İçeriğe geç

𝘒𝘪𝘴𝘴 𝘰𝘧 𝘧𝘭𝘢𝘮𝘦𝘴 | texting

Bölüm 11 · 2 dk okuma

𝘒𝘪𝘴𝘴 𝘰𝘧 𝘧𝘭𝘢𝘮𝘦𝘴 | texting

Bölüm 11

Baş başa.

Depo artık daha aydınlıktı. Projektör ışıkları duvarlardaki izleri, yerdeki tozu, geçmişin kalıntılarını ortaya çıkarıyordu. Ekip diğer odalara dağılmıştı. Kael dizlerinin üzerinde, elleri kelepçeli haldeydi. Ama başı eğik değildi. Her zamanki gibi dikti. Elara birkaç adım ötede duruyordu. Aralarında aylar vardı. Cevapsız mesajlar vardı. Bir sandalye ve zincir izleri vardı. Ve söylenmemiş yüzlerce cümle. “Yalnız bırakın bizi,” dedi Elara, gözlerini Kael’den ayırmadan. Ekip lideri tereddüt etti. “Memur—” “Raporu ben yazacağım.” Kısa bir sessizlikten sonra geri çekildiler. Kapı kapanmadı ama uzaklaştılar. Şimdi gerçekten baş başaydılar. Elara silahını indirdi ama yerine koymadı. “Bak bana,” dedi. Kael zaten bakıyordu. O bakış… o sabahki bakışla aynıydı. Ama içinde daha fazla karanlık vardı. “Neden?” dedi Elara. Tek kelime. Kael’in çenesi gerildi. Cevap vermesi birkaç saniye sürdü. “Seni incitti.” Elara’nın yüzü sertleşti. “Bu senin kararın değildi.” Kael’in sesi sakindi. “Sen görmüyordun.” “Görüyordum!” dedi Elara ilk kez yükselerek. “Benim hayatım bu!” Kael bir an sustu. Gözlerinde kısa bir kırılma oldu ama hemen toparlandı. “Hayatın,” dedi yavaşça, “yanlış insanlara emanet edilmişti.” Bu cümle Elara’yı derinden sarstı. “Sen kimsin?” diye fısıldadı. “Benim yerime karar veren kim?” Kael gözlerini kaçırmadı. “Bir zamanlar yanında olan.” Elara’nın boğazı düğümlendi ama belli etmedi. “Mert’i öldürdün mü?” “Hayır.” “Ne yaptın?” Kael derin bir nefes aldı. “Onu durdurdum.” Bu cevap Elara’yı daha da öfkelendirdi. “Zincir izleri ‘durdurmak’ değil Kael.” Kael’in sesi bu kez daha alçaktı. “Onu hayatta bıraktım.” Elara bir adım yaklaştı. “Beni de hayatta bırakıp gittin.” Bu cümle aralarında asılı kaldı. Kael ilk kez gözlerini indirdi. “Sana yazamazdım.” “Neden?” “Çünkü yazarsam geri dönerdim.” Elara’nın kalbi o an sertçe çarptı. Kael devam etti: “Ve geri dönersem… yaptıklarımın hiçbir anlamı kalmazdı.” “Anlam mı?” Elara acı bir şekilde güldü. “Ben senden adalet istemedim.” “Biliyorum.” “Koruma da istemedim.” Kael başını hafifçe yana eğdi. “Yine de yaptım.” Sessizlik. Depodaki rüzgâr sesi bile duyuluyordu. Elara dizlerinin üzerine çöktü. Kael’le aynı hizaya geldi. “Ben polis oldum,” dedi. Kael’in gözlerinde küçük bir şaşkınlık belirdi. “Biliyorum.” Elara dondu. “Nasıl?” Kael cevap vermedi. Ama o bakış… uzaktan da olsa onu izlediğini anlatıyordu. Elara derin bir nefes aldı. “Şimdi ne olacak?” Kael’in yüzünde ilk kez yorgunluk vardı. “Sen karar vereceksin.” Bu cümle ağırdı. Çünkü gerçekten doğruydu. Elara artık bekleyen kız değildi. Karar veren taraftı. Uzakta ayak sesleri yaklaşıyordu. Elara ayağa kalktı. Kael son kez konuştu: “Eğer o sabah sana her şeyi anlatsaydım… beni durdurur muydun?” Elara durdu. Cevabı biliyordu. “Evet,” dedi. Kael hafifçe başını salladı. “Bu yüzden anlatmadım.” Ekip geri döndü. An bitmişti. Ama aralarındaki şey bitmemişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.