Kapı üç kez sertçe vuruldu. “Emniyet! Aç kapıyı Elara! Hemen!” Elara kapının önünde durdu. Silahı belinde, ruhsatsız tabanca soğuktu ama eli sıcaktı. Pencereden baktı: Aşağıda iki sivil araç, bir tane de resmi polis minibüsü. Yangın merdiveni tarafında iki kişi daha – kaçış yolunu kapatmışlardı. İçerideki telsiz cızırtıları duyuluyordu: “Şüpheli içeride. Silahlı olabilir. Müdahale hazır.” Elara derin bir nefes aldı. Telefonu cebinden çıkardı, son mesajı gördü: Kael’den “Geliyorum. Bekle.” Cevap yazmadı. Ama bekledi. Kapı bir kez daha vuruldu, bu sefer copla. “Son uyarı! Zorla gireceğiz!” Elara kapıya yaklaştı, sesini yükseltti: “Bekleyin. Açıyorum.” Kapıyı yavaşça araladı. Dışarıda dört polis – ellerinde tabanca, kalkanlar, miğferler. Öndeki memur bağırdı: “Silahını yere bırak! Ellerini başının üstüne koy!” Elara ellerini yavaşça kaldırdı. Ama silahını bırakmadı. Belindeki tabancayı göstermedi ama herkes biliyordu: var. “İçeri gireceğiz,” dedi memur. “Direnme.” Elara’nın gözleri koridora kaydı. Asansör kapısı kapalıydı. Merdiven boşluğu karanlıktı. Ve o anda duydu: Alt kattan gelen hafif bir ayak sesi. Sessiz, kontrollü, tanıdık. Kael. Polisler içeri adım attığında Elara bir adım geri çekildi. İlk polis kapıyı itip içeri girdi, silahı doğrulttu. Ama o an koridordan bir gölge geçti – hızlı, sessiz. Kael değildi henüz, ama biriydi. Hayır – Kael’di. Bir saniye sonra elektrik kesildi. Ev karanlığa gömüldü. Telsizler cızırdadı: “Işıklar gitti! Dikkat!” Kael karanlığın içinden çıktı. Siyah kapüşonlu, elinde susturuculu bir tabanca. İlk polis dönüp ateş edecekken Kael onu tek hamlede yere serdi – boğazına darbe, değil öldürmek, bayıltmak için. İkinci polis bağırdı: “Şüpheli var! Ateş!” Ama Kael çoktan hareketlenmişti. Elara’yı kolundan tutup mutfağa çekti. “Gel.” Elara direnmedi. Çünkü direnmek istemiyordu. Ama sordu: “Neden geldin?” Kael pencereye doğru ilerledi – yangın merdiveni tarafı hâlâ tutuluyordu ama bir anlık karmaşa yaratmıştı. “Çünkü seni bırakamam.” Elara’nın gözleri karanlıkta parladı. “Ben seni bırakabilirim.” Kael durdu. Bir an baktı. “O zaman bırak.” Ama bırakmadı. Yangın merdivenine yöneldiler. Aşağıda polisler bağırıyordu: “Kaçıyorlar! Yangın merdiveni!” Kael Elara’yı öne itti, arkasını kolladı. Merdivenlerden inerken bir polis yukarı çıktı – Kael onu tek tekme ile aşağı yuvarladı. Çatışma kısa sürdü. Kurşunlar havada uçuştu ama kimse vurulmadı – Kael öldürmedi, sadece engelledi. Sokağa indiklerinde siyah bir motosiklet bekliyordu – anahtar üstünde. Kael Elara’yı arkasına oturttu. Motor çalıştı. “Tutun.” Elara kollarını Kael’in beline doladı – istemeden, refleksle. Motor gürledi, geceye karıştı. Arkalarında siren sesleri yükseldi.
Bölüm 20
Bırakmam.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.