İçeriğe geç

𝘒𝘶𝘳𝘴̧𝘶𝘯 𝘪𝘻𝘪 | texting

Bölüm 4 · 2 dk okuma

𝘒𝘶𝘳𝘴̧𝘶𝘯 𝘪𝘻𝘪 | texting

Bölüm 4

Gizli?

Akşam 19:40. Üs dışındaki terk edilmiş hangar yolu. Hava kararmış, sadece farlar ve uzak nöbet kulelerinin projektörleri aydınlatıyor. Aras’ın aracı yavaşça durdu. Motoru kapattı, farları söndürdü. Sessizlik ağırlaştı. Yan koltukta Alev oturuyordu – sivil kıyafetler içinde, siyah mont, kapüşon gölgesi yüzünü yarı gizliyordu. İkisi de konuşmadan birkaç saniye bekledi. Sonra Aras el frenini çekti, derin bir nefes aldı. “Burası güvenli. En azından bu gece.” Alev başını pencereye yasladı, dışarıdaki karanlığa baktı. “Taburcu olalı sadece altı saat oldu. Daha yürümen bile zor.” Aras hafifçe güldü – acı karışmış bir gülümseme. “Omzumdaki dikişler atsa da, senin yanında yürürüm.” Alev dönüp ona baktı. Gözleri bu sefer kaçmadı. “Bu geceyi son kez mi yaşıyoruz?” Aras’ın yüzü ciddileşti. “Hayır. Ama... son kez ‘gizli’ yaşıyoruz.” Cebinden katlanmış bir zarf çıkardı. Üzerinde resmi mühür yoktu – sadece el yazısıyla “Alev” yazıyordu. Zarfi uzattı. Alev aldı, açmadı. Parmakları zarfın kenarlarında gezindi. “Ne bu?” “Yeni tayin emri. Benimki. Ve seninkinin kopyası.” Alev’in nefesi kesildi. Zarfi açtı. Okudu. Gözleri satırlarda kaydı, sonra dondu. “...Aynı üs. Aynı tim. Ama... sen artık Yüzbaşı değilsin.” Aras başını salladı. “Sağlık raporuyla ‘komuta dışı’ bırakıldım. Geçici. Ama resmiyette... rütbem düşürüldü. Binbaşı seviyesine indirildim. Tim komutanı artık başka biri.” Alev zarfı kucağına bıraktı. Sessizlik uzadı. “Bu... ceza mı?” “Hayır. Bu... anlaşma.” Aras’ın sesi alçaldı. “Üst kademedeki biriyle konuştum. Gizli. Mert’in sezdiklerini, kantindeki bakışları, hastane kamerasını... hepsini biliyorlardı zaten. Ama delil yoktu. Delil yaratmadık.” Alev’in gözleri doldu – ama ağlamadı. “Seni korumak için mi rütbeni feda ettin?” Aras elini Alev’in eline koydu. Bu sefer temkinli değildi. Sıkıca tuttu. “Rütbemi değil. Seni korudum. Ve kendimi. İkimiz de aynı yerde kalacağız. Ama artık... ‘komutan-asker’ değiliz. Sadece... Aras ve Alev.” Alev’in dudakları titredi. Sonra birden öne eğildi, Aras’ı kendine çekti. Öpüştüler. Bu sefer kısa değildi. Derin, aç, uzun zamandır bastırılmış her şeyle dolu. Aras’ın eli Alev’in ensesine gitti, saçlarını kavradı. Alev’in elleri Aras’ın montunun yakasını sıktı. Nefes nefese ayrıldıklarında Alev fısıldadı: “Peki ya tim? Mert? Diğerleri?” Aras alnını Alev’inkine dayadı. “Zamanla anlayacaklar. Ya da anlamayacaklar. Ama artık saklanmayacağız. Gizli buluşmalar, kilitli kapılar, rapor bahanesi... bitti.” Alev güldü – hafif, titrek bir kahkaha. “Askerlikte açık ilişki... ilk defa duyuyorum.” Aras da güldü. “Biz de ilk defa oluyoruz.” Dışarıda rüzgâr hangarın metal kapılarını salladı. İkisi de sustu, birbirlerine baktılar. Alev zarfı tekrar eline aldı. Sonra yırtmadı. Katlayıp cebine koydu. “Yarın tim toplantısı var. Yeni komutan gelecek.” Aras baş salladı. “Ben de orada olacağım. Ama bu sefer... senin yanındaki sandalye benim.” Alev’in gözleri parladı. Elini Aras’ın yanağına koydu. Parmakları sakalında gezindi. “O zaman... yarın sabah kahvaltı kantinde mi?” Aras gülümsedi – bu sefer gerçekten, özgürce. “Kahve sırasına beraber girelim. Yan yana oturalım. Ve Mert’in bakışlarına... gülümseyerek cevap verelim.” Alev başını salladı. Sonra tekrar eğildi, Aras’ı öptü. Bu sefer acele etmeden. Sanki zaman durmuştu. Dışarıda karanlık devam ediyordu. Ama içeride, o eski terk edilmiş araçta... İki asker artık sadece birbirlerine aitti. Ve o gece, ilk defa, yasak değildi. Sadece gerçekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.