Dave ertesi gün odasında gözlerini açtı. Birkaç saniye boyunca tavana baktı. Dün yaşananlar aklından çıkmıyordu. Cook'un yüzü sürekli gözünün önüne geliyordu. Gemi artık eskisi gibi hissettirmiyordu. Koridorlarda yürüyen herkes birbirine şüpheyle bakıyordu. Dave yatağından kalktı ve yüzünü yıkadı. Aynaya baktığında yorgun görünüyordu.
"Bu işin içinde bir şey var."
diye mırıldandı.
Bir süre odasında oturduktan sonra dışarı çıktı. Koridorlar sessizdi. Dün yapılan oylamadan sonra herkes daha dikkatli davranıyordu. Dave yürümeye devam etti ve sonunda reaktör bölümüne ulaştı. Kapı açıldığında içeriden makinelerin uğultusu duyuldu. Büyük ekranlar yanıp sönüyordu. Dave görev paneline baktı. Reaktörde yapılması gereken bazı bakım işleri görünüyordu.
"En azından kafamı dağıtır."
dedi.
Çalışmaya başladı. Kabloları kontrol etti. Ekranlardaki değerleri inceledi. Bazı ayarları düzeltti. Bir süre boyunca sadece işine odaklandı. Cook'u düşünmemeye çalışıyordu ama olmuyordu. Aklı sürekli olay yerine gidiyordu. Bir noktada panelin kapağını kapattı ve derin bir nefes aldı.
"Tamam."
Reaktör yeniden normal görünüyordu.
Dave bölümden ayrıldı ve koridorlara geri döndü. Birkaç kişiyle karşılaştı ama kimse fazla konuşmadı. Mor uzaktan ona baktıktan sonra yoluna devam etti. Mavi elindeki cihazla uğraşıyordu. Koyu Yeşil ise bir koridoru temizliyordu. Her şey normal görünüyordu ama aynı zamanda hiçbir şey normal değildi.
Dave sonunda odasına döndü. Kapıyı kapattı ve masasının başına oturdu. Önündeki dizüstü bilgisayarı açtı. Ekran yavaşça aydınlandı. Dosyalar birbiri ardına sıralandı. Dave rastgele klasörlere girmeye başladı. Mürettebat kayıtları. Görev listeleri. Eski raporlar. Her şeyi incelemeye çalışıyordu. Belki geçmişine dair bir şey bulabilirdi.
Saatler geçti.
Ama eline önemli bir şey geçmedi.
Tam bilgisayarı kapatacakken aklına başka bir şey geldi.
Cook.
Olay yeri.
Belki gözden kaçırdığı bir detay vardı.
Dave sandalyesinden kalktı. Kapıyı açtı ve tekrar koridora çıktı. Adımlarını hızlandırdı. Birkaç dakika sonra Cook'un bulunduğu bölüme ulaştı. Etraf sessizdi. Herkes çoktan ayrılmıştı. Dave yavaşça olay yerine yaklaştı. Gözleri zemini tarıyordu. Belki bir iz bulabilirdi.
Tam geri dönmeye hazırlanırken yerde garip bir şey fark etti.
Küçük bir leke.
Pembe renkteydi.
Dave kaşlarını çattı.
"Bu da ne?"
Dave yavaşça eğildi. Pembe sıvı hâlâ zeminin üzerinde duruyordu. İlk bakışta normal bir lekeye benziyordu ama dikkatli bakınca farklı olduğu anlaşılıyordu. Sanki hareket ediyormuş gibi görünüyordu. Dave birkaç saniye boyunca ona baktı. Sonra elini uzatacak gibi oldu ama son anda vazgeçti. İçinden bunun kötü bir fikir olduğunu hissetmişti. Bir süre daha sıvıyı inceledi. Tam o sırada küçük bir ses duydu. Çok hafifti. Neredeyse duyulmuyordu. Tıssss... Dave gözlerini kıstı. Ses sıvıdan geliyordu. Birkaç saniye sonra zeminde küçük bir değişiklik fark etti. Sıvının altında kalan metal yüzey kararmaya başlamıştı. Dave biraz daha yaklaştı. Şimdi daha net görebiliyordu. Pembe sıvı metali eritiyordu.
"Ne..."
diye mırıldandı.
Bu normal değildi. Gemide gördüğü hiçbir şeye benzemiyordu. Sıvı yavaşça yayılıyor ve temas ettiği yüzeyi bozuyordu. Dave hemen ayağa kalktı. Etrafına baktı. Koridor boştu. Kimse görünmüyordu. Eğer bunu bir başkası da görseydi belki ne olduğunu anlayabilirdi. Ama şu anda yalnızdı. Birkaç saniye düşündü. Sonra aklına bilgisayarı geldi. Bulduğu her şeyi not etmeliydi. Belki ileride işe yarardı.
Dave hızlı adımlarla koridordan ayrıldı. Birkaç dönüş geçti. Bir asansörün yanından geçti. Yol boyunca kimseyle karşılaşmadı. Gemi normalden daha sessiz görünüyordu. Sonunda odasına ulaştı. Kapıyı açtı ve içeri girdi. Hemen masasının başına geçti. Dizüstü bilgisayarını açtı. Ekran aydınlandı. Yeni bir dosya oluşturdu. Sonra gördüğü her şeyi yazmaya başladı. Cook'un bulunduğu koridor. Pembe sıvı. Metalin erimesi. Duyduğu ses. Gördüğü değişiklikler. Hiçbir ayrıntıyı atlamak istemiyordu. Belki de bu, şu ana kadar bulduğu ilk gerçek ipucuydu.
Yazmayı bitirdiğinde geriye yaslandı. Birkaç saniye boyunca ekranı izledi. Sonra tekrar düşünmeye başladı. Eğer bu sıvı gerçekten önemliyse bir yerlerde bununla ilgili kayıt olmalıydı. Geminin sistemlerinde. Güvenlik verilerinde. İletişim kayıtlarında. Bir şeyler olmalıydı. Dave ayağa kalktı. Daha fazla beklemek istemiyordu.
Bilgisayarı kapattı.
Odadan çıktı.
Koridora geri döndü.
Adımlarını bu kez iletişim bölümüne çevirdi.
Yürürken aklında sürekli aynı soru vardı.
"Pembe sıvı neydi?"
Koridorlar sessizdi. Uzaklardan sadece motorların uğultusu duyuluyordu. Dave birkaç kapının önünden geçti. Bir noktada Mavi'yi gördü ama onunla konuşmadı. Mavi başka bir işle meşguldü. Dave yoluna devam etti. Sonunda iletişim bölümüne yaklaşmaya başladı. Bölümün bulunduğu koridor diğerlerine göre daha karanlıktı. Tavan lambalarından biri arızalıydı ve düzensiz şekilde yanıp sönüyordu. Dave bunu fark etti ama önemsemedi. Kapıya doğru ilerledi.
İletişim odasının kapısı tamamen kapalı değildi.
Aralık kalmıştı.
Dave durdu.
Kaşlarını çattı.
Sonra kapıya yaklaştı.
Yavaşça itti.
Kapı açıldı.
Dave içeri baktı.
Ve olduğu yerde donup kaldı.
Yerde biri yatıyordu.
Turuncu.
Hareketsizdi.
Dave'in kalbi hızlandı.
Bir saniye boyunca gördüğüne inanamadı.
Turuncu az önce hayattaydı.
Gemide dolaşıyordu.
Raporlar hazırlıyordu.
Şimdi ise yerde yatıyordu.
ve yavaşça içeri girdi.
Gözlerini Turuncu'dan ayıramıyordu.
"Hayır..."
dedi sessizce.
Bir adım daha attı.
Tam o sırada koridordan ayak sesleri geldi.
Dave arkasını döndü.
Kapının önünde biri durmuştu.
Mavi.
Mavi'nin gözleri önce Dave'e baktı.
Sonra yerdeki Turuncu'ya.
Sonra tekrar Dave'e.
Koridorda ağır bir sessizlik oluştu.
Dave ertesi gün odasında gözlerini açtı. Birkaç saniye boyunca tavana baktı. Cook'un ölümü hâlâ aklından çıkmıyordu. Gemide geçirdiği ilk günün sonunda böyle bir şey yaşanmasını beklemiyordu. Üstelik insanlar yavaş yavaş ondan şüphelenmeye başlamıştı. Yatağından kalktı, üzerini düzeltti ve odasından çıktı. Koridorlar sessizdi. Herkes normal işlerine dönmeye çalışıyordu ama gemideki gerginlik hissediliyordu.
Bir süre yürüdükten sonra reaktör bölümüne ulaştı. Görev panelinde bazı bakım uyarıları vardı. Dave çalışmaya başladı. Kabloları kontrol etti, sistem değerlerini inceledi ve birkaç ayarı düzeltti. İşine odaklanmaya çalışıyordu. Bir şeylerle uğraşmak kafasını dağıtıyordu. Dakikalar geçtikçe reaktör tekrar normal çalışmaya başladı. Dave son kontrollerini yaptıktan sonra bölümden ayrıldı.
Odasına geri döndüğünde masasına oturdu ve dizüstü bilgisayarını açtı. Ekrandaki dosyaları incelemeye başladı. Mürettebat kayıtları, görev raporları ve eski belgeler arasında dolaştı. Belki geçmişine dair bir şey bulabilirdi. Belki neden hiçbir şey hatırlamadığını öğrenebilirdi. Ancak uzun süre araştırmasına rağmen dikkatini çeken bir şey bulamadı. Tam bilgisayarı kapatacakken aklına Cook'un bulunduğu yer geldi. Belki olay yerinde gözden kaçırdığı bir detay vardı.
Dave tekrar koridora çıktı ve olay yerine doğru yürüdü. Bölüme ulaştığında etraf tamamen boştu. Bir süre zemini ve duvarları inceledi. Tam geri dönmek üzereyken yerde küçük pembe bir leke fark etti. Eğilip daha yakından baktı. İlk başta önemsiz görünüyordu ama birkaç saniye sonra hafif bir tıslama sesi duydu. Gözlerini kısmış halde sıvıyı izledi. Pembe madde zemindeki metali yavaş yavaş eritiyordu. Dave hemen ayağa kalktı. Böyle bir şeyi daha önce hiç görmemişti.
"Bu da ne?"
Etrafına baktı ama koridorda kimse yoktu. Birkaç saniye daha düşündükten sonra hızlı adımlarla odasına geri döndü. Bilgisayarını tekrar açtı ve gördüğü her şeyi not etmeye başladı. Pembe sıvının görünüşünü, bulunduğu yeri ve metal üzerindeki etkisini ayrıntılı şekilde yazdı. Bu olayların arkasındaki kişiyle bağlantılı olabileceğini düşünüyordu.
Notlarını tamamladıktan sonra bilgisayarı kapattı. Eğer bu sıvıyla ilgili bir bilgi varsa iletişim kayıtlarında bulunabilirdi. Bu düşünceyle odasından çıktı ve iletişim bölümüne doğru yürümeye başladı. Koridorlar neredeyse boştu. Geminin motor sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu. Sonunda iletişim odasının bulunduğu koridora ulaştı. Kapının hafifçe aralık olduğunu fark etti. Bu durum ona garip geldi. Yavaşça yaklaştı ve kapıyı itti.
Kapı açıldığında Dave olduğu yerde dondu.
Yerde Turuncu yatıyordu.
Hareketsizdi.
Dave birkaç saniye boyunca ne yapacağını bilemedi. Kalbi hızla atmaya başladı. Daha önce Cook'u bulmuştu. Şimdi ise Turuncu'nun cesediyle karşı karşıyaydı. Bir adım öne çıktı.
"Hayır..."
Tam o sırada arkasından ayak sesleri geldi. Dave hızla arkasını döndü. Koridorun girişinde Mavi duruyordu. Mavi önce Dave'e baktı, sonra yerdeki Turuncu'ya baktı. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi. Sonra doğrudan duvardaki acil durum paneline yöneldi.
"Bekle!"
dedi Dave.
Ama Mavi çoktan düğmeye basmıştı.
Alarm sesi bütün gemide yankılandı.
Dakikalar içinde mürettebat iletişim bölümünde toplandı. Çoğu uykulu görünüyordu. Bazılarının gözleri hâlâ yarı kapalıydı. Mor yorgun bir ifadeyle etrafa bakarken Gri esniyordu. Muz Rengi bile normaldeki enerjisinden uzaktı. Herkes yerdeki Turuncu'yu gördüğünde sessizlik oluştu. Mavi, Dave'i olay yerinde gördüğünü anlattı. Bunun üzerine bazı bakışlar yine Dave'e döndü. Ancak kimsenin elinde gerçek bir kanıt yoktu.
Uzun süren tartışmalar da olmadı. İnsanlar çok yorgundu. Çoğu düşünmekte bile zorlanıyordu. Sonunda oylama başlatıldı. Oylar toplandı ve sonuçlar ekranda belirdi. Ancak yeterli oy çıkmamıştı. Birkaç kişi oy kullanmamış, bazıları ise farklı isimlere oy vermişti. Sonuç olarak oylama atlandı.
Toplantı sona erdiğinde herkes sessizce dağıldı. Dave ise olduğu yerde birkaç saniye daha kaldı. Cook gitmişti. Şimdi Turuncu da gitmişti. Ve onun elindeki tek gerçek ipucu hâlâ o garip pembe sıvıydı.
