Sorgu odası soğuktu.
Duvarlar griydi. Masa metalikti. Sandalyeler rahatsızdı.
Ve içerideki hava…
Gergindi.
Pure, masanın bir tarafında oturuyordu. Elleri dizlerinin üstündeydi. Parmakları titriyordu. Gözleri kızarmıştı.
Karşısında ise iki kişi vardı:
Great
ve
Jihoon.
Great dosyayı masaya bıraktı.
“Pure.”
Kız irkildi.
“Evet…”
“Bize o geceyi baştan anlat.”
Pure derin bir nefes aldı.
“Okuldan döndük… evde takılalım dedik. Müzik açtık. İçki vardı. Eğlendik…”
Jihoon araya girdi.
“Kim getirdi içkiyi?”
Pure düşündü.
“Sanırım… Mark.”
Great not aldı.
“Devam et.”
“Sabaha karşı herkes yorgundu. Bazılarımız uyudu. Ben mutfağa su almaya gitmiştim…”
Sesi titredi.
“Döndüğümde… Tilly yerde yatıyordu.”
Jihoon eğildi.
“Yerde mi? Yatakta değil mi?”
Pure başını salladı.
“Hayır. Kanepede uyuyordu. Sonra yerdeydi.”
Great gözlerini kıstı.
“Yani biri onu yerinden oynattı.”
Pure ağlamaya başladı.
“Ben… ben bilmiyorum…”
Jihoon yumuşak bir sesle konuştu.
“Pure, korkmana gerek yok. Gerçeği söylemen Tilly için önemli.”
Pure gözyaşlarını sildi.
“O gece… tartıştılar.”
Great başını kaldırdı.
“Kim?”
“Mark ve Tilly.”
Pure dışarı çıkarıldığında kapı yavaşça kapandı.
Great sandalyesine yaslandı.
“Tek bir kişiye yüklenemeyiz.”
Jihoon başını salladı.
“Dört kişi var. Dört ihtimal var demek”
Great dosyayı açtı.
“O zaman sırayla gidelim.”
2ci sorgu – MARK
Mark sandalyeye oturduğunda rahat görünüyordu.
Fazla rahat.
Kollarını kavuşturdu.
“Beni niye buraya aldınız ki? Ben bir şey yapmadım.”
Great gözlerini ondan ayırmadan konuştu.
“Tilly ile tartıştın.”
Mark kaşlarını çattı.
“Evet. Ettik. Ne olmuş yani?”
Jihoon araya girdi.
“Bağırıyordun.”
“Sinirliydim. Aldatıldığımı öğrendim.”
Great not aldı.
“Sonra?”
“Odaya gittim. Uyudum.”
Jihoon eğildi.
“Kim gördü seni uyurken?”
(Marktaki relaxlik aynı benim rahatlık seviyesi)
“Kimse.”
Oda yine sessizleşti.
Pure tekrar içeri alındı.
Bu sefer daha gergindi.
Elleri titriyordu.
Great yumuşak konuştu.
“Tilly’den önce en son sen gördün.”
Pure başını eğdi.
“Evet… kanepedeydi.”
Jihoon sordu:
“Yanında biri var mıydı?”
“Hayır… ama… mutfaktan ses gelmişti.”
Great gözlerini kıstı.
“Kimdi?”
“Emin değilim… biri vardı.”
3cu sorgu– LEO
Leo içeri girdiğinde sinirliydi.
Ayağını masaya vuruyordu.
“Beni boşuna tutuyorsunuz.”
Great sakince:
“Tilly senin eski sevgilindi.”
Leo’nun yüzü gerildi.
“Geçmişti.”
Jihoon:
“O gece onunla konuştun.”
Leo dişlerini sıktı.
“Evet. Barışmak istedim. Kabul etmedi.”
Great:
“Sonra?”
“Çıktım. Balkondaydım. Sigara içtim.”
Jihoon:
“Seni gören var mı?”
Leo sustu.
“Hayır.”
4cu sorgu– NINA
Nina sessizdi, ve tedirgin di.
Great ona baktı.
“O gece Tilly ile tartıştın mı?”
Nina fısıldadı:
“Evet…”
Jihoon şaşırdı.
“Neden?”
“Benden bir sırrını saklıyordu.”
Great eğildi.
“Ne sırrı?”
Nina gözlerini kaçırdı.
“Bilmiyorum… ama tehlikeliydi.”
Sorgular bittikten sonra…
Great masaya yaslandı.
“Dördünün de sakladığı bir şey var.”
Jihoon başını salladı.
“Ve hiçbiri tam doğruyu söylemiyor.”
Great ona baktı.
“Bu dava, sandığımızdan karışık.”
Jihoon hafif gülümsedi.
“İyi. Kolay olsa sıkıcı olurdu.”
Göz göze geldiler.
Bir saniyelik sessizlik…
(Neyse çocukların izinden devam)
Geçmişleri ve kimlikleri;
Emniyetin arşiv odası sessizdi.
Sadece klavye sesleri vardı.
Great bilgisayarın başında oturmuştu.
Jihoon masaya yaslanmış, kahvesini içiyordu.
“Dört kişi…” dedi Jihoon. “Dört ayrı hayat.”
Great ekrana baktı.
“Ve dördü de temiz görünmüyor.”
Great dosyayı açtı.
“Mark Han.”
Jihoon ıslık çaldı.
“Başkanın oğlu.”
Ekranda lüks arabalar, özel okullar, parti fotoğrafları vardı.
Great soğuk bir sesle konuştu.
“Son üç yılda dört kez karakola getirilmiş.”
Jihoon kaşlarını kaldırdı.
“Ve hepsi kapatılmış.”
“Babası sayesinde.”
Jihoon homurdandı.
“Kendini dokunulmaz sanması normal.”
“Burada kimse dokunulmaz değil.”
Sıradaki dosya açıldı.
Neo.
Jihoon ekrana baktı.
“Garajda çalışıyor.”
“Tek başına yaşıyor.”
Fotoğraflar eski bir apartman, karanlık bir oda, dağınık bir yataktı.
Great yavaşça konuştu.
“Geçmişinde ailesi yok.”
“Yetimhanede büyümüş.”
Jihoon’un yüzü yumuşadı.
“Kimseye güvenmiyor olabilir.”
Great başını salladı.
“Yalnız insanlar, bazen en tehlikeliler olur.”
Jihoon ona baktı.
“Ya da en kırılganlar.”
Göz göze geldiler.
Bir anlık sessizlik.
Nina’nın dosyası açıldı.
Bar fotoğrafları.
Kızlarla çekilmiş story’ler.
Gece kulüpleri.
Jihoon güldü.
“Bu çocuk hiç eve girmiyor mu?”
“Her gece farklı bir yerde.”
“Her gece farklı biriyle.”
Jihoon düşündü.
“Kaçıyor olabilir.”
“Bir şeyden.”
Great ona baktı.
“Ya da birinden.”
Son dosya.
Pure.
Fotoğraflarda Tilly ile birlikteydi.
Evde. Okulda. Kafede.
Jihoon sessizleşti.
“Ev arkadaşı…”
“En çok zamanı onunla geçirmiş.”
Great derin bir nefes aldı.
“En çok seven” “En çok zarar verebilen olur.”
Jihoon ona baktı.
“Bu çok karanlık bir cümleydi.”
Great fark etmeden söylediğini anladı.
“Ben.."
Jihoon hafif gülümsedi.
“Biliyorum.”
Gece olmuştu*
İkisi de terastaydı.
Bangkok ışıkları aşağıda parlıyordu.
Jihoon korkuluğa yaslandı.
“Dört kişi…” “Dört ihtimal…”
Great yanına geldi.
“Ve bir gerçek.”
“Henüz bilmiyoruz.”
Jihoon ona baktı.
“Bulacağız.”
Great başını eğdi.
“Birlikte.”
Gece boyunca yağmur yağmıştı.
Sabah, sokaklar hâlâ ıslaktı.
Great ve Jihoon arabayla ilerliyordu.
Jihoon camdan dışarı baktı.
“Dördü de aynı evdeydi.”
“Dördü de sağ.”
“Biri öldü.”
Great direksiyonu sıktı.
“Ve hiçbiri konuşmuyor.”
1ci DURAK MARK’IN EVİ
Mark’ın evi büyüktü.
Ama soğuktu.
İçeri girdiklerinde her şey fazlasıyla düzenliydi.
Mark koltukta oturuyordu.
Sakin. Kontrollü.
“Arayın,” dedi.
“Benim saklayacak bir şeyim yok.”
Jihoon odalara baktı.
Temiz.
Great sordu:
“O gece ne yaptın?”
Mark hiç düşünmeden cevap verdi.
“Uyudum.”
“Sabah uyandığımda polis vardı.”
“Başka bir şey yok.”
Gözleri kaçmadı.
Titremedide
2ci DURAK PURE’NİN EVİ
Pure’nin evi küçüktü.
Sessizdi.
Kapıyı açtığında yüzünde yorgun bir ifade vardı.
“Gelin,” dedi.
Jihoon etrafa baktı.
Hiç fotoğraf yoktu.
Hiç anı yoktu.
Great sordu:
“Tilly ile aran nasıldı?”
Pure omuz silkti.
“Normal.”
“Ev arkadaşıydık.”
“Arkadaş.”
Başka bir şey eklemedi.
Hiçbir duygu göstermedi.
Sanki Tilly hiç yaşamamış gibiydi.
Jihoon içinden düşündü:
Bu kız çok fazla susuyor.
3cu DURAK NEO’NUN GARAJI
Garaçta motor sesi vardı.
Neo çalışıyordu.
Ellerini sildi.
“Yine mi siz?”
Great direkt sordu:
“O gece neredeydin?”
Neo durmadı bile.
“ortak evde”
“Uyuyordum.”
Jihoon dolaplara baktı.
Hepsi kilitliydi.
Neo’nun bakışları sabitti.
Korku yoktu.
Sadece duvar vardı.
Bir insan gibi değil.
Bir kale gibiydi.
4cu DURAK NINA’NIN GECE KULÜBÜ
Kulüp gündüz boştu.
Sessizdi.
Işıklar kapalıydı.
Nina barın arkasında temizlik yapıyordu.
Great yaklaştı.
“O gece?”
Nina gülümsedi.
“Aynı şeyi sorup duruyorsunuz.”
“ekip evinde demiştik ya'
Jihoon baktı.
“Kanıt?”
Nina omuz silkti.
“Yok.”
“İnanıp inanmamak size kalmış.”
Hiç savunmadı kendini.
Sanki sonuçtan emindi.
Dört ifade.
Dört temiz hikâye.
Dört tane “ben bir şey bilmiyorum.”
Great dosyaları masaya attı.
“Hiçbiri çatlamadı.”
Jihoon sandalyeye yaslandı.
“Çünkü birbirlerini koruyorlar.”
Great başını kaldırdı.
“Ne saklıyorlar?”
Jihoon yavaşça dedi:
“Aynı şeyi.”
Karakolun çatısı; gece çökmüştü
Şehir ışıkları.
Jihoon sigara yakmadı. Sadece elinde tuttu.
“Bu dava,” dedi.
“Bizi de içine çekecek.”
Great ona baktı.
“Kaçmayacağım.”
Jihoon gülümsedi.
“Ben de.”
Göz göze geldiler.