İçeriğe geç

ON GUARD!

Bölüm 1 · 6 dk okuma

ON GUARD!

Bölüm 1

Suçlusun! SEN!

Dave gözlerini açtı.

İlk hissettiği şey garip bir boşluktu. Ne nerede olduğunu biliyordu ne de buraya nasıl geldiğini. Sadece tavana bakıyordu.

Beyaz bir tavan.

Düz, soğuk ve yabancı.

Bir süre hareket etmeden kaldı. Sonra yavaşça doğruldu ve başını çevirdi.

Bulunduğu yer küçük bir ofisti. Bir masa vardı. Masanın üzerinde birkaç dosya duruyordu. Yanında bir bilgisayar bulunuyordu. Duvarlarda bazı ekranlar asılıydı. Ama hiçbir şey ona tanıdık gelmiyordu.

Dave ayağa kalktı ve bir adım attı.

Sonra durdu.

Kafasının içinde bir şey arıyordu.

Bir anı.

Bir görüntü.

Bir ses.

Herhangi bir şey.

Ama hiçbir şey yoktu.

Sadece sessizlik.

Elini başına götürdü.

"Ben..."

dedi.

Ama devamını getiremedi.

Kendisi hakkında bildiği tek şey vardı.

Adı.

Dave.

Bunun dışında her şey kayıptı.

Nereden geldiğini bilmiyordu. Neden burada olduğunu bilmiyordu. Ne iş yaptığını bile bilmiyordu.

Masaya yaklaştı. Üzerindeki dosyalardan birini eline aldı ve açtı. Fakat yazılanlar ona hiçbir şey ifade etmiyordu. Sanki bir başkasının hayatına bakıyormuş gibiydi.

Dosyayı yerine bıraktı.

Bilgisayara baktı.

Ekran açıktı ama oradaki bilgiler de anlamsız görünüyordu.

Dave derin bir nefes aldı.

Burada daha fazla durmanın bir anlamı yoktu. Belki dışarıda cevap bulabilirdi.

Kapıya yöneldi.

Elini kapının koluna koydu.

Bir saniye bekledi.

Nedense içinde garip bir his vardı. Sanki bu kapıyı daha önce açmış gibiydi.

Ama ne zaman?

Hatırlayamıyordu.

Kapıyı açtı ve dışarı çıktı.

Karşısına uzun bir koridor çıktı.

Metal duvarlar, parlak ışıklar ve yerde uzanan çizgiler...

Burası bir gemiye benziyordu. Ama sıradan bir gemi değildi. Çok büyüktü.

Dave yavaşça yürümeye başladı. Adımlarının sesi koridorda yankılanıyordu. Etrafına bakıyordu. Her kapı, her ekran ve her bölüm ona yabancıydı.

Bir süre sonra uzaktan bir ses duydu.

Önce çok hafifti.

Sonra daha belirgin hâle geldi.

Müzik.

Konuşmalar.

Gülüşmeler.

Dave durdu.

"Ne oluyor?"

Sesin geldiği tarafa baktı.

İnsanlar vardı.

Bir kutlama yapıyor gibiydiler.

Merakla ilerledi. Koridorun sonunda büyük bir kapı bulunuyordu. Kapı açıldığında ses daha da yükseldi ve Dave içeri girdi.

Bir anda karşısına kalabalık çıktı.

İnsanlar konuşuyor, yemek yiyor ve gülüyordu.

Burası bir partiydi.

Dave kapının yanında durdu. Kimseyi tanımıyordu ama herkes oldukça rahattı. Sanki burası tamamen normal bir gündü.

Tam geri dönmeyi düşünürken bir ses duydu.

"Hey!"

Dave döndü.

Karşısında sarı renkli biri vardı. Yüzünde sıcak bir gülümseme bulunuyordu.

"Yeni gelen sensin, değil mi?"

Dave şaşırdı.

"Ben?"

"Evet."

Sarı elini uzattı.

"Ben Cook."

Dave birkaç saniye baktıktan sonra elini sıktı.

"Dave."

Cook gülümsedi.

"Biliyorum."

Dave'in kaşları kalktı.

"Nasıl?"

Cook omuzlarını kaldırdı.

"Dosyalarda yazıyordu."

Dave cevap vermedi.

Bu gemide herkes onun hakkında bir şeyler biliyor gibiydi ama o kendisi hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Cook bunu fark etti.

"Bir şeyler ters mi?"

Dave etrafa baktı.

"Hatırlamıyorum."

Cook'un yüzündeki ifade biraz değişti ama korkmuş gibi değildi. Sadece şaşırmıştı.

"Neyi?"

"Her şeyi."

Kısa bir sessizlik oldu.

Cook Dave'e baktı, sonra tekrar gülümsedi.

"O zaman yeniden öğrenirsin."

Dave ona baktı.

Bu kadar basit söylemesi garipti.

Ama aynı zamanda rahatlatıcıydı.

Cook eliyle içeri işaret etti.

"Gel."

Dave onunla birlikte partinin içine girdi.

Ve ilk kez...

Kendisini biraz daha normal hissetmeye başladı.

Cook, Dave'i partinin içine doğru götürdü. Dave hâlâ etrafına bakıyordu. Her şey ona yabancıydı ama herkesin bu kadar rahat olması garip bir şekilde onu sakinleştiriyordu.

Cook yürürken konuşmaya başladı.

"Burada herkes biraz farklıdır."

Dave ona baktı.

"Farklı mı?"

Cook başını salladı.

"Evet. Ama alışınca normal geliyor."

İlk olarak büyük bir masanın yanında duran kişiyi gösterdi.

"Bu Mavi."

Mavi elindeki küçük bir cihazla uğraşıyordu. Ekrana bakıyor, bazı şeyleri kontrol ediyordu.

Dave yaklaştı.

"Merhaba."

Mavi başını kaldırdı.

"Merhaba."

Sonra tekrar cihazına baktı.

"Yeni gelen sensin."

Dave şaşırdı.

"Her şeyi biliyor musunuz?"

Mavi sakince cevap verdi.

"Gemide bilgi önemlidir."

Cook gülümsedi.

"Mavi doktor."

Dave başını salladı.

Mavi'nin etrafındaki cihazlara baktı.

"Teknolojiyle çok ilgileniyorsun galiba."

Mavi cevap verdi:

"Çünkü teknoloji hata yapmaz."

Biraz ilerlediler.

Cook başka birini gösterdi.

"Bu Mor."

Mor bir masada oturmuş bazı belgeleri inceliyordu. Yüzü oldukça ciddi görünüyordu.

Dave yanına yaklaşınca Mor başını kaldırdı.

"Yeni misin?"

"Evet."

"Kurallara uyarsan sorun yaşamazsın."

Dave birkaç saniye durdu.

"Ne kadar ciddi söyledin."

"Çünkü ciddiyim."

Cook hafifçe güldü.

"Mor biraz böyle."

Mor hemen düzeltti.

"Biraz değil."

"Tamam."

Bir süre sonra Cook başka bir tarafa işaret etti.

"Şu da Gri."

Gri yerde oturmuş bir parçayla uğraşıyordu. Ellerinde biraz yağ ve kir vardı.

Dave şaşkınlıkla baktı.

"Ne yapıyor?"

Cook cevap verdi.

"Mühendis."

Gri başını kaldırdı.

"Bir şey bozulmuştu."

Dave etrafına baktı.

"Burada mı tamir ediyorsun?"

"Evet."

"Burada mı?"

"Evet."

Dave daha fazla soru sormamaya karar verdi.

Biraz ilerlediklerinde Cook başka birini gösterdi.

"Turkuaz."

Turkuaz sakin bir şekilde etrafı izliyordu.

Dave yanına geldi.

"Merhaba."

Turkuaz gülümsedi.

"Merhaba."

Cook açıklama yaptı.

"Gemolog."

"Taşlarla mı ilgileniyorsun?"

"Evet."

Sonra Turkuaz birkaç saniye Dave'e baktı.

Sessizlik oldu.

Dave kaşlarını kaldırdı.

"Ne oldu?"

Turkuaz gözlerini hafifçe kıstı.

"Hiç."

Ama yüzündeki ifade başka bir şey düşündüğünü gösteriyordu.

Dave daha sonra başka insanlarla da tanıştı.

Muz Rengi bunlardan biriydi.

Elinde küçük bir kutu taşıyordu.

Dvve merakla sordu.

"İçinde ne var?"

Muz Rengi heyecanla cevap verdi.

"Böcekler."

Dave durdu.

"Böcekler mi?"

"Evet."

"Gemide mi?"

"Evet."

Dave ne diyeceğini bilemedi.

Ama Muz Rengi oldukça mutlu görünüyordu.

Daha sonra Koyu Yeşil'i gördü.

Sessizce bir bölümü temizliyordu.

"O da mı burada çalışıyor?"

Cook başını salladı.

"Evet."

"Temizlikçi mi?"

"Koyu Yeşil geminin temizliğinden sorumlu."

Koyu Yeşil başını kaldırdı.

Dave'e baktı.

"Merhaba."

"Merhaba."

Koyu Yeşil tekrar işine döndü.

Dave herkesle tanışmıştı.

Ama hâlâ dikkatini çeken bir kişi vardı.

Siyah.

Partinin kenarında duruyordu.

Kalabalığın içinde olmasına rağmen yalnız gibiydi.

Dave bir süre ona baktı.

Cook bunu fark etti.

"Onunla konuşmak mı istiyorsun?"

Dave hemen başka tarafa baktı.

"Hayır."

Cook gülümsedi.

"Yalan."

Dave cevap vermedi.

Sonunda yavaşça Siyah'ın yanına gitti.

Siyah duvara yaslanmıştı.

"Merhaba."

Siyah başını çevirdi.

"Merhaba."

İkisi birkaç saniye sessiz kaldı.

Dave konuşmaya çalıştı.

"Partiyi seviyor musun?"

Siyah etrafa baktı.

"Hayır."

Dave şaşırdı.

"Burada neden duruyorsun?"

"Çünkü odamdan daha az sıkıcı."

Dave hafifçe güldü.

Siyah ona baktı.

"Komik miydi?"

"Biraz."

Siyah tekrar önüne döndü.

Dave onun garip bir şekilde ilgisini çektiğini fark etti. Diğer herkes konuşkan ve hareketliyken Siyah daha sakin ve farklıydı.

"Ben Dave."

"Biliyorum."

"Tabii."

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Siyah konuştu.

"Hatırlamıyorsun, değil mi?"

Dave şaşırdı.

"Neyi?"

"Burayı."

Dave'in yüzü ciddileşti.

"Hayır."

Siyah birkaç saniye ona baktı.

"Garip."

"Neden?"

"Çünkü herkes buraya nasıl geldiğini bilir."

Dave cevap vermedi.

Çünkü bu, onun da cevaplayamadığı soruydu.

Bir süre sonra Cook tekrar yanlarına geldi. Elinde bir tabak vardı.

"Dave."

Dave döndü.

"Efendim?"

"Yemek yemelisin."

Dave partideki insanlara baktı.

"Zaten herkes yemek yiyor."

Cook hafifçe gülümsedi.

"Yeni gelenlerin ilk günü özeldir."

Dave tabağı aldı.

"Gerek var mıydı?"

"Evet."

"Neden?"

Cook birkaç saniye düşündü.

"Çünkü ilk gününü hatırlaman için."

Dave sessiz kaldı.

Sonra yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Belki geçmişini hatırlamıyordu.

Belki buraya nasıl geldiğini de bilmiyordu.

Ama yeni anılar oluşturabilirdi.

Gece ilerledi.

Parti devam etti.

İnsanlar konuşuyor, gülüyor ve eğleniyordu.

Dave ilk kez kendisini biraz olsun rahat hissediyordu.

Ama bilmediği bir şey vardı.

Bu, VOID EXPRESS'teki son normal günü olacaktı.

Çünkü çok yakında...

Birisi ölecekti.

Ve o andan sonra gemideki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bence katil yanındaki sarı siyah gibi gösterip ters köşe yapicak