Barın koridorları normalde dar ama güvenli hissederdi; grup üyeleri burada hazırlanır, şakalaşır, sessizce nefes toplardı. Ama bugün koridorun her santimi tehdit gibi titreşiyordu. Sude, kapıyı sertçe kapattı. Telefonunun ekranı hâlâ bildirimlerle dolup taşıyordu: “Gördünüz mü?” “Bu gerçek mi?” “Firewire dağılıyor mu?” “Sude o çocukla ne yaptı?” Sude elini saçlarının arasından geçirip sinirle çekti. “Bu nasıl oldu? Ben o çocuğa bir iki mesaj attım diye… nasıl ifşa eder ki?!” Sena köşede duruyordu, kollarını göğsünde kenetlemiş, çenesi sıkılıydı. Soğukkanlı görünüyordu ama gözleri öfke ve endişeden kıpkırmızıydı. “Çünkü o çocuk seni kullanmak istemiş,” dedi. “Yapacağını belli etmişti zaten.” “Sen nerden biliyordun?” diye çıkıştı Sude. “Her şeye burnunu sokuyorsun.” Sena, Sude’ye yaklaşmak yerine olduğu yerde kaldı. “Burnumu sokmuyorum. Sadece seni tanıyorum.” “Tanımıyorsun!” Sude’nin sesi çatladı. “Benimle her kavga ettiğimizde ‘beni koruyorum’ ayağına konuşmayı kesiyorsun!” Koridorun ilerisinden Arda’nın sesi duyuldu: “Çocuklar? Dışarısı karışıyor… bari kapıyı kilitleyin!” Ege de arkadan seslendi: “Trendlerde ilk sıradayız. İyi mi kötü mü bilmiyorum ama… yani bayağı ilk sıradayız.” Sude’nin nefesi kesildi. “İlk sırada mı?!” Sena bir adım ona yaklaştı. Telefonunu çıkardı, ekranı Sude’ye doğru çevirdi. #FirewireDrama #SudeLeak #WhoIsTheGirl Trend listesi alev alev yanıyordu. Sude’nin gözleri büyüdü. Ekranı karıştırırken bir video daha çıktı. Ama bu kez atan çocuk değildi. Bir fan videoyu yavaşlatıp analiz etmişti. Videonun sonunda, Sude’ye eğilen bir siluet… Sena’ya ait bir hareket… Birinin “Yaklaşma!” dediği bir ses… Ve altındaki yorum: “O videodaki ikinci kişi… galiba Sena.” Sude’nin dizleri boşaldı. Sena hemen onu tuttu, düşmesine izin vermedi. “Bitti,” diye fısıldadı Sude. “Kariyerim… grup… hepsi bitti.” Sena başını iki yana salladı, parmaklarını Sude’nin omuzlarında biraz fazla sıkı tuttu. “Bitmedi. Sadece… bir açıklama yapmamız gerekiyor.” “Nasıl yani?” Sude gözlerini kısarak sordu. “Ne açıklaması?” Sena, Sude’nin bakışlarını kendine kilitledi. “Doğru olan açıklama.” “Doğru olan ne?” Sena’nın dudakları aralandı. Gözleri kararlıydı. Sanki çok uzun süredir sakladığı bir şey boğazından taşmak üzereymiş gibi. Tam konuşacakken… Kapı sertçe açıldı. Menajer içeri daldı, yüzü bembeyazdı. “Şimdi konuşamazsınız,” dedi nefes nefese. “Çünkü… o çocuk bir video daha attı.” Sude’nin kalbi duracak gibi oldu. Sena buz kesti. “Bu kez sadece mesaj yok,” dedi menajer titreyerek. “Öpüşme anınızı attığını söylüyor.” Koridor bir anda ölüm sessizliğine gömüldü. Ve telefonlar aynı anda titredi. Menajerin sesi koridoru bıçak gibi kesti. “Öpüşme anınızı attığını söylüyor.” Sude’nin yüzü bir anda bembeyaz oldu. Sena’nın sırtındaki bütün kaslar gerildi. Ege ve Arda bile nefesini tuttu. Menajer telefonu çıkarıp hızlıca gösterdi. Ekranda bir bildirim: “Yeni Video: Arka Odada Yakalandılar – Şok Görüntüler!” Sude panikle telefonu kapmaya çalıştı. “Ne?! Ne zaman? Biz… öyle bir şey—” Sena elini Sude’nin koluna koydu. “Sakin ol. Bakmadan hüküm verme.” Menajer videoyu açmaya cesaret edemiyordu. Ege dayanamadı, telefonu aldı. “Tamam tamam, bir bakayım—” Ege’nin gözleri bir anda büyüdü. “Lan… bu ne?!” Arda da yanına koştu. “Göster!” Ege videoyu geri sarıp tekrar oynattı. Sude, o kadar gergindi ki nefes bile alamıyordu. Sena’nın sesi buz gibi sakin çıktı. “Ne görüyorsunuz?” Ege yutkundu. “Biri... Sude. Yüzü net. Diğeri… tam yüz görünmüyor ama… kız. Siyah saçlı. Deri ceketli.” Arda devam etti: “Ve… birbirinize çok yakındınız. Hani… inanılmaz yakın.” Sude’nin gözleri doldu. “Bu… gerçek değil. Biri bizi montajladı.” Sena kaşlarını çattı. “Hayır, bu montaj değil.” Sude ona döndü, şok içinde: “NE?!” Sena derin bir nefes aldı. “Bu görüntü… şey… backstage’de tartıştığımız gece. Sana bağırmıştım, sen de bana ‘korkak’ demiştin.” Sude’nin hatıraları hızla canlandı. Sesler, ışıklar, nefesler… O dar odada ikisi de birbirine adım adım yaklaşmış… Ve bir saniyeliğine duraklamışlardı. Sude’nin sesi titredi: “Ama öpüşmedik…” Sena bakışlarını kaçırdı. “Ama… çok yaklaştık.” Menajer başını iki yana salladı. “Ne olursa olsun insanlar gördüğüne inanır. Şu an herkes ‘Sude ve Sena sevgili mi?’ diye konuşuyor.” Bir anda kapı yeniden çalındı. Bu kez gelen bir fan değildi. Güvenlik görevlisi. “Dışarıda toplanan kalabalık artıyor,” dedi. “Bazıları Sude’yi destekliyor, bazıları hakaret ediyor, bazıları da ‘Sena’yla mı?’ diye soruyor. Çığlıklar büyüyor. Bar kapısını kapatıyoruz.” Sude yüzünü ellerine kapadı. “Ben bunu kaldıramam…” Sena bir adım daha yaklaşıp Sude’nin ellerini tuttu. “Ben varım. Birlikte çözeceğiz.” Sude gözyaşlarını silerken sordu: “Peki Sena… insanlar sana bir şey derse? Bana laf ettikleri gibi sana da saldırırlarsa?” Sena gülümsedi… ama gülümsemesi kederle kırılmıştı. “Alışığım. Ama sen değilsin.” Sude’nin boğazı düğümlendi. Tam konuşacaklardı ki… Barın dışından bir bağırış yükseldi: “VİDEONUN TAM HALİ GELDİ! FULL KAYIT!” Koridordaki herkes aynı anda telefona sarıldı. Bir bildirim daha. “Yeni sızıntı: Tam öpüşme anı – sansürsüz.” Bu kez Sude’nin ayakları gerçekten boşaldı. Sena onu tutmasa yere düşecekti. Ve video açıldı. Ege telefonu titreyen parmaklarıyla tuttu. Sude, Sena’nın koluna neredeyse tutunmuştu. Koridor sessizliğe gömülmüştü. Ege derin bir nefes aldı. “Hazır mısınız?” Sude başını iki yana salladı. “Hayır.” Sena onun elini sıktı. “Ben hazırım. Aç.” Ege videoyu oynattı. Görüntü karanlık bir backstage odasında çekilmişti. Kamera açıktı ama gizli saklı, hareketli… Belli ki biri kapı aralığından kayda almıştı. Önce tartışma sesi geldi. Sude’nin sesi: “Ben senden emir almıyorum!” Sena’nın sesi: “Ben de seni korumaya çalışıyorum!” Sude videoda bir adım öne geliyordu. Sena da geri kaçmıyordu. Aralarındaki mesafe giderek kapanıyordu. Nefesleri bile duyuluyordu. O anda gerçek Sude koridorda nefesini tuttu. “Bu… gerçekten o gece…” Video devam etti. Sude, Sena’nın yakasına hafifçe dokunup onu kendine çekmişti— gerçek hayatta hatırlamadığı kadar hızlı bir hareket. Sonra… Bir an. Bir saniyeden bile kısa. İkisi birbirine yüz yüze gelmişti. Burunları değecek kadar yakındı. Kameradaki açı öyle görünüyordu ki… Sanki gerçekten öpüşüyorlardı. Sude’nin sesi titredi: “Ama… öpmedik ki… biz sadece—” Menajer fısıldadı: “İnsanlar bunu öpüşme sayacak. Açıyı görmüyor musun? Tam üzerinize denk geliyor.” Videoda Sena, Sude’yi hafifçe itmişti. Ama dışarıdan bakınca sanki öpüşme sonrası nefes alan iki kişi gibiydiler. Sude dizlerinin bağı çözülüp yere oturdu. “Bitti… gerçekten bitti…” Sena hızla eğilip ona yetişti. “Sude, bak. Bu bizim suçumuz değil. Bu görüntüyü biri özellikle böyle çekmiş.” “Kim?!” diye bağırdı Sude. “Kim bizi böyle takip eder ki?!” Bir anda Ege’nin yüzü değişti. Gözleri büyüdü. “Bekle… videonun sonunda biri konuşuyor.” Herkes sıkışıp ekrana baktı. Videonun son saniyelerinde, kamerayı tutan kişi kısık bir sesle fısıldıyordu: “Biraz daha yaklaşın… evet… böyle. Bu video var ya… ortalığı yakacak.” Sude ve Sena aynı anda irkildi. Sude: “Bu sesi tanıyorum…” Sena dişlerini sıktı. “Evet. Ben de tanıdım.” Ege’nin sesi boğuk çıktı: “Bu… o çocuk değil.” Arda devam etti: “Bu ses… başka biri.” Sude’nin kalbinin sesi tüm koridora yayıldı. Sena fısıldadı: “Bu ses… gruptan biri.” Koridor buz gibi oldu.
Bölüm 4
Doğru açıklama