İçeriğe geç

𝘒𝘪𝘴𝘴 𝘰𝘧 𝘧𝘭𝘢𝘮𝘦𝘴 | texting

Bölüm 24 · 1 dk okuma

𝘒𝘪𝘴𝘴 𝘰𝘧 𝘧𝘭𝘢𝘮𝘦𝘴 | texting

Bölüm 24

Kaelin kaçışı

Kael arka kapıdan çıktığında rüzgâr yüzüne çarptı. Deniz kokusu tuzlu ve keskin, kulübenin arkasındaki kumlar ayaklarının altında kayıyordu.

Polislerin megafon sesi hâlâ kulaklarında yankılanıyordu: “Teslim oluyorum!” – Elara’nın sesi. Net, kararlı.

Kael durmadı. Duramazdı.

Sahile indi. Ay ışığı dalgaları gümüş gibi parlatıyordu. Uzakta, teknelerin siluetleri belli belirsizdi – eski balıkçı tekneleri, terk edilmiş, paslı.

Bir tanesine koştu. En yakındaki. Halatını çözdü, motoru tekmeleyerek çalıştırdı.

Motor homurdandı, sonra gürledi.

Tekne kıyıdan ayrıldı. Dalgalara vurarak açıldı.

Kael dümeni sıkı tuttu. Gözleri geride kalan kulübeye kaydı.

Işıklar yanıyordu şimdi – polis projektörleri.

Elara’yı kelepçeliyorlardı.

Kael’in göğsü sıkıştı. Parmakları dümen üzerinde beyazlaştı.

Ama dönmedi.

Dönemezdi.

Deniz açıldı. İzmir’in kuzey kıyıları geride kaldı.

Kael telefonu çıkardı – eski, iz bırakmayan bir model.

Tek bir mesaj yazdı:

“Bekle. Bulacağım seni.”

Mesaj gitti. Ama cevap gelmedi.

Telefonu denize attı.

Su yuttu onu.

Tekne saatlerce sürdü.

Kael rotayı kuzeye çevirdi – Çeşme açıkları, sonra belki Yunan adalarına doğru.

Yol boyunca tek bir şey düşündü:

Elara’nın son bakışı.

O gülümseme.

Küçük, kararlı.

“Git. Ve bu sefer gerçekten dön.”

Kael’in gözleri yaşlanmadı.

Ama içindeki bir şey kırıldı.

İlk kez gerçekten anladı:

Koruma yetmiyordu.

Artık eşit olmak lazımdı.

Ve eşit olmak için önce kendini bulması gerekiyordu.

Şafak sökerken tekne ufukta kayboldu.

Kael artık sadece Kael değildi.

William da değildi.

Sadece bir adam – Elara’yı bekleyen bir adam.

Ama beklerken ne yapacaktı?

Polisleri mi kandıracaktı?

Yeni bir kimlik mi yaratacaktı?

Yoksa Elara’nın çıktığı kapıyı mı zorlayacaktı?

Deniz cevap vermedi.

Sadece dalgalar vurmaya devam etti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.