Dave ertesi gün kafeteryada yürüyordu. Gemideki hava her geçen gün daha da ağırlaşıyordu. Cook'un ölümünden sonra başlayan gerginlik Turuncu'nun ölümünden sonra iyice artmıştı. İnsanlar artık koridorlarda daha sessiz yürüyordu. Sohbetler daha kısa sürüyordu. Herkes birbirinden şüphelenmeye başlamıştı. Dave elinde bir içecekle kafeteryanın içinden geçerken uzaktan bir bağırış duydu.
"Dur!"
Bu Mavi'nin sesiydi. Dave başını kaldırdı. Koridorun diğer tarafında Mavi'nin hızla koştuğunu gördü. Önünde ise Gri vardı. Gri arkasına bakmadan koşuyordu. Mavi ise peşinden gidiyordu.
"Buraya gel!"
diye bağırdı Mavi. Gri cevap vermedi. Dave şaşkınlıkla onları izledi. Sonra merakı ağır bastı. İçeceğini masaya bıraktı ve onların peşinden gitmeye başladı. Koridor boyunca koşmaya devam ettiler. Mavi bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibiydi ama Gri dinlemiyordu. Gri sürekli yön değiştiriyor, köşelerden dönüyor ve uzaklaşmaya çalışıyordu.
"Neden kaçıyor?"
diye mırıldandı Dave. Bir süre sonra Mavi'nin sesini daha net duymaya başladı.
"Sadece tarama yapacağım!"
Gri hemen cevap verdi.
"Hayır!"
"Neden?"
"İstemiyorum!"
Dave birkaç saniye düşündü. Tarama odası son zamanlarda sık kullanılan yerlerden biri olmuştu. İnsanlar birbirlerine güvenmedikleri için sürekli birilerini kontrol etmek istiyordu. Kovalamaca devam etti. Sonunda Gri bir koridorun sonunda duran havalandırma kapağına ulaştı. Kapağı açtı. İçeri girdi. Ve gözden kayboldu. Mavi durdu. Derin bir nefes aldı.
"Yine yaptı."
Dave yanına geldi.
"Havalandırmaya mı girdi?"
"Evet."
Mavi sinirli görünüyordu. Dave birkaç saniye düşündü. Sonra havalandırma kapağına baktı.
"Diğer taraftan çıkacaktır."
Mavi ona baktı. Dave devam etti.
"Ben beklerim."
Mavi birkaç saniye düşündü. Sonra başını salladı.
"Tamam."
İkisi ayrıldı. Mavi başka bir koridora yöneldi. Dave ise havalandırmanın çıkışlarından birinin önünde beklemeye başladı. Dakikalar geçti. Koridor sessizdi. Sadece geminin motor sesleri duyuluyordu. Dave duvara yaslandı. Beklemeye devam etti. Bir süre sonra havalandırmanın içinden metal sürtünme sesleri gelmeye başladı. Dave doğruldu. Ses giderek yaklaşıyordu. Sonra havalandırma kapağı hafifçe hareket etti. Dave hazırlandı. Kapak açıldı. Gri dışarı çıkmaya çalıştı. Tam o sırada Dave onu yakaladı.
"Yakaladım."
Gri irkildi.
"Ne?!"
Dave kolunu bırakmadı.
"Kaçmayı bırak."
Gri birkaç saniye kurtulmaya çalıştı ama sonra vazgeçti. Tam bu sırada Mavi de koridorun diğer ucundan geldi. Gri'yi görünce rahatladı.
"Sonunda."
Gri gözlerini devirdi.
"Bu saçmalık."
Mavi başını salladı.
"Belki."
Sonra Dave'e baktı.
"Teşekkürler."
Dave omuz silkti.
"Önemli değil."
Mavi Gri'yi yanına alarak uzaklaşmaya başladı. Koridorda yeniden sessizlik oluştu. Dave birkaç saniye onların gidişini izledi. Sonra başka bir yöne dönüp yürümeye başladı. Aklı hâlâ son birkaç gündeki olaylardaydı. Cook. Turuncu. Pembe sıvı. Bütün bunlar birbiriyle bağlantılı olmalıydı. Koridorun sonunda sağ tarafa döndü. Birkaç adım attı. Sonra durdu. Yerde biri vardı. Dave'in kalbi bir anda hızlandı. Gözleri büyüdü. Yavaşça yaklaştı. Ve yüzünü gördü. Turkuaz. Turkuaz yerde hareketsiz yatıyordu. Dave birkaç saniye boyunca hareket edemedi. Bu üçüncü kişiydi. Üçüncü. Bir adım daha attı. Tam o sırada başka ayak sesleri duyuldu. Dave başını çevirdi. Koridorun diğer tarafından Mor geliyordu. Mor önce Dave'i gördü. Sonra yerdeki Turkuaz'ı gördü. Yüzündeki ifade anında değişti. Bir saniye boyunca hiçbir şey söylemedi. Sonra hızla döndü. Ve koşmaya başladı. Dave ne olduğunu anlamıştı. Mor alarma gidiyordu. Birkaç saniye sonra geminin içinde alarm sesi yankılanmaya başladı. Dave gözlerini kapattı. Bir toplantı daha başlayacaktı. Ve yine olay yerinde bulunan kişi oydu.
Alarm sesi bütün gemide yankılanmaya devam etti. Dave olduğu yerde kaldı. Turkuaz'ın bulunduğu koridor artık ona çok tanıdık gelmeye başlamıştı. Bir ceset. Sessizlik. Ve birkaç dakika sonra başlayacak bir toplantı. Son günlerde hayatı bundan ibaret gibiydi. Koridorun sonundan gelen ayak sesleri duyulmaya başladı. Mürettebat üyeleri birer birer olay yerine geliyordu. Çoğunun yüzünde aynı ifade vardı. Yorgunluk. Endişe. Ve giderek büyüyen bir güvensizlik.
Mor ilk gelenlerden biriydi. Kollarını kavuşturmuş halde bekliyordu. Birkaç saniye sonra Mavi geldi. Ardından Gri göründü. Daha sonra Beyaz, Muz Rengi ve diğerleri koridoru doldurmaya başladı. Herkes önce Turkuaz'a baktı. Sonra gözleri yavaş yavaş Dave'e döndü.
"Yine mi?"
dedi Gri.
Dave cevap vermedi.
"Onu ben öldürmedim."
Mor derin bir nefes verdi.
"Bunu daha önce de söyledin."
"Çünkü doğru."
Kimse konuşmadı. Koridordaki sessizlik birkaç saniye sürdü. İnsanların yüzlerinden ne düşündüklerini anlamak zordu. Sonunda Mor başını salladı.
"Toplantı odasına gidiyoruz."
Kimse itiraz etmedi. Mürettebat yavaş yavaş toplantı bölümüne doğru yürümeye başladı. Dave de onların arkasından gitti. Yol boyunca kimse konuşmadı. Sadece ayak sesleri duyuluyordu. Herkes yorgun görünüyordu. Son günlerde yaşananlar gemideki herkesin enerjisini tüketmişti.
Toplantı odasına ulaştıklarında herkes yerini aldı. Masanın üzerindeki ekran yandı. İsimler tek tek görünmeye başladı. Ancak kimsenin konuşmaya pek isteği yoktu. Birkaç kişi gözlerini ovuşturuyordu. Beyaz neredeyse uyuyacak gibi görünüyordu. Muz Rengi esnememek için ağzını kapatıyordu.
Mor sessizliği bozdu.
"Turkuaz bulundu."
Kimse cevap vermedi.
Mor devam etti.
"Olay yerinde Dave vardı."
Dave hemen başını kaldırdı.
"Çünkü ben buldum."
Gri kollarını kavuşturdu.
"Turuncu'yu da sen bulmuştun."
Dave dişlerini sıktı.
"Bu beni suçlu yapmaz."
Bir süre sessizlik oldu. Sonra Mavi konuştu.
"Ben Dave'in nerede olduğunu biliyorum."
Herkes ona baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
dedi Mor.
Mavi masaya yaslandı.
"Bir süre önce Gri'yi tarama için yakalamaya çalışıyordum."
Gri gözlerini devirdi.
"Hâlâ saçma."
Mavi onu görmezden geldi.
"Dve bana yardım etti. Havalandırmanın çıkışında bekledi."
Dave şaşkınlıkla Mavi'ye baktı.
Mavi devam etti.
"Uzun süre oradaydı."
Mor birkaç saniye düşündü.
"Yani?"
"Yani en azından bir süredir ne yaptığını biliyoruz."
Toplantı odasında tekrar sessizlik oluştu. İnsanlar birbirlerine bakıyordu. Kimsenin elinde kesin bir kanıt yoktu. Kimse ne düşüneceğini bilmiyordu.
Tam o sırada Dave'in gözü odanın köşesindeki güvenlik ekranlarına kaydı. Kameralar geminin farklı bölümlerini gösteriyordu. Dave dalgın şekilde ekranlara bakmaya başladı. Birkaç saniye sonra dikkatini bir görüntü çekti. Hastane bölümünü gösteren kamera açıktı.
Dave kaşlarını çattı.
Ekrana biraz daha dikkatli baktı.
Sonra nefesi kesildi.
Hastane odasının kapısının altından koyu renkli bir sıvı dışarı taşıyordu.
İlk bakışta ne olduğunu anlayamadı.
Ama birkaç saniye sonra fark etti.
Kandı.
Ekranda hastane bölümünden dışarı doğru yayılan kan görünüyordu.
Dave'in kalbi hızlandı.
Bir anda aklına bir görüntü geldi.
Cook.
Hastane.
Yerde yatan Cook.
O günü tekrar hatırladı.
Bir anlığına toplantı odasının sesleri uzaklaşmış gibi geldi. Sanki sadece ekrana bakıyordu. Kan koridorda yavaşça ilerliyordu.
"Dave?"
dedi Mavi.
Dave irkildi.
"Ne?"
"İyi misin?"
Dave gözlerini ekrandan ayırdı.
"Evet."
Ama aslında iyi değildi.
Çünkü ilk kez Cook'un ölümüyle ilgili bir şeyi hatırlamaya başlamıştı.
Ve bu hatıra onu rahatsız ediyordu.
Mor tekrar konuştu.
"Bir karar vermemiz gerekiyor."
Herkes yorgun görünüyordu.
Beyaz gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu.
Muz Rengi başını masaya koyacak gibi duruyordu.
Gri esnedi.
Mavi bile bitkin görünüyordu.
Sonunda oylama ekranı açıldı.
İsimler tekrar göründü.
Ancak kimsenin tartışacak enerjisi kalmamıştı.
Kimisi oy vermedi.
Kimisi rastgele seçim yaptı.
Kimisi uzun süre ekrana baktıktan sonra hiçbir şey yapmadı.
Dakikalar sonra sonuçlar açıklandı.
Oylama atlanmıştı.
Yeterli oy çıkmamıştı.
Toplantı sona erdi.
İnsanlar sessizce ayağa kalkmaya başladı.
Ama Dave'in aklı artık Turkuaz'da değildi.
Aklı hastane kamerasındaydı.
Ve Cook'u hatırlatan o görüntüdeydi.