Helikopter piste indiğinde saat 03:32’yi gösteriyordu. Üs ışıkları göz kamaştırıyordu. Rotor sesi yavaşladı, kapı açıldı. Soğuk hava içeri doldu. Doktorlar ve hemşireler sedyeyle bekliyordu. İki asker Aras’ı sedyeye taşıdı. Omzundaki sargı kanla ıslanmıştı. Ağrı kesici etkisiyle yüzü solgundu, ama gözleri hâlâ açık. Alev helikopterden indi. Silahını omzuna astı, tim arkadaşlarıyla birlikte piste adım attı. Uzman çavuşlardan biri yanına yaklaştı: “Alev, komutan nasıl?” “Omuz yarası. Kanama kontrol altında. Ameliyata alacaklar.” Ses düz, profesyonel. Ama eli hâlâ kan lekeliydi. Parmaklarını ceketine sildi, ama leke çıkmadı. Tim dağıldı. Bazıları karakola rapor vermeye gitti, bazıları dinlenmeye. Alev hastane binasına doğru yürüdü. Koridorlar floresan ışıklarıyla aydınlıktı, antiseptik kokusu genzi yakıyordu. Bekleme alanında iki sandalye vardı. Oturmadı. Duvara yaslandı, gözleri ameliyathane kapısında. İçeride doktorlar Aras’ı muayene ediyordu. Kapı aralandığında hemşire çıktı. “Alev Sancaktar mı?” “Evet.” “Komutanınız stabil. Kurşun omuz kemiğine yakın geçmiş, damar sıyrılmış. Temizlenecek, dikiş atılacak. Bir saat sürer. Siz raporda mısınız?” “Evet. Timdenim.” Hemşire baş salladı, içeri girdi. Kapı kapandı. Alev bekledi. Zaman yavaş akıyordu. Timden biri geldi – Kıdemli Çavuş Mert. Yanına oturdu. “Nasıl?” “İyi olacak.” Mert başını salladı. “Sen de kan içindesin. Git duş al.” “Sonra.” Mert bir an durdu. “Operasyonda... sen öne çıktın. Komutanı kurtarırken.” Alev omuz silkti. “Görev.” Ama Mert’in gözleri şüpheliydi. “Biraz fazla hızlıydın gibi.” Alev cevap vermedi. Mert kalktı, gitti. Koridor boşaldı. Sadece saat tik takları ve uzak telsiz sesleri. Yarım saat sonra ameliyathane kapısı açıldı. Doktor çıktı. “Aras Özdemir’in durumu stabil. Dikiş atıldı, antibiyotik başlandı. Odasına aldık. Ziyaretçi sınırlı, ama rapor için girebilirsiniz.” Alev baş salladı. “Teşekkürler.” Doktor gitti. Alev koridorda yalnız kaldı. Kapıya baktı. İçeri girmek yasak değildi – rapor için. Ama kalbi hızlı atıyordu. Derin nefes aldı. Kapıyı itti. Oda loştu. Aras yatakta yatıyordu. Omzu yeni sargılı, serum kolunda. Gözleri yarı açıktı. Alev’i görünce hafifçe doğruldu. “Gir.” Ses zayıf, ama emir tonu hâlâ oradaydı. Alev kapıyı kapattı. Yavaşça yaklaştı. Yatağın yanına oturdu – sandalye yoktu, kenara ilişti. “Nasıl hissediyorsun?” Aras omzuna baktı. “Acıyor. Ama geçer.” Sessizlik oldu. Alev ellerini kucağında sıktı. “Kendini öne atmasaydın...” Aras gözlerini ona dikti. “Tim için.” Alev başını salladı. “Ama ben... yarayı görünce...” Sözünü bitiremedi. Aras elini uzattı. Alev’in elini tuttu. Parmakları soğuktu. “Teşekkür ederim,” dedi Aras. “Sahada... sen olmasaydın...” Alev elini çekmedi. “Çekemezdim.” Göz göze geldiler. Bir saniye. İki saniye. Aras’ın parmakları Alev’in elini sıktı. “Bu yasak.” Alev başını salladı. “Biliyorum.” Ama elini çekmedi. Aras’ın gözlerinde bir şey vardı – emir veren bakış değil, başka bir şey. Yumuşak, kırılgan. “Tim içinde... yakalanırsak...” Alev sözünü kesti. “Yakalanırsak biter.” Aras gülümsedi – hafif, acı dolu. “Biter.” Sessizlik. Alev’in parmakları Aras’ın elinde kaldı. Dışarıdan ayak sesi geldi. Alev elini çekti. Ayağa kalktı. “Raporu yarın veririm.” Aras baş salladı. “Git dinlen.” Alev kapıya yöneldi. Dönüp baktı. “İyi geceler, Yüzbaşım.” Aras gözlerini kapadı. “İyi geceler, Alev.” Kapı kapandı. Alev koridorda durdu. Sırtını duvara yasladı. Nefesi hızlanmıştı. Elini kalbine koydu. Atıyordu. Hızlı. Dışarıda Mert bekliyordu. “Nasıl?” Alev omuz silkti. “İyi. Rapor yarın.” Mert bir an durdu. “Sen de iyi misin?” Alev başını salladı. “İyiyim.” Ama değildi. İçinde bir şey başlamıştı. Kurşun izinden daha derin bir iz. O gece uyumadı. Yatağında yatarken, Aras’ın elini düşündü. Yasak olduğunu biliyordu. Ama artık geri dönüş yoktu. Sabah saat 07:00’de tim toplantısı vardı. Aras hâlâ hastanedeydi. Alev üniformasını giydi. Kan lekesi çıkmamıştı. Yeni üniforma aldı. Aynaya baktı. Gözleri yorgundu. Ama kararlıydı. Toplantı odasına girdi. Tim toplandı. Komutan vekili konuştu: “Operasyon başarılı. Hedef temizlendi. Kaybımız yok. Yüzbaşı Özdemir yaralı, ama durumu iyi.” Alev başını salladı. İçinden: İyi mi gerçekten? Toplantı bitti. Alev dışarı çıktı. Hastaneye gitti. Aras’ın odasına. Kapıyı çaldı. “Gir.” Aras yatakta oturuyordu. Omzu sargılı, ama daha iyi görünüyordu. Alev içeri girdi. Kapıyı kapattı. “Raporu getirdim.” Aras aldı. Okudu. Sonra başını kaldırdı. “Teşekkürler.” Alev durdu. “Bir şey daha var.” Aras kaşlarını kaldırdı. Alev yaklaştı. Yatağın kenarına oturdu. Elini Aras’ın eline koydu. “Bu... devam edecek mi?” Aras bir an sustu. Sonra elini sıktı. “Devam edecekse... dikkatli olmalıyız.” Alev baş salladı. “Dikkatli oluruz.” Aras gülümsedi – hafif. “Alev...” Alev eğildi. Yüzleri yaklaştı. Nefesleri karıştı. Ama kapı çalındı. Alev geri çekildi. Ayağa kalktı. Hemşire girdi. “Kontroller.” Alev çıktı. Koridorda durdu. Kalbi yine hızlı atıyordu. Artık geri dönüş yoktu. Kurşun izi kapanacaktı. Ama bu iz kapanmayacaktı.
Bölüm 2
Aras
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.