Koridorun havası bir anda soğumuştu. Sude kalkmak için destek ararken Sena kolunu uzattı, onu ayakta tuttu. Ama iki kızın da gözleri aynı yere dönmüştü: Ege. Arda. Menajer. Ve o ses… Videodaki o uğursuz fısıltı hâlâ kulaklarında yankılanıyordu: “Bu video var ya… ortalığı yakacak.” Sude’nin sesi ince bir çizgi gibi çıktı. “Bu ses… sizin hiçbirinize benzemiyor… değil mi?” Ege hemen ellerini kaldırdı. “Ben değilim! Benim sesim daha kalın, ayrıca o sırada kablolarla uğraşıyordum!” Arda başını salladı, biraz da alınmıştı. “Benim aksanım farklı. Hem… ben böyle bir şey yapacak tip miyim?” Sena ikisine de dikkatli baktı. Gözlerinde hafif şüphe parlaması vardı ama suçlayıcı değildi. Sadece tehlike kokluyordu. Menajer öne çıktı. “Seçenekleri daraltalım. Bu görüntü backstage’den… yani gruptan biri ya da bar ekibinden biri çekmiş olabilir.” Sude’nin omuzları düştü. “Bizi birinin gizlice takip etmiş olma ihtimali bile korkunç…” Tam o anda dışarıdan yükselen kalabalık sesi daha da çoğaldı. Kapının metal gıcırtısı, barın önündeki çığlıklarla birleşiyordu. “Sude dışarı gelsin!” “Sena’yla mı?” “Öpüşme videosunu gördünüz mü?” “Firewire dağılıyor mu?!” Sude gözlerini kapattı. “Dayanamayacağım…” Sena hemen yanına geçti. “Ben buradayım. Nefes al.” Sude derin bir nefes almaya çalıştı ama titriyordu. “Ben bir şey yapmadım… Hiçbir şey yapmadım. Sadece… yakındık. Tartışıyorduk.” Sena hafifçe başını salladı. “Suçlu olan biz değiliz. Videoyu çeken.” Menajer araya girdi. “Önemli olan şu: O sesi bulmamız gerekiyor. Eğer fail gruptan biriyse… işler büyük bir kaosa döner.” Arda bir anda ileri atıldı. “Bekleyin. O çocuk— Sude’ye mesaj atan tip— yalnız değildi. Yanında biri daha vardı.” Sude’nin gözleri büyüdü. “Kim?” “Siyah kapüşonlu biri,” dedi Arda. “Kameraman gibiydi. Çocuğu yönlendiriyordu.” Sena gözlerini kıstı. “Yani bu planlı.” “Kesinlikle planlı,” dedi Ege. “Tesadüf falan değil.” Menajer elini yüzüne kapadı. “Bu bir PR saldırısı olabilir. Ya da kişisel bir şey.” Sude boğazı düğümlenmiş gibi konuştu: “Peki… o ses kimindi?” Sena bir süre düşündü. Sonra çok yavaş bir şekilde söyledi: “Tanıdık birine benziyor. Ama kim olduğunu çıkartamıyorum… henüz.” Tam o anda bir bildirim sesi daha geldi. Hep birlikte irkildiler. Sude titreyen parmaklarla telefonunu açtı. Yeni bir anonim hesap: “Sıradaki videoda yüzler daha net olacak.” “Sıradaki hedef: Sena.” Sude’nin gözleri fal taşı gibi açıldı. “Bu… seni mi hedef alıyor?!” Sena dudaklarını sıktı. “Evet. Beni.” Ege araya girdi: “Bu çok ileri gitti. Bu artık basit bir ifşa değil — biri sizi bilerek birbirinize düşürmeye çalışıyor.” Sude Sena’ya döndü. Sesinde korku vardı ama aynı zamanda öfke. “Peki… neden? Neden ikimizi?” Sena gözlerini indirdi, bir an için sessiz kaldı. Ardından başını kaldırdı. “Çünkü… bizi tehdit olarak görüyorlar.” Sude nefesini tuttu. “Ne tehditi?” Sena, kelimeyi adeta zorla söyledi: “Yakınlığımız.” Koridor buz gibi oldu. Tam o anda barın dışından bir şey duyuldu: Bir çığlık. Sonra bir tane daha. Ege kapıya koştu, küçük camdan baktı. “Çocuklar… dışarıda biri var.” Yutkundu. “Ve elinde… kamera var.”
Bölüm 5
kapüşon.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.