Başını kaldırdı. “Ben de onu tuzağa düşüreceğim.” Ege irkildi. “Sena, ne demek bu?” Kızın gözleri karanlık bir kararlılıkla parladı. “Bir ‘story’ atacağım. Sude’yle tekrar prova yapacağımızı duyuracağım. O kişi eğer bizi izliyorsa, mutlaka ortaya çıkar.” Sude hemen karşı çıktı. “Bu tehlikeli olabilir!” Sena ona bir adım yaklaştı. “Zaten tehlikedeyiz.” Aralarında sessiz bir an oluştu. Nefesler birbirine karıştı, kalp atışları yankılandı. Sude’nin gözleri Sena’nın gözlerinde kayboldu, ama bu defa aralarındaki mesafe farklıydı. Ne kızgındılar, ne de savunmada. Sadece… çok yakındılar. Sude’nin sesi titredi. “Ya yine yanlış anlaşılırsa?” Sena alçak bir tonda cevap verdi: “Bu sefer kimin yanlış anladığını göreceğiz.” O anda Sena “story”yi paylaştı: “Firewire prova gecesi — sadece biz. 🎸🔥” Dakikalar geçmeden yorumlar yağmaya başladı. 🔥 “Geri dönüyorlar mı?” 👀 “Sude ve Sena birlikte mi yine?” 💀 “Yeni video geliyor, bekleyin.” Sonuncu yorum Sena’nın kanını dondurdu. Aynı anonim hesap. Profil resmi değişmişti — bu kez sadece bir kamera merceği. Bir an herkes sessizleşti. Sadece barın dışından gelen uğultu duyuluyordu. Sude’nin sesi kısık çıktı: “Bizi izliyor.” Sena yavaşça başını kaldırdı, karanlık pencereye baktı. Ve fısıldadı: “Evet, Sude. Bizi hâlâ izliyor.”
Sena telefonunu elinde sımsıkı tutarken herkesin bakışı ona dönmüştü. Barın içindeki ışıklar loştu; dışarıdan gelen flaşlar ise mekânın içini kısa kısa aydınlatıyordu. Her aydınlanmada o kapüşonlu kişinin silueti bir an beliriyor, sonra kayboluyordu. Bu defa Sude konuştu. “Peki bundan sonra ne yapacağız? Böyle oturup beklemek mi?” Sena başını salladı. “Hayır. Tuzağı kurduk. Şimdi yem lazım.” Ege kaşlarını kaldırdı. “Yem derken, Sude’yi mi diyorsun?” Sena’nın bakışları bir anlığına Sude’nin gözlerinde kilitlendi. “Onu koruyacağım. Ama o kişi bizim beraber olduğumuzu ya da… aramızda bir şey olduğunu sanıyorsa, ortaya çıkması kolay olur.” Sude’nin nefesi kesildi. “Aramızda bir şey olduğunu sanması…” Bu cümlenin havada kalması ikisini de huzursuz bir yakınlığa itmişti. Bir anlığına sadece ikisinin nefesi vardı. Arda öksürerek sessizliği bozdu. “Plan neyse söyle artık.” Sena derin bir nefes aldı. “Sahne arkasına geçeceğiz. Prova yapıyor gibi davranacağız. Kameraların bizi çekmesi için birkaç ‘yakın’ sahneye ihtiyacımız olacak.” Sude’nin yanaklarına sıcaklık yayıldı. “Yakın derken?” Sena hafifçe yana eğildi, sesi kısık bir fısıltıya dönüştü: “Onun yanlış anlayacağı kadar yakın.” Sude’nin kalbi karnına düşmüş gibiydi. Ama başını kaldırıp gözlerinin içine baktığında Sena’nın kararlılığından güç aldı. Korku ile güven arasında ince bir hat vardı — ve Sude şu an o hatta yürüyordu. --- Sahne Arkasına Geçiş Barın perdeyle ayrılan dar koridoruna geçtiklerinde ortam daha sessizdi. Duvarlarda eski konser fotoğrafları, bir köşede davul kasası, diğer tarafta mikrofon ayaklıkları… Sude’nin parmakları titriyordu. Sena yaklaşıp elini tuttı. “Bu bir oyun değil. Seni korumaya çalışıyorum.” Sude başını eğdi. “Biliyorum… ama yine de korkuyorum.” Sena avucunu sıkıca kavradı. “Beraber korkarız. Yine de yaparız.” Bu söz Sude’nin içindeki düğümü çözdü. Tam o anda kapının altından içeri telefon ışığı vurdu. Ege fısıldadı: “Biri bizi kaydediyor.” Sude’nin kalbi tekledi. Sena ise hiç tereddüt etmedi. Sude’yi kolundan tutup sahnedeki ışıkların vurduğu bölgeye doğru çekti. “İşte şimdi başlıyoruz.” dedi. --- Yakınlaşma Sena gitarı omzuna astı. Sude’nin karşısına geçti. Sude’nin gözleri henüz odaklanmamıştı ama Sena’nın bakışları keskin ve amaçlıydı. “Sanki bana şarkı söylüyormuşsun gibi bak.” dedi Sena. “Ne!?” “Sude, yapmamız lazım.” Sude derin bir nefes aldı, başını kaldırdı… Ve Sena ona bir adım daha yaklaştı. Öyle ki nefesleri karıştı, Sude’nin omzuna düşen sıcak bir hava hissi tüm bedenini titretti. Sude fısıldadı: “Çok… yakınsın.” Sena'nın dudakları Sude'nin kulağına yaklaştı: “Dışarıdaki kameraya göre olması gereken… tam olarak bu.” Derken— Koridorun ucundan bir klik sesi geldi. Bir fotoğraf çekim sesi. Ama profesyonel, hızlı, mekanik bir ses. Sude irkildi. “Sena… biri gerçek bir kamera kullanıyor.” Sena yavaşça Sude’nin yanından sıyrıldı, yüzü karanlık bir öfkeyle gerildi. “Artık saklanmıyor.” Ege kapının aralığından dışarı baktı, gözleri büyüdü. “Sena… Sude… bu kötü.” “Ne oldu?” dedi Sude titreyen sesle. Ege geri çekildi, kapıdaki ufak camdan bir şey gördü: “Kapüşonlu kişi… tek değil. Yanında… iki kişi daha var.” Sude’nin boğazı düğümlendi. Sena gözlerini daralttı. “Bize karşı değil bu… planlı bir ekip.” Ve tam o anda— Kapının tokmağı yavaşça hareket etti. Bu defa sessiz sedasız bir izleyen değil… Bir girişim vardı. Sena Sude’yi arkasına aldı. Tokmak bir kez daha döndü. Sonra— Kapı aniden sarsıldı.